|
"Bahis
- Intacto"
"BAHİS"
dikkat çekici görsel tarzıyla kışkırtıcı bir gerilim filmi... Yönetmen
JUAN CARLOS FRESNADILLO'nun da ilk sinema çalışması.. Yönetmenin önceki
çalışması "Esposados" (Linked), 1997'de İlk Canlı Kısa Aksiyon
Filmi dalında Oscar'a aday gösterilmiştir. Fresnadillo, "Bahis"in
büyük kısmını doğduğu yer olan Santa Cruz, Tenerife'in (Kanarya Adaları)
başka bir dünyayı andıran tepelerinde ve Madrit'te çekmiş…
"Bahis"
en çok ses getiren İspanyol yapımlarından biridir ve dört dalda (İspanya'nın
Oscar'ı sayılan) Goya ödülüne layık görülmüştür: En iyi Yönetmen dalında
Fresnadillo, En İyi Aktör dalında Leonardo Sbaraglia, En İyi Başrol Oyuncusu
dalında Eusebio Poncela, ve En İyi Kurgu dalında Nacho Ruiz Capillas ödül
almışlardır. Ayrıca, Antonio Dechent En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Xavier
Jimenez ise En İyi Görüntü Yönetmenliği dalında aday gösterilmiştir.
Leonardo
Sbaraglia, Arjantin'li yeni nesil oyuncular arasında belki de en ünlü
olanıdır. Aktör "No Te Mueras Sin Decirme Adonde Vas", "Caballos
Salvajes" ve "Borges, Los Libros y Las Noches" gibi yapımlarda
rol almıştır. Eusebio Poncela ise İspanya'nın en dikkat çeken başrol oyuncularından
biridir. Pedro Almodovar'ın "Matador"u ve "Law of Desire"
sanatçının başarılı yapımlarından sadece ikisidir. Monica Lopez daha önce
"Los Peores Anos de Nuestra Vida", "Todo Es Mentira"
ve "Souvenir" gibi yapımlarda rol almıştır.
"Bahis"in
bir diğer oyuncusu Max Von Sydow ise 50 yılı aşkın süredir uluslararası
çapta tanınmış, büyük bir aktördür. Sydow'un 125'i aşkın yapımlarından
bazıları şöyle sıralanabilir: Ingmar Bergman'ın klasiklerinden olan "The
Seventh Seal"in yanı sıra, "Wild Strawberries", "The
Magician", "The Virgin Spring", "Through a Glass Darkly",
"Winter Light", "Hour of the Wolf", "The Passion
of Anna", "The Touch", "The Greatest Story Ever Told",
"Hawaii", "The Emigrants", "The New Land",
"The Exorcist", "Three Days of the Condor", "What
Dreams May Come" ve son olarak da bir Steven Spielberg yapımı olan
"Minority Report".
"Bahis"in
konusunun tohumları yönetmen ve senaryo ortağı Juan Carlos Fresnadillo'nun
beynine 27 Mart 1977'de atılmış. Fresnadillo çocukluğunda tarihin en büyük
uçak kazasının sonucuna tanıklık etmiş. Doğduğu yer olan Santa Cruz de
Tenerife'de iki 747 tipi jumbo jet pistte çarpışmış ve 578 kişi hayatını
kaybetmişti. Devasa boyuttaki bu facia küçük Fresnadillo'nun yazgı ve
şans üzerinde düşünmesine yol açmış.
"İlk
kez bu kadar büyük bir uçak görmüştüm" diyen Fresnadillo o yazgısal
ve trajik günü şöyle anlatıyor: "Annem bizi arabayla bir kafeteryaya
götürüyordu. Hava alanının önünden geçtik. Kalkış için izin bekleyen muazzam
bir uçak gördüğümü hatırlıyorum. Görüntü ağaçların ardında kayboldu. Kafeteryaya
vardığımızda, ters yönde ilerleyen cankurtaranlarla karşılaştık.
"İlk kez olarak, arabamız bozuldu" diyen Fresnadillo sözlerini
şöyle sürdürüyor: "Tam hava alanının giriş kapısının oradaydık. Dışarı
çıktım ve alanın ışıklarının aydınlattığı kara duman kümelerini gördüm.
Hiçbir şey görünmüyordu, ama havada ekşi bir koku vardı. Kendimi bir stadyumun
dışında duran ve bileti olmayan bir futbol seyircisi gibi hissediyordum.
İki sivil görevli bize yardıma geldi. Annemin onlara hava alanında ne
olduğunu sorduğunu hatırlıyorum. Babam ise tamamen suskundu. Sanırım "Bahis"in
doğduğu andı bu. Belki babamın suskunluğu, belki annemin merakı, belki
de iki görevlinin şans ve ölüm hakkındaki olayları bize aktarışları… Dokuz
yaşındaki çocuğun her şeyi hafızasına kaydettiğinden habersizdiler...
Tıpkı az kaldı kendini öldürecek olan kazayı video kameraya çeken o adam
gibi."
Bu anılar
"Bahis"in her karesine yansımış. Filmde şans ve ölüm esas karakterlerin
her biriyle sürekli olarak dans ediyor. İşte Fresnadillo'yu uluslarası
başarı kazanmış olan kısa filmi "Esposados"tan (Linked) sonra,
uzun metrajlı bir film yapmaya yönelten bu tema olmuş.
"Bence "Bahis" içinde biraz masal olan bir gerilim"
diyor Fresnadillo ve ekliyor: "Hikayenin uluslararası olması bizim
için çok önemliydi. Andres Koppel ile birlikte senaryoyu yazarken aklımızda
olan şey de buydu. Filmin anlaşılabilmesini, her yerde izlenebilmesini
ve filmi herkesin kendiyle özdeşleştirebilmesini istedik."
Fresnadillo
projeyi hazırlarken, Koppel ve yapım sorumluları Fernando Bovaira ve Enrique
Lopez Lavigne merhum yazar ve romancı Primo Levi'nin çalışmaları üzerine
kapsamlı bir araştırma yapmışlar. Kendisi de bir soykırımında kurtulmuş
biri olan Levi olağanüstü bir dizi kitap yazarak, böyle bir felaketin
kaçınılmaz sonucu olan temaları, özellikle de "sağ kutulanların suçluluk
duygusu" temasını cesurca irdelemiş bir yazar. Yapımcılar Levi'nin
çalışmasını çok aydınlatıcı bulmuş ve tüm varoluşu "hak edilmemiş
şans" yüzünden duyduğu suçluluk duygusuna dayanması üzerine kurulmuş
Sam karakterinin yaratımında oldukça yararlanmışlar. Sam oldukça karmaşık
bir karakterdir. Hayatta kalmış olduğu için sürekli olarak ölme arzusu
içindeki bu adamın düzenlediği uç "oyunlar" arzusunu gerçekleştirme
amacına hizmet etmektedir.
Aktörlerin
seçimi aşamasında, Fresnadillo, acı çeken "Şans Tanrısı" Sam
rolü için kimi istediği konusunda son derec netmiş: Ustalığı tartışma
götürmeyen büyük Max Von Sydow. "Sam kendi imparatorluğu olan manyetik
bir tip" diyen aktör sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bu imparatorluğu
kendisi yönetiyor ve şansı yönetmek için seçilmiş kişi olduğuna inanıyor."
Diğer
başroller için, Fresnadillo çağdaş İspanyol sinemasının çok sayıdaki yeteneklerine
yönelmiş. Tomas rolü için seçtiği Arjantin doğumlu Leonardo Sbaraglia
bu yeteneklerden biridir: "Leonardo'nın çalışmalarını uzun süredir
izlemekteydim" diyor yönetmen ve ekliyor: "Arjantinli yönetmen
Marcelo Pineyro ile yaptığı çalışmaları gördüm ve onun bir karakterin
özünü kapabilme yeteneğine sahip olduğunu sezdim. Leonardo'nun Tomas karakteri
için gerekli fiziksellikle ruhsallığı birleştirebileceğine inandım."
Fresnadillo,
amacına ulaşmak için Tomas'ı kullanan Federico karakteri için de Eusebio
Poncela'yı seçmiş. Yönetmenin görüşüne göre, "Eusebio, karakterin
gerektirdiği ikna gücü ve yetkinliğe" sahipmiş. Kocasını ve çocuğunu
kaybettiği araba kazasından sağ kurtulan ve bir türlü yenemediği bu acıyla
kıvranan dedektif Sara rolü için de Monica Lopez seçilmiş (lginçtir ki
Lopez 1987'de çok ciddi bir araba kazasından sağ kurtulmuştur). Son olarak
da, asla yaralanmamış boğa güreşçisi Alejandro rolü Antonio Dechent'e
verilmiş.
Fresnadillo
kendisi ve senaryo ortağı Andres Koppel'in yarattığı karakterleri ve onların
içinde yer aldığı tuhaf alemi yakından tanımaktadır: "Film, temel
olarak, Tomas etrafında dönüyor. Tomas uçak kazasından kurtulacak kadar
şanslı, ama yakalanacak kadar şanssız. İyi şansla kötü şans arasındaki
farkı ve bu ikisinin nasıl içiçe geçebildiğini ya da birbirleriyle karıştırılabildiğini
irdeledik" diyen yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: "Federico
sakin biri ve soğukkanlılığını asla yitirmiyor. O sizi doğrudan cehenneme
giden yola sokacak ve bu yolda rehberlik yapacak biri. Tomas, bu dünyanın
tamamen yabancısı olan masum bir genç olmasına karşın, bir kaçak olduğu
için ve özgürlüğünü kazanmak için başka çaresi olmadığından bu yola girmiş.
Federico, Tomas'ı kendi bilinmeyen ve başka hiçbir yere benzemeyen alemine
sürüklüyor."
Fresnadillo'nun
bu "başka hiçbir yere benzemeyen" dünyasını yaratanlar süper
bir yaratıcı ekiptir. Görüntü yönetmeni Xavier Jimenez ve sanat yönetmeni
Cesar Macarron bu ekibin üyelerindendir. "Hikayenin tamamı beni çok
etkiledi" diyor Jimenez ve ekliyor: "Işık ve mekan açısından
sürekli değişiklik yapmaya imkan sağlayan bir yapıt. Bu film benim için
adeta bir hediyeydi."
Bir
bakıma, çekimler karakterlerin serüveninin bir yansımasıymış. Fresnadillo
bunu şöyle açıklıyor: "Film bir serüveni konu aldığı için pek çok
mekan kullanılması gerekti. Bu bile tek başına yapımın zorluğunu göstermeye
yeter. Hiçbir mekanda 2 günden fazla kalmadık. Bu durum karşısında, herkes
kendini her an hareket hâlindeymiş gibi hissetti."
Madrit'teki
pek çok mekan bir yana, belki de filmin en önemli sahneleri yönetmenin
doğduğu yer olan Kanarya Adaları'nın (Atlantik Okyanusu'nda Fas açıklarındaki
bir takım ada) engebeli ve bir başka gezegeni andıran arazilerinde çekilmiş.
Sinemaseverler bu takım adayı, Raquel Welch'in başrolünde oynadığı ve
hayvan derisinden yapılma bir bikiniyle göründüğü tarih öncesi dönemi
yansıtan "One Million Years B.C." filminden hatırlayacaklardır.
Kanarya
Adaları'nın bitki örtüsü tarih öncesi çağları yansıtan, alışılmamış bir
güzelliğe sahiptir. Tamagana ise, Sam'in bol ışıltılı ve garip görüntülü
kumarhanesinin bulunduğu lav arazisi için mükemmel bir mekan oluşturmuştur.
Fresnadillo bunu şöyle açıklıyor: "Kumarhanede çekim yapmak muhteşem
bir fikirdi. Zaten orada olan bir şeyi kullanmanın yanı sıra, mekanın
1960'lara ait dekorunun güzelliğini de gösterebildik. Filmin Tamagana'da
başlaması ve bitmesi son derece yerindeydi; çünkü burası, herkesin hayatla
ilgili yanıtlar bulmaya geldiği, Sam'in evinin bulunduğu kuş uçmaz kervan
geçmez bir volkanik vadiydi."
Oyuncu
ve yapımcıların şans hakkında yorumları
Max von Sydow (Samuel): "Şans tanımlaması zor bir şey. Öte yandan,
sanırım uğraşmadan elde ettiğiniz bir şey."
"Ben
kumarbaz değilim. Hiçbir zaman da olmadım. Kağıt oynamayı bile bilmem.
Hafızam yeterince kuvvetli değil. Kendimi asla şanslı bir adam olarak
görmedim. Öte yandan, birkaç yıl önce bir Fransız filminde rol almam önerildi.
Teklifi geri çevirdim. Ben kabul edene kadar ısrar ettiler. Yapımla ilgili
bir çok gecikmeden ötürü, filmin asla tamamlanamayacağını düşündük. Uzunca
bir bekleme döneminden sonra, filmi bitirebildik. Tüm bu durumdan ortaya
çıkan en iyi şey, filmin yapımı sırasında eşimle tanışmamdı. O günden
beri, eşim hayatıma mutluluk getirdi."
Leonardo
Sbaraglia (Tomas): "Sanırım hayat şansın bir parçası. Ne var ki,
kişinin arzuladığı şeyi yapma süreci içerisinde, gerçek bir şey yapma
süreci içerisinde, insanın önüne çıkan engellerden nasıl kurtulabildiğini
görmek beni şaşırtıyor."
"Biraz da kişiler çabalarınızla birleştirmezseniz, şans işe yaramaz."
Eusebio Poncela
(Federico): "Şans kontrolü elinizde olmayan şeylerdir; bunlar bizim
için birer bilinmez."
"Şanslı olmayı seviyorum. Bazen ona başvuruyorum. Bence şans Tanrı
olabilir."
Monica
Lopez (Sara): "Uğurlu rakamımın 7 olduğunu oldum olası bilmişimdir,
amam bunun hayatımı kurtaracağını asla bilemezdim. 1987'de, yolda giderken
birden bire sarsıldık ve direksiyon hakimiyetimizi kaybettik. Araba 7
takla attı. Yine de hiçbirimizin burnu bile kanamadı. Sadece çenemde küçük
bir sıyrık vardı. 7 takla... Sonuçta hayatımı kurtaran uğurlu sayımdı."
"Bence
şansı elde etmek için hepimizin her an gerçekten tetikte ve hazırlıklı
olması lazım. Öte yandan, bazıları onu kolayca yakalayabiliyor."
Juan Carlos
Fresnadillo (Yönetmen/Yazar): "Bu filmin amacı şansa inanmamız gerekir
mi gerekmez mi, gerçekten mevcut mu ya da nereden geliyor değil. "Bahis"
daha çok kendi şansımızı nasıl elde edeceğimizi anlatıyor."
Enrique Lopez
Lavigne (Yapım Sorumlusu):"Film şanstan çok daha fazlasını işliyor...
Kişinin şansı nasıl kontrol edebileceğini konu alıyor."
Film hakkında bilgi için tıklayın...
|