KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Benim Karım Artist"

Erkek güvensizliği ve kıskançlığı üzerine kurulu, bu iyi düşünülmüş, sıcak ve seyirciyi içine çeken film hakkında aslında bir aktör olan yönetmen Yvan Attal ve oyuncuların görüşleri...

Yvan Attal (Yönetmen):

"Benim Karım Artist"te, özel hayatınıza dair pek çok göndermeler var; oldukça akıcı ve iyi örülmüş romantik bir komedi. Otobiyografi ile kurgu arası bu çalışmada, siz kendinizi nerede görüyorsunuz?

Evliliğimden söz etmeyi asla düşünmedim. Bu film, hiçbir şekilde bir günce ya da Charlotte Gainsbourg hakkında bir belgesel değil. Ama bazı şeyleri birbirine karıştırmayı seviyorum. Bir film yaptığınızda, anlattığınız hikayenin gerçek olduğuna izleyiciyi inandırmaya çalışıyorsunuz. O yüzden de, filmi inandırıcı kılmak için imkan dahilinde her şeyi kullandım.

Zaten, filmlerde sürekli işlenen, neyin gerçek olup neyin olmadığı teması bu filmin de ana temalarından biri. Zaman zaman somut tanımlamalarla bu soruya yanıt verebilme olanağına sahip olmak keyifliydi. Örneğin, ilk adlarımızı kullandık, ve hatta miksajda her türlü hileye başvurarak Charlotte'un soyadının duyulmasını engelleyecek kadar ileri gittik ki, insanlar onun gerçek soyadını düşünsünler. Pek çok yönetmen kurguya ek olarak, bir gerçeklik yanılsaması yaratmak amacıyla gerçeklerden yararlanıyor. Bazı kesitler bizim günlük hayatımızın bir parçası ve bu komedinin çıkış noktalarını oluşturuyorlar.

Gerçeğe pek çok gönderme yapmasına karşın aslında bu film, bizim özel hayatımızla ilgili hiçbir şey sergilemiyor ve evli bir çift olarak yaşayan iki oyuncunun hayatını tasvir etmiyor. Bu film her şeye rağmen kurgu türü bir yapım. Aslında neredeyse muziplik olsun diye jeneriğe şöyle yazacaktım: "Gerçek insanlarla olan her türlü benzerlik tesadüften ibarettir ve hayalidir".

Bu filmde Charlotte'un gülümseyen, ışık saçan yönünü görüyoruz. Kameranın önünde böyle neşeli görünmek için çok çalışması gerekti mi?

Kesinlikle istediğim şey Charlotte'u beyaz perdede nadiren gördüğümüz hâliyle göstermekti. Onun enerjik ve dinamik yapısı filmlerde çok az kullanılıyor. Charlotte'un kahkahasının duyulmasını istedim. Charlotte, filmde kendiyle barışık bir aktrisi canlandırıyor ve komedi türünün hızlı ritmi içerisinde izlenmesi gereken yol da bu olmalı… Renn Productions'ın bürolarında prova yapıyorduk; Charlotte'tan repliklerini şarkı şeklinde söylemesini, bağırarak söylemesini, bir masanın üzerine çıkmasını ya da orgazm taklidi yapmasını istiyordum Çevremizde çalışan pek çok insan daha vardı; oldukça eğlenceliydi. Bütün bunların amacı çekingenlikten kurtulmaktı, müzikal komediye yakın bir ritim yakalayabilmekti ve tabii en basitinden kendimiz hakkında bir film yaptığımız düşüncesinden kurtulmaktı.

Oyunculuğun aşağı yukarı iki çok iki yöntemi vardır: Bir maske yaratmak yada maskenin düşmesini sağlamak. Charlotte'u özel yapan şey maskeyi atabilme ve sonra tam da gerektiği zaman yeniden takabilme yeteneğidir.

Charlotte ile Yvan'ın ilişkisindeki krize bir başka çatışma daha eklenmiş: Nathalie ve kocası Vincent, oğullarının sünneti konusunda birbirlerini yiyip bitiriyorlar. Bu ikinci hikaye nereden çıktı?

"Kısa bir konuyu genişletiyorum" gerçeğinden ya da 6 dakikayı 90 dakikaya yaymanın korkunç olacağı düşüncesinden. Ayrıca, bu ikinci hikaye zaten aklımdaydı ve bir başka film için bununla ilgili birkaç sahne de yazmıştım. Sünnet konusundaki çatışmanın komedi için uygun bir zemin olduğunu hissettim.

İkisini birleştirmek suretiyle, hem esas karakteri temel alan gerçek bir aile yaratabileceğimi, hem de ana konuyla ilgili başka şeyler de söyleyebileceğimi fark ettim. Örneğin, sinema sektörünün içinde olmayan kişiler filmlere nasıl hayranlık duyuyorlardı. Bu iki hikaye birbirine mükemmel uydu.

Sonra, bir gün, Woody Allen'la yapılmış bir röportaj okudum. Allen, binlerce küçük düşüncesi bulunduğunu, tek yapması gerekenin, her bir film için onları ayrı ayrı gruplandırmak olduğunu söylüyordu. İşte o anda bütün endişelerim uçup gitti!

Onun etkisi bu filmde kendini hissettiriyor...

Bir film yaparken, daha önceden hayran kaldığınız filmleri tarayıp izliyorsunuz. Açıkçası, Woody Allen, Billy Wilder, Cukor'ın yanı sıra Spencer Tracy ile Catherine Hepburn filmleri en çok etkilendiğim yapıtlardı. Öte yandan, Pialat ve Altman da bu filmim için önemli birer esin kaynağı oldu.

Komedilerde genel eğilim, her şeyi aydınlatmak, şakayı doğrudan sunmaktır. Set tasarımcım Katya Wyszkop, ışıkçım Rémy Chevrin ve filmin müziğini yapan Brad Mehldau bu filme belli bir şıklık katmama yardımcı oldular diye düşünüyorum. Tarzımız, mutlu tesadüfler ve doğaçlamalara imkan vermesine rağmen belli bir mesafeyi de korumaya müsait.

Filmde siz de rol alıyorsunuz. Kendinizi nasıl yönettiniz?

Pek zor olmadı. Öncelikle, tamamen yönetmenin emrine âmâdeydim; aramızda hiç sorun çıkmadı. Karakterimle ilgili bilinmesi gereken her şeyi biliyordum! Riske girmek için kendime izin verebiliyordum, başka bir yönetmenle çalıştığımda muhtemelen bastıracağım doğaçlamaları deneyebiliyordum.

Esas sorun kurguyu yaparken ortaya çıktı. Jennifer Augé, çok katı kesmelerle bana çok yardımcı oldu. Bunu filmi izledikten sonra fark ettim. Bu ilk kurgu bana, başka seçenekler geliştirmem ve başka çekimler yapabilmem için ihtiyacım olan uzak bakışı sağladı.

Yvan kıskanıyor, çünkü oyuncuların rol gereği yansıttıkları duyguları gerçekten de hissettiklerini düşünüyor. Sizin için de durum böyle mi?

Öğrencilerin Yvan'ın önünde oynadıkları "Marivaux"nun son sahnesinde, Blaise isimli bir karakter, oyuncularla ilgili şöyle söylüyor:"Komedi olmasına rağmen, tüm bunlar doğru... Çünkü oynuyormuş gibi yapıyorlar!" Yalan söylememenin en iyi yolu, bence yalan söylememenin bir yolunu bulmaktır. Bunu herkes başarır. Oyuncu olsun olmasın.

Bu komediyi uzun bir süre mi düşündünüz?

Beş yıl kadar önce kısa metrajlı bir şey yapmayı düşündüm ama Claude Berri, beni bu filmi yapmaya ikna etti. O zamanlar. aklımdan başka bir şeyler geçmesine rağmen, Claude, dediğim gibi beni ikna etmeyi başardı. Eve gittim, yazmaya başladım ve ne kadar kolay olduğunu fark ettim. "O halde, neden direneyim?" diye düşündüm.

Bu filmde yadsınamayacak bir öğe var: Charlotte Gainsbourg'a bir ilan-ı aşk...

Kesinlikle. Birkaç milyon frank'a mâl olan bir ilan-ı aşk. Claude, sağolsun!

Charlotte Gainsbourg (Oyuncu - Charlotte):

Bu role diğer herhangi bir karaktere yaklaştığınız gibi mi yaklaştınız?

Bu imkansızdı. Genelde, kendimden tamamen farklı bir role bürünmemi gerektiren karakterler yaratırım kafamda. Örneğin bazen başka birinin siluetini hayal ederim ve işe yarar. Ama bu filmde yapmam gereken şey zordu, çünkü Yvan bu filmde olduğum gibi davranmamı istedi. Beraberce senaryoyu okuyup, sahneler ve durumlar üzerinde çalıştıkça yavaş yavaş bunu yakaladık.

Bu çalışmalar tam olarak nasıl geçti?

Yvan, normal hayatımdaki gibi davranabilmem için benim tüm çekincelerimi gidermeye konsantre oldu. Gerçek kişiliğimi yansıtma çalışmaları oldukça orijinaldi. Aklıma gelen her şeyi dememi, şarkı söylememi, masaların üzerinde dans etmemi, hatta çığlık atmamı istedi. Kendimi özgür hissetmemi sağlayana kadar beni zorladı. Bu onun için önemliydi. Pasif olmamı ve onun beni idare etmesini beklememi istemedi. Saç ve kostüm konusunda önerilerde bulunmamı bekledi. Çünkü aşırıya kaçmayacağımı biliyordu. Zaman zaman izleyicinin beni filmdeki Charlotte'la karıştıracağından korktum. İnsanların kendimi olduğu gibi beyaz perdeye yansıttığımı düşünebilecekleri fikri hoşuma gitmedi. Şimdi artık film ortaya çıktı ve bu korkular geride kaldı.

Filmi ilk izlediğinizde, perdede kimi gördünüz?

Bu biraz karmaşık. Her bir sahnede kendimi gördüm, hem de daha önce hiç içinde bulunmadığım konumlarda; oysa bazı olaylar gerçek yaşamdan alınmıştı. Komik öğeler ön plana çıktı ve bana bir kalkan oluşturdu. Filmde özgür, neşeli, canlı ve tasasız bir hava var.

Yvan'ın canlandırdığı karakter, oyuncuların oynuyormuş gibi yaptıklarının gerçek olmasından korkuyor. Sen buna inanıyor musun?

Ben rol yaptığımın her zaman farkındayım elbette. Ama bu hissi ara sıra kaybetmenin, kendinizi rol yapmadığınıza inandırmanın da farklı bir keyfi var.

Çekimler sırasında size özen gösterildiğini hissettiniz mi?

Yvan, beni hiç kollamadı. Çok talepkârdı ve isteklerini ifade ederken sözünü hiç sakınmadı. Ama ben onun yargılarına güvendim. Aynı zamanda, ilk kez bir yönetmen beni aydınlatmak için bu kadar özen gösterdi. Beni daha güzel göstermek için çaba gösterdiğini hissettim. Bu zevkten de öte bir duyguydu!

Beraber yaşadığınız kişi olan Yvan Attal'le ilk filminde beraber çalışmak ne açıdan benzersiz bir deneyimdi?

Onunla birlikte adeta ben de yönetmenlik yaptım. Yvan'ın tüm duygu ve korkularını onunla birlikte yaşadım. Biraz nahif gelebilir ama bundan önce yönetmenin ne iş yaptığının farkında değildim. İki yıl boyunca aralıksız süren bir saplantıydı bu film.Yine de sinema kariyerim boyunca yaşadığım en ürkütücü, en heyecan verici ve en mutlu deneyim olmaktan çok uzak. Her ilkin kendine ait bir büyüsü vardır; bazen hâlâ "Charlotte"u, "Lulu"yu ve "The Little Thief"i özlerim. Yvan'ın çalışması ilk filmimi çekmek için bana yeni bir şans vererek bu nostaljiyi alıp götürdü.

Noémie Lvovsky ve Laurent Bateau (Oyuncu - Nathalie ve Vincent):

Noémie Lvovsky, siz bir film yapımcısısınız, ve şimdi ilk kez sizi oyuncu olarak görüyoruz. Sizce, Yvan Attal neden size karakteri Yahudiliğiyle tanımlanan Nathalie rolünü teklif etti?

Yvan'ın bana bu rolü neden teklif ettiği konusunda hiçbir fikrim yok. Belki de oyunculuk yapma konusundaki güçlü arzumu benden bile önce keşfettiği içindir, bilemiyorum... Bence Nathalie'yi öncelikli olarak tanımlayan şey Yahudiliği değil. O Yahudi olarak doğduğu için Yahudi değil, olmak istediği için Yahudi. Ama bunun farkında değil ve onu böylesine kinci kılan şey de bu.

Komik, ancak şimdi fark ettim ki, Charlotte haricinde, filmdeki tüm karakterler kendilerini tanımlamaktan, kimliklerini onaylamaktan hoşlanıyorlar. Nathalie "Ben Yahudiyim" deme ihtiyacı hissediyor. Kocası Vincent "Delinin biriyle evliyim" deme ihtiyacı hissediyor. Ve Yvan kendini "bir aktrisin kocası" olarak tanımlıyor. Oynuyorlar. Her üçü de kendilerine verilmiş olan rolleri canlandırmaya adamışlar. Kimliğini, yaşamda bir aktris olduğunu ilan etmeye gerek duymayan yegâne kişi Charlotte. Onun tek söylediği şu: "İşimi seviyorum". Tam bir kimliği olup olmamasına aldırmıyor. O bir aktris ve çok iyi biliyor ki tüm bunlar aslında mevcut değil, her şey bir yanılsama, ve aslında her birimiz aynı anda bir çok karakteriz.

Nathalie'nin inatçı dar görüşlülüğü beni böyle düşünmeye itti. Hayatta pek çok rolümüz var; içimizde pek çok karakter var. Ama tek sahnemiz hayat olduğu için bunların hepsini birden kullanamıyoruz. Tüm bunlar şu anlama geliyor: Yvan'ın yönettiği bir oyuncu olmak çok keyifliydi. Filmin oyunculuğu ele alış biçimine bayıldım; ayrıca her sahnede Yvan'ın yönetmenlik için duyduğu tutkuyu hissetmek çok güzeldi.

Laurent Bateau, siz Nathalie'nin kocasını canlandırıyorsunuz. Yvan Attal sizin evliliğinizi yıkan çatışmanın kıskançlıktan daha önemli bir sorundan kaynaklandığını söylüyor. Buna katılıyor musunuz?

Ben Nathalie ile Vincent'ın ayrılık sebebinin kavgaları olduğuna inanmıyorum. Aslında, bence bu kavgalar sevgilerinin ifadesi. Provalara başladığımızda, Noémie, Nathalie'nin sünnetle ilgili talebinin bir saplantı olduğunu söyledi. Boş yere Nathalie'nin mantığını anlamaya çalışıyordu. Öyle bir noktaya geldik ki ikimiz de bunun kavga için bir bahane olduğunu fark ettik. Neden kıskançlık ciddi bir sorun olarak görülmez bilmiyorum; ya da neden kavga için haklı ve haksız sebep diye ayrıma gidilir anlamıyorum.

Yvan Attal'in oyuncularla çalışma şeklinde sizi şaşırtan şey neydi?

Laurent Bateau: Bana keyif veren şey şu oldu: Aslında tam olarak ne istediğini bildiği halde, Yvan asla kendini bizden üstte bir pozisyona koymadı. Tüm önerilerimize son derece açıktı ki bu da bizi olaya gerçekten kanalize etti.

Noemie Lvovsky: Teknik şeylerden korkmuyor. Hatta onlardan hoşlanıyor. Yvan'la çalışmadan önce , setteki monitörlerin gereksiz olduğunu, hatta oyuncuların provaları ve son çekimleri izlemesinin kötü bir fikir olduğunu düşünürdüm. Bence yönetmen oyunculara uzak çekim mi, yakın çekim mi yapılıyor söylememeliydi çünkü oyuncular bunu zaten biliyordu. Söyleseniz de söylemeseniz de, oyuncular bunu anlar. Benim düşünceme göre oyuncuların teknik şeyleri akıllarından çıkarmaları gerekliydi. Yvan'ın bunun tam aksi yönde çalışmasını seyrettim. Bize sürekli olarak hangi açıdan çekildiğimizi söylüyor, hatta bazen monitörden kendimizi izlememizi istiyordu. Bunun zararsız, hatta faydalı olduğunu fark ettim. Bize dediği gibi: "Çekimden ve sahnelerden siz de benim kadar sorumlusunuz". Bu sizi film için elinizden geleni yapmaya itiyor.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.