KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Acemi Prenses: Kraliyet Nişanı - Princess Diaries 2: Royal Engagement"

2001 yılında gösterime giren "The Princess Diaries - Acemi Prenses"e imzasını atan film yapımcıları, o filmin gölgesinde kalmayacak bir devam filmini projelendirirken ilham kaynağını orijinal filmin kendisinden alma yoluna gittiler.
İlk filmin de yönetmenliğini üstlenen Garry Marshall (Pretty Woman, Runaway Bride), devam filmine çıkış noktası oluşturan "The Princess Diaries" için şunları söylüyor: "Her zaman için 'The Princess Diaries' ile gurur duymuşuzdur. Hem çocukların,hem gençlerin , hem de ve yetişkinlerin hoşlanabileceği tipte bir komedi çalışmasıydı. O dönemde o tipte bir komedi yapımına ihtiyaç olduğuna şiddetle inanmıştım. Çocuklara ve gençlere yönelik bir öykünün içine yetişkinlere özgü mizah unsurlarını katınca ortaya herkesin hoşlanabileceği türde bir komedi çıktı."

Yapımcı Mario Iscovich'in bu konudaki düşünceleri ise şöyle: "Bence 'The Princess Diaries'in elde ettiği başarının sırrı izleyiciyle sağlam bağlar kurmasındaydı. Peri masalı havasını bir tutam gerçekçilik ile harmanlayan o filmin izleyicideki fantezi ve eğlence ihtiyacını doyurduğunu düşünüyorum. Şiddet yüklü , kanlı ve sert filmlerin kol gezdiği günümüzde insanları sevgiye ve güzel ahlaki değerlere davet eden bir film olduğu için ilgi gördü."

Filmin diğer yapımcısı Debra Martin Chase, ilk filmle ilgili olarak şöyle konuşuyor: "Orijinal filmde bir genç kızın giderek güçlenişinin öyküsü vardı. Bence o film genç kızlara şu mesajı verdi: Arzu ettiğiniz herşeye ulaşmanız için ihtiyaç duyduğunuz güç sizin kendi benliğinizdedir. O gücün farkına varırsanız istediğiniz herşeyi yapabilir, en çılgın düşlerinizi gerçekleştirebilirsiniz."

Film yapımcıları "The Princess Diaries 2"de ilk filmin mizah unsurunu ve enerjik yapısını korumaya özen gösterdiler. Ancak bu yapılırken San Francisco'lu genç kız Mia Thermopolis ile ona özgüven aşılayan kraliçe büyükannesi Clarisse'nin macerası bir adım daha ileriye götürüldü.

Mia Artık Ülkesine Gitmeye Hazır

Aradan geçen yıllar içerisinde Mia artık büyümüş ve kendine güvenli bir genç kadın olmuştur. Kolejden mezun olan Mia artık kendi ülkesi Genovia'nın tacını devralmaya hazırdır. Genovia'ya yapacağı bu yolculuk, hayatının en önemli yolculuğu olacak, o güne kadar sahip olduğu herşeyini geride bırakacaktır. Kraliçe büyükannesi Clarisse (Julie Andrews) torununun gelişini Genovia'daki kraliyet sarayında beklemektedir.

Prenses Mia rolünde ikinci kez kamera karşısına geçen Anne Hathaway, portresini çizdiği bu karakterin yeni filmde ulaştığı yeni pozisyonu şöyle anlatıyor: "Mia artık kendisine daha fazla güvenen, daha temkinli bir genç bayandır. Bu filmde ondan farklı davranış biçimleri beklenmektedir. Örneğin Genovia Prensesi olacaksa bazı inanç ve değerlerinden feragat etmesi, uzlaşma zeminine oturması istenir. Kendi limitlerini belirlemeyi öğrenmek zorundadır. Bu mücadele sırasında herşeyden önce özgüven kazanmayı hedefler. Artık üniversite mezunu olduğu halde hala öğrenmesi gereken bir sürü şey vardır. Genovia'nın tarihini, gelenek göreneklerini ve yasalarını öğrenmeye çalışırken epeyce zorlanırsa da, en sağlam destekçisi konumunda olan kraliçe büyükannesi Clarisse'nin yardımını alır."

Filmin yapımcılarından Debra Martin Chase ise, Prenses Mia'nın gelişim sürecinde vardığı yeni noktayı şu sözlerle değerlendiriyor: "Bu filmde Prenses Mia'nın genç kızlıktan yetişkinliğe uzanan yolculuğu vardır. Artık bir ülkeyi yönetmek üzere olduğunu kendi benliğine kazımak zorundadır. Bu gerçek bir görev ve sorumluluktur. Bir ülkenin tüm halkı ona bağlı olacaktır. Sadece bu kadarı bile 21 yaşındaki bir genç kadın için ürkütücü bir sorumluluktur."

Debra Martin Chase sözlerine şöyle devam ediyor: "Filmin başlangıcında Genovia Parlamentosunda bu konuyla ilgili yapılan bir oturuma tanık oluruz. Parlamento üyelerinin hepsi, Amerika'da doğup büyümüş bir genç kadının ülkenin başına geçecek olmasından dolayı oldukça huzursuz ve rahatsızdır. Ancak Mia artık çok bilgili ve güçlü bir genç kızdır. Zaten eğer bir farklılık yaratmak istiyorsanız, en güçlü silahınız bilgidir. Mia'nın pozisyonuna bakacak olursak, Genovia sarayındaki yeni rolünde bilginin ön planda olduğunu, bilginin kraliyet tacından, en güzel elbiselerden ve saraylardan bile daha önemli olduğunu görürüz."

Damat Adayları

"Acemi Prenses: Kraliyet Nişanı"nda Mia'nın karşısına çıkan en büyük engellerden birisi, yüzlerce yıllık Genovia yasalarına göre ülkenin kraliçesi olacak prensesin mutlaka evli olması zorunluluğudur. Kendisine 30 gün içerisinde bir damat bulmak zorunda olan Mia, dünyanın her köşesinden gelecek damat adayları arasından seçim yapmak gibi zor bir işle karşı karşıyadır.

Adaylardan iki tanesi Mia'nın ilgisini çeker. Bunlardan birisi, portresini Callum Blue'nun çizdiği Andrew, diğeri ise Chris Pine'ın oynadığı Nicholas'tır. Filmin yönetmeni Garrry Marshall, bu iki damat adayının genel özelliklerini şu sözlerle yorumluyor: "Mia ile evlenip Genovia kralı olmayı düşleyen Andrew ile Nicholas arasındaki en belirgin fark, yönetim olgusuna farklı açılardan bakmalarıdır. Andrew'in amacı Mia ile evlenip ona kraliçelik yolunu açmak, dolayısıyla Mia'nın ülkeyi yönetmesine yardımcı olmaktır. Buna karşılık Nicholas'ın niyeti tamamen farklıdır. Kral olduktan sonra Mia'yı safdışı bırakarak ülkeyi kendisi yönetmek istemektedir. Filmin öyküsündeki çatışma unsuru bu noktadan kaynaklanır."
Garry Marshall sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu filmde çok iyi bir oyuncu kadrosu ve bol miktarda romantik komedi unsurları var. İnsanlara yepyeni bir dünya sunmak istedik. Bence Prenses Mia karakteri, özgüvenin, eğitimli olmanın, kararlılığın, atletik yeteneklerin ve korkusuzluğun çok iyi bir örneğidir. Unutmamalıyız ki, iyi ve başarılı bir insan olabilmek için sadece güzel ve çekici olmak yeterli değildir. İnsanın başarılı olabilmesi için herşeyden önce kendisine inanması büyük önem taşır."

Nerede Bu Genovia?

Film yapımcılarının keyifle ilgilendiği konulardan birisi de, filmin öyküsünde sözü edilen Genovia adlı minik ülkeyi beyazperdede canlandırmak oldu. Avrupa'nın herhangi bir yerinde mistik bir prenslik olarak sözü edilen Genovia'nın adı ilk filmde sık sık duyulmuş, ancak hiçbir yerinde görülmemişti.

Yönetmen Garry Marshall, Genovia'nın ekrana yansıtılmasında uygulanan mantığı şu sözlerle açıklıyor: "İlk filmi izlemiş olanlar hatırlayacaktır. Prenses Mia'yı ilk tanıdığımızda henüz lise öğrencisiydi ve aslında bir prenses olduğunu keşfediyordu. Ancak o filmin öyküsünün tamamı San Francisco kentinde geçmekteydi. Bu filmde ise Prenses Mia'yı alıp Genovia'ya götürüyoruz. İlk filmde 'harika plajlara, görkemli dağlara ve tablo güzelliğindeki küçük kasabalara sahip bir ülke' olarak anlattığımız Genovia'yı görme ve tanıma fırsatını bu filmde izleyiciye veriyoruz."

Peki, Genovia denen bu ülke tam olarak nerededir?

Garry Marshall bu sorunun cevabını şu sözlerle veriyor: "Genovia adlı bu küçük ülkenin İspanya ile İtalya arasında bir yerlerde olmasına karar verdik. Dolayısıyla Avrupa kıtasının 'dizkapağı' olarak adlandırabileceğimiz alt kısmında yer alacaktı. Proje aşamasındayken bu ikinci filmin bir bölümünü o ülkeyi temsil edecek bir Avrupa ülkesinde çekmeyi düşündük. Ancak sonradan filmin tamamının Los Angeles bölgesinde çekilmesine karar verdik. İlk planlamamızda Genovia'nın Çek Cumhuriyeti yakınlarında olmasını düşünmüştük. Bu yüzden çekimleri Prag'da yapma niyetimiz vardı. Ancak dediğim gibi sonradan Genovia'nın Los Angeles'ta Burbank'ta kurulmasına karar verdik."

Filmin yapımcılarından Mario Iscovich, mistik ülke Genovia'nın özelliklerini şu sözlerle tanımlıyor: "Genovia'yı yaratırken bir çeşit büyülü dünya şeklinde hayal ettik. Eski tarz Hollywood filmleri geleneğini izleyerek izleyicinin kendisini tam içinde bulmak isteyeceği türden bir dünya yaratmak istedik. Genovia için herhangi bir ülkeyi model almadık ama kraliyet geleneklerini taşıyan, aristokrat zihniyetle yönetilen bir prenslik olmasını hayal ettik. Bu ülkeye büyülü bir atmosfer vermek için de biraz peri masalı esintileri katmaya özen gösterdik."

Mario Iscovich sözlerini şöyle sürdürüyor: "Artistik açıdan hedefimiz, yeşilin ağır bastığı çok canlı renkler kullanmak suretiyle ilkbahar/yaz duygusunu yakalamak şeklinde oldu. Böyle bir film için gereken en uygun hava koşullarının Güney Kaliforniya'da olması nedeniyle çekimlerin orada yapılmasına karar verdik. Disney arazisinde çok sayıda film seti oluşturduk. Pasadena'da inanılmaz güzellikte bir malikane bularak sarayın arka bahçesi çekimlerini orada yaptık. Görkemli nikah sahnesi çekimleri de Pasadena'daki güzel bir kilisede gerçekleştirildi. Çok sayıda setin aynı anda kurulmasıyla Genovia'mız çekimlere hazırdı. Bunların yanısıra Malibu'daki Leo Carrillo Plajı ve Güney Kaliforniya Üniversitesi'nin dış mekanları da kullanıldı."

Güney Kaliforniya'da Bir Prenslik

Yönetmen Garry Marshall ve film yapımcıları, Genovia'nın yaratılmasında beş kez Oscar adayı tecrübeli prodüksiyon tasarımcısı Albert Brenner ile işbirliği yapma yoluna gitti.

Önceki dört filminde de Brenner ile çalıştığı için onu yakından tanıdığını belirten Garry Marshall'in bu işbirliği konusundaki düşünceleri şöyle: "Albert Brenner aslında kendisini emekliye ayırmıştı. Bu film için Hollywood'a geri döndü. Genovia sarayını, kasabasını ve kırsal bölgesini tasarlamak suretiyle ortaya çok güzel bir iş koydu. Üstelik bunların hepsini Los Angeles bölgesinde yaptı."

Prodüksiyon tasarımcısı Albert Brenner da, mistik Genovia ülkesini yaratırken Garry Marshall ile beşinci kez beraber çalışmaktan duyduğu mutluluğu şu sözlerle ifade ediyor: "Bu filmin her aşamasında büyük keyif alarak çalıştım. Garry'nin duyduğu inanç sayesinde hayat vizyonumu bu filme taşıma özgürlüğünü elde ettim. Genovia üzerinde tartışırken bu ülkenin yüzyıllardır varlığını sürdüren bir monarşi olmasını öngördük. Bir tutam İngiltere, biraz Monaco, biraz da Lichtenstein birleşimine İtalya ile Fransa'nın klasik mimarisini ekleyince ortaya mistik bir prenslik çıktı."

Ünlü tasarımcı, Genovia sarayını nasıl hayal ettiğini ise şöyle açıklıyor: "Genovia sarayını hayal ederken farklı bir yaklaşımdan yola çıktım. Klasik tarihsel kökenleri olacaktı ama aynı zamanda modern Kraliçe ve modern Prensesin ihtiyaçlarına göre güncellenecekti. Görkemli resmi balolara ev sahipliği yapan, kraliyet ailesinin fonksiyonlarını yerine getirmesine imkan veren, ama bu arada saraydaki gençlerin partilerine de uygun düzenlenen çok farklı bir saray tasarımı yaptım."

"Acemi Prenses: Kraliyet Nişanı"nın birçok önemli sahnesinde arka plan işlevi gören görkemli saray ve dış mekan setlerinin Disney arazisinde kurulması yoluna gidildi. Bu setlerde Mia'nın saraya gelişi; damat adaylarından birisiyle görüştüğü sırada buluşmanın paparazzi flaşlarıyla yarıda kalması; Mia'nın prenses sıfatıyla ilk kez resmen görünmesi; Mia'nın Genovia muhafız bölüğünü denetlediği ilk resmi tören ve ata bindiği sahneler gibi çekimler gerçekleştirildi.
Pasadena'daki görkemli malikanenin çevresindeki geniş topraklar ise, sarayın arka cephesi ve bahçeleri işlevini gördü. Kraliçenin düzenlediği ve yüzlerce seçkin davetlinin katıldığı geleneksel çay partisiyle ilgili çekimler, bu malikanenin geniş arka bahçesinde hayata geçirildi. Ayrıca Mia'nın Nicholas'la olan talihsiz görüşmesinden ıslak ve perişan halde dönüp Kraliçe Clarisse'ye öfkelendiği sahne de burada çekildi. Mia'nın Nicholas ile birlikte romantik havada geçen okçuluk dersleri ve Andrew ile badminton oynadığı sahneler de bu alanlarda görüntülendi.

Genovia Sarayının iç mekanlarını hayata geçirmek için de Universal Stüdyolarında beş tane set kuruldu. Balo salonu, yaşam odaları, taht odası, giriş ve antreler, koridorlar, mutfak ve parlamento gibi mekanları içeren bölümlerin tamamı Albert Brenner'in oluşturduğu sanatçılar ekibi tarafından yaratıldı. Saraydaki taht odasının duvarları, Genovia'yı geçmişte yönetenlerin tablolarıyla süslendi. Duvarlara asılan bu tabloları portre sanatçısı John Solie hazırladı.

Mia'nın odası da bir prensesin rüyasının gerçekleşmesi şeklinde düzenlendi. Kraliçe Clarisse tarafından Mia için özel olarak dekore edilen bu odada çok şık giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlarla tıkabasa dolu geniş ve ferah görünümlü bir gardrop hazırlandı. Ayrıca İsviçreli mücevher tasarım evi Chopard tarafından tasarlanan değerli takılarla dolu çekmeceler hazırlandı. Bunların yanısıra mobilya tasarımında da karma model uygulanarak Drexel Heritage firmasının hazırladığı klasik mobilyalarla 18. yüzyıldan kalma İtalyan el yapımı gece lambaları gibi bazı antika mobilyaların aynı ortamda birleştirilmesi yoluna gidildi.
Disney Stüdyolarının European Street olarak bilinen yeri ise Genovia'nın başkenti Pyrus'un caddelerine dönüştürüldü. Bu caddede Genovia ülkesinin bağımsızlık günü geçit töreniyle ilgili çekimler yapıldı. Açık hava mekanı şeklinde düzenlenen sette Stuart Weitzman, Origins, Vespa, La Perla, Chopard gibi şirketlere ait 50 civarında mağaza açıldı. Mağazalara konulan ürünler sayesinde caddenin otantik havası sağlanmış oldu.

Kraliçe Clarisse rolündeki Julie Andrews'ın film setleriyle ilgili genel düşüncesi şöyle: "Bu filmin ilkinden bile daha iyi olacağını düşünüyorum. Eminim ki herkes benim gibi düşünerek bu filmi sevecektir. Herşeyden önce ilkine kıyasla çok daha fazla aksiyon var. Ayrıca Genovia'da olmak bile başlıbaşına heyecan verici. Genovia için hazırlanan bütün setler, tüm görkemi ve tatlı gelenekleriyle çok harika bir mistik krallığa dönüştü. Açıkçası kendimizi Avrupa'da gibi hissettik."

Müzikler

Walt Disney Records etiketiyle yayınlanan "The Princess Diaries 2: Royal Engagement" filminin müziklerinden oluşan soundtrack albümü, kelimenin tam anlamıyla kraliçelere (veya prenseslere) layık şekilde hazırlandı. Müzikseverlerin merakla beklediği albümde günümüzün önde gelen pop müzik sanatçılarının parçalarının yanısıra Julie Andrews'ın yorumladığı şarkılara da yer verildi.
Soundtrack albümün açılışında Kelly Clarkson'un seslendirdiği "Breakaway" adlı parça yer alıyor. Bu şarkının sözlerinin yazımına günümüzün en ünlü genç starlarından Avril Lavigne de katkıda bulundu. Albümün diğer şarkılarından bazılarını ise Grammy ödüllü Norah Jones, Steve Harwell, Pink, Jess McCartney, Wilson Phillips, Christy Carlson Romano gibi yıldızlar yorumladı. Albümde ayrıca Avril Lavigne'nin "I Always Get What I Want" adlı şarkısı da yer aldı.

Filmin ana karakteri olan Mia Thermopolis'in duygularını yansıtan parçalardan birisi de, "I Decide" adını taşıyan çok canlı ve neşeli pop şarkısı oldu. Ünlü besteci Diane Warren'ın hazırladığı bu şarkının seslendirmesini günümüzün ünlü şarkıcı/film oyuncularından Lindsay Lohan yaptı.

Filmde yer alan şarkılardan birisi de, Disney Channel'ın starı Raven'in yorumladığı "This Is My Time" adlı şarkı oldu. Sanatçının sonbaharda yayınlanan ilk CD'sinde de yer alan bu şarkının yanısıra Julie Andrews'ın seslendirdiği "Your Crowning Glory" adlı şarkı da dinleyicinin beğenisine sunuldu.


"The Princess Diaries 2: Royal Engagement"in soundtrack albümündeki şarkılar şöyle sıralanıyor:

  • Breakaway - Kelly Clarkson
  • I Decide - Lindsay Lohan
  • This Is My Time
  • I Always Get What I Want - Avril Lavigne
  • Trouble
  • Because You Live - Jesse McCartney
  • Love Me Tender - Norah Jones
  • Fun in the Sun - Steve Harwell
  • Let's Bounce - Christy Carlson Romano
  • Dance, Dance, Dance
  • Fools - Rachel Stevens
  • Love That Will Last - Reneé Olstead
  • Your Crowning Glory - Julie Andrews
  • Miracles Happen


Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.