KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Love Actually - Aşk Her Yerde"

"Love Actually - Aşk Heryerde"nin yönetmeni Richard Curtis'in kariyerinin başlangıç noktasında gazetecilik vardı. Bu uğurda Oxford Üniversitesine kadar gitti. Ancak daha sonra fikir değiştirip oyunculuk üzerinde karar kıldı. İyi bir aktör olmayı her zaman istemişti.

Ancak asıl başarısını senaryo yazarlığında gösterdi. "Blackadder" ve "Mr. Bean" gibi başarılı televizyon dizilerine ve "Four Weddings and a Funeral - Dört Nikah Bir Cenaze" ve "Notting Hill" gibi hit filmlere senaryo yazarı olarak imzasını attı. Kimbilir belki de Richard Curtis'in iyi bir aktör olamayıp senaryo yazarlığına yönelmesi komedi filmlerini sevenler açısından büyük bir şanstı.

O andan itibaren komedi skeçleri yazmaya başladı. Dürüstlükle kabul ettiği gibi oyunculuk alanında yeteneği yoktu. Sahnede kalabilmenin tek çaresi birşeyler yazmaktan geçiyordu. Skeçler yazdığı sırada Rowan Atkinson ile tanıştı. İkisi arasındaki dostluk Oxford yılları boyunca gelişti. Daha sonra show dünyasının "gerçek dünyasında" devam etti.

İkilinin ilk işbirliğinden ortaya çıkan ilk yapıt, BBC'nin "Not the Nine O'Clock News" adlı dizisi oldu. Bu aynı zamanda Curtis'in televizyondaki ilk işi özelliğini taşıyordu. Sözkonusu diziye başlarken "iyi bir sitcom yazmaktan" daha büyük hedefi olmayan Curtis - Atkinson ikilisi, daha sonra "Blackadder"ı yarattı. BBC'nin uluslararası popülariteye ulaşan bu ödüllü dizisi, dört seri halinde devam etti ve her setindeki öykünün değişik bir yüzyılda geçmesiyle farklılık getirdi.

Artık başarılı bir televizyon komedisi yazarı olan Curtis'in kariyerinde bundan sonraki hedef sinema filmlerine geçiş yapmaktı. Sevgi temasını işleyen küçük ve samimi filmler yapmak istiyordu. Curtis'in "The Tall Guy" adını taşıyan ilk uzun metrajlı filminde başrolü Rowan Atkinson oynadı. O filmde İngiliz tiyatrosunda kariyer yapmak amacıyla Amerika'dan gelen bir aktörün öyküsü anlatılıyordu. Yapımcılığını Tim Bevan'ın üstlendiği "The Tall Guy"ın bir özelliği de, İngiliz kadın oyuncu Emma Thompson'un kariyerinde oynadığı ilk film olmasıydı.
Curtis - Atkinson ikilisinin yaptığı işbirliğinin ürünleri arasında küçük bir çocukla bir dahinin ilişkisini ele alan bir televizyon filmiyle dünya çapında bir televizyon efsanesine dönüşen "Bean" yer aldı.

İlk tohumlar

Richard Curtis, Duncan Kenworthy, Tim Bevan ve Eric Fellner'den oluşan grup, daha sonra yine sevgi ve şöhret konulu bir film olan "Notting Hill" üzerinde çalışmaya başladı. "Love Actually" projesinin ilk tohumları da "Notting Hill"in setinde boy gösterdi.

Kenworthy o günleri şöyle hatırlıyor: "Richard'ın değişmez bir huyu vardır. Bir film üzerinde çalıştığı günlerde yeni filmi için fikir geliştirir. Bu yüzden 'Notting Hill' için çalışırken 'Love Actually'nin hayalini kurması kadar doğal bir şey yoktu. Çok sayıda karakterin yaşamına dokunan birşeyler geliştirdiğini bana söylemişti. Hatta 2000 yılı için çok özel bir şey yapacağı konusunda hem kendisine hem de ailesine söz verdi. Sonra Emma ve çocuklarla birlikte Bali'ye altı aylığına tatile gittiler. 2000 yılı için çok özel bir şey yapma projesi gerçekleşmedi. Ancak Bali plajlarında dolaşırlarken bu filmle ilgili fikirler geliştirip hayal kurmaya çoktan başlamıştı."

"Love Actually" projesinin "berbat" bir deneyim olmaması için özen gösterdiğini belirten Richard Curtis ise, filmin senaryosunu yazarken uyguladığı yaklaşımı şöyle anlatıyor: "Senaryonun en ekstra ayrıntıları üzerinde bile sıkı çalışma yaptım. Çeşitli öykülerin kurgulanmış en iyi bölümlerini seyretmek; bunları alıp tam ve kapsamlı bir öykü oluşturacak şekilde bir araya getirmek gibiydi. Hepsi farklı katkı maddeleri içerse de bir araya geldiğinde sürekli ve kalıcı bir lezzet oluşturmasını hedefledim."

"Love Actually"nin temelini oluşturacak öyküler başlangıçta net değildi ama Kenworth'ün devreye girmesiyle yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Yönetmen bundan sonrasını şöyle anlatıyor:"Aslına bakarsanız 'Love Actually' projesinin nasıl başladığını pek hatırlamıyorum. Kimbilir belki de bunun sebebi, herhangi bir filmi yapma kararımın uzun bir süreç gerektirmesidir. Buna karar vermem de üç yıl sürdü diyebilirim. Eğer romantik filmler yazmaya devam etmek istiyorsam hayatımın bundan sonrasını bu tip senaryolara harcamam gerektiğini düşünmüştüm. Bu yüzden dokuz-on tane farklı öyküyü aynı anda yazmaya karar verdim. Ailemle birlikte uzun bir tatile gitmiştim. Plajdaki uzun yürüyüşler sırasında işim gücüm öyküleri düşünmekti. Kendi geçmişimden küçük olayları aklıma getirip bunlara tanıdığım insanların yaşamından kesitleri ekledim. Böylelikle 'Love Actually'nin öyküsel çizgiyi yavaş yavaş da olsa gelişmeye başladı."

Tim Bevan'ın bu konudaki gözlemleri ise şöyle: "Working Title yapım şirketinin başarısında birlikte inşa ettiğimiz ilişkilerin gücünün önemli payı vardır. Bundan gurur duyuyoruz. Richard Curtis ile çalışmamız çok erken dönemlerde başladı ve bugünkü noktaya kadar da devam etti. Bundan daha tatmin edici bir anlaşma düşünemiyorum. 'Love Actually'nin doğuşu aslında doğal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Sadece Richard açısından değil, hepimiz için bu böyledir."

"Love Actually"nin senaryosunun yazımı öncesinde/sırasında/sonrasında bir yerlerde filmin yönetmenliğini de Richard Curtis'in yazma fikrinin su yüzüne çıktığı görüldü.

Bu fikrin nasıl oluştuğunu yapımcı Kenworthy şu sözlerle anlatıyor: "Notting Hill'in çalışmaları sırasında bir noktada Richard Curtis'i karşıma aldım ve, 'Bir senaryo yazarı günün birisinde kendi çalışmasını yönetmek isterse buna hiç şaşırmam. Aslında yazdığı yapıtı yorumlaması için bir başka yönetmene teslim etmek çok daha zordur. Bir yapımcı olarak kendimi filmin senaryosunun gardiyanı gibi görürüm. Setteki herkesin senaryodakine benzer yorumu tutturabilmesi için elimden geleni yaparım. Çünkü senaryo yazarı orada değildir' dedim."

Kenworthy o gün Richard Curtis'e böyle söyleyerek yönetmenlik için yeşil ışık yakmıştı ama Curtis'in farklı bir konumu vardı. O zaten her zaman setlerin tam göbeğindeydi. Senaryosunu yazdığı her filmin neredeyse tüm çekim günlerinin her dakikasında sete girmesine özel izin veriliyordu. Setlerde sürekli bulunmasının yanısıra filmlerinin kurgu odasında da boy göstermesiyle tanınıyordu. Tüm bunlara ek olarak 1987 yılından beri BBC'nin "Comic Relief" adlı televizyon programının ortak yapımcılığı görevini sürdürüyordu. Bu konularda kazandığı olağanüstü deneyim, artık yönetmenliğe de adım atması için yeterli birikim oluşturuyordu.

Yapımcı Duncan Kenworthy sözlerine şöyle devam ediyor: "Richard'ın bu konuda yeteneği olduğu aşikardı. 'Comic Relief' programı, aktörlerle çalışma konusunda fantastik bir eğitim alanı işlevini gördü. Hemen hemen her konuda bilgi sahibiydi. Diyelim ki teknik ekiptekilerden birisi herhangi bir karakterin gözlük giymesinin iyi olup olmayacağını öğrenmek istedi. Veya duvarda ne gibi bir tablonun olması gerektiğini sordu. Bu tip sorulara verecek cevabı her zaman vardı."

İkisi de kendi doğrultusunda iyi bir film yapımcısı olan Curtis ile Kenworthy'nin yeniden bir araya gelmesi ve onlara Working Title'dan Bevan ile Fellner'in de katılmasıyla bir hayalin gerçekleşmesi yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Bundan sonrasında sıra "Love Actually"de sözü edilen karakterlerin içini doldurmaya, başka bir deyişle oyuncuların saptanmasına gelmişti. Yapımcıların önünde bu konuda sayısız olasılıklar vardı.

"Love Actually"de boy gösteren oyunculardan Hugh Grant, Emma Thompson ve diğer bazıları uzun süredir zaten Working Title projelerinde yer almışlardı. Bunlara yeni yüzler de eklendi. Curtis senaryoyu yazarken bazı roller için belirli aktörleri düşünmüştü. Bunların dışındaki rolleri üstlenecek oyuncuların film yapımcıları tarafından denemeye tabi tutulması yoluna gidildi.

Kenworthy rol dağıtımının nasıl yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: "Richard bu kez bazı roller için belirli aktörleri aklında tutmuştu. Bu daha önce rastlanan bir durum değildi. Hatta 'Notting Hill'de bile böyle yapmamıştı. Buna rağmen hala daha çok oyuncu istemeye devam ediyordu. 'Four Weddings'i çektiğimiz günlerde Mike Newell'den öğrendiğimiz bir şey vardı. Son dakikaya kadar her aktörü görmek, incelemek ve denemek zorundasınız. Ta ki en kusursuz karışıma ulaşıncaya kadar... 'Love Actually'nin geniş oyuncu kadrosunda dengeleri sağlamak bu yüzden daha büyük gereklilik kazandı."

Yönetmen / Senaryo yazarı Richard Curtis'in bu konudaki düşüncesi ise şöyle: "Filmin oyuncu kadrosunu kurmak son derece keyifli oldu diyebilirim. Filmlerde genellikle oyuncu kadrosu için yeteri sayıda rol bulunmaz. Böyle olunca da, 'elimde şu aktör var, öbürünü kadroya alamıyorum' şeklinde sıkıntılar doğar. Oysa bu filmde 20 kadar önemli rol olduğu için herkes sağlam bir öykü anlatma fırsatını buldu. Bu yüzden oyuncu seçimi aşaması çok keyifli oldu."

Farklı öyküler

Başbakan ve Çay Servisi Yapan Kız

Curtis'in aklında bir Başbakan hakkında yazma fikrinin oluşması bundan 20 yıl öncesine rastlar. Bu fikrin temelinde 1970-74 yılları arasında görev yapan Muhafazakar Başbakan Edward Heath vardır. Başbakan karakterinin 22 yaşında sarışın bir genç kıza aşık olma fikri, Curtis'e oldukça cazip geldi.
Halkın sağlığından, eğitiminden ve ulaşımından sorumlu olan bir başbakanın, belirli normların dışında kalan bir genç kıza aşık olunca "Şimdi ben ne yapacağım?" diye panikleyen herhangi bir erkeğe dönüşmesi ilginç olacaktı. Aşık olmanın getirdiği panikleme durumu ile görevinin gerektirdiği ciddiyet ve sorumluluk duygusunun çelişmesinin tam bir tezat oluşturacağını hayal ediyordu. Richard Curtis bu rolde Hugh Grant'in oynamasının keyifli olacağını düşündü.

"Four Weddings" ve "Notting Hill" gibi iki büyük komedi filminin de starı olan Hugh Grant, Curtis'in yazdığı senaryoyu ilk okuduğunda hemen uyum sağlaması kolay olmadı. Ünlü aktör bunu şöyle anlatıyor: "Four Weddings and a Funeral'in senaryosu bana gelince yanıma alıp Avustralya'ya götürdüm. O sıralar Avustralya'da başka bir filmin çekimlerini yapıyorduk. 'Four Weddings'in çekimleri başlamadan okuyup adapte olmayı düşünmüştüm. İlk etapta 'Four Weddings' gibi bir filmde oynamasam daha iyi olur şeklinde bir duyguya kapıldığımı anımsıyorum. Çünkü senaryoda 'o sesi' bulamamıştım. Tekrar İngiltere'ye döndüm ve provalara geçtik. Provalar sırasında Richard'ı dinlemeye başlayınca aradığım 'o sesi' bulduğumu hissettim. Londra'nın iğrenç yönlerini ekrana taşımayı hedeflerken aynı zamanda herşeye pozitif açıdan bakarak dengeyi tutturması karşısında hayran kalmıştım."

Curtis'in çalışmalarını her zaman için çok özel bulduğunu vurgulayan Hugh Grant, yazarın sözel esprilere dayalı mizah gücünü tanımlarken şunları söylüyor: "Richard'ın çalışmalarındaki başarıda komedinin önemli payı vardır. Ancak yaşamı sevmesinin de aynı derecede önem taşıdığını düşünüyorum. Kişiliğinde bulunan iyimser yapıyı tüm dünyanın gözü önüne serme kararlılğını fazlasıyla takdir ettim. Bence insanlar aslında bunu istiyorlar. Eğer bir an için durup derinlemesine düşünecek olursanız, Richard Curtis'in senaryolarında 'yarısı dolu bardağa' pozitif bakışın ağır bastığını göreceksiniz."

Film yapımcıları, Başbakanın ilgi odağındaki genç kız rolü için televizyon dünyasının ünlü isimlerinden Martine McCutcheon'u seçtiler. Yaklaşık üç yıldan beri popüler İngiliz dizisi "EastEnders"ta yer alan genç kadın oyuncunun "Love Actually" projesiyle ilgili düşünceleri şöyle: "Bu projenin bana ilginç gelen yanı, farklı tiplerde sevgileri ele almasıydı. Filmde anlatılan her sevginin kendisine özgü zorluğu ve farklı duygulanımı vardı. Kısacası sevginin her zaman çevremizde olduğu anlatılıyordu. Buna aynı zamanda gerçekçilik de içeren bir tür romantik bakış açısı diyebiliriz. Birisini sevdiğiniz zaman birtakım can sıkıcı dakikaları da yaşamak zorunda kalırsınız. Richard bunların hepsini gerçekten en iyi biçimde yakalamayı başardı. İzleyicinin tam ağlama noktasına vardığı anlarda gülebilmesini garanti altına aldı. Filme kendi damgasını vurduğunu söyleyebilirim."

Üvey Baba ve 11 Yaşındaki Üvey Oğlu

Filmde sergilenen farklı sevgiler arasında çok farklı bir öykü vardır. Eşini kaybedip dul kalan Daniel ile annesiz kalan üvey oğlu Sam arasında gelişen sevgiyi anlatan bu bölümlerde, sevgi denilince mutlaka romantik sevgilerin ele alınması gerektiği şeklindeki standart yaklaşımın dışına çıkılır.

Richard Curtis filmde bu öyküye yer vermesinin sebebini şu sözlerle açıklıyor: "Mutlaka ilk kez aşık olanların öyküsünü anlatmak gerekmez. Sevginin aslında sürüp giden bir şey olduğunu göstermek istedim. Başlangıçta mesafeli oldukları halde sonradan birbirlerine yakınlaşan Daniel ve Sam karakterlerini yaratırken yaşamın yepyeni bir boyutunu göstermeyi hedefledim."

Filmde yeni dul Daniel rolünde kamera karşısına geçen Liam Neeson, farklı bir oyunculuk gerektiren böyle bir rolde Richard Curtis ile bir kez daha çalışma fırsatını bulduğunu vurgulayarak filmle ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor:
"Richard'ın yazım stilini her zaman takdir etmişimdir. Bu rol için beni düşünmesi karşısında heyecan duydum. Canlandırdığım karakterde çok hoşuma giden bir ağırbaşlılık sözkonusuydu. Ancak aynı zamanda belli oranda tasasızlık, belki biraz aptallık gibi unsurlar vardı. Aslına bakarsanız insanoğlunun dakikası dakikasına uymaz. Öyle anlar olur ki, kendimizi üzgün hissederiz. Kısa süre sonra mutluyuzdur ve bir anda gülümsemeye başlarız. Bunlar hayatın değişik yönleridir. Richard senaryosunda insanoğlunun bu yönlerini başarıyla yakalamış."

Annesinin ölümünden sonra bunalıma giren Sam odasına kapanarak inzivaya çekilir. Daniel zaten eşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşamaktadır. Bunun üzerine bir de küçük Sam'e destek olamayışının üzüntüsü eklenir. Ancak Sam'in inzivaya çekilmesinin gerçek nedeninin keder değil sevgi olduğunu, daha doğrusu karşılıksız kalan sevgi olduğunu anlamakta gecikmeyecektir.
"Love Actually"de Daniel'in üvey oğlu Sam rolünde küçük aktör Thomas Sangster oynadı. Bu rol, sinemaya iki yıl önce başlayan Thomas Sangster'in altıncı film deneyimi oldu.

Yazar ve Temizlikçi Kız
Curtis'in yarattığı karakterlerden birisi de, Colin Firth'ün portresini çizdiği yazar Jamie karakteridir. Kendisine ihanet eden kız arkadaşından ayrıldıktan sonra Fransa'nın güneyine yerleşir. Kırılan kalbini tamir etmeyi ve bu arada yeni bir roman yazmayı istemektedir. Sevginin canlandırıcı gücünden o da payını alır. Villayı temizlemeye gelen Aurelia adlı Portekiz asıllı bir kızla samimi olur. İkisi arasında bir sevgi gelişir. Ancak Aurelia'nın İngilizce bilmemesi sorun yaratacaktır. Jamie o güne kadar çok sayıda yabancı dil öğrenmekle canını sıktığı halde bunlar arasında Portekizce hiç olmamıştır.

Daha önce "Pride and Prejudice" ve "Bridget Jones's Diary" gibi filmlerdeki başarılı performansıyla üne kavuşan Colin Firth, senaryonun cazibesine kapılarak bu filmde oynamaya karar verdiğini belirterek "Love Actually"nin mesajı konusunda şunları söylüyor: "Farklı sevgi öykülerinin anlatıldığı böyle bir filmde oynamak heyecanlı bir deneyim oldu. Başlangıç noktası olarak 11 Eylülde gerçekleşen bir telefon konuşmasının alınması da başlıbaşına heyecan verici bir olguydu. Her insanın şu ya da bu şekilde sevgiyle ilişkisi vardır. Yaşamınızın son noktasında herhangi birisine herhangi bir şey söyleme şansını elde edebilirsiniz. O noktaya kadar nasıl bir yaşam sürdüğünüzün hiçbir önemi yoktur. Farklı dilleri konuşuyor olsanız bile, birbirinizin dilinden hiç anlamasanız bile, aranızda kurulacak iletişim sonucunda bir tür sevgi mesajının iletilmesi mümkündür. Bu son derece kışkırtıcı bir düşünceydi. Böyle bir düşünceyi hayata geçirmeye kalkışmak hepimiz için büyük ve çok farklı bir deneyim oldu."

Hayalci ve Hayal Gemisi

İngiliz kadın oyuncu Laura Linney, yer aldığı bir çok proje sayesinde Curtis'in dikkatini çekmişti. Bunlar arasında en kaydadeğer olanlardan birisi "You Can Count on Me" adlı filmdeki performansıydı. Bu yüzden aynı işyerinde çalıştığı meslektaşıyla (Rodrigo Santoro) pek de gizli olmayan bir flörte giren ofis elemanı Sarah rolü için Laura Linney'i özellikle istedi.
"Neden Laura Linney?" sorusunun cevabını Richard Curtis şu sözlerle veriyor: "Bu rol için yaptığımız ön elemeler sırasında sürekli olarak, 'Laura Linney gibi birisine ihtiyacımız var' deyip duruyordum. Sonunda casting yönetmenimiz patladı ve 'Öyleyse neden Laura Linney'in kendisini aramıyoruz?' dedi. Bence bu rol için Laura Linney mükemmel bir tercih oldu. Aynı ofiste çalıştığı adama aşık olan, ancak içinde bulunduğu aile koşulları nedeniyle onunla birleşmesi mümkün olmayan Sarah rolü için gereken bütün nitelikler Laura Linney'de fazlasıyla vardı."

Sarah karakterinde var olan duygusal derinlikle kolayca bağlantı kurduğunu belirten Laura Linney, üstlendiği bu rolle ilgili düşüncelerini şu sözlerle açıklıyor: "Bence aşk kimi zaman bir tercih gerektirebileceği gibi kimi zaman da hiç beklenmedik bir ortamda karşımıza çıkabilir. Bence aşk denilen olgunun en rahatlatıcı yönü, gücünü kendi içinde taşıyor olması ve insanın yaşamına hiç beklenmedik anlarda girebilmesindedir. Kimi zaman da en çok ihtiyaç duyulduğu anlarda yaşamımıza girerek herşeyin daha önce hiç düşünmediğimiz biçimde dönüşüm geçirmesine yardımcı olur. Aşkın oralarda bir yerde olduğunu zaten biliriz. Ve artık aşık olduğumuzun farkına vardığımız anda ise çok rahatlatıcı bir olgu bizim yaşamımıza girmiş demektir."

Koca, Karısı ve Diğer Kadın

"Love Actually"nin merkezinde yer alan çiftlerden birisi de Karen ve Harry çiftidir. İki çocuk sahibi olan bu evli çiftin birbirlerine güven duymaya dayalı son derece rahat bir sevgi ilişkisi olmuştur. Richard Curtis filmin içine böyle bir ilişkiyi alırken sessiz sakin bir şekilde giden aile hayatının içine birtakım karışık durumlar girdiğinde neler olabileceğini keşfe çıkmayı hedefledi.

Filmde uzun yıllardır evli olan çiftten Karen rolünde Emma Thompson kamera karşısına geçerken, kocası Harry rolünde ise yönetmenin daha önce "Sense and Sensibility" ve "The Winter Guest" gibi projelerde birlikte çalıştığı Alan Rickman oynadı.

Harry rolünü üstlenen Alan Rickman'ın filmle ilgili düşünceleri şöyle: "Önceden bildiğiniz insanlarla birlikte çalışmak çok iyi. Onları yakından tanıdığınız için güven duyarak oynayabiliyorsunuz. Örneğin filmde eşim rolünde oynayan Emma Thompson ile bu ilişkinin provasını yapmamıza bile gerek kalmadı. Belki gerçek hayatımızda birbirimizle evli değildik ama şimdiye kadar birçok kez birlikte çalıştığımız için yeterince tanıyorduk."

Ünlü aktör, filmde Emma Thompson'la birlikte portresini çizdiği evli çift konusundaki düşüncelerini ise şu sözlerle dile getiriyor: "Karen ile Harry'nin ikisinin de oldukça meşgul bir yaşamı vardır. Kuşandıkları zırhlarda zaman zaman da olsa bazı küçük çatlaklar oluşur. Bunlardan birisi de Harry'nin ofisine çalışmak için yeni giren Mia adlı genç bir kadındır. Hepimizin yaşamında böyle anlar olmuştur. Başınızı bir yöne çevirirsiniz ve bir şey meydana gelir; öbür yana çevirirsiniz başka bir şey olur. Kimbilir belki de her erkeğin yaşamında kendisini yepyeni bir ilişkiye teslim edecek kadar zayıf olduğu anlar vardır."

Daha önceden birlikte çalıştığı oyuncular ile yeniden bir araya gelmenin keyfini sürdüğünü gizlemeyen Emma Thompson'un gözlemleri ise şöyle: "Richard Curtis bu tipteki hafif materyale gizli derinlik katma ustasıdır diyebilirim. Bu filmdeki öykülerin hepsi, kimi zaman tematik şekilde kimi zaman da birbirine teğet geçecek şekilde düzenlenmişti. Hepsi de farklı yaşamları konu alıyordu. Richard, Hugh, Alan ve diğer arkadaşlarımla yeniden bir araya gelmek inanılmaz harika bir duyguydu."

Rock Yıldızı ve Menejeri

Yaşını başını almış rock yıldızı Billy Mack, uzun bir aradan sonra müzik dünyasına geri dönüşünün sancılarını yaşamaktadır. Yıllardır menejerliğini yapmakta olan Joe ile birlikte müzik kariyerinin zorlu dönemeçlerinden geçmişler, birbirlerinden hiç ayrılmadan bugünlere gelmişlerdir. Joe yıllar sonra yepyeni bir projeyle ortaya çıkar. Müzik listelerini zorlayacak Noel temalı bir şarkı yapmasını istemektedir. Şarkının ismi "Christmas is All Around" olacaktır. (Bu şarkı aslında "Four Weddings and a Funeral"de Wet Wet Wet grubu tarafından yorumlanan "Love Is All Around" adlı şarkıdır.)

Filmde müzik piyasasına yeniden dönüş yapmaya çalışan emektar rock yıldızı Billy Mack rolünde Bill Nighy kamera karşısına geçerken menejeri Joe rolünde Gregor Fisher oynadı.

Rock yıldızı Billy'nin öyküsü, romantik ve platonik olmayan görünümüyle farklı sevgi boyutları içerdiği için alışılmış sevgi öykülerinden ayrılır. Richard Curtis bunu şöyle açıklıyor: "Blackadder'i yazdığım günlerde aklıma ilginç bir fikir gelmişti. Yaşamımızın bundan sonrasında, daha önceden hiç aklımızdan bile geçirmediğimiz bir insanla birlikte çalışmak zorunda kalsaydık ne olurdu acaba diye düşündüm. Bu noktada profesyonel ilişkilerin merak uyandıran dünyasına bir bakış atmayı istedim. Yaşamımızda profesyonel ilişkilerin büyük önemi vardır. Öyle ki, çoğu zaman iş arkadaşımızın yüzünü karımızdan daha çok görürüz."

Sağdıç ve Mutlu Çift

Richard Curtis'in filmde kurduğu gerçekçi tema ve denge unsurlarından birisi de, yeni evli çift Peter ve Juliet ile düğünde Peter'in sağdıçlığını yapan en iyi arkadaşı Mark arasında yarattığı aşk üçgenidir. Mark çekingen bir genç olduğu için en iyi arkadaşının kız arkadaşına gerçek duygularını bir türlü söyleyememiştir. Bu yüzden yeni evli çift, Mark'ın Juliet'ten hoşlanmadığına inanmaktadır.

Filmde yeni evli çift Peter ve Juliet rollerinde Chiwetel Ejiofor ile Keira Knightley kamera karşısına geçti. Mark rolünü ise Andrew Lincoln üstlendi.
Son olarak "Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti" adlı filmde Johnny Depp ve Orlando Bloom ile birlikte izlediğimiz genç kadın oyuncu Keira Knightley, sadece birkaç sahnesinde göründüğü "Love Actually" ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: "Filmin senaryosu son derece güzel yazılmıştı. Richard'ın bu çalışmasıyla kendisini bir kez daha aştığını söyleyebilirim. Koskoca bir öyküyü sadece birkaç sahnede anlatabilmek başlıbaşına bir zorluktur. Böyle bir rolle daha önce hiç karşılaşmamıştım. Bu yüzden büyük keyif aldım."

Aşkın mekanları

Richard Curtis "Love Actually"nin mekanlarını belirlerken önceliği "evim" olarak nitelediği ve yaklaşık 20 yıldan beri yaşamakta olduğu Londra'ya verdi. Ayrıca Fransa'nın Marsilya kenti ve çevresinde bazı mekanlarda da çalışma yaptı. Marsilya'daki bu mekanlar arasında havaalanı; bir restoran; Aurelia'nın evi ve Jamie'nin yerleştiği villa gibi mekanlar vardı.

Çekimlerin bir kısmının Fransa'da yapılması da, yönetmen / yazar açısından önemli bir değişiklikti. Böyle yapmakla bir İngilizin yabancı bir ülkede yüz yüze gelebileceği zorlukların altını çizmek istediğini belirten Richard Curtis bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle anlatıyor: "Kariyerim boyunca Londra dışında tek bir sahne bile çekmeyişimle her zaman gurur duymuşumdur. Bugüne kadar karakterlerimin hiçbirisini kent dışına çıkartmamıştım. Ancak Marsilya'da öylesine sevgi dolu bir çevre vardı ki, orada bir hafta çekim yaptıktan sonra aslında çok müthiş bir hata yapmış olduğumun farkına vardım."

"Love Actually"nin çekimlerine 2 Eylül 2002 tarihinde başlandı. Londra ve çevresinde 13 hafta süren çekimler boyunca çeşitli mekanlarda çalışma yapıldı. Bunlar arasında özel ikametgahlar, çeşitli iş merkezleri, bir kilise, Selfrides alışveriş merkezi, bir okul, South Bank ve bir koşu parkuru vardı. "Love Actually"nin çıkış noktasının göstergesi olması bakımından filmin açılış ve kapanış sahnelerinin Heathrow Havaalanı yolcu geliş salonunda geçmesi özellikle tercih edildi.

Yönetmen Curtis bu tercihin sebeplerini şöyle açıklıyor: "Los Angeles'te bir filmin çekimlerini yapıyorduk. Bagajımı alabilmek için havaalanında en az 1 saat fazladan beklemek zorundaydım. Havaalanında görülmeye değer bir tablo vardı. Bagajını beklerken çevreye sıkıntılı gözlerle bakan insanların hiç beklenmedik bir anda sevgiyi keşfetmesi görülecek bir tabloydu. Yaşadıkları ilişkilerden kaynaklanan karmaşanın yüz hatlarına yansıdığını görebiliyordum. Zaten filmde göstermek istediğim gerçek de buydu: İlişkilerimizin getirdiği yorgunluğun yansımaları..."

Bu noktada devreye giren yapımcı Duncan Kenworthy ise, filmi izleyecek olan sinema severlerin kendi gerçek dünyalarıyla bağlantılar bulabileceğinin altını çizerek, "Kalabalık içindeki her insanın çok özel bir öyküsü vardır. Bunların hepsi gerçek birer sevgi öyküsüdür" diyor.

Yönetmen / Senaryo yazarı Richard Curtis'in "Love Actually" ile ilgili son sözleri ise şöyle: "Aslında 'gerçekçi olma' sözü beni her zaman tedirgin etmiştir. Sözgelimi benim için 'The Sound of Music' filmi gerçekçi bir çalışmadır. Bir tür sakarin olmakla suçlanan o filmde iki şey anlatılır: Bunlardan birincisi, iyi insanlar Nazilerden nefret eder şeklinde bir düşüncedir. İkincisi ise insanların aşık olduğu ve çocuklarını sevdiğidir. Bu açılardan bakacak olursak, gerçekçi drama olarak adlandırılan filmlerin çoğundan daha gerçekçi içeriği vardır. Çünkü dünyamızda her günün her dakikasında insanlar aşık olurlar. Ben de diyorum ki, dünyamızın her dönüşünde herşey ne kadar karanlık olursa olsun, yaşamlarımızın dokusunda aşka her zaman yer vardır."

Richard Curtis sözlerini şöyle noktalıyor: "Genel kanıya bakacak olursak, nefret ve acılarla dopdolu bir dünyada yaşadığımız söylenir. Ben böyle bir şey göremiyorum. Bence her yerde sevgi var, aşk var. Bu sevgilerin birçoğunun belki haber değeri bile yok ama onlar her yerde... Kimi zaman baba ile oğlu arasında; kimi zaman anne ile kızı arasında; kimi zaman karı - koca arasında; kimi zaman da arkadaşlar ile yabancılar arasında... Eğer sevgiyi arıyorsanız o aslında her yerdedir..."

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.