|
"I,
Robot - Ben Robot"
"Ben,Robot"ta
tasvir edilen epik, tarih değiştirici olaylar bir asırdan daha uzun süre
önce, film yazarı Jeff Vintar'ın bir robot tarafından işlenmiş olabileceği
muhtemel bir cinayetle ilgili bir esrar olan "Hardwired"ın senaryosunu
yazdığı zaman doğdu. Yapımcı Laurence Mark projeye önderlik etti,ve Twentieth
Century Fox Alex Proyas'ın yönetmenliğiyle Hardwired'ı geliştirmek için
ele aldı.2000'in başlarında,Vintar Proyas'la proje üzerinde çalışmak üzere,2
yıldan uzun süren bir işbirliği için Avustralya'ya uçtu.
“Alex Proyas'la
senaryoyu geliştirmeye başladık, ve amacımız onu bir miktar daha açmaktı,”
diye hatırlatıyor Laurence Mark.“Düpedüz bir gelecek cinayeti esrarı olarak
başladı ve onu daha geniş bir alana yaymak için sürekli bir çaba vardı.Ayrıca,
Alex'in keskin görsellik hissinden mümkün olabildiğince çok yararlanan
bir filme girişmek akıllıca geldi…”
Bu süre boyunca,
Ben,Robot filminin telif hakları Davis Entertainment tarafından alındı,
ve Proyas, Isaac Asimov'un eserinden parçalar içermesi için filmi yeniden
kurguladı.Asimov’un fikirleri ve karakterleri Vintar’ın esrar öyküsünün
yapısıyla kendiliğinden uyuşuyordu.
‘Hardwired’
ve Ben, Robot'u biraraya getirdik çünkü Fox hep robotlarla ilgili büyük
bir film yapmak istemişti ve Asimov'un kısa hikayelerinden bir film yapmak
Alex'in hep rüyası olmuştu" diyor yapımcı John Davis. “Organik olarak
gerçekleşebilecek bir beraberlikti çünkü ‘Hardwired’ ın ve Ben, Robot'un
temaları çoğu yerde birbirleriyle uyuşuyordu,” diye ekliyor Laurence Mark.
2035 dünyası
robotların “3 Laws Safe”olduğuna inanır. Bir robot bir insana zarar veremez
yada zarar görmesine izin vermez; bir robot bir insanın emirlerine,bu
emirler birinci kanunla çelişmediği sürece uymalıdır; bir robot kendi
varlığını,birinci yada ikinci kanunla çelişmedikçe korumalıdır. Asimov
Robotların 3 Kanunu’nu ilk olarak bilim kurgu yazılarında yarattı, fakat
fikirleri gerçek dünyaya uzanır, ve hatta gerçek robot bilimcilerin ve
araştırmacıların yapay zekayı ele alış biçimlerine önderlik eder.
“Asimov
gerçekten bilimi halkla en iyi bütünleştiren kişi oldu ” diyor co-senaryo
yazarı Jeff Vintar. “Bilim kurgunun öncülerinden ve robotlar hakkında
yazan ilklerden biriydi .Asimov’dan önce robotlar birer canavar olarak
kağıda dökülüyordu. O onlara metal Frankensteinlar olarak değil, belli
kurallara göre çalışan mekanizmalar olarak yaklaşan ilk kişiydi, ve kendisinin
ilk gerçekçi robot öykülerini yazdığına inanılır.”
Alex Proyas’ın
Asimov’un öykülerine duyduğu yakınlık film yapımcısının çocukluğuna rastlar.
“Yaklaşık 10 yaşındayken, çok bilim kurgu okurdum and Asimov çok sevdiğim
yazarlardan biriydi. Bilim kurgu türünün gerçek bir hayranıydım ve Ben,
Robot filme çekilmesinin gerçekten hoş olabileceğini düşündüğüm birkaç
kitaptan biriydi. Gençken bu tür şeyleri hayal edersiniz ve ben oldukça
küçük yaştayken film çekmek isterdim. Bunu da bir gün filme çekmeyi hayal
etmiştim.
“Asimov’un
fikirlerinin hala inanılmaz ölçüde uygun ve çağdaş olduğunu düşünüyordum,”
diye devam ediyor Proyas. “1940larda ve 50lerin başında çalışan birinin
geleceği bu kadar açıkça tasarlaması ve şuan günlük hayatımızı etkilemeye
başlayan fikirleri tahmin etmesi hayret verici. Hakkında yazdığı geleceğin
dünyasına gittikçe yaklaşıyoruz, işte bu hikayeleri anlatmanın tam zamanı.”
Proyas BEN,ROBOT’U
geliştirmeyi sürdürdükçe, o ve yapımcılar dikkatlerini oyuncu seçimine
yönelttiler. Film yapımcılarının başrolü oynaması içim tek ve en iyi tercihi
taleb etmeleri bir Hollywood klişesidir. Fakat BEN,ROBOT’ta, yapımcılar
bunu yaptıklarında ısrarcılar. “Will Smith listemizdeki birinci kişiydi,
ve ona ulaşmak piyangoyu kazanmak gibiydi,” diyor John Davis. “Çünkü insan
öyküsü bizi en az robot öyküsü kadar ilgilendiriyor, Will Smith’e şükürler
olsun,” diye ekliyor Laurence Mark.
“Beni bu
filme çeken şey,sorunun robotlar olmadığı düşüncesi,” diyor Smith. “Sorun
teknoloji değil. Sorun olan, insan mantığının sınırları, ve biz aslında
kendimizin en kötü düşmanıyız.
“BEN,
ROBOT bilhassa türlerin ilginç bir karışımı,” diye devam ediyor Smith.
“Yüksek teknolojide bir aksiyon filmi, bir özel efekt filmi, bir romantik
drama, ve bir cinayet esrarı. Alex Proyas‘ın tüm bu farklı türleri film
içine yayması fevkalade. Genellikle bir esrarın yapısıyla bir aksiyon
filminin yapısı arasında gerçek bir çelişki vardır. Dönüm noktaları farklı
biçimlerdedir, fakat Alex tür kurallarını yıkıyor ve yeni ve özel olacak
birşey yaratıyor .”
BEN, ROBOT
Smith’e kendini kanıtlaması için yeni imkanlar yarattı. “Bir oyuncu olarak,
bir aksiyon filminde gerçekten oynayabildiğiniz anlar çok seyrektir. Benim
için sorunlu bir karakteri oynamak ilginç, çünkü dünyayı kurtaran gelişi
güzel tipleri canlandırmada çok başarılı oldum.Genellikle derin duygusal
yaraları ve travmaları olan karakterleri oynamadım, ve sorunlu bir karakterin
zihnine dalmaktan çok hoşlandım. Bu yüzden bu benim için farklı bir sapma.”
Smith
Dedektif Del Spooner’ı tasvir etmek ve filmde İdari Yapımcı olarak görev
almak üzere imza attıktan sonra, Akademi Ödüllü yazar Akiva Goldsman’ı
(“A Beautiful Mind”) takıma katmayı önerdi. Smith özellikle öyküye daha
sıkı bir bilim ve bilim kurgu çizgisi getirmek istiyordu. “Bu projeyi
özel olabilecek ve uzun süre hatırlarda kalacak bir şey olarak gördük,”
diyor Smith. Türün sınırlarının dışına çıkmak istedik.”
“Will’in
ricaları Alex’in de benim de kulağıma hoş geldi,” diyor, çocukluğundan
bu yana bir Asimov hayranı olan Akiva Goldsman. Proyas, Smith Goldsman,
yapımcı Wyck Godfrey, ve Fox film üzerinde çalışmak için Smith‘in “Bad
Boys II,”yu çektiği Florida’ya hareket ettiler. “Bir otele kapandık, ve
hikayeyi sahne sahne ortaya serdik,” diye anımsıyor Goldsman.
Film
yapımcıları Dedektif Del Spooner karakterinin türün tipik figürlerinden
ayrılması için çalıştılar. Spooner’ın teknolojiye ve–günlük hayatın gerekli
bir parçası olduları bir dünyada –robotlara karşı olan nefreti can alıcı
bir unsurdu. “Spooner eski kıyafetlere ve geçmişin müziğine aşık, ve basit
zamanlara hasret,” diyor Smith. “Robotları sevmiyor, bu yüzden bu cinayeti
araştırmak için gerçekten mükemmel bir dedektif, çünkü zaten yanlış birşeyler
bulmak istiyor.”
Spooner’ın
roboticist Dr. Susan Calvin’le ilişkisi hikayenin merkezinde, bu yüzden
Will Smith’e zıt ve inandırıcı bir partner olabilecek aktrisi bulmak –ve
Isaac Asimov tarafından yaratılmış bir karakter üzerinde duygusal etki
yaratmak-film yapımcıları için zorlu bir görevdi.
Spooner ve
Dr. Calvin eşi benzeri olmayan bir robot olan Sonny'i gerçeği bulmak için
yanlarına alırlar. Filmde Sonny'i Alan Tudyk canlandırıyor. Tudyk ve dijital
efekt grubu duyguları, aklı ve espri gücü olan gerçek bir dijital yıldız
yaratmışlar. Sonny ve Spooner arasındaki duygusal bağ hikayenin tam merkezinde
yer alıyor.
“Sonny oldukça
ilginç ve zor bir roldü çünkü robot olmasına rağmen bir çok insani özelliğe
sahipti,” diyor Wyck Godfrey. “oldukça masum ve sıcak bir yanı vardı ve
diğer robotlardan farklı yapılmıştı. Üstelik muzip bir robottu. Alan’ın
üstün komedi performansı, iyi bir tiyatro oyuncusu olması sayesinde insani
bir robot kimliğinin altından başarıyla kalkmasını sağladı.”
“Sonny bir
çocuk gibiydi,” diyor Tudyk. “Bazen herşeyiyle mükemmel, tam ve eksiksizken
bazen hiç beklenmeyen bir anda saf ve fazla iyimser olabiliyordu. Sonny
bir amaç için yapılmıştı ve bu amacın ne olduğunu bilmiyordu. İçinde bir
sürü sır saklıyordu ve filmin sonuna dek bu sırları taşıyacaktı.”
Tudyk filmin
çekimlerine Vancouver'da başlamasından bir ay önce şehre gelmiş ve rolü
için hazırlanmaya başlamış. Bio energik hareket tarzı, konuşma ve mimik
üzerine çalışmış. Ayrıca kickboxing, ve denge egzersizleri yapmış.
Yapım
başladıktan sonra ise aktör/dansçı Paul Mercurio (“Strictly Ballroom”)
diğer robotların hareketlerini va tarzlarını belirlemek için kareograf
olarak ekibe dahil olmuş. “Paul ile çalışmayan tek robot bendim,”diyor
Tudyk. “Bence bu oldukça işe yarayan bir fikirdi. Çünkü Sonny yeni jenerasyon
bir robottu ve bir benzeri yoktu.”
Filmin çekimlerinin
başlamasına bir buçuk yıl kala yönetmen Alex Proyas ekibin çekirdeğini
oluşturan grupla ön çalışmalara başlamış. Yapım Tasarımcı Patrick Tatopoulos'un
da bulunduğu bu ekip günümüz dünyasına robotları adapte etmenin yollarını
ve şekillerini tasarlamışlar. Proyas ve Tatopoulos bu filmden önce “Dark
City”de de birlikte çalışmışlardı.
“I,
ROBOT 'u belgesel nitelikte bir gelecek kurgusu ile çekmek ve olabildiğince
Hollywood yaklaşımından uzaklaşmak istiyordum,” diye açıklıyor Proyas.
“Güçlü bir geçeklik duygusu yaratarak izleyicinin yaşadığı dünyayı robotlarla
paylaştığına inandırmak ise benim için çok önemliydi. İnanılası ve gerçekçi
bir gelecek görüntüsü yakalamalıydım. Uçan arabalar gibi izleyicinin şimdiye
dek aklında kalan gelecek kurgularından uzak durmalıydım. Gerçekten bundan
30 yıl sonra dünyayı o halde görebileceğine inanmalılardı. Benim için
hikaye ve karakterler kullanılan geleceğe ve yüksek teknolojiye ait malzemeden
çok daha önemliydi. Robotlar çok ilginç bir teknoloji ve başka teknolojik
detaylardan uzak durmak istedim. Elbette ki arabalar yarttık ve bunları
filmde kullandık fakat 2035 yılının bir numaralı teknolojik devriminin
robotlar olduğuna dikkati çekmek asıl amacımızdı.”
Filmin ana
karakterlerinden biri olan Sonny'i ve diğer robotları yaratan Patrick
Tatopoulos’un en önemli görevi robotların tasarımını gerçekleştirmektir.
Tatopoulos 20th Century Fox'un daha önceki blockbuster filmlerinden biri
olan “Independence Day” de yaratık ve yapım tasarımından da sorumlu olmuştu.
İki yıl boyunca
yönetmen Proyas, ile omuz omuza çalışan Tatopoulos daha önce robotlara
ait olan tüm bilgilerini unutup Sonny'i yaratmak için kolları sıvamış.
Sonny son haline gelmeden önce tam 50 ayrı dizayn hazırlanmış.
Filmin
en önemli dizaynlarından biri olan NS-5'lar ve tabii ki Sonny bugüne dek
tasarlanmış tüm robotlardan farklılardı. Saydam hissi veren görüntüleri,
insan vücudunu benzerlik taşıyan kas sistemi ve yapısı ve tamamen simetrik
yüzleri... “Sonny ve NS-5'lar film boyunca farklı yüzlerle karşımıza çıkacaklardı.
Dolayısı ile dizaynı değiştirmeden hem sempatik hem de bir anda korku
verici bir görünüme sahip olmaları gerekiyordu.” diyor Tatopoulos.
Robotların
bu saydam görüntüleri insana güven verici olmalarını sağlayan bir özellik
olarak düşünülmüş. Eğer saydamsanız hiç bir şey saklayamazsınız. Örneğin
devlet binalarının çoğu cam materyalden yapılarak bu güven hissini doğurmayı
hedeflerler. Eğer bir robot saydamsa ona güveniniz tam olmaz mı?...
2035 yılının
fiziksel dünya görünüşü ise Şikago'dan esinlenilmiş. Şehrin bir kısmında
yepyeni camla kaplı çok katlı binalar varken bazı kısımlarında ise hala
çok eski ve harap gözüken binalarda hayat sürmektedir. Yönetmen ve yapım
tasarımcısı şehrin bu özelliğini gerçekçi bir film temasının seti haline
getirmeyi başarmışlar. Böylece bilgisiyara teknolojisi ile yaratılmış
değilde gerçekten yaşayna birşehrin 35 yıl sonraki haline ulaşmışlar.
Proyas'ın
film boyunca vurguladığı yeşillikten yoksun şehir ise yönetmene göre bundan
bir kaç yıl sonra tüm büyük şehirlerin karşılaşacağı önemli bir gerçek.
Filmde
kullanılan tüm arabalar özellikle bu film için dizayn edilmiş taşıtlardır.
Alman menşeeli bir araba firması olan Audi Will Smith'in kullandığı ve
kahramanın otomobili olacak çok özel bir dizayn gerçekleştirmiş. Hazırlanan
model çok büyük bir gizlilikle Audi'nin daha ilerki yıllarda çıkacağı
bir araba modelinin prototipi olmuş.
Filmde Oscar
Ödüllü Özel Efekt danışmanı John Nelson (“Gladiator”) toplam 1000 görsel
efektin yapımından sorumlu olmuş. Nelson ve yardımcısı John Berton (“The
Mummy,” “Men In Black 2”) 20 kişilik bir ekiple Vancouver'daki stüdyolarda
8 ay boyunca binlerce değişik çalışma yapmışlar.
Isaac
Asimov'un Üç Kanunu
1. Bir robot
asla bir insana zarar veremez ve bir insan oğlunun zarar görmesine izin
veremez.
2. Bir robot insanların verdiği emirleri birinci kuralı bozmayacak olması
şartı ile yerine getirir
3. Bir robot kendi varlığını birinci ve ikinci kuralları bozmamak şartı
ile korumakla yükümlüdür.
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|