KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

Ateş Krallığı - Reign of Fire

Yönetmen Rob Bowman'ın senaryoyu okuduğunda ilk tepkisi, "Harika ama ejderhalar nasıl olmalı, neye benzemeli?" şeklinde oldu. Bu sorunun yanıtını bulması ise fazla uzun sürmedi. Ejderhalar olabildiğince iğrenç görünümlü ve ürkütücü olmalıydılar. Bowman'ın vizyonunu hayata geçirme görevini görsel efektler süpervizörü Richard Hoover ile yardımcısı Dan DeLeeuw üstlendi. Her ikisi de efekt ağırlıklı filmlerde uzmanlaşmıştı. "Armageddon" adlı filmdeki efekt çalışmasıyla Oscar ödülüne aday gösterilen Richard Hoover, ayrıca "Unbreakable", "Inspector Gadget" ve "Jungle2Jungle" gibi efekt ağırlıklı yapımlara da imzasını atmıştı. DeLeeuw ise "102 Dalmatians", "Bicentennial Man", "The Rock", "Mighty Joe Young" ve "Crimson Tide" gibi filmlerdeki başarılı çalışmalarıyla tanınıyordu.

Richard Hoover ejderha efektlerini yaparken uyguladığı çalışma tarzını şu sözlerle açıklıyor:"Kötü niyetli ve uğursuz ejderhaların portresini çizmek yeterli değildi. Eğer canavar ile çevre koşulları birbirine uyuşmuyorsa seyircinin onları kendi dünyasının parçası gibi algılaması kolay olmayacaktı. Rob'un vizyonu filmde gerçek dünyamızı sunmak biçimde olduğu için dünyaya uyum sağlayacak bir ejderha yaratmak için çok sıkı çalışma yaptık."

Bowman, Hoover ve DeLeeuw bunu başarmak için ihtiyaç duydukları unsurların hepsini doğadan aldılar. Boman bu konuda izlenen yöntemi şu sözlerle anlatıyor: "İzleyicinin doğal tepki verebileceği ejderhaları nasıl oluşturacağımızı bulabilmek için çok zaman harcadık. Sonuçta ortaya toprak üzerinde tıpkı bir leopar gibi hareket eden, ısırmaya hazırlanan bir kobra yılanının sesine sahip olan, deri yapısı açısından timsahı andıran bir ejderha tasarımı çıktı. Omurga yapısı açısından da yılana benziyordu. Buradaki hedef izleyicinin ejderhaya baktığında bilinçaltında 'Ben bunu National Geographic'te görmüştüm' diye düşünmesi, aynı zamanda kaçınılmaz bir korkuya kapılmasıydı"

Ejderhanın vücudu her biri bilgisayar animasyon teknolojisinin ürünü olan binlerce pul ile kaplanmak suretiyle yepyeni gerçekçilik düzeyine ulaşıldı. Bu konuda uygulanan teknolojiyi Dan DeLeeuw şu sözlerle anlatıyor: "Pulların en önemli özelliği, ejderhanın deri yüzeyi üzerinde hareket edebilmesiydi. Bir başka deyişle deri hareket ettikçe pullar da birbirlerinden ayrılıp birleşiyordu. Böylece gerilmeden ya da deformasyona uğramadan hareket sağlandı. Eğer bu pulları sadece boyama yoluyla yapmış olsaydık izleyici üzerinde ejderhaya lastik bir elbise giydirilmiş izlenimini uyandıracaktı."

Yönetmen Rob Bowman'ın karşısına çıkan zorluklardan birisi de ejderhanın ağzından alev çıkması olayıydı. Yönetmen bu sorunu nasıl çözdüğünü şu cümlelerle açıklıyor: "Aslında ejderhanın ağzından alev çıkmasını başlangıçta istememiştim. Ağzından alev çıktığı takdirde damağının yanması gerektiğini düşünüyordum. Bu sorunu nasıl çözeceğimizi düşünürken Afrika'da yaşayan böceklerle ilgili bir belgesele rastladım. Bu böcek türünün ağzının iki ucundan kimyasal madde fışkıyor ve bunların kesiştiği noktada alev oluşuyordu. Bu onların savunması mekanizmasıydı. Bizim ejderhamızın da ağzının iki kenarından iki farklı kimyasal madde fışkırmasını, bunların ejderhanın ağzından 4-5 metre ileride birleşmesini ve alevin bu şekilde oluşmasını tasarladık."

Bowman sözlerine şöyle devam ediyor: "Olayın en ilginç yanı, bu işlemlere başladığımızda çok fazla fikre sahip olmayışımdı. Açıkça söylemeliyim ki, sıfırdan bir hayvan iskeleti inşa edeceğimizi ve herşeyin basit olacağını düşünmüştüm. Önce ejderhanın resmi çizilecek, bilgisayar operatörüne verilecek, olay bu şekilde bitecekti. Ancak düşündüğüm gibi olmadı. Tırnak uçlarına kadar her kemiği, adaleyi ve yağ bezesini tasarlamak zorunda kaldık. Bir tek ejderhanın yapımı 9 ayı buldu."

SIRA DÖRT ANA KARAKTERİN SEÇİLMESİNDE

Ejderhanın tasarımından sonra sıra filmin dört ana karakteri için oyuncuların saptanmasına geldi. Bunların en önemlilerinden birisi, ejderhaları nasıl yok etmek gerektiğini bildiğini iddia eden Amerikalı Van Zan karakteriydi. Bu rol için daha önce "A Time to Kill" ve "U-571" gibi mega filmlerin başarılı oyuncusu Matthew McConaughey'in ismi ön plana çıktı.

"Reign of Fire"da bugüne kadarkinden çok farklı bir görünümle kamera karşısına geçen genç aktör, filmde üstlendiği Van Zan karakterini şu sözlerle tanımlıyor: "Ejderhaları yok etmeye kararlı olan Van Zan'in bunu başarmak için kendisinin bir canavar gibi davranması gerekiyordu. Aynı zamanda bir strateji uzmanı ve grup lideri gibi de davranmalıydı. Liderlik vasfını öğrenebilmek için tarihsel araştırma yaptım. Özellikle de General Patton'ı inceledim. Ünlü general bir sözünde 'Başarmak için asla siper kazıp savunmaya geçmeyin, daima saldırıyı planlayın' diyordu. Ben de Van Zan karakterine General Patton'ın başarı hırsını yükledim. Böylece Van Zan, tıpkı General Patton gibi her zaman ve sadece gerekeni yapan bir karakter oldu."

Filmde Quinn rolünde kamera karşısına geçen Christian Bale ise, Van Zan karakterinin özelliklerini şöyle anlatıyor: "Bazıları Van Zan'in kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bir paralı asker gibi olduğunu düşünebilir. Bence Van Zan'in en önemli ayırıcı özelliği, inançları doğrultusunda hareket etmesidir. Kendisini asla kiralık bir asker gibi görmüyor. Tam tersine Tanrı tarafından verilmiş bir görevi yürüttüğü inancını taşıdığını görüyoruz."

"Reign of Fire"da insanların yaşam savaşı verdiği kalenin lideri Quinn rolünü Christian Bale üstlendi. Kariyerine henüz 13 yaşındayken kamera karşısına geçtiği "Empire of the Sun" filmiyle başlayan, daha sonra "Velvet Goldmine" ve "American Psycho" gibi yapımlarda başarısını kanıtlayan genç aktör, "Reign of Fire" projesine katılışının öyküsünü şu sözlerle anlatıyor: "Bowman bu rol için beni düşünmüş. Teklif yapmak için Almanya'ya geldi. Senaryoyu okuduğumda öncelikle gerçekçilik boyutunun öne çıkması dikkatimi çekti. Ancak yönetmenin de benimle aynı bakış açısını paylaştığından emin olmalıydım. Bowman'ın anlattıklarını dikkatle dinledim. Yaptığımız görüşme sonucunda ikimizin de benzer görüşleri paylaştığımızı anladık."

Genç aktörün filmde ön plana çıkan Quinn ve Van Zan karakterleriyle ilgili düşüncesi ise şöyle: "Bence Quinn ile Van Zan'i ayıran en belirgin fark, Quinn'in psikopat yapıda olmayışıdır. Filmde ikisini birbirlerine karşı sürekli muhalefet halinde görüyoruz. Ancak hayatta kalabilme ve ejderhaların yok edilmesi gibi konularda görüş ayrılığı sözkonusu değil. Sadece hedefe hangi yoldan varılacağı konusunda görüş birliğine varamıyorlar. Kısacası felsefeleri farklı. Quinn'in 'bekleyip direnelim' modeline karşı Van Zan'in 'saldırıp yok edelim' modeli var."

Filmde cesur yürekli kadın pilot Alex Jensen rolünde Italyan asıllı oyuncu Izabella Scorupco oynadı. Alex Jensen'in ekipteki erkeklerden çok daha yüksek bir yaşama hırsına sahip olduğunu belirten Izabella Scorupco, bu karakterin belirgin özelliklerini şöyle tanımlıyor:"Alex ekibindeki erkek arkadaşlarının hepsini ayrı ayrı seviyor, onlara yakınlık hissediyor. Ancak yeri geldiğinde onların ölüm belgesini gözünü kırpmadan imzaladığını görüyoruz. Ne kadar üzülse de gerekeni yapmaktan çekinmeyen güçlü kişiliğe sahip bir kadın o... Alex helikopter pilotluğunun yanısıra aynı zamanda bir bilim kadını. Ejderhaların biyolojik yapısı konusunda derin bilgisi var. Kadınsı yönlerini yitirmeden sert ve sağlam olmasını biliyor."

Oyuncu belirleme aşamasının son halkasında Quinn'in sağ kolu konumundaki Creedy rolünü kimin üstleneceği vardı. Creedy'nin filmin önemli karakterlerinden birisi olduğunu belirten yönetmen Rob Bowman, onun kişilik yapısını şu sözlerle özetliyor: "Creedy aslında Quinn'in dürüst kalmasını sağlayan adamdır. Olayları doğru göremediğini Quinn'e daima o hatırlatır. Bu nedenle Quinn ile Creedy arasında hayati önem taşıyan bir ilişki vardır."

Filmde çok önemli yeri olan Creedy rolü için Gerry Butler üzerinde karar kılındı. Genç aktör filmde portresini çizdiği Creedy'nin özelliklerini şöyle tanımlıyor: "Creedy için kalenin destek gücü diyebilirim. Eğer kaledeki insanlar hayatta kalmayı başarıyorlarsa bu Creedy'nin sağladığı disiplin sayesindedir. Çünkü disiplin sağlamak onun görevidir."

EJDERHALARIN İMHA ETTİĞİ BİR DÜNYA

"Reign of Fire"in prodüksiyon sürecinde çeşitli ekipler görev yaptı. Ejderhaların yaratılması görevini görsel efekt timleri yerine getirirken diğer ekipler de ejderhalar tarafından imha edilen dünya görüntüsünü hayata geçirme sorumluluğunu üstlendiler. Bunlar arasında Wolf Kroeger yönetimindeki prodüksiyon tasarım ekibi, Dave Gauthier yönetimindeki özel efektler ekibi ve Nick Gillard'ın yönettiği aksiyon sahneleri ekibi yer aldı.

Daha önce başta "Star Wars" serisinden "Episode I" ve "Episode II"nin yanısıra Tim Burton'ın "Sleepy Hollow" adlı çalışması gibi yüksek profilli aksiyon filmlerinde aynı görevi üstlenen Nick Gillard, "Reign of Fire"ın aksiyon sahnelerini düzenlerken en çok başmelek sahnesinde zorlandı. Filmin en önemli sahnelerinden birisi olan başmelek sahnesinde Van Zan'in grubundakiler, ejderhayı öldürmeye çalışırken helikopterden dışarı atlıyorlardı.

Kamera çekimlerinin güçlükle yapıldığı bu sahnede aktörler yerine dublörler oynadı. Görev alan dublörlerden ikisi eski SAS komandosuydu. Silah kuşanmış olarak savaş kıyafetleri içinde helikopterden atlayan komandolar kendilerine düşen görevi en iyi şekilde yaptılar.

Bunun dışındaki diğer aksiyon sahnelerinde oyuncular dublör kullanmadan tehlikeli sahnelerde kamera karşısına geçtiler. Gereken güvenlik önlemleri alındıktan sonra Matthew McConaughey, Christian Bale ve Izabella Scorupco'nun aksiyon sahnelerinde boy göstermesine izin verildi.

McConaughey ile Bale'in kavga sahnesi bunun örneklerinden biri oldu. Christian Bale bu kavga sahnesiyle ilgili izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor: "O kavgada ben yüreğimle dövüşüyordum ama Van Zan'de kavga tekniği vardı. Bu sahnede Matthew ile karşılıklı kamera karşısına geçtik. Bir ara Matthew kendisini kavgaya öylesine kaptırdı ki, bana gerçekten kafa attığını hatırlıyorum. Settekilerin söylediğine göre kafa atma sesi tüm kalenin duvarlarında yankılanmış ve kavunun ezilmesi gibi bir ses çıkartmış. Bir an için sersemledim ama film çekimlerinde bazen böyle şeyler olur. Aslına bakarsanız iyi oldu. Çünkü o sahne gerçekçi biçimde çekildi. Bu konuyu fazla kafama takmadım. Zaten Matthew sonradan gelip özür diledi."

SETTE ÇIKARILAN YANGINLAR

Filmin görsel efektler süpervizörlüğünü üstlenen Dave Gauthier ise, "Bu filmdeki görevim sette sürekli yangın çıkartmaktı, hem de gerçek yangın..." diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Yönetmenimiz Rob Bowman bir gece beni 2.30'da uyandırarak işe başlamamı söyledi. Verdiği görev iki taneydi. Sette en gösterişli yangını çıkartmak ve güvenliği tam olarak sağlamak... Bu boyuttaki projelerde daha önce de çalıştığım için deneyimliydim. Rob ile daha önce 'The X-Files'ta birlikte çalıştığım için ne kadar titiz olduğunu biliyordum. Bu nedenle hangi büyüklükte yangın isteyeceğini kestirebilmek için İrlanda'ya gelmeden önce küçük bir araştırma yaptım. İrlanda'ya varmadan önce neler yapmam gerektiği konusunda epeyce bilgim vardı. Fikirlerimizi birleştirmek suretiyle ejderhanın ağzından alev çıkaran cihazları birlikte tasarladık. Ejderhanın her soluk alıp verişinde ağzından olağanüstü sıcaklık çıkması gerekiyordu. Bol miktarda likid propan gazı kullanılarak bu sıcaklık sağlandı. Ancak her aşamada çok dikkatli olmamız gerekiyordu."

Gauthier sözlerini şöyle noktalıyor: "Sonuçta dünyayı yakacak halim yoktu. Kameranın gördüğü alanları yakmam yeterliydi. Bu yüzden yönetmen, yangın sorumlusu ve kameramanlarla yakın işbirliği halinde çalıştım. Kamera çerçevesinin hangi alanları gördüğünü tam olarak biliyorduk. Böylece aktör veya dublörlere ne kadar yaklaşacağımızı önceden belirleme şansını elde ettik. Isının çok fazla olmadığından emin olduktan sonra aktörlere yaklaşma yoluna gittik."

"Reign of Fire"in kale ve Londra'daki final olmak üzere iki ana seti vardı. Bunların prodüksiyon tasarımları, daha önce "Enemy at the Gates", "The Last of the Mohicans", "First Blood" ve "Popeye" başta olmak üzere 30 kadar filmin setlerini yapan Wolf Kroeger tarafından hayata geçirildi. Kaleyle ilgili setler, İrlanda'nın başkenti Dublin yakınlarındaki Poolbeg bölgesinde inşa edildi.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.