KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"National Security - Bela İşbaşında"

Komedi ve Aksiyon Çarpışıyor

Hem komedi, hem de aksiyon dalında işinin ehli olan yönetmen Dennis Dugan kendisine en iyi komedi oyuncularından Martin Lawrence ve Steve Zahn'la çalışma fırsatı sunan böyle bir projede yer almaktan mutluluk duyduğunu belirtiyor. Kendisi "her gün müthiş keyif alacağımı bilerek işe gelmek harikaydı" diyor gülerek.

Eski bir aktör olan Dugan yönetmenlik kariyerine "Hunter", "Wise Guy" ve "Moonlighting" gibi popüler dizilerle başladıktan sonra, "Big Daddy" ve "Happy Gilmore" gibi komedi filmlerine imza attı.

Komedi ve aksiyon tarzlarıı çok doğru bir zamanlama ve ayrıntılarda büyük özen gerektirir. Komedi yaklaşımları son derece gelişmiş birer aktör olan Lawrence ve Zahn, senaryonun mizahi yönünü geliştirmede Dugan'a yardımcı da oldular. Lawrence sokak ağzıyla ve hızlı konuşma tarzıyla tanınan bir aktör; Zahn ise eksantrik ve atışmacı repliklerde başarılı bir isim.

Yapımcı Bobby Newmyer iki aktör arasındaki komedi armonisinin 'ahbap çavuş-aksiyon' tarzına yeni bir soluk getirdiği ve bu harmoninin olmaması durumunda "National Security/Bela İşbaşında"nın hikayesindeki dengenin bozulabileceği görüşünde. "Bir aktör olarak Martin çok yürekli; canlandırdığı karakter ise aşırılıkları olan ve ne yapacağı önceden kestirilemeyen biri" diyen Newmyer şöyle devam ediyor: "Steve ise çok sağlam bir oyuncu ve en komik anlarda bile duygusal bir zemin yaratabiliyor. Yani, aksiyon-komedi tarzında bir yapım olmasına karşın, izleyicilerin inançsızlıklarını bir kenara bırakmalarını ve hikayenin bir parçası olmalarını sağlıyor."

Newmyer'ı Jay Scherick ve David Ronn'ın senaryosuna çeken şey, iki esas karakter arasındaki düşmanlığın inandırıcılığı olmuş. Hikayenin başında, Martin'in canlandırdığı Earl Montgomery karakteri, Los Angeles Polis Teşkilatı'ndan atılmıştır; atılmadan kısa süre önce ise, suçlu olmadığı halde bir soygun olayıyla ilgisi olduğu düşünülen Hank Rafferty'yi (Zahn) kendisine fiziksel güç uygulamakla suçlar. Bunun sonucunda, Rafferty emniyet teşkilatından atılır ve hapiste 6 ay geçirir.

İki karakter tekrar bir araya geldiğinde, artık her ikisi de "ulusal güvenlikte" güvenlik görevlisidirler. "Her ikisinin de birbirlerinden nefret etmek için gerçek nedenleri vardır" diyen Newmyer açıklamasını şöyle sürdürüyor: "Her iki karakter de kendisinin haklı, diğerinin hatalı olduğundan kesinlikle emin. Aralarındaki sorunu da ancak filmin sonunda hallettikleri için, filmde komedi doğal bir süreç izliyor."

Dugan'a göre ise ikili arasındaki karşılıklı kösteklemeler filmin ana temasını oluşturuyor ve ne kadar hata yaparlarsa yapsınlar ikiliyi daha sempatik kılıyor: "Steve'in karakteri her zaman kitaba göre hareket etmiş biri. Sonra ortağı öldürülüyor. Ardından, Earl'ü (Lawrence'ın canlandırdığı karakter) dövmekle haksız yere suçlanarak rozetinden oluyor ve hapse giriyor. Earl ise görünüşte özgüveni olan biri, ama aslında kendini ortaya atmaktan korkuyor ve bu yüzden de başına gelen her şey için ırkçılığı sorumlu tutuyor. Oysa polis teşkilatına girememesinin nedeni kurallara uymaması. Filmde, iki karakter de, diğerinde eksik olan niteliklere sahip. Kısa bir süre sonra, birbirlerinin önünü tıkadıklarını fark ediyorlar. Birbirlerine güvenmeye karar verdikleri noktada ise, nihayet hedeflerine ulaşıyorlar."

Zahn'in gözlemlerine göre, "National Security/Bela İşbaşında"daki mizah unsuru, her iki karakterin de aslında son derece kararlı olmalarına karşın, birbirlerine tamamen zıt yönde hareket etmeleri gerçeğinden kaynaklanıyor ve olaylar gittikçe tırmanıyor. "Benim ona duyduğum nefret arttıkça, onun da bana duyduğu nefret artıyor. Birbirimizle didişip duruyoruz. Yine de, birlikte hareket etmeye mecbur kalıyoruz çünkü güvenecek başka kimsemiz yok" diyor Zahn.

Lawrence ise kendi karakterini şöyle tanımlıyor: "Earl aşırı istekli ve biraz gösteriş meraklısı biri. Her an kavga etmeye hazır. Ama Hank onu frenliyor ve önemli olanın ellerindeki işi yapmaları olduğunu hatırlatıyor. Kısacası, burada söz konusu olan şey iki adamın birbirlerine yardım ederek dost oluşu, çünkü sonuçta insanları kim olduklarıyla ve yaptıklarıyla değerlendirirsiniz, ırklarıyla değil."

Dugan için ise, filmin kovalamaca sahnelerinde olduğu kadar komedi sahnelerinde de inişler ve çıkışlar, beklenmedik dönüşler olması önemlidir. En beklenmedik ve komik sahne ise filmin ortalarında yer alır. Hank zenci olan eski kız arkadaşını (Robinne Lee) Earl'le tanıştırır. Bu durum Earl'ü hazırlıksız yakalar ki bu çok komik bir durum yaratır: Lee'nin bu konudaki yorumu şöyle: "Çok beklenmedik bir sahne. Bu kadar güzel olmasının nedeni de, önceden bu konuda hiçbir tüyo verilmemesi."

Benzer şekilde, beyaz saçlarıyla Eric Roberts'ın canlandırdığı kötü adam ise alışılmışın dışında bir karakter. Dugan'a göre bu karakter sinsi ve tehditkâr bir kimliğe sahip. Düşündüğünüzün aksine, kötü adam olarak yaşamayı gerçekten seven biri."

Zaten Roberts da bu tür bir karakteri canlandırmaktan büyük keyif almış: "Kötü adamları canlandırmayı seviyorum, çünkü iyi adamlardan çok daha iyi vakit geçiriyorlar. Kural yok" diyor Roberts.

"National Security/Bela İşbaşında" öncelikle bir komedi olsa da, içinde bol miktarda yaratıcı aksiyon sahneleri mevcut. Yönetmen Dugan komedi konusunda Lawrence ve Zahn'den destek alsa da, aksiyon sahneleri için görüntü yönetmeni Oliver Wood ve stunt koordinatörü Gilbert'ın yardımına başvurmuş. Kendisi bu durumu şöyle açıklıyor: "Oliver aksiyon tarzında çok yetenekli bir isim. 'Face/Off','"U-571' ve 'The Bourne Identity'' gibi filmlere imza atmış bir görüntü yönetmeni. Aksiyonu nasıl güzel göstereceğini biliyor ve bu daha fazla güven duymamı sağlıyor. Aynı şey Mickey için de geçerli. O da 40 yıldır aksiyon sahneleri yapıyor ve hiç şüphesiz işinin tam bir ustası."

Lawrence "Çocuk rolü yapan yetişinler gibiydik" diyerek filmin çok sayı ve çeşitlilikteki aksiyon sahnelerini tanımlıyor ve ekliyor. "Dennis bu işi her gün öyle eğlenceli bir hâle soktu ki."

"National Security/Bela İş Başında", Zahn'in ciddi anlamda ilk aksiyon filmi; ama kısa sürede Lawrence ve Dugan'ın temposuna yetişmiş. "Çok farklıydı" diyor Zahn ve ekliyor: "bir şeylerin üstünden atlayıp kötü adamlara ateş edeceğimiz sahnelerin çekimleri için sabırsızlanıyordum."

Zahn kısa süre sonra keşfetmiş ki aksiyon sahneleri aslında o kadar da eğlenceli ve oyunsu değil. Daha çok "rekabet gerektiren sporlar gibi. Etrafınıza 5 kamera ve üç yüz insan var. Hatalar yapamazsınız çünkü her gün yeni bir oyun günü."

Aksiyonu İnanılır …Gerçekten İnanılır Kılmak

"National Security/Bela İşbaşında"da aksiyonla komediyi birleştirdiğimiz için, düpedüz aksiyon sahneleri çekmek yeterli değildi" diyen yapımcı Newmyer sözlerini sürdürüyor: "Hem karakterlerin eksantrikliğini yansıtmak, hem de komik öğeleri ön plana çıkarmak amacıyla dublörlü çekilecek sahnelerin dikkatle planlanması gerekti. İki karakter arasında her zaman komik bazı beklenmedik gelişmeler olması gerekiyordu."

Zahn ve Lawrence için, 20 yıllık polislik deneyimi olan teknik danışman Mike Grasso ile hazırlık aşamasındaki eğitimlerde bile komik şeyler yaşandı. Zahn durumu şöyle açıklıyor: Mike'a her şeyi kitaba uygun olarak yapmayı istediğimi söyledim. Silahın nasıl tutulacağından, tüm prosedürlere kadar. Gerçi film bir komedi olabilir, ama ne kadar derine inerseniz, film o kadar eğlenceli olur."

Zahn'in dileği gerçekleşir. Pek çok farklı mesafeden atış talimlerinden sonra Grasso, Zahn'ı polislere yapılan sahte yardım çağrıları için sokağa çıkarmış ve "bunlarla nasıl uğraşılacağını göstermeye" çalışmış. Grasso "Uydurma senaryolar canlandırtıp, gözlem yapmayı öğretmeye çalıştık. Örneğin bir caddede ilerlerken, onlara 'şimdi yanından geçtiğimiz arabada kaç kişi vardı?', 'yolun karşısındaki evde kimse var mı?' gibi sorular sordum. Zavallı Steve! Mümkün olduğunca çok şey görebilmek için gözleri felfecir okudu. Ama oldukça çabuk öğrendi. Kısa süre sonra, yanımızdan geçen arabaların plakasını ezbere söyleyecek kadar dikkatli olmuştu."

Zahn da çabucak rolünün gereğini öğrenip yerine getirmeye başladı. "Bizi bir tek kez gözlemledikten sonra, yılların polisiymiş tavrıyla ortalıkta dolanmaya başladı" diyor Grasso gülerek ve devam ediyor: "Sanki bütün bilgileri emdi ve hemencecik oynamaya başladı. Hareketleri de yerli yerindeydi."

Grasso, Lawrence'a da eğitim vermiş. Ama tabi bu durumda, ona her şeyi nasıl yanlış yapması gerektiğini öğretmesi gerekmiş, çünkü Earl karakteri, gösteriş merakı yüzünden kendini polis akademisinden attırmış bir karakter. Grasso anlatıyor: "Martin etrafta hoplaya zıplaya dolaşıp, gördüğü her şeye ateş ediyordu. 'Ben en iyiyim' tavrıyla ortalarda geziniyordu. Canlandırdığı karakter için bu mükemmeldi; çünkü aslında polis akademisinde mütevazı olmak gerekir. Fark edilmek istemezsiniz. Hatta eğitimcilerin adınızı bilmesini bile istemezsiniz. Göze batmamak en iyisidir."

"NYPD Blue" ve "Moonlighting" gibi dizilerin emektarı olan yönetmen Dennis Dugan filmde en çok, aksiyon ile komedi unsurları arasındaki dengeyi bulmaya çalıştığını belitiyor. Örneğin, filmin başlarında büyük bir depoda kötü adamlarla (Lawrence ve Zahn'in canlandırdığı) güvenlik görevlileri arasında silahlı bir çatışma sahnesi vardır. Ama Dugan mekanı gördüğünde pek de etkilenmez. Geniş ve boş mekanda özellikle farklı ya da komik bir şey yoktur. İşte o zaman aklına gelir. "Bir keresinde adeta bir duvarı andıran Coca-Cola kutularını görmüştüm ve 'makineli tüfeklerle vurularak havaya uçurulmaları güzel olmaz mıydı' diye düşünmüştüm" diyor kendisi.

Efekt departmanı ve stunt koordinatörlerinin yardımıyla, bu fikir bir adım ileriye götürülür ve filmin en heyecan verici ve hareketli sahnelerinden birisi çekilir. Cam ve plastik şişelerin (toplam 350.000 tane) teneke kutulardan daha iyi sonuç vereceği düşünülür. Dugan bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Çünkü cam ve plastik şişelerde ışık yansıyor. Dolayısıyla, patladıklarında ışıl ışıl bir görüntü oluşuyor."

Böylece, Dugan'ın bu sahne için aradığı dinamizm elde edilmiş olur. Bu sahnenin çekimleri sırasında, kahramanlarımız Lawrence ve Zahn bir yandan silahlı çatışmayı sürdürürken, bir yandan da yapış yapış ve asitli içecek yağmuruna maruz kalırlar. Miller şişelerinden oluşan tepenin devrilmesi sırasında, karakterlerin şişelerin bir adım önünde koşmaları sahnenin doruk noktasını oluşturur.

Bu sahnedeki mizah unsuru, karakterlerin tepkileriyle daha da gelişir. Kötü adam Nash (Roberts) bu hengameden keyif alırken, Zahn'in karakteri sürekli olarak irkilip, hayatta kalmaya çalışır; Lawrence tarafından canlandırılan ortağı Earl ise, ilk kez gerçek bir silahlı çatışmaya girmenin verdiği sevinç ile korkunun ilginç bileşimini yaşar.

Komediyle aksiyonu aynı filmde buluşturmak yorucu bir iş olur ve uzun bir hazırlık süresi gerektirir. Dugan bunu şöyle anlatıyor: "İlk birim için pazartesiden cumaya çalıştım; ikinci birim için ise hafta sonları. Bu tempo 12 hafta sürdü. Fiziksel olarak gerçekten çok formda olmanız gerekiyordu."

Stunt koordinatörü Mickey Gilbert gibi 40 yıllık deneyime sahip birinin bile, bu görev karşısında bir bakıma gözü korkar. "Komedi aksiyon yapmak zordur" diyor kendisi ve devam ediyor: "Daha önce pek çok yoğun aksiyon sahneleri hazırladım; ama olayı komikleştirmek için, iri ve çılgın görünüşlü dublörler kullanmak gerekiyor. Ayrıca dikkatli de olmalısınız çünkü abartıya kaçabilir ya da dublör faktörünü ön plana çıkarabilirsiniz, ki bu durumlarda komedi unsuru geride kalır. Olması gerekeni tam anlamıyla yakalayana kadar Dennis'le birlikte bu sahnelerin üzerinden pek çok kez geçtik. Komedi aksiyon türü yapımlarda oyuncularınızı sahnelerde mümkün olduğunca çok göstermeli ve yine de bundan tedirginlik duymamalısınız."

Kendisinin en gurur duyduğu bölümlerden biri, hurdalıkta geçen bir araba kovalamaca sahnesi olur. Gilbert ve oğlu Troy, arabaların havada daha uzun süre kalabilmesini sağlayan özel bir içbükey rampa tasarlarlar. Bu rampa, hem hurdalıktaki sahnede, hem de bir arabanın ağır çekimde uçarak bir şişe yığınının içinden geçtiği sahnede kullanılır ve çok iyi sonuç verir.

"En büyük hazırlıklardan biriydi bu. Arabalardan oluşan tüneller inşa ettik; böylece kamera ayaklarını motosiklet üzerinde bu tünellerden geçirebildik. Arabaların yanlarına ve önlerine yerleştirilen kameralarla hareket hâlinde çekilen sahneler yaratmayı seviyorum. Ama bunu yaparken gerçekten çok dikkatli olmalısınız; çünkü bir arabaya yarım metre uzaklıkta bir kamera sarkıtıyorsunuz, daracık yerlerden geçiyorsunuz ve etrafınızda uçuşan, takla atan arabalar var. Uzaktan çekim yapmak da mümkün tabi; ama bizim yaptığımız şekilde, seyirciyi de olayın içine bütünüyle sokabiliyorsunuz, hatta görüntü yönetmeninin tüylerini diken diken edebiliyorsunuz" diyor Gilbert gülerek ve ekliyor: "Neyse ki pahalı kameralarımızı bu çekimlerde kullanmadık."

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.