|
"Cradle
2 The Grave - Beşikten Mezara"
Doğu Batıyla
Buluşuyor: Hip-Hop Kung Fu
Amerika'nın
sağlam hip-hop ruhunun Hong Kong sinemasının şiirsel yoğunluğuyla çarpıştığı
yeni aksiyon gerilim filmi "Cradle 2 the Grave/ Beşikten Mezara"da
Doğu'nun dövüş sanatlarıyla Batı'nın sokak kültürü şiddetli bir çatışma
içine giriyor. Film dünya dövüş sanatları şampiyonu ve aksiyon filmleri
aktörü Jet Li ("Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli", "Kiss of
the Dragon/ Ejder'in Öpücüğü", "Lethal Weapon IV/ Cehennem Silahı
4") ile platin plak sahibi hip-hop şarkıcısı DMX'i ("Exit Wounds",
"Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli") yönetmen Andrzej Bartkowiak'ı
("Exit Wounds", "Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli") ve
ünlü yapımcı Joel Silver'ı tekrar biraraya getiriyor.
"Bu
yeni tip kentsel aksiyon filmlerinin ("Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli",
"Exit Wounds" ve şimdi de "Cradle 2 the Grave/ Beşikten
Mezara") tamamı aynı estetik tarzı yansıtıyor. Her biri bir öncekini
aştı ve 'Cradle 2 the Grave/ Beşikten Mezara' şu ana kadarkilerin en iyisi"
diyor "The Matrix" üçlemesinin ve "Die Hard/ Zor Ölüm"
ile "Lethal Weapon/ Cehennem Silahı" serilerinin yapımcısı Joel
Silver.
John
O'Brien ("Starsky & Hutch") ve Channing Gibson ("Lethal
Weapon IV/ Cehennem Silahı") tarafından yazılan "Cradle 2 the
Grave/ Beşikten Mezara"da, DMX'in canlandırdığı şehir sokaklarının
kurdu olan girişimci Tony Fait ile Jet Li'nin canlandırdığı gizemli Tayvan
ajanı Su arasında çalıntı siyah elmasları bulmak üzere yaşanan mücadele
işleniyor. "Bu film karmaşık bir olaylar örgüsüne sahip ve özetlenmesi
kolay değil" diyen Silver sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu film
geleneksel aksiyon filmlerindeki gibi iki ortağın birlikte hareket etmesini
ya da düşmanca bir ilişki klişesini içeren bir yapım değil. Fait ve Su
birbirlerine rakip oldukları halde, ortak bir düşman karşısında birlikte
hareket etmek zorunda kalıyorlar. Film, bu ikilinin elmasları bulmak için
birlikte çalışmaya karar verişlerini ve her ikisinin de ihtiyaç duydukları
şeyi elde edişini işliyor".
Fait'in kızı
Vanessa, Su'nun vatan haini eski ortağı tarafından kaçırılır. Fait'in,
kızını geri alabilmek için bu elmaslara ihtiyacı vardır. "Kendimi
Fait'in yerine koyarak, bir ebeveynin çocuğuna herhangi bir zarar geldiğinde
nasıl hissedebileceğini anlamayı başardım" diyen üç çocuk babası
DMX sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kızgınlık, umutsuzluk, panik...
İşte tüm bu duyguları karaktere aktarmak istedim".
Hırslı girişimci
Fait gibi hareket eden DMX, güvendiği iş arkadaşları Silver ve yönetmen
Andrzej Bartkowiak ile çalışarak, oyunculuğunu bir üst seviyeye taşıma
imkanını yakalıyor. "Joel ve Andrzej'le çalışmayı seviyorum"
diyor DMX ve ekliyor: "Beni kendim olmam için cesaretlendiriyorlar".
Silver ise
DMX ile ilgili olarak şunları söylüyor: "DMX doğuştan yetenekli.
İnanılmaz karizmatik. "Exit Wounds"da harikaydı ve gitgide daha
muhteşem bir aktör olmaya başladı".
Fait gibi,
Su da kontrollü ama kesin bir güç ve kararlılık sergiliyor. "Su'nun
odaklandığı tek şey işi" diyor Li ve ekliyor: "İnsanları önemsemiyor.
Sadece işini yapmayı ve kötü adamları durdurmayı umursuyor; bu kez kötü
adam, kendine ihanet edip, onu öldürmeye çalışmış olan Ling".
Silver'ın
Jet Li hakkındaki yorumları ise şöyle: "Jet bu filmde müthiş. Çok
metanetli ve muazzam bir güç sergiliyor. DMX ile beyaz perdedeki birliktelikleri
bunu daha da perçinliyor. Her ikisi de aynı ölçüde güçlüler, ama güçleri
çok farklı yönde. Karşı karşıya geldiklerinde neler olacağını bilemiyorsunuz".
Kick-boks
şampiyonu ve dövüş sanatları ustası Mark Dacascos'un, Su'nun başlıca düşmanı
sadist Ling rolünü üstlenmesi ise Jet Li vasıtasıyla oluyor. Li bunu şöyle
açıklıyor: "Web-sitem aracılığıyla bir araştırma yaptık. Hayranlarıma
filmde beni en çok kiminle dövüşürken görmek istediklerini sorduk; çok
büyük çoğunluk bu soruya Mark yanıtını verdi".
Hem
annesi hem de babası Kung Fu hocası olan ve dört yaşından beri dövüş sanatlarıyla
uğraşan Dacascos'un konuyla ilgili düşünceleri ise şöyle: "17 yıldır
Jet Li'nin hayranıyım. İzlediğim ilk filmi "The Shoalin Temple"dı.
İnanılmaz bir filmdi. O günden beri kendisi benim kahramanlarımdan biridir.
Onunla 'Cradle 2 the Grave/ Beşikten Mezara'da birlikte oynama imkanı
elde etmek benim için müthiş bir imkandı".
"Mark'ı
Fransız yapımı bir film olan 'The Brotherhood of the Wolf/ Kurtların Kardeşliği'nde
izlemiştim. Müthişti"diyor Silver ve ekliyor: "Sadece yetenekli
bir aktör değil, aynı zamanda, Jet'le birlikte özgün ve oldukça zorlu
dövüş hareketlerini gerçekleştirebilecek hünere sahip. Dövüş sanatları
hayranlarının ayakları yerden kesilecek".
Aslında,
Dacascos fiziksel açıdan oldukça zorlayıcı olan bu role yoğun bir şekilde
hazırlanır. Kendisi konuya esprili bir şekilde yaklaşarak şunları söylüyor:
"Jet'in benimle dövüşürken yapacağı hareketleri önceden tahmin etmeye
çalıştım, ama sonra fark ettim ki bunun bir önemi olmayacaktı; çünkü Jet
inanılmaz derecede hızlı ve ben muhtemelen onun hareketlerini göremeyecektim
bile. Yine de her zamankinden daha yoğun çalıştım ki, onun için alışılmışın
dışında bir rakip olabileyim".
Medya, siyah kuşak sahibi aktris Kelly Hu'ya ("The Scorpion King")
"karateci afet" adını verdi, çünkü Hu hem öldürücü bir güzelliğe
sahip, hem de dövüş sanatlarında usta. Aktris, filmde, Ling'in öldürücü
sağ kolu Sona'yı canlandırıyor: "Mark'la çalışmak harikaydı"
diyen Hu sözlerini şöyle sürdürüyor: "Becerikliliğiyle ve kimsenin
yapamayacağını düşündüğüm hareketleri gerçekleştirmek suretiyle beni sürekli
olarak hayrete düşürdü. O, gerçek bir dövüş sanatları ustası ve bir centilmen".
Yıldızı
parlamakta olan aktris Gabrielle Union, ("Bring It On", "Deliver
Us from Eva") Tony Fait'in ileri teknoloji donanımlı ekibinin kadın
üyesi Daria'yı canlandırıyor. Daria'nın, dikkati dağıtmak için yaptığı
kucak dansından, sokakta yapılan kavgalarda ortaya koyduğu kıyasıya mücadeleye
kadar pek çok yeteneği var. Union canlandırdığı karakteri şöyle tanımlıyor:
"Daria güçlü, sadık ve tam bir takım oyuncusu".
"Gabrielle adeta bir sihirli gibi" diyen Silver şöyle devam
ediyor: "Çok yetenekli, güzel, ve kendisinden istenen her şeyi gerçekleştiren
gerçek bir profesyonel".
Filmde, pek çok farklı yüzü olan Daria'nın Fait'le arasında derin bir
bağ var. İkilinin, film sayesinde, set dışında da yakın bir ilişkileri
var. "Bu projeden önce de DMX'in müziğine hayrandım ve onunla tanışmadan
önce çok daha sert biri olduğunu düşünüyordum" diyen Union sözlerini
şöyle sürdürüyor: "Meğerse çok uysalmış. Gülümsediği zaman öyle tatlı
ki, ona bebek suratlım diyorum. Bundan pek hoşlanmıyor. Ama 'Peki peki,
Gab' diye geçiştiriyor".
Kuşkusuz,
sinemaseverler filmin lokomotifi konumundaki muhteşem aksiyon sahnelerinin
arasına yerleştirilmiş sinematik gerilimi hissedeceklerdir. Silver bunu
şöyle açıklıyor: "Gabrielle ile DMX arasındaki kimya bir elektrik
akımından farksız. Her ikisi de olağanüstü karizmatik ve aralarında perdeye
yansıttıkları çok yoğun bir bağ var".
2001 yapımı
romantik komedi "Two Can Play That Game"de Union'la birlikte
kamera karşısına geçen Anthony Anderson (Exit Wounds, "Romeo Must
Die/ Romeo Ölmeli") ise, "Bu benim DMX'le üçüncü, Gabrielle'le
de ikinci filmim. Onlarla çalışmak her gün en sevdiğiniz kuzenlerinizle
takılmak gibi" diyor.
Silver
Pictures'ın tecrübeli oyuncusu Tommy, rolüne kendine özgü bir tat katıyor.
Fait'in yumuşak tonda konuşan ve elinden her iş gelen adamı rolündeki
Anderson karakteriyle ilgili olarak şunları söylüyor: "Tank kullanıyor,
duvarları yıkıyor, silahla ateş ediyor... işte Tommy böyle biri. Normalde
filmlerde dayak yiyen kişi olurum. Ama bu kez, arkama yaslandım ve başkalarının
dayak yiyişini izledim. Evet! HA HA! Nasılmış bakalım?".
"Anthony
muhteşem, gerçekten komik bir adam. Her zaman formda, ve her zaman senaryonun
ötesine geçiyor" diyor Silver.
Fait'in diğer
adamları ise DMX'in yakın arkadaşı Drag-On'ın ("Exit Wounds")
canlandırdığı makine uzmanı Miles, ve Tom Arnold'ın canlandırdığı çalıntı
mal alıp satan Archie. "Archie silahtan buzdolabına her türlü çalıntı
mal alıp satıyor" diyor Arnold ve ekliyor: "Eğer kamyonuna sığıyorsa,
size istediğinizi temin edecektir".
"İzleyici 'Exit Wounds'da Tom'a çok olumlu tepki verdi; ayrıca, filme
kattığı mizah hoşumuza gitti. Bu yüzden onu 'Cradle 2 the Grave/ Beşikten
Mezara'da da görmek istedik" diyor Silver.
Jet Li bile
Arnold'ın yeteneğiyle boy ölçüşemiyor. Bunu şöyle açıklıyor: "Ben
seri dövüşebilirim, ama Tom çok daha seri konuşabiliyor".
Bu yetenekli
oyunculara, filmin engebeli tarzında rehberlik eden kişi ise, eski bir
görüntü yönetmeni olan ve "Lethal Weapon IV/ Cehennem Silahı 4",
"Speed/ Hız Tuzağı" ve "Terms of Endearment" gibi
hit filmlerdeki muhteşem görsel şölene imza atan Andrzej Bartkowiak.
"Cradle
2 the Grave/ Cehennem Silahı 4" Silver'ın yönetmenle 4. işbirliği.
Bu ortak çalışmaların birincisi "Lethal Weapon IV/ Öldüren Silah
4"müş. "Daha ilk filmimizi yaparken, Andrzej'in gerçekten yetenekli
olduğunu anlamıştım" diyen Silver sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ama
Andrzej'in yönetmenlik yapması gerektiğini bana söyleyen kişi Keanu Reeves'di.
Keanu bir süre önce onunla "The Devil's Advocate / Şeytanın Avukatı"nda
çalışmıştı. Bana 'Ben olsam onu yönetmen yapardım' dedi. Keanu son derece
titiz ve temkinli biridir. Yani, kesin olarak emin olmasa böyle bir şey
söylemezdi. Ardından, "Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli" gösterime
girdi ve Andrzej yönetmenliğe müthiş bir geçiş yaptı. Birlikteliğimiz
çok verimli sonuçlar verdi".
Yorulmak
bilmez bir işkolik olmasıyla tanınan ("O yorgunluk kelimesini bilmez"
diyor Dacascos) Bartkowiak'ın çok sayıda kamerayla çekim yapma düşkünlüğü
(zaman zaman tek bir sahneyi aynı anda, farklı açılardan 9 kamerayla çektiği
söyleniyor) tüm set ekibi için büyük zorluk yaratabiliyor. Çok sayıda
kamera kullanmak, özellikle ışıklandırma açısından, tüm çevrenin özel
bir şekilde hazırlanmasını da gerektirir.
Silver'ın konuyla ilgili açıklamaları şöyle: "Çok sayıda kamerayla
çekim yapmanın avantajları var; örneğin süreç çok daha hızlanıyor, oyuncular
çok daha az yoruluyor, ve farklı pek çok açı elde ederek oyuncuların doğaçlama
yapması için daha çok alan sağlıyorsunuz. Eski bir görüntü yönetmeni olarak,
Andrzej çoklu kamera sisteminde nasıl bir ışıklandırma kullanması gerektiğini,
en etkili görüntüyü elde etmek için kamerayı nereye koyması gerektiğini
, ve çevre faktörünün nasıl bir etki yaratacağını biliyor".
"Joel
ve Andrzej film yapmak istediği sürece, onlarla çalışırım" diyen
Anderson ise sözlerini şöyle noktalıyor: "Andrzej oyuncularına özgürlük
veriyor".
Ateş Ringi:
Gerçek Dövüş ve Ötesi
"Cradle 2 the Grave/ Beşikten Mezara" Doğu dövüş sanatlarının
gücü ve güzelliği ile Batı sokak dövüşünün dayanıklılığını ve bugüne dek
yapılmış en karışık ve görsel aksiyon sahnelerini birleştiriyor. "Bu
fildeki dövüşler yeni ve benzersiz" diyen Silver, kendisi ve Bartkowiak'ın
Silver Pictures olarak "Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli", "Exit
Wounds" ve şimdi de "Cradle 2 the Grave/ Beşikten Mezara"
ile öncülüğünü yaptığı kentsel aksiyon filmi tarzı için "hip-hop
kung fu" terimini kullanıyor.
"Jet'le
çalışmanın en heyecan verici yanlarından biri tüm dövüşleri kendinin yapması
ki bu da sahnelerin tamamen orijinal olmasını sağlıyor ve izleyici de
bunu biliyor. Ayrıca, DMX'in müziği de inanılmaz güçlü ve bu gücü ve orijinalliği
perdeye yansıtıyor. Yer aldığı dövüş sahnelerini gördüğünüzde, onun bir
sokak dövüşçüsü olduğunu anlıyorsunuz" diyor Silver.
Filmin
dinamik dövüş sahnelerinde kilit rol oynayan bir başka isim ise efsanevi
dövüş sanatları yönetmeni Corey Yuen ("Lethal Weapon IV/ Cehennem
Silahı", "Romeo Must Die/ Romeo Ölmeli"). "Corey dev
bir yetenek. O ve Jet dövüşleri daha heyecan verici ve orijinal kılabilmek
için sürekli bir yenilik arayışı içindeydiler" diyor Silver ve ekliyor:
"Bu filmdeki dövüşlerin fazla estetik değil, çok sert ve hakiki olmasını
istedik. Bu nedenle, kısıtlı ölçüde kablo kullanmaya karar verdik. Filmdeki
dövüş koreografileri hayaliden çok, hakiki fiziksel dövüşün gerçekçiliğine
sahip; yani görsel ziyafetten çok sertlik ve şiddet içeriyor".
Prodüksiyondan
haftalar önce, Li ve Yuen filmdeki çeşitli yoğun ve karmaşık dövüş sahnelerinin
koreografilerini hazırladılar. Yuen'le Hong Kong ve ABD'de pek çok kez
birlikte çalışan Li "Corey ve ben aksiyon filmlerinin felsefesi konusunda
aynı görüşleri paylaşıyoruz. Karakterler ve hikaye yumruklardan daha önemli"
diyor.
Li ve Yuen'in
filmin şiddet dolu dövüş sahnelerinin koreografisini hazırlarken öncelikli
olarak üzerinde durdukları konu karakterler ve oyuncuların farklı dövüş
stilleri olur. Yuen bunu şu sözlerle açıklıyor: "Tüm karakterleri
ve karşılarına çıkan çeşitli durumları inceleyerek, onlara uygun hareketler
ve dövüş stilleri belirledik. Karakterlerin kendilerine özgü dövüş stillerinin
yanı sıra, özel durumlarda kullandıkları özel hareketleri de var. Farklı
amaçlar için, örneğin birini durdurmak, yaralamak ya da öldürmek istediklerinde,
farklı türde dövüş teknikleri kullanıyorlar".
Prodüksiyonun
başlangıcında, Yuen ve Li, Li'nin canlandırdığı gizemli Tayvan ajanı Su
karakteri için orijinal bir dövüş stili oluştururlar. Tek elle dövüşürken
ortaya koyduğu beceri, kimsenin onun dengi olmadığını ortaya koyuyor.
Li bunu şöyle anlatıyor: "İlk çektiğimiz dövüş sahnesi, metroda Drag-On'la
karşı karşıya geldiğim sahne. Corey bir dizi seri hareket koreografisi
yaptı, ama sol elimle yapacak hiç bir şeyim yoktu; bu yüzden, sol elimi
cebime soktum ve dövüşürken sadece sağ elimi kullandım. Bu, Andrzej'in
hoşuna gitti ve böylece bunun Su'nun kendine özgü tarzı olmasına karar
verdik. Her zaman tek elini kullandığı halde, birini öldürmeyi hedeflediği
zaman iki elini birden kullanıyor; filmin sonunda Ling'le ateş ringinde
karşılaştığı zaman olduğu gibi".
Her
bir dövüş sahnesinin çekiminden önce, Yuen dublörlere koreografiyi öğretti,
hareketleri video kasetlere çekti ve ardından, oyunculara izleterek onların
daha iyi antrenman ve prova yapmalarını sağladı. Dulör koordinatörü ve
ikinci yönetmen Dan Bradley ("Panic Room/ Panic Odası", "Swordfish/
Kod Adı Kılıç Balığı", "Three Kings") bu kapsamlı dövüşlerin
sahnelenmesi için Yuen'le yakın bir çalışma içine girdi. "DMX'in
ya da Drag-On'ın dövüş tekniğini değiştirmeye çalışmadık" diyor Bradley
ve ekliyor: "Doğal olarak yapacakları şeyleri düşünüp, koreografide
bunları kullanmaya çalıştık ki dövüşler daha gerçekçi ve etkili görünsün".
"Corey
ve ekibi benim stilimi tamamlayan ve öğrenilmesi kolay dövüşler tasarladılar"
diye ekliyor DMX.
Gabrielle
Union kendisinin ilk aksiyon filmi olan bu yapımda, çok yönlülüğüyle oldukça
zor bir karakter olan Daria rolü için yoğun bir çalışma içine girdi. "Gerçekten
eğlenceliydi, özellikle de Kelly Hu'yu biraz pataklamak" diyor Union.
Güzel aktris filmin kilit noktalarından birinde yaptığı seksi kucak dansına
hazırlanmak için, ödüllü koreograf Fatima'yla ("Try Again")
çalışmış. Union bu konuda şunları söylüyor: "Kucak dansı sahnesi
Daria'nın ne denli sadık olduğunu, Fait ve çalışma arkadaşlarının iyiliği
için kendi duygularını nasıl bir kenara ittiğini gösteriyor".
"Gabrielle sadece yetenekli ve zeki bir aktris değil, aynı zamanda,
rolünün gereği olan dövüş ve dans konularında da doğal bir beceriye sahip
olduğunu kanıtladı" diyor Silver.
DMX de Union'un
performansından aynı derece de etkilendiğini şu sözlerle ifade ediyor:
"Gabrielle'e hakkını vermeliyim. Beraber antrenman yaptık; üstelik
benle antrenman yapmak hiç de kolay değildir. Ondan çok şey öğrendim".
Union dövüş
sanatları konusunda Li'den de oldukça ilham aldı: "Jet bugüne kadar
çalıştığım en profesyonel oyuncu. Kamera saat 7:15'te hazır olacak deniyor
ve Jet saat 7:14'te her şeyiyle başlamaya hazır bir şekilde orada oluyor.
Onu izlemek müthiş bir şey. El ve ayaklarının hızı kimseyle karşılaştırılacak
gibi değil".
Kendisi de
karatede siyah kuşak sahibi bir dövüş ustası olan Kelly Hu ise "Jet
daha önce de inanılmaz işler çıkarmıştı, ama bu filmde çıtayı daha da
yükseltti" diyor ve ekliyor: "Aslında bu filmde herkes kendini
aştı. Sanırım geçmişte dövüş sanatlarıyla ilgilenmem bana çok fayda sağladı,
çünkü koreografiyi öğrenmem daha kolay oldu; ayrıca genel anlamda dövüş
sanatlarına zaten aşinaydım. Bence karate eğitimim sayesinde, dövüşmeye
çalışan bir kız yerine, sert bir bayan dövüşçü gibi görünmem mümkün oldu".
"Kelly'nin
eski bir güzellik kraliçesi olduğunu biliyordum, ama siyah kuşak sahibi
olduğunu kim tahmin ederdi ki?" diyor Union hayranlık dolu bir ses
tonuyla ve ekliyor: "Havada yapılması gereken bazı hareketleri öğrenişini
izlediğimde, esnekliği ve zarafeti karşısında hayrete düştüm".
DMX'ten istenen
en zor hareketlerden bazıları da hava akrobatiği gerektirmiş. Boş bir
arka sokakta kötü adamlarla kapıştığı bir sırada, Fait duvara koşup, geriye
doğru bir salto atmak ve kötü adamların arkasına inmek. Havadaki bu hareketi
gerçekleştirmek için kabloya bağlanan DMX "Hayatımda ilk kez ters
salto yapışımdı" diyor.
Dövüş, Li'nin
Fait'in saffına katılmasıyla devam etti. Bu ikili, rakiplerini bir çitin
üstüne devirdiğinde iki hırçın doberman serbest kaldı. Peşlerinde iki
köpek olduğu halde, Fait ve Su'nun bir arabaya koşması gerekti. DMX bu
sahneyle ilgili olarak, "Zamanlama kusursuzdu. Jet'le ben işimizi
yapmakla kalmıyor, bunu görsel olarak da en iyi şekilde sunuyoruz"
diyor.
Filmin
en orijinal ve şiddet dolu sahnelerinden bazıları Silver ve Bartkowiak'ın
'Gerçek Dövüş'e duydukları tutkunun bir sonucu olarak oluşur. Bu dövüş,
kuralları olmayan ve son derece yetenekli dövüşçülerin rakiplerini alt
etmek için değişik dövüş sanatlarını birleştirdiği bir spor dalıdır. Silver'ın
bu konudaki yorumu şöyle: "Normal kung fu filmlerinde, Jet gibi bir
dövüş sanatları ustasının bir grup Gerçek Dövüş şampiyonuyla dövüştüğünü
asla göremezsiniz, çünkü bu dövüşçüler çok daha iri, güçlü ve varsayımsal
olarak daha serttir.
Etrafını
kana susamış ve kendinden geçmiş bir kalabalığın çevrelediği siklon telli
kafeste, Li'nin 15 serbest stil dövüşçüsüyle kapışmasını görüntülemek
10 gün sürdü. Yapım tasarımcısı David Klassen, Los Angeles'taki bir otoparkın
bodrumunda bulunan yasadışı bir dövüş kulübü yarattı, ve dövüşçülerin
Li'nin şiddetli darbeleriyle çarparak seyircilerin üzerine yıktıkları
siklon kafes bu kulübü bütünleyen bir parça oldu.
"Orijinal
senaryoda 4-5 kişiyle dövüşmem gerekiyordu, ama Joel çıtayı yükseltmek
istedi ve kafes sahnesine daha çok dövüşçü eklendi" diyen Li, sözlerini
şöyle sürdürüyor: "Bence gerçek hayatta bu dövüşçüler beni bir saniyede
öldürürdü, ama canlandırdığım karakter başının çaresine bakmayı biliyor
ve bu ölüm-kalım savaşından zaferle çıkıyor".
Dublör koordinatörü
Bradley ise bu sahneyle ilgili olarak şu yorumu getiriyor: "Jet'in
karşısında dövüşebilecek kapasiteye sahip 15 adam bulmak oldukça zor bir
işti. Bu düzeyde oyuncular bulabilmek için çok kapsamlı bir seçim süreci
geçirdik".
Su'nun karşısına
çıkan adamlardan üçü asıl yaşamlarında da birer Gerçek Dövüş şampiyonu:
İki kez Ağır-Sıklet şampiyonu olan Randy "Doğal Yetenek" Coture;
şu anki Hafif Ağır-Sıklet şampiyonu Tito Ortiz; ve onun başlıca rakibi
Chuck Liddell.
Dövüş sporlarının
önde gelen otoritelerinden olan, dünyanın bir çok yerinde karışık dövüş
ve kick-boks maçlarında yorumculuk yapan dövüş sanatları teknik danışmanı
ve "Dövüş Profesörü" Stephen Quadros, Tito Otiz, Chuck Liddell
ve diğer ikinci derece dövüşçüler arasındaki kuralsız maçların koordinasyon
ve denetimini yapması için projeye davet edildi. "Karışık dövüş,
ya da Gerçek Dövüş denen dövüş ile filmlerdeki dövüş arasındaki başlıca
fark şudur: Gerçek hayatta dövüşenler acılarını ya da duygularını göstermek
istemezler, oysa kamera karşısında durum tam tersidir" diyor Quadros.
Silver bu
konuda bir noktanın altını çiziyor: "Gerçek Dövüş yapanlarda her
türlü temas serbesttir ve hakikaten dövüşürler. Korkutucu denebilecek
boyutta birbirlerini hırpalarlar. Filmin çekimleri sırasında, birbirlerine
fazla sert vurmamalarını söyledik, çünkü aynı sahneleri tekrar tekrar
çekmek durumunda kalabilirdik. Ama bize 'Sorun değil, biz ne yaptığımızı
biliyoruz' dediler. Sonra kameralar çalışmaya başladı ve Bam! Boom! Ve
her yer kan içinde kaldı".
Corey
Yuen bu hınç dolu sahnelerin koreografisini yaparken Gerçek Dövüş ustalarıyla
yoğun bir çalışma içine girdi. "Bu adamlar onlara sert şekilde vurmanızı
istiyorlar, ama tabi Jet onlar üzerinde gerçek tekmelerini kullanmak istemedi"
diyor Yuen ve ekliyor: "Dövüş sanatları, özellikle filmlerdeki dövüş
sanatları, serbest stil dövüşlerinden çok daha fazla planlıdır. Ama bu
dövüşçüler olayı çok kısa sürede benimsediler ve harika bir iş çıkardılar".
Silver da
bu sahne için, "Corey bu sahnede kendini aştı. Öylesine güzel bir
koreografi hazırlamış ki ortaya filmin en iyi dövüşlerinden biri çıktı"
diyor.
Bu kanlı
Gerçek Dövüş bölümünün önüne geçebilecek tek sahne filmin müthiş finali.
Final bölümünde, Su, eski ortağı şimdiki kanlı bıçaklı düşmanı olan Ling'e
karşı, 2,5 metrelik alevlerle çevrili bir ringde nihayet iki elini de
kullanarak dövüşüyor.
Ateş ringini
yaratmak için, zeminin altına yerleştirilmiş delikli boruların üzerine
sahte asfalt döküldü. Özel efekt ekibi borulara ölçülü miktarda propan
gazı vererek sahnenin gerektirdiği biçimde belli kısımları alevlendirdi.
Başlangıçta, Bartkowiak tüm borulardan alev çıkmasını istedi, ama ortaya
çıkan ısının oyuncular ve set ekibi için fazla yoğun ve tehlikeli olduğu
anlaşıldı. (Görsel efekt süpervizörü Boyd Sherman ve GE ekibi alevleri
post-prodüksiyon aşamasında "tamamladılar".)
Su ile Ling
arasındaki dövüşün çekimi birkaç gecede ve asgari ölçüde kablo kullanılarak
gerçekleştirildi. Dacascos sahneyi şöyle anlatıyor: "Kablo kullanılan
birkaç hareket var, ama ağırlıklı olarak kollarımızı ve bacaklarımızı
kullanıyoruz ki benim tercihim de bu. İkimiz de oldukça sağlam darbeler
aldık".
Su ile Ling
arasındaki hararetli mücadeleyi özel efekt süpervizörü Mike Meinardus'un
organize ettiği bir helikopter sahnesi izledi. Ling helikopterle kaçmaya
kalkışırken, Fait'in ekibi tarafından ateşe tutulur ve araç duvara çarpar.
Ortaya çıkan müthiş patlama sırasında bir ana su borusu patlar ve Su ile
düşmanının üzerine galonlarca su boşalır.
Bu bölümü hazırlarken, Meinardus ve arkadaşları asfaltın altına gömülü
bir ray sisteminin üzerine bir helikopter monte ettiler; böylece özel
efekt ekibi, helikopteri uzaktan tam olarak kontrol edebildi. İkinci bir
helikopter ise dev bir vincin ucuna bağlandı ve patlayıcılar ateşlenirken
10 metre kadar yukarı kaldırıldı.
Öte yandan,
Fait de, bu hızlı final sırasında, kaçırılan kızı Vanessa'yla karşılaşır
ve kızının güvenliğiyle arasında engel oluşturan kötü adamla dövüşür.
"Vanessa'yı aşağı itiyor, ve ben kızımı tutmaya çalışırken elimdeki
silaha tekme atıyor. Dolayısıyla, bir yandan bu herifle dövüşürken, diğer
yandan da yaşamı ellerimin ucunda olan kızımı tutmaya çalışıyorum"
diyen DMX konuyu şöyle bağlıyor: "Sahneyi çekerken, birinin kızımın
canını böyle yakması durumunda neler hissedeceğimi gerçekten içimde yaşadım".
Arazide
Aksiyon Sahneleri
"Cradle 2 the Grave / Beşikten Mezara" muhteşem dövüş sahnelerinin
yanı sıra, daha önce hiç görülmemiş bazı aksiyon sahneleriyle de dikkat
çekiyor. Örneğin, Fait'in yüksek kalibreli, hem iç hem dış mekanlarda
ATV'yle (All Terrain Vehicle/ Her Türlü Arazi Aracı) gerçekleştirdiği
kovalamaca sahneleri. "DMX bu araçlara bayılıyor. Ben de filmde bunları
kullanmanın harika olacağını düşündüm çünkü daha önce bu araçların kullanıldığı
bir şehir içi kovalamacası yoktu" diyen Silver sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Kontrolleri arabadan daha kolay, motosikletten daha ilginçler ve
gerçekten çok iyi havalanabiliyorlar. DMX filmde pek çok kez bu araçlardan
kullandı. Aslında biz bu kadarını istemedik, çünkü müthiş tehlikeli araçlar".
ATV ile yaptığı
takipleri filmde en sevdiği bölümler olarak tanımlayan DMX ise şunları
söylüyor: "Bana izin verdikleri ölçüde kendi dublörlüğümü kendim
yaptım. Bu araçlara binmeyi çok seviyorum. Filmin sonlarında, direksiyon
tekniğimi geliştirdim. Şimdi artık aşırtma da yapabiliyorum".
Bu heyecanlı
bölümde, Fait kelepçelerinden kurtulup iki polisi etkisiz hâle getirir,
bir ATV çalar ve bir motosikletin peşine takılır. İki sürücü bir fabrika
binasının dökme camından girip, üst kattaki atölyelere çıkar ve kumaş
yığınları arasında kovalamacayı sürdürürler. Fait sonunda pencereden yan
binanın çatısına atlar. Bunu, insanın aklını başından alan başka atlayışlar
izler.
Bu hararetli
kovalamaca sahnelerini Dan Bradley tasarlaDI. "Daha önce görülmemiş
şeyler yapmak oldukça yürek isteyen bir işti" diyen Bradley, DMX'in
dublörü olarak, lisanslı bir motosiklet yarışçısı olan Jalil "Jay"
Lynch'i bu zorlu sahnelerde oynamaya ikna etTİ.
Dublör koordinatörü
Scott Rodgers, atlayışlardaki tehlikeyi en aza indirgemek için karmaşık
bir makara sistemi tasarladı. Lynch en sondaki tehlikeli atlayışın tek
çekimde gerçekleşmesini sağladı. Bu amaçla, iki büyük vincin desteklediği
bir kabloya monte edilen bir kamera kullanıldı, ve bir helikoptere monte
edilen bir sabit kamera da aynı anda görüntüyü kaydetti.
ATV
ile gerçekleştirdiği kovalamaca sahneleri Fait'in baskı altındayken bile
ne denli zarif ve dengeli olduğunu gösterirken, Su'nun bir gökdelenin
çatısından aşağı inişi de, kendisinin dikkate değer çevikliğini ve zamanlamasını
ortaya koyuyor. Çatıdan geriye doğru atlayan Su havada serbestçe düşer
ve hızla bir balkonun demirlerine tutunur. Sonra demirleri bırakarak,
düşmeye devam eder ve böylece balkondan balkona geçerek Christophe'un
odasının balkonuna erişir. Christophe, Fait ve ekibini, herkesin peşinde
olduğu değerli siyah elmasları çalmaları için tutan kişidir.
"Bu
filmin başlangıcını oluştururken, yazarlar, sanat departmanı ve dublörlerle
oturup, daha önce beyaz perdede neler görmediğimizi tartıştık. Daha önce
neler denenmemişti? Daha önce yapılmamış olan şey neydi?" diyor Silver.
Sonuçta,
Silver, Bartkowiak ve çalışma arkadaşları bu düşüşü yapacak kişi için
özel bir dublör sistemi tasarladılar. Silver bu sistemi şöyle açıklıyor:
"Bu makara sistemi dublörün inişini izleyicinin fark edemeyeceği
ölçüde yavaşlatacaktı. Dublör, böylece asla yere düşmeyecekti. Bu sistem
bir hava yastığına atlamaktan daha güvenliydi. Dublörün, yeni bir bilgisayar
sistemi sayesinde, inip durabileceğini, tekrar inip tekrar durabileceğini
öğrendik. Böylece, Jet için bu programdan yararlanmaya karar verdik. Jet,
girmesi gereken dairenin bulunduğu binanın çatısındayken, kendi kendimize
'Çatının kenarına gelse ve kendini aşağı bırakarak kat kat aşağı inse
harika olmaz mı?' dedik. Ve ortaya harika bir görsel şölen çıktı".
Çekim ekibi
bu nefes kesici bölümü Santa Monica'daki Pasifik Sahil Otoyolu'nda bulunan
bir binada çekti. Li ve dublörü bu sahneleri, dublörlerin serbest düşüşlerdeki
riskini en aza indirgemek için tasarlanmış özel bir dizgin sistemi kullanarak
gerçekleştirdi. Li'nin konu hakkındaki açıklaması şöyle: "Bence bu
sahne, en uçuk durumlarda bile, Su'nun becerileri sayesinde vücuduna yüzde
yüz hakim olabildiğini gösteriyor".
"İlk
başta bu sahneyi bir helikopterden çekmeyi düşündük. Ama bina sahile fazlaca
yakın olduğu için bu planımızdan vazgeçtik" diyen baş yapımcı Herb
Gains sözlerini şöyle sürdürüyor; "Dev bir inşaat vinci kullanmaya
karar verdik. Böylece, bu muhteşem sahneyi her yönüyle beyaz perdeye taşıyabildik".
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|