|
"The
Count of Monte Cristo" izleyicinin hayalgücüne seslenen filmlerden...
Roger
Birnbaum: Bu filmde klasik filmlerin en can alıcı yanlarını
alıp bunlar üzerinde çağdaş izleyici için tekrar çalışma yapma yoluna
gittik. Bu filmin realizm, aksiyon ve entrika unsurlarını başarıyla
bir araya getiren bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca Kevin
Reynolds gibi birinci sınıf yönetmeni, görkemli mekanları ve dramatik
macera sahneleriyle de izleyicinin ilgisini çekeceğine eminim.
Filmin
yapımcılarından Gary Barber,"The Count of Monte Cristo"nun
önceki versiyonlardan farklı olduğuna dikkat çekiyor...
Gary
Barber: "Bu film farklı; çünkü kitaptaki bazı olayları
önceki versiyonlara oranla daha yakından izledik. Bu arada öyküye
de farklı bir hava getirdik. Karakterlerin derinliği daha fazla
ve kitaptaki öykü akışını oldukça yakından izledik. Buradaki çalışmamız
sadece karakter derinliğiyle sınırlı kalmadı. Aynı zamanda günümüz
seyircisinin alışık olduğu aksiyon unsurlarını da getirdik."
Yönetmenliğine
Neden Kevin Reynolds getirildi?
Gary
Barber: Geçtiğimiz yıllarda "Robin Hood: Prince of Thieves"
adlı filmde Kevin Reynolds ile birlikte çalıştığım için onu yakından
tanıyorum. Bence Kevin büyük bir yönetmen. Bunu tüm filmlerinde
gösterdi. 'Robin Hood' ise kusursuz karakterlerle dolu süper bir
aksiyon filmiydi.
Kevin
Reynolds: Dünya çapında bilinen bir roman olması nedeniyle otomatikman
bir izleyici kitlesi bulacaktı. Ayrıca cezbedici bir öykünün temel
unsurlarının hepsine sahipti. Arkadaşlık ve ihanet, aşk ve hüsran,
aksiyon ve macera... Böylesine ünlü bir klasik romanı yeniden yapmanın
birçok yararı olacağını düşündüm. Herşeyden önce oturup romanı okudum
ve tam olarak neyi anlattığını algılamaya çalıştım. Kitabın çok
yoğun olması nedeniyle önümde zorlu bir görev vardı. Bu kadar yoğun
içerikli bir kitabı sinemasal dille anlatmanın bir yolunu bulmalıydık."
Gary
Barber: Dünyanın en büyük romanlarından biri bu... İntikam ve
ihanet gibi çok önemli temaları romantizm ve çok az da komedi eşliğinde
işleniyor. Bu kitap zamanın sınavından başarıyla geçerek bugünlere
ulaşmış. Uzun süredir sinema versiyonu yapılmamasını gözönüne alarak
'The Count of Monte Cristo' için en doğru zamanlama olduğunu düşündük.
Kevin
Reynolds: Bazıları bana 'Filmlerinde ne anlatıyorsun?' diye
soruyorlar. Sanırım 'masumiyetin kaybı' konusuna belli bir takıntım
var. Bugüne dek çektiğim filmlerin hepsinde 'masumiyetin kaybı'
değişmez bir unsur oldu. 'The Count of Monte Cristo'yu çekmemin
sebeplerinden biri de belki budur. Burada masum ve iyi niyetli bir
genç adam var. Ancak acımasız insanların tuzağına düşüyor. Günün
birinde geri dönüyor ve intikamını almaya çalışıyor. Ama acaba intikam
almak bir insanı tatmin edebilir mi? Filmde Richard Harris'in canlandırdığı
karakterin de dediği gibi, intikam aslında sürekli pişirilen ama
çok az yenen bir yemek gibidir. Filmde bunu anlatıyor ve bir insanın
intikam arzusunu keşfe çıkıyoruz.
Oyuncular
nasıl seçildi?
Gary
Barber: The Count of Monte Cristo"nun oyuncu kadrosunu
oluştururken öncelikli hedefimiz mümkün olduğu kadar çağdaş bir
kadro kurmaktı. Filmin başrollerine "The Thin Red Line"ın
genç starı Jim Caviezel ile "L.A. Confidential"de başarılı
bir performans sergileyen Guy Pearce'ın getirilmesinin sebebi buydu.
Filmin başrollerini genç, yetenekli ve göze hoş gelen oyunculara
vermeyi hedeflediğimiz için James Caviezel - Guy Pearce ikilisini
Mercedes rolündeki Dagmara Dominczyk ve mahkum Abbe Faria rolündeki
tecrübeli aktör Richard Harris ile tamamladık kadroyu.
Çekimler
İrlanda ve Malta'da yapıldı...
Gary
Barber: Ekonomik tedbirleri elden bırakmamak kaydıyla mümkün
olduğu kadar otantik bir hava yaratmak istedik. İrlanda bizim için
her iki açıdan da önemli bir mekan oldu. Ayrıca ülke halkından da
büyük destek gördük. Malta adası ise hem görüntü nedeniyle seçildi.
Limanın panoramik çekimleriyle son derece etkileyici görüntülere
ulaşma şansını elde ettik.
Çekimlerin
yapıldığı bu limanı bulmak çok kolay olmadı. Prodüksiyon tasarımcısı
Mark Geraghty ile birlikte öncelikle İtalya ve Fransa'yı dolaşan
yönetmen Kevin Reynolds, daha sonra geçtiği Malta adasının tarihi
Dockyard Creek bölgesindeki 1814 yapımı Marsilya tarzı limanı keşfedince
bu mekan üzerinde karar kıldı.
Kevin
Reynolds: Avrupa'nın her köşesinde modern mimariye geçilirken
Malta adası dev taş bloklarından yapılmış eski kaleleriyle özgün
görünümünü bugüne kadar korudu. Bu derece özgün bir mimariyle karşılaşınca
başka bir mekan düşünemedim. 1800'lü yıllarının başındaki bir Akdeniz
limanına çok benzeyen böyle bir mekan bulduğumuz için olağanüstü
şanslıydık.
Bundan
sonrasında prodüksiyon tasarım ekiplerinin görevi başladı. Gazete
kupürlerinden internet sitelerine kadar çeşitli kaynaklar üzerinde
araştırma yapıldı. Roma, Paris ve Marsilya'nın eski dönemlerini
anlatan kitaplar incelendi. Eski "Monte Cristo" filmleri
seyredildi. Ayrıntılı ve kapsamlı çalışmalar sonucunda "The
Count of Monte Cristo" için yepyeni bir görünüm yaratıldı.
Malta
açıklarında bulunan Comino adası da ünlü Chateau D'lf hapishanesi
için mükemmel bir mekan oluşturdu. Denize doğru dikine inen kayalıklarda
görkemli bir kale vardı. Kayalığın yaklaşık 160 feet alt kısmında
hapishanenin girişi işlevini gören bir mağara yer alıyordu.
Mark
Geraghty (Prodüksiyon tasarımcısı):Mekan "İnanılmaz bir
yer". Bu yeri bulduktan sonra senaryoyu bile değiştirdik. Önceleri
Comino'yu Monte Cristo kontunun adası olarak düşünmüştük. Bu yeri
bulduğumuzda çok beğendik. Tasarımını doğru yaptığımız takdirde
çok daha iyi olabilirdi. Sonuçta tüm hapishanenin bu mekanda yer
almasına karar verdik. Senaryonun ilk şeklinde cesetlerin kale burcundaki
mazgallı siperlerden atılması öngörülüyordu. Yeni senaryoda cesetlerin
direkt olarak kayalığın kenarından aşağıya fırlatılmasına karar
verdik. Böylesi çok daha dramatik bir görüntü ortaya çıkardı.
Üç
ana karakterin de oldukça dramatik değişimler geçirdiği "The
Count of Monte Cristo" gibi bir filmde kostümlerin önemi çok
büyük...
Kevin
Reynolds: Kostüm unsurunun bu tip filmlerde kritik önemi vardır.
Filmdeki karakterlerin giysiler aracılığıyla tanımlanmasına gerek
duyulur. Ayrıca giysilerin görkemli olması da gerekir. Edmond Dantes'nin
bir Kont olarak geri dönüşü sırasında giysilerin çok önemli olduğunu
Tom'a anlattım. Odaya girdiği andan itibaren herşeyin hakimi olduğunun
yansıtılması gerekiyordu. Tom bu zor işi başardı.
|