Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

Japon yönetmen Takeshi Kitano ile "Bebekler" üzerine...

İlham Kaynağınız?

Tokyo’da stand-up showlar yaptığım sıralarda, sokakta birbirine bir iple bağlı bir adamla kadın görmüştüm. Etraftakiler onlara “bağlı dilenciler” diyordu. Haklarında çok sayıda söylenti olmasına rağmen, gerçekte bu hale nasıl düştüklerini bilen kimse yoktu. Birbirine bağlı o çiftin görüntüsü beynimden silinmedi. Hep onlarla ilgili bir film yapmak istedim. Sonunda bu hikayeyi, başka iki öykü ile birleştirmeye karar verdim. Tüm öyküler geçmişte duyduğum veya gördüğüm birşeyden kaynaklanıyor aslında. “Dolls”da anlattığım türden hikayelere Japonya’da sıklıkla rastlayabilirsiniz.

Bunraku Bebekleri?

Aslında film tam olarak Bunraku’dan esinlenmiş değil. Bunraku’nun filme dahil olması zamanla oldu. Başlangıçta yapmak istediğim Chikamutsuvari trajik bir aşk bir öyküsünün günümüz versiyonunu çekmekti. Yoshi Yamamato baş döndürücü kostümleri hazırladığında, aklıma hikayeyi bir Bunraku bebeklerini kullanarak anlatmak geldi. “Dolls”u insan kuklaların kullanıldığı bir Bunraku öyküsü olarak görmek mümkün. Film Bunraku kuklacılarının bir performansı ile açılıyor ve ardından film insan kuklalarla devam ediyor. “Dolls”da Chikamatu’nun “Cehennem’in Kuryesi” hikayesi eksen alındı. Para taşıyan bir kurye olan Chubei sevgilisi Umegawa’yı kurtarmak için bir hırsızlık yapmıştır. Umegawa sevgilisi Chubei’ye kendisi uğruna çılgınca birşeyler yapmaması için yalvarır. Chubei ve Umegawa sonunda kaçmaya karar verirler. Filmin başında Chube ile Umegawa’yı temsil eden bebeklerin bu konuşmayı yaptıkları yürüyüş ile, filmin sonunda karakterlerin karlı dağda yaptıkları yürüyüş bir paralellik oluşturuyor.

Karakterler

Bir zamanlar Chikamatu’nun derinlikli ve duygusal karakterleri Japonya’da milyonlarca kişinin sevgisini kazanmıştı. Chikamatu’nun oyunları o zamanlarda Japonya’da oldukça popülerdi. Bugün modern sinema seyiricisi için bunu algılamak oldukça zor olabilir. Ama bugün bile eski sevgililerinin kendilerine dönmelerini sağlamak için intihar eden insanlara ilişkin hikayeler duyuyoruz. Bu insanlar son derece bencil bulabilirsiniz ama yine de hem kadın hem de erkeklerin kendilerini zarar vererek karşı taraftan intikam almaya çalışmaları ya da başka insanlardan merhamet dilenmeleri pek nadir karşılaşılan yöntemler değildir.

Japonya’da 4 Mevsim

İnsanlar bundan önceki filmlerimin monoton bir gri mavilikte olduğundan dem vurup durdular. Kendi kendime, “Kahretsin ben renkli film çekiyorum” dedim. Daha sonra yıllardır kullanmaktan özellikle kaçındığım renkleri kullanmaya karar verdim. Etkin bir renk paleti kullanmak için Japonya’nın 4 mevsimini resmetmeye karar verdim. Japonya’da baharda kirazlar çiçek açar, yazın deniz ışıltılar saçar, sonbaharda kırmızı yapraklar dökülür ve kışın her yer bembeyaz kar olur. Tüm bu görüntüler kulağa klişelermiş gibi gelebilir ancak ben bu klişe manzaraları “Dolls”un ana ekseni üzerine oturtmayı tercih ettim.

Olağanüstü Güzellikteki Manzaralar

Manzara görüntülerini çekereken doğanın acımasızlığını da aksettirmek istedim. “Dolls”da görüntülediğim doğanın içinde kendisine hiç de yakışmayan bir acımasızlık barınıyor. Doğada bazı şeyler ölümün eşiğindeyken en güzel hallerini alıyor. Tıpkı bir kiraz çiçeğinin artık tam olarak daldan düşmeden önce açması ya da Japon akça ağaçlarının yapraklarının tam da dökülmeden önce renklerinin en keskin halini alması gibi. Bu acımasız güzellikle, filmde ölümün eşiğine gelmiş karakterleri karşılaştırmak mümkün. Işıltılar saçan bir deniz manzarasını çekmem gerektiğinde aklıma orta yaşlı, dövülmüş bir adam geliyor. Büyük olasılıkla iflasa zorlanmış bir fabrika sahibi ve denizin önünde intihar edip etmemeyi düşünen bir adam... Hiç bir şekilde kumsalda yemek yiyen mutlu bir aileyi resmedemiyorum. “Dolls”u seyreden birisi “Ne kadar harika görüntüler!” derse bu beni kesinlikle çok mutlu eder. Eğer aynı zamanda birisi açan kiraz çiçeklerinde ve ışıltılar saçan denizle ilgili sembolistik bir açıklama getirirse buna da bir itirazım olmaz.

En sevdiğiniz mevsim?

Bir kadınla birlikteysem sonbahar, eğer değilsem yaz.

Yamamoto ile Ortak Çalışma

“Dolls”da Yamamoto’ya kostüm tasarımı hakkında sonsuz bir özgürlük tanıdım. Kulağa tuhaf gelebilir ama kostümlerin tamamını, haklarında en ufak bir tartışmada bulunmadan Yohji’nin belirlemesine izin verdim. Bir gün Yohji bize “bağlı dilenciler” için tasarladığı kıyafetleri gösterdi. Miho, başrol oyuncum, hiçbir dilencinin giyemeceği kadar güzel bir kırmızı elbise giyiyordu. Kostümü gördüğümde bayılacağımı sandım. Yohji bana “Ne düşünüyorsun?” dediğinde “Ne düşünmemi bekliyorsun! Ne yapacağız bu kıyafetlerle?” dedim. Kelimenin tam manasıyla paniklemiştim. Ama bir süre sonra sakinleştim ve şuna karar verdim. Kıyafetlerin gerçekçiliğinin hiç önemi yok, bu insan kuklaların kullanıldığı bir Bunraku hikayesi. Geriye dönüp bakınca görüyorum ki bu “Dolls”un yapımı sırasındaki en önemli anlardan birisiydi çünkü bu düşünce filmin ana konseptini belirledi. Sonunda esas mesele bizim, ekibin kostümleri nasıl kullanacağına geldi. Bu süreç diğer filmlerdekinin tersi yönünde ilerledi. Normalde kostümler filme uyacak şekilde tasarlanırlar. Biz pek çok noktada mekanları ve devamlılığı kostümlere uydurmaya çalıştık.

Oyunculuk

Yorgun olduğum zaman filmimde oyuncu olarak rol almıyorum. Filmin tüm olası sahnelerini gözümde canlandırıyorum ve kendimi bir kahraman olarak baştan sona götürebilceğimi düşünüyorsam, filmde rol alıyorum. “Dolls” sırasında sadece kameranın arkasında olmak fiziksel anlamda benim için çok daha kolay bir çalışma ortamı sağladı. Aramızda kalsın ama “Dolls”da oynamak istemememin esas sebebi o kostümleri giymeye utanmamdı! Ayrıca soğuk bir kış gecesi karla kaplı bir arazide yürüyüp durmayı da hiç istemedim.

Ölüm Üzerine

Batı dünyasının ve yeni Japonya’nın ölüm olgusundan neden bu kadar nefret ettiklerini anlayabilmiş değilim. Ölümden nefret etmek için hiçbir sebep yok. Düşünecek olursanız, yaşam hiç kimsenin seçemeyeceği bir olgu iken, ölüm bir o kadar seçilebilir bir durum. Ölümü bu kadar nefret edilir bulmak sanırım insan ırkının kendi türünü koruma içgüdüsünden kaynaklanıyor.

“Brother”dan daha fazla şiddet içeren bir film

“Dolls”daki ölümler insanlar tarafından çok sert bulunabilir. Sanırım bu “Dolls”un “Brother”dan bile daha vahşi bir film olmasından kaynaklanıyor. Kahramanları öldüren şey tabanca değil. Daha çok kader gibi bir şey. Önüne geçilemeyen, yoğun duyguların her biri birer kurşun gibi karakterlerin canını alıyor. Bu açıdan “Dolls” diğer filmlerinden çok daha şiddet dolu.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.