KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Abdülhamid Düşerken"

"Abdülhamid Düşerken" filmi, dev oyuncu kadrosuyla ve dev bütçesiyle (bir milyon dolardan fazla) tarihimizin en ateşli tartışmalara konu olan dönemine ışık tutuyor. Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Ziya Öztan'ın üstlendiği "Abdülhamid Düşerken"de Meşrutiyet'in ilan edildiği dönemde yaşanan olaylar, o yıllarda yaşanan bir aşk ilişkisi çerçevesinde anlatılıyor.Oğlak Yayınevinin Oğlak Klasikleri dizisinden okurlara sunulan Nahid Sırrı Örik'in "Sultan Hamid Düşerken" adlı romanından yola çıkılarak senaryolaştırılan "Abdülhamid Düşerken" dramatik yapısındaki süreklilik ve sürükleyicilikle, II. Meşrutiyet'in hazırlanış sürecini, dönemin tüm siyasi gelişmelerini o yıllarda yaşanan bir aşk ilişkisi çerçevesine yerleştiriyor.

Film, mesleğinde başarı kazanmış , Osmanlı İmparatorluğu'nun demokratikleşme mücadelesinde ön saflarda yer almış, İttihat ve Terakki Cemiyeti yöneticilerinden Binbaşı Şefik'in bir nazır kızına ve iktidara sevdalanış öyküsü etrafında gelişiyor. Bu aşkın en ateşli günleri, II. Meşrutiyet'in ilan edildiği günlerde yaşanıyor.

Tarihimizde II. Meşrutiyet Dönemi olarak bilinen 1908 - 1909 yılları, etkileri günümüze kadar uzanan; öncelikle Osmanlı coğrafyasını, ardından da bütün dünyayı saran büyük ve sancılı dönüşümler devriydi.O yıllardan sarsıcı bir kesit sunan filmin oyuncu kadrosunda Tarık Akan'dan Meltem Cumbul'a, Halil Ergün'den Cüneyt Gökçer'e, Nur Sürer'den Memet Ali Alabora'ya kadar sinema ve tiyatro dünyasının en ünlü yıldızları buluştu.

Üçleme Tamamlandı

TRT tarafından gerçekleştirilen "Kurtuluş" ve "Cumhuriyet" filmleri yakın tarihimizi, Kurtuluş Savaşını ve Cumhuriyet'in ilanından sonraki on yılı kapsayan dönemi ekrana getirmişti."Kurtuluş"ta 1919 - 1922 yılları arasındaki dönem, "Cumhuriyet"te ise 1922 - 1938 yılları arasındaki dönem anlatılıyordu.

Seyirciyle buluştuğunda ikisi de büyük yankılar uyandıran "Kurtuluş" ve "Cumhuriyet"in ardından gelen "Abdülhamid Düşerken" bu iki çalışmanın tamamlayıcısı niteliğini taşıyor. Konusu 1908 - 1909 Meşrutiyet yıllarında geçen "Abdülhamid Düşerken" ile üçleme [Meşrutiyet, Kurtuluş, Cumhuriyet] tamamlandı.

Türk demokrasi tarihinin en önemli yapı taşlarından biri olan II. Meşrutiyet dönemini beyaz perdeye taşıyan " Abdülhamid Düşerken", konu aldığı yıllar nedeniyle bu üçlemenin başlangıcını oluşturdu.İttihat ve Terakki, İkinci Meşrutiyetin ilanı, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki demokratikleşme mücadelesi, Balkanlardaki gelişmeler, 31 Mart Ayaklanması gibi Cumhuriyetimizin kuruluş sürecini derinden etkilemiş olaylar filmde yer aldı.

"Abdülhamid Düşerken" in çekimlerine Maslak Kasırları'nda ve Yıldız Sarayı'nda başlanmıştı. Tarihi mekanların birçoğunun günümüzde var olmaması nedeniyle yapım için dönemin ruhunu yansıtan dev dekor ve fasatlar kuruldu. Marmara Üniversitesi'nin bahçesinde 6 bin metrekarelik bir alanda eski Beyoğlu ve İstiklal Caddesi'nin canlandırıldığı dev bir plato hazırlandı.

"Kurtuluş" ve "Cumhuriyet" isimli yapımlarla da tanıdığımız yönetmen ve senaryo yazarı Ziya Öztan, II. Meşrutiyet'in ilanı ile başlayan filmde, Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, 31 Mart olayları ve Harekat Ordusu'nun İstanbul'a gelişinin konu edildiğini, ayrıca bu olaylar sırasında yaşanan büyük bir tutkunun da anlatıldığını söyledi.

"Abdülhamid Düşerken"i bir üçlemenin gecikmiş ilk filmi sözleriyle tanımlayan yönetmen Ziya Öztan, filmi için, "Kurtuluş savaşının hiç filmi yoktu. Cumhuriyet bir eğitim filmiydi, "Abdülhamid Düşerken" bir sinema filmi. O nedenle tarihte var olmayan (kurmaca ) kişiler de var . Tarihimizin en heyecanlı yılları. Sadece tarih değil, aşk ve ihtiras filmi. Adeta bugün gibi..." diyor.

Sinema kariyeri boyunca farklı konuları anlatan birçok filmde oynayan Meltem Cumbul, "Abdülhamid Düşerken"deki rolüyle ilk kez tarihi bir filmde rol almış oldu. Filmde paşa kızı Nimet karakterini canlandıran Cumbul, 'Hayatımda ilk kez bu kadar büyük prodüksiyonda ve tarihi bir filmde oynuyorum. Türkiye'nin en önemli oyuncularının yer aldığı muhteşem bir kadroyla çalışıyorum' dedi.

Meltem Cumbul filmde canlandıracağı karakter için o döneme ait pek çok belge incelediğini, kitaplar okuduğunu ve çekimlere başlamadan önce heyecandan üç kilo verdiğini söylüyor ve ekliyor: "E, o kadar olacak, paşa kızı olmak kolay mı?"

Cumbul, filmde portresini çizdiği paşa kızı Nimet rolünü ise şu sözcüklerle tanımladı: "Kurgu karakterleriz biz, tarihte yaşamayan karakterler Nimet ve benim babam Mehmet Şehabettin Paşa. Diğer bütün karakterler tarihte yer alan karakterler. Nimet ihtiraslı bir paşa kızı ve ihtirasının örtüştüğü, ortaklığa girdiği kocası İttihat ve Terakkici Binbaşı Şefik'le birlikte iktidara oynamaya çalışıyorlar..."

Meltem Cumbul'un eşi rolündeki Mehmet Kurtuluş ise Almanya'dan transfer. Sanatçı hayli hareketli sahnelerin de yer aldığı çekimleri anlatırken, "Çekimler çok iyi gitti. Çok hareketli sahneler var. Mesela beni saraya çağırıyorlar, o günler ateşli günler . Bizi askerler karşılıyor ve arkamızdan ateş ediyorlar..." dedi.

Devrimcinin İhtişamla Sınanması

Bir gece kulübünde şantöz şarkı söylerken, Talat ve Şefik içkilerini yudumlamaktadırlar.

Şefik: Beynimi de yüreğimi de kavuran bir tutku haline geldi.

Talat: Eh, normaldir. Yıllarca elde silah eşkıya takibi, sonra hürriyet mücadelesi... içimizin sesini dinlemeye vakit olmadı... Bir an yüreğinin sesi ile tanışınca da şaşırıp kalıyorsun. Ama bu Paşa kızı yüreğine değil seslenmek, tırnaklarını geçirmiş anlaşılan. Edirne'de durumumuz sağlam. İkimiz de meclise gireceğiz. Seçim sonuçlansın... Bir milletvekili olarak git iste Paşa kızını.
Şefik: Ya istemezse...
Talat: Güneş şimdi bizim üzerimizde parıldıyor. Genç, milletvekili ve de yakışıklı...
Şefik: Yalılar, konaklar, debdebe içinde büyümüş bir kız...
Talat: Senin servetin de şanlı geçmişin ve parlak geleceğin... Ama bir şeyden korkarım. Bir devrimcinin ateşle sınanmasından daha zoru, ihtişam, ihtiras ve para ile sınanmasıdır.

Yukarıdaki satırlar Osmanlı İmparatorluğu'nun demokratikleşme mücadelesinde ön saflarda yer almış, İttihat ve Terakki Cemiyeti yöneticilerinden Binbaşı Şefik'in bir nazır kızına ve iktidara sevdalanış öyküsü etrafında gelişen "Abdülhamid Düşerken" filminden bir sahne, senaryosundan birkaç satır...

Tarihimizden Sarsıcı Bir Kesit

"Abdülhamid Düşerken", sürükleyici hikayesi, etkileyici senaryosu, zengin görselliği, dev oyuncu kadrosu ve usta yaratıcı ekibiyle tarihimizi derinden etkileyen dönemi benzersiz bir özenle beyaz perdeye taşıdı.

Etkisi günümüze kadar uzanan 1908-1909 yıllarını konu alan sinema filmi "Abdülhamid Düşerken", Osmanlı coğrafyasını ve giderek bütün dünyayı saran büyük ve sancılı dönüşümler çağını hakkını vererek canlandırdı.
TRT Ankara Televizyonu Drama Programları Müdürlüğü'nün "Edebiyat Uyarlamaları Projesi" kapsamında hayata geçirdiği bu büyük proje, bir aşk hikayesi örgüsünün içinden yüzyıl öncesine bakarak, tarihimizin önemli bir dönemine ışık tutuyor.

Dönem filmlerinin usta yönetmeni Ziya Öztan'ın Türk edebiyatının önemli yazarlarından Nahid Sırrı Örik'in "Sultan Hamid Düşerken" adlı romanından senaryolaştırdığı film, bir aşk hikayesinden yola çıkarak; İttihat ve Terakki, II. Meşrutiyet'in İlanı, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki demokratikleşme mücadelesi, Balkanlar'daki gelişmeler, 31 Mart Ayaklanması, Hareket Ordusu'nun bu olayları bastırması gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini derinden etkilemiş olayları ve gelişmeleri konu alıyor.

Bir Fabrika Çalışıyor

19 Haziran 2002'de İstanbul Maslak Kasırları'nda "motor" denilen " Abdülhamid Düşerken" filminin çekimleri Ağustos ayı sonunda tamamlandı.
Bir arı kovanı misali herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmek için üstün bir çaba harcadı. Dönem filmi olması nedeniyle, detaylar titizlikle düşünüldü, her şey defalarca gözden geçirildi. Tarihi, bir aşk öyküsüyle beyaz perdeye kusursuz yansıtmak için çalışmalar geceli gündüzlü sürdü. Yapım hazırlıkları aylar öncesinden başlayan "Abdülhamid Düşerken", daha vizyona girmeden dikkatleri üzerine topladı. TRT Yücel Yener Tepebaşı Stüdyoları'nda bir fabrika gibi çalışan kostüm tasarım ekibi ve terziler, bin adet asker elbisesi, bin adet halk kıyafeti, dönemin paşa ve hanımları için onlarca kostüm dikerek ya da kostümleri tekrar elden geçirerek döneme uygun hale getirdiler. Sultandan paşalara, hanımlardan hizmetkarlara, din adamlarından çetecilere, rütbeli rütbesiz askerlerden halka kadar, dönemin Osmanlısı'nı ve Osmanlı'nın görsel zenginliğini kusursuz olarak beyaz perdeye yansıtmaya çalıştılar.

Osmanlı Yeniden İnşa Ediliyor...

Filmin çekimleri 25 farklı mekanda gerçekleştirildi. Aralarında Türk demokrasisini etkileyen kararların alındığı pek çok tarihi yapının kapıları "Abdülhamid Düşerken" için özel izinle açıldı. Maslak Kasırları, Yıldız Sarayı Şale Köşkü, Yıldız Sarayı Büyük Mabeyn, Yıldız Sarayı Küçük Mabeyn, Yıldız Sarayı Tiyatro Salonu, Fransız Kraliyet Sarayı, Büyük Londra Oteli, Dolmabahçe Sarayı önü, İstanbul Müftülüğü önü, İstanbul Valiliği önü, Ses Tiyatrosu, Gülhane Parkı, Karaköy Rum Okulu, Emirgan Beyaz Köşk gibi pek çok mekanda çekimler döneme uygun düzenlemelerle gerçekleştirildi.

Yıkılan, yangınlarla yok olan ya da yapılan tahribatlarla artık o dönemin izlerini yansıtamaz hale gelen mekanlar ise, film için Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi avlusunda ve TRT Yücel Yener Tepebaşı Stüdyoları'nda hazırlanan dekorlarla, fasatlarla yeniden canlandırıldı. Galatasaray, Galata Köprüsü, İstiklal Caddesi (Beyoğlu), Meclis-i Mebusan (iç ve dış) ve Selanik şehri, beyaz perdeye dönemin asıl çehresine uygun olacak şekilde döneme ait fotoğraflar, resimler, kitaplardan yararlanılarak hazırlandı.

Kemerinden ayakkabısına, yüzüğünden çatalına tabağına kadar sayısız aksesuarın büyük bir titizlikle seçildiği; bıyığından saç ve makyajına her şeyin profesyonelce düşünüldüğü "Abdülhamid Düşerken"de kameranın kadrajına giren her kare için olağanüstü bir özen gösterildi.

Filmin Çekim Mekanları

"Abdülhamid Düşerken"in çekimlerine 19 Haziran 2002 tarihinde TBMM Genel Sekreterliği Milli Saraylar Dairesi Başkanlığına bağlı Maslak Kasırlarında başlandı. Namık Kemal'in "Vatan yahut Silistre" piyesinin temsili öncesi ve temsilinden sahnelerin çekimleri ise Beyoğlu Ses Tiyatrosu'nda (Ferhan Şensoy'un Tiyatrosu) gerçekleştirildi. Bu çekimlere Meltem Cumbul, Halil Ergün, Ali Poyrazoğlu, Nedim Saban, Mehmet Kurtuluş, Kaan Girgin ve Ceyda Düvenci'nin yanısıra temsili izlemeye gelen büyük kalabalığı canlandıran oyuncular katıldı.

Filmin diğer önemli sahnelerinden birisi de gizli yemin töreni sahnesiydi. Karaköy Rum İlkokulunda gerçekleştirilen çekime Mehmet Kurtuluş, Halil Ergün, Güven Kıraç, Bekir Aksoy, Levent Ülgen ve Memet Ali Alabora katıldı.
Bu sahnede, cemiyet görevlisi (Levent Ülgen) tarafından gözleri bağlı olarak binaya alınan Makedonya - Manastır - Selanik Yöresi Eşkıya Baskı ve Sindirme Taburu'ndan Teğmen Arif'in (Mehmet Ali Alabora), hürriyet yolunda ölümü pahasına mücadele edeceğine dair yemin ettiğini izleyeceğiz.

Gizli yemin töreninde bulunan ve teğmenin İttihat ve Terakki Cemiyetine girişini onaylayan üç kişi, sadece gözlerini açık bırakan siyah başlıklar giymişlerdir. Bunlar, Başkan Talat Bey (Halil Ergün), Şefik Bey (Mehmet Kurtuluş) ve Cavit Beylerdir (Güven Kıraç). Yemin töreninden sonra Şefik Bey; Talat Bey'in, Resneli Niyazi Bey'e (Bekir Aksoy) ulaştırması için verdiği Merkez-i Umumi kararını elden vermeyi tercih edecek ve dağa çıkmış olan Resneli Niyazi ve Eyüp Sabri'ye bağlı kuvvetlere katılmak üzere yola çıkacaktır.

1117 numaralı İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi Teğmen Arif, önünde yemin ettiği, onun gibi olmaya özendiği Binbaşı Şefik'le bir kez daha karşılaşacaktır. Farklı koşullarda. Karaköy Rum İlkokulunda 11. Redif Tümeni ve Selanik Subay Kulübü ile ilgili çekimler de yapıldı. Bu sahnelerde Tarık Akan (Mahmut Şevket Paşa), Serdar Orçin (Mustafa Kemal), Önder Alkım (Hüseyin Hüsnü Paşa) ve Veysel Diker (Binbaşı Naki) rol aldı. Meclis-i Mebusan önünde ve Sultanahmet Meydanı'ndaki büyük gösterilerin canlandırıldığı sahnelerin çekimi, olayların yaşandığı gerçek mekan olan Sultanahmet Meydanı'nda gerçekleştirildi, Üsküdar'da bulunan Mesa Konağı, İttihat ve Terakki Merkezi binası olarak kullanıldı.Hüseyin Hilmi Paşa'nın konağıyla ilgili çekimler Hidiv Kasrı'nda yapıldı. İstanbul'un artık var olmayan tarihi mekanları için hazırlanan dekor ve fasatlar ise Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde kuruldu. Burada kurulan dekorlar şöyle sıralanıyor: Beyoğlu, Galata gibi semtlerin cadde ve sokakları, Selanik kentinin cadde ve sokakları, İttihat Terakki Merkezi Önü, İkdam Gazetesi, Talat'ın saklandığı ev, Harbiye Nezareti koğuşu, Meclis-i Mebusan dışı ve içi. Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girişiyle ilgili sahnelerin çekimi, iki ayrı mekanda gerçekleştirildi. Eyüp'te oluşturulan Manastır Postahanesi sahnesinden başlayan çekimlere İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt kampüsünde devam edildi. İstanbul Üniversitesi'nde ayrıca Mülkiye Eylemi sahnelerinin çekimleri de yapıldı.

Şale Köşkü önünde ve salonunda yapılan çekimlerde II. Meşrutiyet'in ilanı ve Meclis-i Mebusan'ın açılışı nedeniyle II. Abdülhamid'in Şale Köşkü'nde milletvekillerine verdiği yemek canlandırıldı. Bu sahnelerde çok sayıda oyuncunun yanısıra saray bandosu, saray askerleri ve milletvekillerini canlandıran oyuncular yer aldı. Atlı sahnelerin çoğunluğunun çekimleri Bilezikçi Çiftliği'nde yapıldı. Bilezikçi Çiftliği ve çevresinde ayrıca kır evi, Talat Osman Paşa Karargahı, kamp yerleri ve dağ yolları çekimleri yapıldı. "Abdülhamid Düşerken"in önemli mekanlarından birisi de Yıldız Sarayı oldu. Abdülhamid'in Cuma Selamlığı sahnesinde saray bandosu, 200 kişilik saray askerleri grubu ve Abdülhamid'i görmek için toplanmış halk kalabalığı görüntülendi.

Harem ile ilgili görüntüler ise Yıldız Sarayı bünyesinde bulunan Küçük Mabeyn ve Tiyatro Salonunda yapıldı. Bu sahnelerde Çetin Öner (Abdülhamid), Mihrace Yekenkuluğ (Fatma Pesend Hanım), Selin Demiratak (Ayşe Sultan), Barış Günersel (Refia Sultan) ve diğer harem kadınları vardı. Deniz subayı Ali Kabuli'nin Yıldız Sarayı önünde askerler tarafından katli ile ilgili sahnelerin çekimi de Yıldız Sarayı'nda yapıldı. Bu sahnede yaklaşık 200 kişilik sivil-asker rolü vardı. Gülhane Parkı'nın sahil tarafında bulunan Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı İç Tedarik Depoları'nda da bazı sahnelerin çekimi yapıldı. Bunlar arasında 11. Redif Tümeni avlusu, istasyon ve vagon sahneleri vardı.

Taşkışla'da yapılan çekimlerde II. Abdülhamid'i marangozhanesinde çalışırken göreceğimiz sahnede Çetin Öner (Abdülhamid) ve Tarık Günersel (Ali Cevat) rol aldı. Taşkışla'da fotoğrafhanede geçen sahnede ise İttihat ve Terakki Cemiyeti liderlerinden Enver Bey (Fikret Kuşkan) ve Resneli Niyazi'nin (Bekir Aksoy) birlikte fotoğraf çektirmesi görüntülendi. Talat Bey (Halil Ergün) ve Şefik'in (Mehmet Kurtuluş) gece kulübünde yemek yediği sahnenin çekimi, Büyük Londra Oteli Gece Kulübü'nde gerçekleştirildi. Boğaziçi'nde yapılan çekimde ise, kayık sefası ve Fransız Gemisi ile ilgili sahneler çekildi. Bu sahnelerde Meltem Cumbul (Nimet), Şebnem Sönmez (Çeşmifelek) ve Kaan Girgin (Sedat Bey) rol aldılar.

Nahid Sırrı Örik Kimdir?

Divan sahibi Olti'li Ahmet Hafız Paşa'nın torunu ve Hukuk Mektebi hocası, rüsûmât müdir-i mütercimi, Şûrâ-yı Devlet Âzâsı, Shakespeare'den iki oyun çevirmiş Hasan Sırrı Bey'in oğlu olan Nahit Sırrı, 22 Mayıs 1895 tarihinde İstanbul'da doğdu.

Özel dersler aldıktan sonra Beşiktaş'taki Âfitab-ı Maarif Rüşdiyesi'nde okudu ve mezun oldu, sırayla bir İngiliz, bir Fransız Mektebinde okudu, Galatasaray Mekteb-i Sultânisi'ne girdi, hiçbirini tamamlamadı. Bir müddet Mekteb-i Hukuk'un derslerine katıldı ve burayı da yarım bıraktı (1913). Birinci Dünya Savaşı'nın ikinci yılında (1915'te) yurt dışına çıkarak Tiflis, Berlin, Paris, Viyana, Roma ve Kopenhag vd. Batı kentlerinde yaşayan Nâhit Sırrı , Cumhuriyet'in ilânından sonra geri döndü (1928). Yurda dönüşünden hemen sonra Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı, Milli Eğitim Bakanlığında mütercim olarak görev aldı. 18 Ocak 1960 tarihinde İstanbul'da öldü.

II. Abdülhamid Kimdir?

V. Murad'ın yerine tahta geçen, II. Abdülhamid yurttaşların yönetime katılmalarını sağlayacak bir anayasa kabul ve ilan edeceğine söz vermişti. Nitekim tahta çıkar çıkmaz I. Meşrutiyeti ilan etti ve bir anayasa hazırlattı. Bu İlk Anayasa (Kanun-i Esasi) 23 Aralık 1876'da ilan edildi. Anayasa ilan edildikten kısa bir süre sonra 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı başladı. Osmanlı orduları bu savaşta ağır bir yenilgiye uğradı. Mebuslar Meclisinde hükümet ağır eleştiriler aldı. Bu hezimetin sorumluları arandı. Bu tartışmalara kızan II. Abdülhamid Meclisi Mebusan'ı tatil etti. Böylece 30 yıl sürecek bir istibdat dönemi başlamış oldu. Bu 30 yıllık dönemde, Doğu Rumeli, Mısır, Girit gibi yerlerin yitirilmesini önleyemedi. Dış borçları ödemeye çalışan II. Abdülhamid alacaklı devletlerin "Düyun-i Umumiye" adı altında uluslarası bir örgüt kurarak devlet gelirlerine el atmalarını engelleyemedi.

Bu arada İstanbul'un ve diğer illerin imar işleriyle ilgilendi, ayrıca batı esaslarına göre eğitim yapan pek çok okul kurdu. II. Abdülhamid'in açtığı okullarda yetişen yeni kuşak, ülkenin içerisinde bulunduğu durumu hoş karşılamıyor, istibdat yönetimi altında hiçbir gelişme sağlanamayacağını savunuyorlardı. Yeni düşünceleri paylaşan diğer aydınlarla buluşup gizli dernekler kuruyor ve mücadelesini yeraltında yürütmeye çalışıyorlardı. Bu aydınlara da Jön Türkler (Genç Türkler) deniyordu. Giderek bütün gizli dernekleri çatısı altında toplayan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti kuruldu. Sonradan İttihat ve Terakki Cemiyeti adını aldı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin asker üyeleri, 1908 yılının Temmuz ayında Saraya başkaldırdılar. Padişahın bu hareketi bastırma girişimleri sonuç vermedi. Sonunda II. Abdülhamid Meşrutiyeti yeniden ilan etti. Seçimler yapıldı ve parlamento oluşturuldu.

Ancak Meclis-i Mebusan'ın yetkilerinin sınırlı olması bir bunalıma yol açtı. Ordudaki okullu subaylarla alaylı subaylar arasında bir gerginlik doğdu. 31 Mart Ayaklanması bu gerginliğin bir sonucuydu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin merkezi olan Selanik'ten gelen Hareket Ordusu ayaklanmayı bastırdı. II. Abdülhamid tahttan indirildi, Selanik'e gönderildi. Balkan Savaşı çıkınca, II. Abdülhamid İstanbul'a getirildi. 1918 yılında Beylerbeyi Sarayında öldü. Sultan Mahmud Türbesine gömüldü.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.