|
"Ateşli
Piliç - Hot Chick"
Rob Schneider'ı
bugüne kadar değişik karakterlerde izledik. "Deuce Bigalow: Male
Gigolo" filminde jigolo oldu. "Animal"da ise hayvan kılığına
büründü. Yeni filmi "The Hot Chick"te ünlü komedyeni şimdiye
kadar hiç olmadığı bir kimlikte izleyeceğiz. O artık bir kadın olacak.
Jessica Spencer
çevresindeki tüm kızların kıskandığı, oldukça popüler bir genç kızdır.
Okuduğu lisenin ponpon kızlar ekibinin kaptanıdır ve okulun Amerikan futbolu
takımının en iyi oyuncusuyla flört etmektedir. Hayatında herşey yolunda
giderken tüm planları birdenbire fantastik bir şekilde alt üst olur. Bir
gün uyandığında kendisini 30 yaşında bir erkek olarak bulunca neye uğradığını
şaşırır.
Jessica'nın
geleceğe yönelik tüm planları bir anda altüst olmuştur O artık sürekli
traş olması gereken bir genç kızdır. Bu şekilde yaşamanın hiç de kolay
olmadığını fark eder. Kendi bedenine nasıl geri dönebileceğini keşfetmeye
çalışırken bir yandan da ponpon kızlar yarışmasını kazanmanın yolunu bulmak;
bu da yetmezmiş gibi erkek arkadaşını elde tutmak zorundadır. Yaşadığı
bu deneyimin olumlu yönü ise, aslında ne kadar sığ ve acımasız bir kız
olduğunu keşfetmesi olacaktır.
Rob
Schneider ile birlikte "The Animal - Hayvan"ın senaryosunu yazmış
olan Tom Brady, "The Hot Chick" projesinin çıkış noktasının
ne olduğunu şu sözlerle anlatıyor: "Bir fotoğraf çekimi sırasında
Schneider'ın eski bir kız arkadaşını taklit etmesine tanık olmuştum. Çıkardığı
kadınsı sesi duyduğumda kendi kendime 'İşte bundan sonraki filmimizin
konusu budur' diye düşündüm. Rob o filmde kusursuz bir hayvan olmuştu
ama eminim ki, henüz hayat hakkında çok az şey bilen 18 yaşındaki bir
kızı canlandıracağı bu filminde daha iyisini yapacak."
Tom Brady
sözlerine şöyle devam ediyor: "Touchstone Pictures'ın yeni komedisi
"The Hot Chick"in çıkış noktasını oluşturan bu fikir, hem Rob
Schneider için hem de yapımcı ortağı kardeşi John Schneider'a son derece
çekici geldi. Rob ile ikimiz böyle bir öykünün ilgi göreceğini biliyorduk.
Rob'u böyle bir dünyanın ortasına bıraktık. Böylelikle erkek bedeni içindeki
Jessica, hayata yeni bir bakış açısıyla bakma fırsatını bulurken bu beden
içinde yaşayan erkekleri de takdir etmeye başladı."
Rob Schneider
ise bu konuda şunları söylüyor: "Doğrusunu söylemek gerekirse 18
yaşındaki bir genç kızı canlandırma fikri oldukça ürkütücüydü. Herşeyden
önce inandırıcı bir karakter olmalıydı. Bu karakterin komik olmasını hedeflerken
kadınlarla alay etme gibi bir yanlışa düşmemeliydim. Üstelik önümde izleyebileceğim
bir yol haritası da yoktu. Bu zorluğu aşmanın çaresini klişelerden uzak
durarak kendi duygularıma güvenmekte buldum."
İlk
yönetmenlik sınavını "The Hot Chick" ile veren Tom Brady, önüne
çıkan bu fırsatı değerlendirmek için çok iyi hazırlık yaptı. Rob Schneider'ın
komedi anlayışını yıllardır incelediğini belirten Tom Brady, "En
tatsız durumlarda komik olabilme konusunda ondan iyisi yoktur. Bu yüzden
onu en tatsız durumlara sokmaktan çekinmedim" diyor ve devam ediyor:
"Rob ile birlikte senaryo yazmak da, film çekmek de çok keyifliydi.
Onu kimi zaman sağa sola espriler fışkırtan 70 yaşında Afrika kökenli
bir sauna görevlisi olarak görüyorduk. Hemen ardından Meksikalı bir bahçıvan
olup çıkıyordu. Tüm bu karakterleri beyninde yaratıyor, sonra da kolayca
istediği kılığa bürünebiliyordu."
Rob Schneider
elbette rollerin hepsini birden oynayamazdı. Ancak rahatlıkla oynayabileceği
bir rol vardı ki, o da kendisini ansızın bir suçlunun bedeninde bulan
liseli genç kız rolüydü. Bu rol onun için biçilmiş kaftandı. Schneider'da
doğuştan var olan kadınsı özellikleri yakalama özelliği, yönetmen Tom
Brady'nin deyimiyle "Kızlar üzerinde çalışma yapma hobisininin"
ayrılmaz bir parçasıydı.
Kızlar
vücut dilini nasıl kullanır
Filmde Schneider'ın
ikinci kimliğinin (Günün birinde cani ruhlu bir erkek olarak uzanan liseli
kız) portresini çizen Rachel McAdams, çekimlerin başlamasından önce bir
süre çalışma yaptıklarını belirterek, "Birbirimizi daha yakından
tanıdıkça karşıt cinsi oynama konusunda bazı ipuçları elde ettik. Çekimler
başladıktan sonra ise bir kızın nasıl göz teması kurduğu, vücut dilini
nasıl kullandığı gibi alt başlıklar üzerinde yoğunlaşma yoluna gittik"
diyor.
Senaryoda
sözü edilen Jessica karakterine nasıl hayat vereceği konusunda epeyce
kafa yorduğunu belirten Rob Schneider ise, "Aşırı kadınsı şekilde
davranarak oynamak istemedim. Özellikle kadın izleyicilerin kendilerini
aşağılanmış bulmalarından çekindim" şeklinde konuşuyor.
Filmde Jessica'nın
en iyi arkadaşı April rolünde Anna Farris kamera karşısına geçti. Farris'in
Rob Schneider ile ilgili düşünceleri de şöyle: "Bir genç kızı canlandırırken
kalıplaşmış davranışlardan uzak durdu. Bu rolü en kusursuz şekilde yapmak
istedi. Diyalogların yanısıra vücut hareketleri ile mimikleri de en ince
ayrıntısına kadar deneyimledi. Kısacası tam anlamıyla genç kız olup çıktı."
Rob'un kardeşi
John Schneider ise sete gelirken çocuklarının favori CD'lerinden Michelle
Branch'in CD'sini getirdi. Yapımcı Carr D'Angelo bunun sağladığı yararları
şöyle anlatıyor: "Rob sette o CD'yi hiç aralıksız çaldı durdu. Ergenlik
çağındaki yeğenleriyle gezip tozarak genç kızların neler yaptığını yakından
izledi. Nasıl alışveriş yaptıklarına baktı. Kızların kendi arasında nasıl
konuştuğunu gördü. Genç kızların dünyasına girebilmek için ne gerekiyorsa
yaptı. Bu yaklaşımının izlerini filmde fazlasıyla göreceksiniz."
Filmde
ABD'de oldukça yaygın olan "ponpon kızlar" olgusunun da önemli
payı var. Bu yüzden filmdeki diğer kadın oyuncularla birlikte Rob Schneider
da "ponpon kızlar"ı ele alan bazı filmleri izledi. Filmde başrolü
Rob Schneider ile paylaşan Rachel McAdams bu konuda şunları söylüyor:
"Hepimizi ponpon kızlara eğitim verilen bir kampa yolladılar. Çok
yoğun bir çalışma yaptık. Ancak ben fiziksel harekete dayalı çalışmaları
sevdiğim için çok memnun kaldım. Ponpon kız olmak bence müthiş bir olay.
Daha önce hiç yapmamıştım ama günün birinde yapmayı istiyordum. Orayı
gördükten sonra ponpon kızlara gerçekten saygı duydum."
Diğer
oyuncu kadrosu belirlenirken Rob Schneider'ın ikinci kimliğini; Clive
adlı cani ruhlu birisiyle yer değişen lise öğrencisi Jessica'yı kimin
oynayacağının iyi seçilmesi gerekiyordu. Yapımcılardan Carr D'Angelo bu
rol için seçilen Rachel McAdams'ı şu sözlerle tanımlıyor: "Touchstone
Pictures'ın casting bölüm başkanı Marcia Ross'un hakkını teslim etmek
gerekir. Bizlere Rachel McAdams gibi genç ve yetenekli bir oyuncu kazandırdı.
Los Angeles'ta biraz dolaşılsa bu tip bir filmin başrolünde oynayacak
18 yaşında bir genç kız bulmanın kolay olduğunu düşünenler olabilir. Oysa
hem Jessica'yı hem de kadın kimliğindeki Clive'ı oynayabilecek masumiyet
ve oyun yeteneğinin doğru kombinasyonuna sahip genç kız bulmak kolay değildir.
Rachel bu konuda mükemmel bir dengeye sahipti. Bu yüzden rolünün üstesinden
başarıyla geldi."
Jessica karakterini
Rachel McAdams'ın canlandıracığının belli olmasından sonra sıra diğer
rollere geldi. Bunların başında Jessica'nın okul arkadaşı April karakteri
vardı. Bu rolde de genç oyuncu Anna Farina'nın kamera karşısına geçmesine
karar verildi.
Yönetmen
Tom Brady'nin Anna Farina ile ilgili gözlemleri şöyle: "Anna muhteşemdi.
Herkes gibi ben de onu ilk kez 'Scary Movie' ve devamında izlemiştim.
Her ikisine de belli miktarda insancıllık katmakla kalmayıp sağlam bir
oyun çıkartmıştı. Bu filmde de öylesine kırılgan bir görüntüsü var ki,
portresini çizdiği karakterin kimliğine kolaylıkla büründü. Tek yanlış
bile yapmadı. Filmin bütün sahnelerine adeta dişiyle tırnağıyla sarıldı
diyebilirim."
Yapımcı
Carr D'Angelo ise Anna Farris'in oyunculuğu konusunda şunları söylüyor:
"En başından beri aklımızda onun ismi vardı. Anna canlandırdığı karaktere
gerçek anlamda hayat kattı. İzleyicilerin bu filmdeki büyüleyici ortama
inanç duyacağına inanıyorum. Çünkü Anna herşeyi gerçekten inanarak yaptı.
Diyebilirim ki, o günümüzün Goldie Hawn'ıdır."
Rob Schneider'ın
filmdeki diğer oyuncularla ilgili değerlendirmesi ise şöyle: "Şimdiye
kadar karşılaştığım en yetenekli aktörlerle bir araya geldim. Hepsi de
senaryo sayfalarından çok daha fazlasını verdi. Matthew Lawrence mükemmeldi.
Eric Christian Olsen, Michael O'Keefe ve Jodi Long da en iyi performanslarını
sundular. Alexandra Holden, Maritza Murray ve Megan Kuhlmann için de aynı
şeyleri söyleyebilirim. Hepsi çok iyi oyun ortaya koydu."
Filmde ayrıca
ünlü bireysel haklar eylemcisi / komedyen Dick Gregory de konuk sanatçı
olarak kamera karşısına geçti. Stand-up komedinin büyük ustalarından olan
Dick Gregory'nin yanısıra günümüzün genç komedyenlerinden Adam Sandler
da konuk sanatçılar arasında yer aldı.
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|