|
Amerikan
Pastası: Düğün
American Pie:Wedding
"Amerikan Pastası" hayranları serinin üçüncü bölümünü sabırsızlıkla
bekliyorlardı. Serideki karakterlerin yaşamında nelerin değiştiğini görmek,
"AP" hayranları için çok önemliydi. Serinin devamını bu yüzden
istiyorlardı. Ancak "Amerikan Pastası"nın senaryo yazarı ve
yapımcısı Adam Herz'in üçüncü bölüm için fazla acelesi yoktu. "Bir
an önce olsun da nasıl olursa olsun" felsefesinden hareket etmedi.
Serinin üçüncü bölümüne ıpkı yeni doğmuş bir bebeğe gösterilen özenle
yaklaşarak sağlam bir planlama yaptı.
Adam Herz bu konuya nasıl
yaklaştığını şu sözlerle açıklıyor: "İlk iki filmin üstüne çıkmak
gibi bir endişem olmadı. Çünkü olaya bu açıdan bakmadım. Kendi kendime
sorduğum tek soru, 'Bu karakterlerin yaşamının doğal gelişim sürecinde
bundan sonraki aşama ne olabilir?' sorusu oldu. Doğal gelişim sürecine
uygun ve daha da önemlisi eğlenceli bir aşama olmalıydı."
Filmin yapımcılarından Chris Moore devam ediyor: "Birinci ve ikinci
filmlerde başardığımız herşeyden gurur duyuyoruz. Her iki filmde rol alan
genç aktörlerimize aynı filmi tekrar tekrar yapıp para kazanan insanlar
gözüyle bakmadık. Bu yüzden üçüncü film için ilginç bir gelişme bekliyorduk.
Bir gün Adam Herz ortaya çıkıp, 'Evlilik olayı çok ilginç olabilir' dedi
ve herşey böyle başladı."
Sözü yeniden alan Adam
Herz şöyle devam ediyor: "Bu üçlemede karakterlerin yaşamının üç
aşaması var. Birinci filmde bekaretin kaybedilmesinden söz ediliyordu.
İkincisinde ergenliğe geçiş aşamasının getirdiği tuhaf süreç anlatıldı.
'Ben kimim, arkadaşlarım kimler, neler oluyor?' gibi sorular üzerinde
duruldu. Üçüncüsünde evliliğin gündeme gelmesinden doğal ne olabilir?"
Yapımcılardan
Chris Bender'in yorumları ise şöyle: "Herkes bu serideki karakterlerle
bağlantı kurabilir. Hepimizin yaşamında Stifler veya Finch'e benzeyen
bir arkadaşımız mutlaka vardır. Ve hepimizin benliğinde Jim'den bir parça
olduğu söylenebilir. İlk seks yapma deneyimini, evlilik olayını hepimiz
bir şekilde yaşadık. Nasıl davranmamız gerektiğini bilemediğimiz için
büyük olasılıkla hayatımızın en sıkıntılı dönemi oldu."
Eski kadro geri dönüyor
Film yapımcılarının "doğruyu
bulma" yolunda karşılaştığı en büyük zorluk, orijinal öyküdeki tüm
karakterleri kapsayacak yeni bir öykü tasarlamak oldu. Öykünün aynı zamanda
yepyeni, eğlenceli ve hızlı tempolu olması gerekiyordu. Bu sonuca varmak
için "Amerikan Pastası: Düğün"deki her karaktere ayrı ayrı odaklanılmak
suretiyle zor tercihler yapıldı. Öykünün ana hatlarının ortaya çıkmasından
sonra ise ilk iki filmde yer alan oyuncuların geri dönüşünü sağlamak gerekiyordu.
Yapımcı Chris Moore bu
aşamada neler yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: "Adam'ın senaryosu
gerçek anlamda bir sözleşme gibiydi. Bu yüzden istediğimiz her oyuncuyu
geri alabilme şansını elde ettik. Elbette geri dönmeyen karakterler de
var ama biz istemediğimiz için dönmediler. Yeni öyküde onların yeri yoktu.
O karakterleri canlandıran oyuncular bu durumu anlayışla karşıladılar."
Yapımcı Chris Moore,
rollerine geri dönen oyuncuları şöyle sıralıyor: Jim rolündeki Jason Biggs;
Michelle rolündeki Alyson Hannigan, Kevin rolündeki Ian Nicholas, Steve
Stifler rolündeki Seann William Scott, Finch rolündeki Eddie Kaye Thomas,
Jim'in annesi rolündeki Molly Cheek ve Jim'in babası rolündeki Eugene
Levy...
Yeni filmde Michelle'in
ailesine yeni katılımlar oldu. Kızkardeşi Cadence rolünde January Jones
kamera karşısına geçerken babası Harold'u Fred Willard, annesi Mary ise
Deborah Rush canlandırdı. Bunların dışında yeni yaratılan bazı roller
için de konuk sanatçılar oynadı.
İlk
iki bölümden de hatırlanacağı gibi "Amerikan Pastası" serisindeki
çılgınlıkların merkezinde Jim vardır. İyiniyetli bir genç olan Jim'in
hayatın zorluklarıyla uğraşırken başına gelen aksilikler zinciri, artık
daha olgun olmasına rağmen "Amerikan Pastası - Düğün"de de aynen
devam eder. Üçüncü
kez Jim rolünde kamera karşısına geçen genç aktör Jason Biggs, "Teklif
geldiğinde yeni bölümde neler olacağını bilememekten kaynaklanan bazı
çekincelerim vardı. Ancak ilk iki filmin senaryosunu yazan Adam Herz'in
yine işbaşında olduğunu duyunca bir an bile duraksamadım. Evlilik olayını
en eğlenceli boyutuyla ortaya koymakla kusursuz bir iş çıkarttı"
diyor.
Jim'in nişanlısı Michelle
rolünü üstlenen Alyson Hannigan'ın düşünceleri ise şöyle: "Nikah
lafını duyduğum anda ortaya gerçekten eğlenceli birşeyler çıkacağını anlamıştım.
Kendi kendime, 'Şimdiye kadar iki kez yaptı, üçüncüsünü de iyi yapacaktır'
diye düşündüm. Gerçekten de yaptı. İlk iki bölümün tatlılığının aynısı
üçüncüsünde de vardı."
Filmin kadrosuna yeni
katılan oyunculardan birisi de, Michelle'in kızkardeşi Cadence rolündeki
January Jones oldu. Çekimlerin ilk gününde biraz gergin olduğunu kabul
eden genç oyuncu, bunun nedenini şöyle anlatıyor: "İlk iki filmi
çok sevmiştim. Tanıdığım herkes de aynı fikirdeydi. Büyük bir hata yapabileceğimden
endişeleniyordum. Ancak setteki herkes bana çok iyi ve yardımsever şekilde
davranınca gerginliğim azaldı ve, 'Neden canımı sıkayım ki?' diyerek rahatladım."
Serideki
Kevin rolüne bir kez daha dönüş yapan Thomas Ian Nicholas ise, "American
Pie" serisinin bu filmle birlikte üçleme haline dönüştüğüne dikkat
çekerek görüşlerini şu sözlerle dile getiriyor: "Üçüncü bölümün çekileceğini
duyduğumda nasıl bir şey olacağını merak ettim. Bu tip serilerin ikinci
bölümlerinde ilk bölümün konusunun devamı yer alır. Ancak üçüncü bölümden
itibaren biraz değişiklik yapılması gerekir. 'American Pie' serisinin
ilk iki bölümünde de seks konusunun ağırlığı vardı. Üçüncü bölümde evliliğin
gündeme getirilmesi bu açıdan iyi oldu. Seks konusunun yine ağırlığı olmakla
birlikte üçüncü bölümün öyküsünün yeni ve farklı olduğu söylenebilir.
Serideki diğer arkadaşlarımla birlikte bu yolculuğa üçüncü kez çıkmaktan
mutluluk duydum."
Ellerindeki hazır formüle
farklı bir boyut katan Adam Herz ve film yapımcıları, "Amerikan Pastası:
Düğün"ün aynı zamanda kökenlerine bağlı kalmasına da özen gösterdiler.
Üçlemenin en eğlencelisinin bu film olduğunu belirten yapımcı Chris Moore,
"Bu özelliği bakımından serinin ilk filmine benzetebiliriz. Onun
kadar espri dolu ve samimi bir film" diyor.
Filmde Jim'in soğukkanlı
ve temkinli babası rolünde kamera karşısına geçen Eugene Levy ise, aynı
fikirde olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor: "Bence üç film arasındaki
en güçlü senaryo bu filmde. Senaryodaki komedi unsurunun acımasız boyutlarda
olması nedeniyle ilk 'Amerikan Pastası'na daha yakın durduğunu söyleyebilirim.
Bence biraz da duygulara hitap etmekte korkulacak bir durum yok, bence
o da iyi birşeydir."
En iyisi bu oldu
Senaryo yazarı Adam Herz
ise, "İnsanlar üç film arasında en güçlüsünün bu olduğunu söyledikçe
gurur duyuyorum" diyor ve şöyle devam ediyor: "Birinci 'Amerikan
Pastası'nın senaryosu o güne kadar yazdığım en iyi senaryoydu. Aradan
geçen süre içinde bir yazar olarak olgunlaştığımı düşünüyorum. İnsanların
buradaki gerçek karakterlere inanmasını ve onlarla birlikte eğlenmeye
devam etmesini istedim."
"Amerikan Pastası:
Düğün"ün en az ilk iki film kadar başarılı olması için ortada doğru
bir reçete olması gerekiyordu. Bu nedenle eldeki malzemeyi en iyi şekilde
birleştirebilecek yetenekli bir şefe ihtiyaç vardı. Üçüncü film için en
doğru tercihin genç yönetmen Jesse Dylan olacağına karar verildi. Bu kararda,
Jesse Dylan'ın açık ve net bir vizyonu olmasının, ancak bu özelliğine
rağmen aktörlere gerekli özgürlüğü verebilmesinin önemli payı vardı.
İlk
iki filmde belirlenmiş ve artık oturmuş karakterler üzerinde çalışmak,
Jesse Dylan gibi yeni bir yönetmen için ürkütücü bir görevdi. Ancak bu
konuda herkesten olumlu not almayı başardı. Bundan önce "How High"
gibi başarılı bir komedi çalışmasına imzasını atan Jesse Dylan, "Amerikan
Pastası" serisinin üçüncüsünün başına geçmekten duyduğu heyecanı
şu sözlerle açıklıyor:
"Ben bu zor göreve başlarken birçok insanın ciddi ciddi endişe duyduğunun
farkındaydım. Bundan önce iki tane hit filmim vardı. Ancak ilk iki bölümüyle
olay yaratmış böyle bir komedi serisinin yönetmenlik koltuğuna oturmam
doğru muydu? Bunların hiçbirisine aldırış etmeden istekle işe başladım.
Hepsi de kariyerinin zirvesinde olan oyuncu grubuna katılmak çok keyifli
oldu."
Genç yönetmen bu zor
görevi yerine getirirken nasıl bir yöntem izlediğini şöyle anlatıyor:
"Üçüncü bölümün karakterlerini oluştururken ilk iki filmin mirası
hayati önem taşıyordu. Bu nedenle ilk iki filmdeki
karakter yapılarını temel almak suretiyle üçüncüyü yapılandırdım. Ancak
tamamen ayrı bir film gibi yaklaşmaya da özen gösterdim. Bu nedenle filmin
isminde bile 'Amerikan Pastası 3' gibi bir ibare yer almadı. Kendi ayakları
üzerinde duran bir film oldu. Daha önceden tanıdığımız karakterleri yepyeni
bir şekilde alan eğlenceli ve romantik bir evlilik filmi yaptık."
"Amerikan
Pastası: Düğün"ün başlangıcında kahramanlarımızı hayatlarının yepyeni
bir dönemecinde, nikah öncesinde buluruz. Hepsi okullarından mezun olmuşlardır.
Öğrencilik hayatının mutlu ve neşeli ortamından sonra yetişkinliğin gereklerini
yerine getirmekte oldukça isteksizdirler. Yıllardır beraber oldukları
için adeta aile gibi hisseden gençler, bir düğün haberinin gündeme gelmesiyle
canlanırlar.
Senaryo yazarı Adam Herz,
"Neden düğün?" sorusuna şu sözlerle açıklık getiriyor: "Filmin
komedi unsurunu hepimizin çok iyi bildiği toplumsal bir olgu olan düğün
üzerinde inşa etmek istedik. İnsanlar evlenirken birçok değişikliği de
yaşamak zorunda kalırlar. Düğüne hazırlık süreci oldukça baskılı bir süreçtir.
Beklentiler çok yüksektir. Evlilik öncesinin getirdiği karmaşık süreci
bilmeyen yoktur. Bu nedenle üçüncü filmin temeline herkesin iyi bildiği
evlilik sürecini koyduk."
Üçüncü filmin konusu,
karakterlerden ikisinin (Jim ve Michelle) birbirlerine aşık olması ve
evlenmek istemesi üzerine kuruludur. Ancak nikah töreninin kusursuz olması
için arkadaşlarıyla ailelerinin desteğine ihtiyaçları vardır. Böyle bir
ortamda, "baskı", "beklenti" ve "komedi"
gibi unsurların hepsi kendiliğinden yer alması kaçınılmaz bir sonuçtur.
Jim
ve Michelle karakterlerinin ilk iki filmdeki gelişimini dikkatle izlediğimizde
Jim'in kısa sürede olgunlaştığını ve Michelle'ye hayatının nikah törenini
vermeyi çok istediğini görürüz. Ancak Jim'in arkadaşlarının bu şekilde
düşünmemesi başlı başına bir problemdir. Onlar gezip eğlenmek, içki içmek,
kızlarla dolaşmak istemekte, bu nedenle de Jim'in delirdiğini düşünmektedir.
Kendileri bekar hayatını tercih ettikleri halde Jim'i çok sevdikleri için
evliliğine yardımcı olmaya karar verirler.
Bu konuda en büyük katkıyı
Stifler yapar. Onun ilgi alanı, çıplak kızların da katılacağı bir bekarlar
partisi düzenlemektir. Böyle bir parti planlamasına izin verdiği takdirde
Jim'e dans dersi vermeye bile hazırdır. Jim'in bekarlar partisine onay
vermesi üzerine hazırlıklarına başlar.
Senaryo
yazarı Adam Herz, filmdeki bekarlar partisi sahnesini şöyle anlatıyor:
"Bekarlar partisi olmadan Amerikan Pastası usulü bir nikah düşünülemezdi.
Ve Amerikan Pastası usulü bir bekarlar partisinde birbirinden güzel çıplak
kızların yer almaması imkansızdı. Çıplak kızların bulunduğu bir bekarlar
partisinde de birbirinden ilginç espriler olması kaçınılmazdı. Bizim bekarlar
partimizde popoya şaplak atma, kölelik, çikolata sosu gibi herşey yer
aldı."
İyi Çocuklar Kötü
Çocuklar
"Amerikan Pastası"nın
değişmez özelliklerinden birisi de, serideki erkek karakterlerin Aşk Oyunu
konusunda birbirleriyle yarış halinde olmasıdır. Üçüncü filmde de bu gelenek
değişmedi. Stifler bir kere daha bu oyunun değişmez yarışmacısı olurken
Finch de onun rekorunu ele geçirmeye kararlı en sıkı rakibi olarak oyundaki
yerini aldı.
Yapımcı Chris Moore bu
konuda şunları söylüyor: "Amerikan Pastası'nın ilk iki filmiin öykü
akışında Stifler ile Finch her zaman birbirlerine iyi birer rakip oldular.
Orijinal filmin kötü çocuğu Stifler'di. Finch ise sürekli intikam peşindeydi.
En samimi arkadaşınız eğer sizin annenizle yatmış olsaydı intikam almayıp
da ne yapardınız?"
"Amerikan
Pastası: Düğün"de Finch ile Stifler bir kere daha kafa kafaya gelirler.
Şimdi ikisi de aynı kızın, Michelle'nin güzel kızkardeşi Cadence'in peşindedirler.
Senaryo yazarı Adam Herz'in "Finch - Stifler rekabeti" konusundaki
düşünceleri şöyle: "Bu karakterleri ilk tanıyışımızın üzerinden neredeyse
dört yıl geçti. Ancak onlar arasında bir türlü olgunlaşamayan Stifler
kaldı. Dört yıldan beri bunun mücadelesini veriyor. Yaptığı her işi yüzüne
gözüne bulaştırmaya devam ediyor. Ancak üçüncü filmin sonunda onun Stifler
olmaktan kurtulup Steve kimliğini kazanmaya başladığını görüyoruz. Bence
bu iyi bir gelişme..."
"Amerikan Pastası"
serisindeki komedi anlayışının hiçbir zaman vasat olmadığını belirten
yapımcı Craig Perry, "Bu gençlerin başına gelenlere gülüyoruz. Çünkü
kendimizi onların yanında gibi hissediyoruz. Bu yüzden kahkahaların gerisindeki
tatlılık ve masumiyeti gözardı etmemeliyiz" diyor.
Yapımcı Chris Moore ise,
"Amerikan Pastası"nın bir başka özelliğine dikkat çekerek şunları
söylüyor: "Ancak şurası da gerçek ki, bu serinin özelliklerinden
birisi de iğrenç şakalar ve farklı mekanlardır. Bu filmde de bakireler,
striptizciler ve gay barlar yer alıyor. Özellikle nikah töreni sırasında
büyük annenin başına gelenlere çok şaşıracaksınız. Gerisini hayal gücünüze
bırakıyorum."
Herşeye rağmen arkadaş
kalmak
"Amerikan Pastası"
serisinin özünde aralarındaki farklılığa rağmen yakın arkadaş kalmayı
başaran dört genç erkek yer alır. Jim olaylara her zaman iyi yanından
bakar. Stifler kötü çocuktur. Kevin ikisi arasında yapıştırıcı görevi
yapar. Finch ise gizemli entelektüeldir.
Jim,
Stifler, Kevin ve Thomas'ın yaz buluşması, aynı zamanda bu karakterleri
paylaşan Jason Biggs, Seann William Scott, Thomas Ian Nicholas ve Eddie
Kaye Thomas'ın da yeniden buluşması anlamına geldi. Jim rolündeki Jason
Biggs, bu buluşmayı şu sözlerle değerlendiriyor: "Bu film sayesinde
'gerçek dostum' diyebileceğim çok sayıda arkadaş edindim. Seann müthiş
bir insan. Şimdiye kadar tanıştığım en tatlı insan. Eddie Kaye Thomas
için de aynı şeyi söyleyebilirim. Thomas Ian Nicholas, Alyson Hannigan...
Bu harika insanların hepsi geri döndü. Onlarla üçüncü kez çalıştığım için
çok şansılydım. Çok iyi zaman geçirdik."
"Amerikan Pastası:
Düğün"ün setinde arkadaşlık kavramının çok önemli yeri oldu. Filmin
başarısında yaklaşık dört yıldır birbirlerini tanıyan genç oyuncuların
üçüncü kez buluşmasının getirdiği sıcak ortamın büyük payı vardı. Filmde
Finch rolünü üstlenen Eddie Kaye Thomas, setteki ortamı şu sözlerle anlatıyor:
"Özellikle Jason ile iyi anlaştık. Birbirimizi uzun süredir tanıyorduk.
Komedi yeteneğinin üst düzeyde olduğunu zaten biliyordum. Seann ve Thomas'ın
komedi gücü de kusursuz düzeydeydi. Onlarla bir kez daha çalışma şansını
elde etmek heyecan vericiydi."
Kevin rolünde kamera
karşısına geçen Ian Nicholas şöyle devam ediyor: "Bir araya geldiğimizde
harika şeyler oluyordu. İlk iki filmde hissettiğim o büyüyüyü üçüncüsünde
de aynen yaşadım. Her günümüz çok güzel geçti. Böyle bir deneyimi başka
hiçbir filmde yaşamamıştım. Bu yüzden bu filmleri yapmaya devam edeceğimizi
umuyorum."
Michelle rolündeki Alyson
Hannigan da, yeni filmde yepyeni arkadaşlıklar kurduğunu belirterek şunları
söylüyor: "Eski dostlarımla yeniden çalışmak harikaydı. Birinci ve
ikinci filmlerdeki rolümün biraz Jason'un gölgesinde kaldığını söyleyebilirim.
Üçüncüsünde ise grup sahneleri ağırlıktaydı. Bu sayede diğer arkadaşları
daha yakından tanıma fırsatını buldum."
Filmde
Jim'in babası rolünde kamera karşısına geçen tecrübeli aktör Eugene Levy
ise, Jason Biggs ile oynarken kendi oğluyla birlikte çalışıyormuş gibi
hissettiğini vurgulayarak şunları anlatıyor: "Kendimi Jason'a çok
yakın hissettim. Bu karakter daha ilk 'Amerikan Pastası'nda yerli yerine
oturdu ve sonraki bölümlerde gelişerek devam etti. Ancak benim açımdan
en eğlencelisi bu üçüncü bölüm oldu diyebilirim. Sadece Jason ile değil,
diğer çocuklarla da birlikte oynama fırsatını buldum ve müthiş keyif aldım."
İlk iki filmin kadrosunu
tekrar bir araya toplamaktan sorumlu olan senaryo yazarı / yapımcı Adam
Herz, son derece keyifli bir çalışma ortamı sağlamaktan mutluluk duyduğunu
vurgulayarak, "Amerikan Pastası: Düğün" ile ilgili düşüncelerini
şöyle noktalıyor: "Herkesin zevkle çalışabileceği bir ortam yaratmayı
hedefledim. Sonuçta ortaya 'Amerikan Pastası' hayranlarına ithaf ettiğimiz
çok keyifli bir güldürü çalışması çıktı. Bu filmi izleyecek olanların
bol bol gülmesini ve, 'Vaaay, bu da çok iyiymiş!' demesini istiyorum.
Sinema salonundan çıktıktan sonra biraz daha gülsünler, bu bana yeter
de artar bile..."
Film hakkında bilgi için
tıklayın...
|