KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Blade : Trinity"

1998 yapımı ilk "Blade"in başarısının ardından 2002'de gelen devam filmi "Blade 2" ilkinden büyük bir gişe başarısı yakaladı. "Blade: Trinity" Gündüz Yürüyen (Daywalker) Blade'i vampir avcılığı kariyerinde daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya bırakıyor.

Üç "Blade" filminin de senaristliğini ve "Blade: Trinity"nin yönetmenliğini üstlenen David S. Goyer, serinin sürekli başarısını ve izleyicilerin filmlere coşkulu yaklaşımını şuna bağlıyor: "'Blade' filmlerinde her zaman belli bir artistik bütünlük bulunuyor. Özlerine sadıklar. Karanlık, ve genellikle de kesintisizler. İlk film, izleyicilerin daha kibar süper kahramanlar, ve genelde daha yumuşak filmler izlemeye alışık olduğu bir dönemde geldi. Sinemaseverler biraz daha dişe dokunur bir şey izlemeye hazırdılar. "Blade" filmleri, kendilerine özgü bir stile de sahipler. Başka filmlere ve bir çok televizyon dizisine oranla çok etkili oldular".

Goyer, Blade karakterleri hakkında yazmayı sürdürmekten duyduğu mutluluğun nedeni olarak, az çok kendileriyle savaş hâlinde olan karakterlerin çok ilgisini çekmesini gösteriyor: "Antikahramanlara her zaman ilgi duymuşumdur. Marvel Çizgi Romanları'na ve genelde çizgi romanlara dayalı filmler dünyasında, Blade olabildiğince karanlık bir karakter. Kendine rağmen, bir kahraman, ama kafası karışık bir kahraman; ve pek öyle iyi biri de değil".

"Clint Eastwood'un 'Unforgiven'ındaki karakterin kafası ne kadar karışıksa, Blade'inki de o kadar karışık çünkü insanlığın menfaati için bir şey yapma konumuna itiliyor, ama insanlığın onun yardım ettiği gerçeğine pek aldırdığı yok. Bu tür karakterleri her zaman ilginç bulmuşumdur" diyor Goyer.

Goyer bu son bölümde, iç içe geçmiş iki hikaye örgüsü yarattı ve her iki hikaye de Blade'e aşması gereken ciddi engeller sunuyor.

"Birincisinde, vampirler Blade'den kurtulmaya karar veriyor ve ona başarılı bir komplo kuruyorlar. Böylece vampirlerin yanı sıra, FBI ve yerel polis de Blade'in peşine düşüyor" diyen Goyer, sözlerini şöyle sürdürüyor: "FBI sonunda Blade'i yakaladığında, Blade, Hannibal King ve Abigail Whistler'a yardım etmek zorunda kalıyor. Gece Avcıları adındaki bir vampir avcılığı organizasyonunun liderleri olan bu iki şahıs, üçüncü filmde Blade'in yeni müttefikleri oluyorlar . Öte yandan, vampirler krallarını hayata döndürmeye çalışıyorlar. Drake adındaki bu karakter, vampirlerin atası ve yaklaşık yedi bin yıldır varlığını sürdürüyor. Dracula söylemlerinin başlamasının nedeni olan Drake, aslında çok daha eski bir varlık, ve Blade gibi, günışığında yaşayabiliyor. Vampirler onu geri getiriyorlar çünkü genetik kodu sayesinde, kendileri de güneş ışığına dayanıklı hâle gelebilmeyi umuyorlar. Burada ortaya konan olgu, vampirlerin son yedi bin yıldır sanıldığı kadar saf bir ırk olmadıkları. Gün ışığında yaşayabilme yetilerini kaybetme nedenleri, insan ırkıyla karışmış olmaları".

Yapımcı Peter Frankfurt ise Gece Avcıları'nın evrimiyle ilgili olarak şunları söylüyor: "Gece Avcıları neler olup bittiğini bilen bir insan gerilla grubu. Hannibal King daha önce vampirleştirilmiş ama kendini iyileştirmiş biri. Vampir olmaktan son anda kurtulduğu için, onları yok etmeye son derece kararlı. Abigail ise hiçbir zaman vampir olmadı, ama babasının ve ailesinin başına gelenlerle başa çıkması gerekiyor".

"Blade üçlemesinin benzersiz bir özelliğinin, hikayelerin 'gerçek' dünyada geçmesi olduğunu söyleyen Goyer, bunu şöyle açıklıyor: "'Blade' filmlerine belli bir ölçüde gerçeklik parametreleri katmayı hedefledik. Bu yüzden, vampirliğin bilimsel yönlerini açıklamaya çalıştık. Doğaüstü değil, vücudu yavaş yavaş mutasyona uğratıp, sonunda başka bir yaşam formu hâline getiren bir virüs şeklinde sunduk. Vampirler esasen başka bir türler. Üreyebiliyorlar. Ölümsüz değiller. Elbette, yine de gerçekliğin kurallarını esnettiğimiz oldu!"

Blade gibi bir karakteri modern dünyanın yetkilileriyle karşı karşıya getirmek ilginç bazı imkanlar sunuyor. Goyer bunu şöyle açıklıyor: "'Blade: Trinity'de 'Vampirler dünyamızda gerçekten yaşasaydı neler olurdu?' sorusunu soruyoruz. 'FBI, Blade gibi bir karaktere nasıl bir tepki verirdi?' Dünyamız vampirlerin var olduğunu anlamadığı için, Blade tam bir psikopat gibi görünüyor. Ve sadece vampirleri öldürdüğü için, geride ceset değil, sadece kül bırakıyor. Dolayısıyla, Blade'in iddialarının gerçekten doğru olduğuna dair çok az kanıt var".

"Her filmi çok farklı yapmaya çalıştık" diyen Lynn Haris ise, bunu şöyle açıklıyor: "İlk 'Blade'in büyük gücü gerçek dünyada geçiyor olmasıydı, ama 'Trinity' stil ve 'gerçeklikte' geçme konusunda ilk filme göre çok daha ileri gidiyor".

Harris, "Blade: Trinity"yi serinin ilk iki filminden ayıran özelliklerden birkaçının hikayeden kaynaklandığına işaret ediyor: "Blade artık polisin, FBI'ın ve medyanın tanıdığı bir karakter. İlk filmde yeraltı dünyasının bir parçasıydı. 'Blade 2'de de daha çok yaratıklarla uğraşan biriydi; 'Blade: Trinity'de de kesinlikle, bazı yaratık öğeleri var, ama aksiyona ve dövüş sanatlarına daha çok ağırlık veriyoruz. Ayrıca, yeni bazı silahlarımız var ve hepsi de müthişler".

Yapımcı Peter Frankfurt 'Blade: Trinity' ile önceki iki film arasındaki tezatlara şunları ekliyor: "İkinci film yeraltı dünyasında geçti, ve daha stilize, daha kendine özgüydü. Bu film dünyaya geri dönmeyi hedefliyor, ve sanki savaş sahnelerini ve bu savaşın sokaklara yayılmasını göstererek, adeta belgesel tarzına yaklaşıyor. Görüntü yönetmenimiz Gabriel Beristain 'Blade 2'de de bizimle çalışmıştı, ve geri dönme nedenlerinden biri David Goyer'la çalışacak olmaktan duyduğu heyecanın yanı sıra, bu filmde öncekilerden bambaşka şeyler yapmak istememizdi. Sonuç olarak, yeni şeyler deneme konusunda büyük çaba gösterdik".

"Blade: Trinity"nin üçlemenin en karakter merkezli filmi olduğunu ifade eden Frankfurt, bunu şöyle açıklıyor: "'Blade: Trinity' en iyi hikayeye sahip olsa da, ön planda olan şey konusu değil, yeni katılan karakterler. Abigail Whistler ve Hannibal King, 'Blade' evrenine katılan çok farklı ve müthiş karakterler. Bu açıdan çok eğlenceli çünkü yeni ikili izleyicinin beklentilerini yıkıyor. Ayrıca sürpriz dolular. Bu da eğlenceli çünkü Blade'in beklentilerini de yıkıyorlar. Blade onlarla ne yapması gerektiğini bilmiyor, ki bu da izlemesi keyifli bir şey".

Yazar David Goyer'ın yönetmen olarak dizginleri ele almasının mantıklı bir gelişme olduğunu dile getiren yapımcı Lynn Harris, bu konuda şunları söylüyor: "Ne de olsa, Wesley Snipes'la birlikte bu yapıma öncülük eden kişi David'di. Her üç senaryoyu da tek başına yazdı; dolayısıyla, yapımı avucunun içi gibi biliyor. Wesley'nin Blade karakterine çok büyük katkı sağladığına hiç şüphe yok, ama zaten bunu başlatan kişinin yerine kim geçebilirdi ki?"

Yapımların yaratımına duyduğu artan ilgiyi tanımlarken, "İlginç bir ilerleme süreci oldu çünkü 'Blade'i ilk kaleme aldığımda, aslında üç filmi de almış oldum" diyen David Goyer, sözlerini şöyle sürdürüyor: "İlk filmde bir yazardım; ikincide yazar ve yapımcıydım, ve şimdi üçüncü filmde ise yazar, yapımcı ve yönetmenim".

Goyer başarılı ilk iki filmin yarattığı ivmeyi daha da güçlendirmek gibi zor bir görev üstlendi. "Bu bir meydan okumaydı çünkü serinin üçüncü filmiydi ve bir kez daha kendimizi aşmamız gerekiyordu" diyen Goyer, üçüncü filmi öncekilerden ayıran özelliklere bir örnek daha veriyor: "Bu filmde çok daha fazla mizah var ve bu çok bilinçli bir seçim. Blade şimdiye kadar öfkesiyle boğuştu. Artık yeni sulara yelken açmaya hazır. Bu filmde çok daha fazla kara mizah var ve, asla abartılı bir komedi olmamasına rağmen, insanlar filmin bu denli komik olmasına şaşıracaklar".

"Blade: Trinity" Goyer'a ilk iki filme giremeyen sahneleri kullanma olanağı da tanıdı. Bu konuda, "O veya bu nedenle kesilen sahneler vardı. Bunlardan biri ilk filmden kesilip, DVD'de kamera arkasında yer alan ve çok üstü kapalı bir şekilde, 'Vampirler kazanırsa, yiyeceklerini nereden temin edecekler?' sorusunun yanıtını veren sahneydi. Bu kez sahneyi ilk hayal ettiğim şekilde yapabildik, ve bence izleyiciler bundan çok tatmin olacak. İkinci sahne ise 'Blade 2' için planlanan çok büyük bir kovalamaca sekansıydı, ama bütçe darlığı yüzünden çıkartılmıştı. Bu kez 8 sayfalık sekansın tamamını, ikinci film için planladığım şekliyle gerçekleştirdik".

"Blade: Trinity" üçlemenin en seçmece ve geniş kapsamlı oyuncu kadrosuna sahip. David Goyer, oyuncu seçimlerinin bazılarında kendisine ilham veren şeyin kendi film zevki olduğunu söylüyor: "Pek çok yerli ve yabancı filmden keyif alıyorum. O yüzden de oyuncu kadrosunu çok sayıda bağımsız sinema oyuncularıyla zenginleştirmek istedim. Çok hoş bir bileşim oldu. Oyuncu kadromdan çok memnunum ve bence şu ana kadar sahip olduğumuz en ama en iyi kadro".

Bu kadroda Jessica Biel, Ryan Reynolds, Parker Posey, Natasha Lyonne ve profesyonel Amerikan güreşçisi Triple H gibi oyuncuların yer aldığı düşünülürse, filmin daha geniş bir kitleye hitap etmesi mümkün. "Bence Blade filmlerinde sahip olduğumuz en renkli kadro" diyor yapımcı Lynn Harris ve ekliyor: "Triple H. ve Ryan ile Jessica sayesinde, sanırım mevcut hayranlarımıza ek olarak, yeni hayranlar da kazanacağız".

Yapımcı Peter Frankfurt "Blade" serisini tanımlayan ortak bir öğenin olduğunu söylüyor: "Üçünü birleştiren ortak nokta elbette Blade rolündeki Wesley Snipes. Görünüşü ve duruşu aynı; ve bunlar, filmin tadı, dokusu, çapı ne olursa olsun değişmiyor. O her zaman Blade".

Wesley Snipes'ın Blade'in ta kendisi olduğu konusunda kimsenin aklında en ufak bir şüphe yoktu. David Goyer sürecin ilk günlerini şöyle hatırlıyor: "Bir 'Blade' filmi yapma düşüncesi ilk aklıma geldiğinde, stüdyo bu rolü verebileceğimiz üç aktör olduğunu düşündü: Wesley Snipes, Denzel Washington ve Lawrence Fishburne. Ama benim aklımda, Wesley her zaman mükemmel Blade'di. Bu yüzden de, ilk filmi yazarken, hayalimde canlandırdığım kişi oydu. Dövüş sanatları konusunda çok usta olduğu için, bazı şeyleri doğal olarak yapıyor. Aksiyona, harekete ve dansa doğal bir yeteneği var. Ama aynı zamanda klasik eğitime sahip bir aktör. Ayrıca, Blade'in az konuşan bir adam olmasına rağman, Wesley onu küçük nüanslarla zenginleştirmeyi biliyor".

Snipes'la birlikte çalışma süreçlerini ise Goyer şöyle anlatıyor: "Wesley ile ilk taslak üzerinde çalışmak için oturduğumuzda, genellikle Blade'in repliklerini biraz daha kısaltıyoruz. Blade'in ilk sahnede mümkün olduğunca az konuşmasını sağlamaya çalışmak gerçek bir meydan okuma. Bir aktörün bunu başararak, karakterini cansız ya da bir animasyon aksiyon figürü olarak göstermemek büyük yetenek gerektiriyor".

Wesley "Blade: Trinity"de vampirlerle savaşma kariyerinin doruk noktasına ulaşan karakterinin gösterdiği gelişmeyi şu şekilde tanımlıyor: "Blade vampirlerin vampiri ile karşılaşınca kendini yazgısıyla başbaşa buluyor. Bugüne kadar önüne çıkan en zorlu mücadele bu".

Gerçek hayattaki meydan okuma ise, Snipes'a göre, üçüncü bir filmde izleyicinin beğenisini devam ettirebilmek. "Biraz zorlu bir çaba, çünkü kendimizi aşmaya, izleyiciye daha önceki filmlerdekinden daha fazlasını vermeye, daha yaratıcı ve daha az tekrarcı olmaya çalışıyoruz. Biraz daha dikkat ve odaklanma gerektiriyor çünkü daha derine inmeliyiz".

Snipes izleyicinin 'Blade' filmleriyle özdeşleştirdiği zengin ayrıntılı hikaye örgüsü beklentisini karşılamanın ne denli önemli olduğunun bilincinde. Bu konuda, "İzleyici çizgi romandaki, özellikle de iyi olanlarındaki ayrıntıyı istiyor" diyor Snipes ve ekliyor: "Eğer ayrıntılara dikkat etmek için zaman ayırırsak, bunu sağlayabiliriz. İzleyicileri hiçbir şeyden mahrum bırakmak istemiyoruz".

Whistler'ın kızı ve Gece Avcıları'nın kurucu üyesi Abigail rolüyle yapıma dahil olan Jessica Biel projeye seve seve katıldı çünkü ilk "Blade" filminin büyük bir hayranıydı ve hikaye örgüsündeki yeni gelişmeleri ilgi çekici buldu. "Blade'in kendi tarafında olan, ona yardım eden ve onunla neredeyse aynı kalibrede olan kişilerle güç birliği yapması güzel bir gelişme" diyen Biel, şöyle devam ediyor: "Ben bunu gerçekten ilginç buldum. Ayrıca, esas Dracula'yla mücadele etmek de hoşuma gitti. O her şeyi başlatan bir numaralı vampir. Canlandırdığım karakterde hoşuma giden şey Whistler'ın kızı olmasıydı; bu onu müthiş havalı yapıyor. Whistler, Blade'e bildiği her şeyi öğreten kişi, yani gerçekten sağlam bir geçmişe sahip".

Biel oyunculuğuyla kayda değer övgüler alıyor. "Jessica'nın inanılmaz bir yoğunluğu var ve kameralar onu gerçekten seviyor" diyen David Goyer, şöyle devam ediyor: "Canlandırdığı karakter fazla konuşmayan biri. O yüzden, karakterini bol miktarda fiziksellikle desteklemek zorunda. Yapılması çok zor bir şeydir ama Jessica bu konuda çok başarılı. Sahnelere bütünüyle hakim ve Wesley'nin kendisine ödediği paranın hakkını kesinlikle veriyor".

"Jessica Biel mükemmel bir insan" diyerek söze giren Peter Frankfurt, şöyle devam ediyor: "Son derece güzel. Müthiş komik. Çok yetenekli, çok azimli bir aktris ve sporcu. Dövüş sahnelerinde enfes. Ayrıca, insanın yüreğini hoplatacak kadar güzel, seksi ve komik".

Wesley Snipes genç rol arkadaşı için dile getirilen övgülere katılıyor: "Jessica, rolüne büyük bir gençlik enerjisi ve coşkusu getirdi".

Biel, Blade yapımlarının bir parçası olmaktan büyük heyecan duydu ve rolün getirdiği fiziksel zorlukları da memnuniyetle karşıladı. Aktris bu kadar çok güçlü yanı olan bir karakteri canlandırma fırsatının kendisine özellikle cazip geldiğini şöyle açıklıyor: "Abigail zeki, sert, ve boks, dövüş sanatları ve pek çok kavga türünde inanılmaz yetenekli. Bu yüzden de, vampirlerle en az filmdeki erkekler kadar iyi mücadele ediyor. Fiziksel ve zihinsel açıdan erkeklere denk bir kadını oynamak gerçekten harika".

Biel sözlerini şöyle sürdürüyor: "'Blade' serisinin bir parçası olmak harika. Ne kadar fiziksel güç gerektirdiğini ve ne kadar eğlenceli olduğunu anlatamam. Elbette yorucu, ama olumlu yanları olumsuzluklara oranla çok ağır basıyor. Dünyanın her yerinde böylesine beğeni toplayan bir yapımda yer almak gerçekten müthiş. İnsanlar bu üçüncü filmi görmek için sabırsızlanıyor. Ayrıca, Wesley Snipes'la çalışmak gerçekten olağanüstüydü".

Biel "Blade" filmlerinin ruhu olarak tanımladığı yönetmen Goyer'la çalışmaktan ayrı bir keyif aldığını da şöyle vurguluyor: "Hiçbir yönetmen bu filmde David'in bakış açısına sahip olamazdı çünkü o, bu filmleri yazan kişi. Bu karakterleri yaşadı. Ona sonuna kadar güveniyor, ve bu filmin tüm seri içinde en 'cool' film olacağına yüzde yüz inanıyorum. Onunla çalışmaktan muazzam bir mutluluk duydum: O inanılmaz sakin ve olumlu. Ayrıca, tam anlamıyla oyuncuları merkez alan bir yönetmen".

Biel'ın rol arkadaşı Ryan Reynolds mizah anlayışı ve hazır cevaplılığıyla ünlü. Aktör, mizahi yönü de olan bir aksiyon kahramanını canlandırma fırsatı bulmaktan memnun olduğunu şöyle dile getiriyor: "Hannibal King bir çizgi roman kahramanı, ama aynı zamanda kendini pek ciddiye almayan biri. Bunun bu tür bir filmde son derece yeni bir soluk olduğunu düşündüm. Müthiş bir aksiyon temposunun ardından, hafif bir yavaşlamanın geldiği anlarda, bu karakterin iğneleyici sözleriyle kendisine ve çevresindekilere güldüğünü görmek çok eğlenceli. Dövüş ve vampir avlama konularında ise, bir yok etme makinesi gibi. Yani, bu iki yönlü karakteri canlandırmak eğlenceliydi".

Parker Posey'nin canlandırdığı vampir lideri Danica Talos'la intikama dayanan ilişkisi için Reynolds şunları söylüyor: "Danica, Drake ya da diğer adıyla Dracula'yı canlandırmakla görevli dişi vampir. Bunun sonucu olarak, benim canlandırdığım karakter Hannibal ona çok yoğun ve şiddetli bir nefret besliyor. Hayattaki esas amacı, bu dişi vampiri öldürmek".

"Blade" serisinin ateşli hayranlarından olan Reynolds, serinin özellikle görüntü yönetimini çok etkileyici bulduğunu dile getiriyor: "Çekimler tek kelimeyle inanılmaz. Çok güzel göründüklerini düşünüyorum. Ayrıca, bu filmlerdeki aksiyon bence başka hiçbir filme benzemiyor".

Reynolds için "Blade: Trinity"nin fazladan bir kaç cazibesi var. "Üçüncü film bence en sarsıcı ve çizgi roman formuna en sadık olanı. Çok yoğun bir aksiyona sahip ve gizemli bir dünyada geçiyor. Adeta ABD'nin herhangi bir yerindeyiz. Ama nerede olduğumuz konusunda en ufak bir fikriniz yok, ki bu da filme büyük heyecan katan öğelerden biri. Ne olacağını asla gerçekten bilemiyorsunuz" diyen aktör, filmin türünün zamana meydan okuyan cazibesini ise şöyle açıklıyor: "Hepimiz vampirleri severiz. Sanırım vampirlik ve ölümsüzlükte seksi bir şeyler var".

Yazar-yönetmen David Goyer, Reynolds'a rol verme kararından çok memnun olduğunu, aktörün espri ve mizah anlayışının hem karaktere, hem de setteki ortama büyük katkı sağladığını ifade ediyor: "Ryan müthiş bir aktör. Hem kamera önünde, hem de sette çok komik. Repliklerinin çoğunu kendi yazdı. Birlikte çalışmak ve Hannibal için küçük espriler bulmak çok keyifliydi. Hannibal'ın Blade'den farkı Hannibal'ın savunmasının mizah oluşu. Hannibal karakteri sayesinde Blade evrenine bol miktarda mizah katabildik. Hannibal King'in yer aldığı çok komik bazı sahneler var".

Blade dünyasına yeni boyut katan bir diğer şey ise filmin seçkin yardımcı oyuncu kadrosu.

Vampir lideri Danica Talos rolü için, yapımcılar bağımsız filmlerin güçlü oyuncusu Parker Posey'yi seçtiler. İsmi "Personal Velocity" ve "Best in Show" gibi bağımsız hit filmlerle özdeşlemiş olan Posey için bu rol önemli bir değişiklikti.

"Genelde aksiyon filmlerine pek meraklı değilimdir, ama 'Blade' filmlerinin daha gerçekçi olduğunu düşündüm" diyor Posey ve ekliyor: "Ayrıca, vampirlere ilgi duyuyorum; bu yüzden, bir vampir canlandırmanın gerçekten eğlenceli olacağını düşündüm".

Goyer'a göre, Posey, Blade dünyasını biraz sarsmak açısından mükemmel bir seçimdi. "Biraz farklı bir oyuncu seçimi, ama ben olayları biraz değiştirip, bir rolü hiç beklemediğiniz birine vermeyi seviyorum" diyor Goyer ve ekliyor: "Parker'ın enerjisi Wesley'ninkinden çok farklı; bu yüzden ikisinin bir araya gelişini izlemek oldukça ilginç".

Goyer, Drake rolü için Dominic Purcell'i tercih ederek de Blade için harika bir düşman buldu. "Dominic harika bir aktör. Fiziği çok güçlü. Bu da Drake'e büyük bir ağırlık kazandırıyor. Fiziksel olarak Blade'e denk olduğu için, bire bir dövüşlerde büyük başarı elde edildi" diyor Goyer.

Uzun süredir "Blade" hayranı olan Purcell, projede yer alma fırsatına balıklama atladı. "Büyük bir 'Blade' hayranıyım, ve çocukluğumdan beri aksiyon filmlerinde rol almak istemişimdir. Bu en büyük aksiyon yapımlarından biri. Böyle bir projede yer almak, ve binalardan atlamak ya da arabaları havaya uçurmak gibi, normalde yapmadığınız şeylerin nasıl yapıldığını öğrenmek gerçekten heyecan verici. Çok eğlenceliydi".

Yardımcı oyun kadrosunu tamamlayan isim profesyonel Amerikan güreşçisi Triple H. "Blade: Trinity" koruyucu vampir Grimwood rolündeki Triple H.'in ilk sinema filmi. "Bu filmde yer almam istendiğinde, çok heyecanlandım çünkü ilk iki filmin hayranlarındandım" diyor Triple H. ve ekliyor: "Bu iki filmin karanlığından keyif almış, tipik aydınlık ve ferah süper kahraman filmlerine benzememesini takdir etmiştim. Tehlikeli ve ürkütücüydüler".

Aktör, canlandırdığı acımasız karakter için şunları söylüyor: "Vampirlerin Terminatör'ü gibi. Durdurulamıyor, kalkıp peşinizden gelmeye devam ediyor. İster ateş edin, ister dövün, ister başka bir şey yapın, ayağa kalkıyor ve karşınıza çıkıyor".

"Triple H. inanılmaz biri ve kameraya karşı doğal bir yeteneği var. Filmde yer almak istediğini duyduğumda önce biraz tereddüt etmiştim, ama onunla çalışmak çok güzel oldu" diyor David Goyer.

Vancouver'daki çekimler başladığında, oyuncular, özellikle de Jessica Biel ve Ryan Reynolds, günlük egzersizler, dövüş eğitimi ve özel bir düşük karbonhidrat rejiminden oluşan programlarına başladılar. Gece Avcısı'nın genç üyeleri kısa sürede oldukça sıkı birer aksiyon kahramanına dönüştüler.

Biel'in karmaşık dublör sahneleri ve dövüş koreografisi konularında doğal bir yetenek olduğu bu program sırasında anlaşıldı. Aslında, hem yapımcılar, hem de dublör koordinatörleri Biel'in en zorlu dublör hareketlerini ve dövüş sekanslarını böylesine kolayca öğrenmesi karşısında hayrete düştüler.

Bu duruma en sevinen kişi David Goyer'dı. "Jessica ekranda inanılmaz duruyor. Sanki canlı bir kadın aksiyon kahramanıydı. Ona çok karmaşık hareketler yaptırdık. Tek bir çekimde 3-4 kişiyle birden dövüşüyordu. Her konuda doğal bir yeteneğe sahip. Neye ihtiyacınız varsa, onu yapıyor. Üstüne üstlük, çok harika ve tatlı bir insan. Onu çok seviyorum. Bundan böyle her filmimde yer almasını istiyorum".

Dublör koordinatörü ve Blade'in dublörü olan Clay Fontenot genç yıldızın eğitimi ve becerileri hakkında şunları söylüyor: "Jessica'yla çalışmak inanılmazdı. Çok güçlü bir yapısı var, çok hızlı öğreniyor, ve ondan istediğimiz hemen her şeyi yapabiliyor". Dövüş koreografısi, dublör ve dövüş sanatları ustası olan, ve Wesley Snipes'la çalışan Chuck Jeffreys, karmaşık dövüş koreografilerinde Biel'le de yoğun bir şekilde çalıştı "Jessica inanılmaz" diyor Jeffreys ve ekliyor: "Çok sık karşınıza çıkmayan, doğal bir yeteneği var. Çalıştığım bazı profesyonel dublörler hareketleri onun kadar hızlı öğrenemiyordu!"

"Ryan ve Jessica inanılmaz birer öğrenciydiler" diyor Fontenot ve ekliyor: "Bizim için bu çok hoş bir sürpriz oldu ve başarılarından büyük mutluluk duyduk".

"Blade: Trinity"nin aksiyon filmi olarak benzersiz bir özelliği de, yıldızların dublörlere nadiren başvurmalarıydı" diyor Goyer ve ekliyor: "Ryan, Jessica ve (Dracula'yı canlandıran) Dominic Purcell çekimlerden üç ay önce antrenmanlara başladılar. Her gün dört saat boyunca ağırlık kaldırma, koşma, dövüş, okçuluk ve kılıç dövüşünden oluşan bir program uyguladılar. Yüksekten düşüş, proteknik gibi çok üst düzeyde tehlikeli sahnelerin dışında, filmde kendi dublörlüklerini kendileri yaptılar".

"Blade: Trinity" vampirlerle savaşmada kullanılan bir dizi yeni ve muazzam silah da sunuyor. Gece Avcıları'nın lideri olarak, Abigail, dövüş sanatlarındaki becerisini bütünleyen, sıradışı bir silah koleksiyonuna sahip. Bu silahlar arasında, dirsekten ve çizmelerinin ucundan çıkan bıçaklar ve hiç beklenmedik yedinci bir kurşuna sahip tabancalar var. Genç kadının en önemli silahlarından biri, gümüş uçlu oklar atan, özel tasarımlı bileşik yay. Bu oklar vampirler için son derece kötü bir sürpriz içeriyor çünkü içlerinde, o korkutucu ültraviyole ışını yayan küçük kapsüller bulunuyor. Bu kapsüller vücuda girdikten bir kaç saniye sonra patlıyorlar. Tucson-Arizona'daki Archery Research tarafından "Blade: Trinity" için özel olarak üretilen yayların bir eşi daha yok. Bu bileşik yaylar sadece 13 kg. ağırlığa sahip. Şirket daha önce 30 kilonun altında yay üretmemişti.

"Abigail'in gerçekten benzersiz, çok sıkı bazı silahları var" diyen Jessica Biel, bunu şöyle açıklıyor: "Bileşik yay olağanüstü güçlü bir silah, ve okları öylesine sivri ki kurşun geçirmez bir yeleği bile delip geçebiliyor. Gerçekten müthiş. Ayrıca, oklar çok hızlı gidiyor. Bir de UV lazerli silahı var ki o da insanları ikiye bölebiliyor. Bir-iki hareket yapıyor ve insanlar ölüyor".

Film öncesi ve sırasında Jessica Biel'le yoğun bir şekilde çalışan okçuluk öğretmeni Chuck Land, aktrisin kendisi için yeni olan bu spora kısa sürede hakim olmasından çok etkilendiğini şu sözlerle ifade ediyor: "Jessica Biel ve çalışma ahlakı hakkında ne söylesem azdır. Birisine nasıl atış yapılacağını öğretirken, ilk konuştuğumuz şey tekniktir. Ama her şeyden önemlisi onların atış yapma sürecinde neler olup bittiği konusunda dikkatli olmalarını sağlamak isterim. Atış yapma sürecinde 12 öğe vardır; ve biz her bir öğeyi tek tek çalıştık".

Land, Biel'in becerilerine duyulan hayranlık konusunda filmin dublör koordinatörleri ve dövüş antrenörlerine katılıyor: "İnanılmaz bir sporcu! Onun gibi bir düzine öğrencim olmasını yürekten isterdim çünkü o zaman dünyanın en ünlü okçuluk öğretmeni olurdum. Her antrenmanımız fotoğraflandı ve Jessica ertesi gün bu fotoğraflara bakıp, ilerlemesini ve eksiklerini bizzat kendi analiz etti".

Gece Avcısı Hannibal King için de silahlar çok önemli, ama onun özelliği sahip olduğu insan üstü güç ve ateşli silahlar. "King'in vampir olduğu dönemde elde ettiği bir refleks hafızası var, dolayısıyla sıradan insanlardan biraz daha çevik ve güçlü" diyor Ryan Reynolds.

Filmde kullandığı, bazıları gerçek, bazıları özel yapım silahları aktör şöyle tanımlıyor: "King yaklaşık yüz tane silah kullanıyor. Sanki içi silahla dolu bir dolaptayım. Sabahları banyodan çıktığımda, vücudumun çeşitli yerlerinden etrafa silahlar saçılacakmış gibi hissediyorum"

Aktör sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bacaklarımda bir kaç tane elektronik tabanca, kolumda da büyük bir 'Beefeater' var. Ayrıca, Kemik Jack adı verilen bir de makineli tüfek taşıyorum. Bu tüfek ordunun bire bir çatışma silahının geliştirilmiş bir versiyonu, ve 'Sundogs' denilen UV fünyeli misil mermiler ve kazıklar da dahil olmak üzere, farklı tipte mermi atabiliyor. King'in el bombaları da var. Ayrıca sprey ve sapan da taşıyor. Biraz daha silahı olsaydı, bir Balkan ülkesinin askeri gücü kadar donanımlı olacaktı".

"Blade: Trinity" modern dünyada geçtiği için, filmin görüntüsü ve tonu ilk iki filmden belirgin şekilde farklı. Görüntü Yönetmeni Gabriel Beristain üçlemenin filmleri arasındaki farklılığı şöyle tanımlıyor: "'Blade' ve 'Blade 2' Gotik parçalardı. Biliyorum ki, ikinci filmin yönetmeni Guillermo del Toro bunu söylediğim için benden nefret edecek, ama o film pek çok açıdan Gotik'ti. Bu öyle değil. Bu, kasvetli bir şehir filmi. Şehirde geçen, karakterlerin gerçek olduğu bir film. Blade ilk kez gerçek insanlar öldürüyor; bu da filmi bambaşka bir düzeye taşıyor. Görüntüleri ve benim kamera çalışmamı da bambaşka bir düzeye taşıyor".

Çeşitli filmlere uygulanan renkleri tanımlarken, David Goyer da serinin filmleri arasındaki farkı vurguluyor: "'İlk 'Blade'deki paletimiz mavi ağırlıklıydı. 'Blade 2'de bol bol toprak rengi ve sarı vardı. 'Blade Trinity'yi Vancouver'da çektiğimiz için, ağırlıklı olarak yeşil ve floresan ışığı kullandık. Vancouver'da tüm işyeri camlarının yeşil olma zorunluluğu var. Ben de bunu kullanmaya karar verdim. Vancouver'ın bir diğer adı da Zümrüt Şehir, ve film aslında burada geçmiyor olsa da, yeşilliği filmin görüntüsüyle bütünleştirebileceğimiz kanısına vardım".

Beristain, filmin ışıklandırmasının Blade'in üçüncü filmde geçirdiği duygusal evrime paralel olduğunu söylüyor: "David Mamet'in 'The Spanish Prisoner'ını çektiğimde, ışıklandırmayı karakterin ruh hâline uyarlamayı denedim. Bir bakıma burada da aynı şeyi yapıyorum. Blade'in yaşadığı duyguların filmin görüntüsünü belirlemesine izin veriyorum. 'Blade 2'deki kasvetli, inanılmaz atmosferli, yeraltı setlerin aksine, ilk kez parlak setler görüyoruz. Bu setler 'bum!' olacak. Renk değil, daha çok bir ışık patlaması olacak. Ayrıca, Blade duygusal olarak bütün ortama birden girdiği için, ışıklandırma ve kameraların onun iç yolculuğuna yanıt vermelerini istedim".

Modern vampirlerin yaşadığı yeni dünyayı yansıtmak üzere tasarlanan "Blade: Trinity" setlerinin görünüşü ve yapısı Yapım Tasarımcısı Chris Gorak tarafından dikkatle planlandı.

"Daha en başından, temel yaklaşımımız, vampirlerin az ya da çok zirvesinde yaşadığı, modern, yoğun ve yerleşik şehir düzeni şeklindeki yeni David Goyer vizyonunu omuzlayabilmekti" diyor Gorak ve ekliyor: "Bunu başlangıç noktası aldıktan sonra, Gece Avcıları için şehrin kenarında, denizle iç içe bir yer hazırladık. Bu şehir kenarı temasını Blade ve Whistler'ın sığınağına da uyguladık".

Goyer çeşitli setlerin görünüm ve tasarımının, barındırdıkları karakterlerin faaliyetlerini nasıl yansıttığını ise şöyle açıklıyor: "Gece Avcıları vampirler kadar paralı olmayan işsiz insanlar. Bu yüzden daha vasat bir hayat sürüyorlar. Dünyaları daha kasvetli, dağınık ve daha sıcak. Vampirlerin ise kendi kurumlarından ötürü çok paraları var. Bu yüzden de, dünyaları daha temiz ve daha modern bir mimariye sahip. Yaşadıkları yerler daha yalın, daha soğuk ve, normal ampulle değil, floresan ışığıyla aydınlanıyorlar".

Stil açısından bakılacak olursa, modern mimari teması "Blade: Trinity"nin bütününde göze çarpıyor; set tasarımının yanı sıra, polis merkezi, resmi daireler ve Dr. Vance'in 'Wellness Enstitüsü'nün dekorasyonunda kendini hissettiriyor. Bu setlerin bakımlı, modern ve son derece temiz görünümleri, vampirlerin cam ve çelik yapılı kumanda merkezi Phoenix Kuleleri'yle paralellik gösteriyor.

Blade, Abigail ve Gece Avcıları ile vampirler arasındaki nihai savaşa sahne olan Phoenix Kuleleri seti 16 metre yüksekliğinde ve 60 metre genişliğinde, 4 katlı bir yapı. Set Vancouver'daki Bridge Stüdyoları'nın Thomas Effects platosuna kuruldu.

Gorak setin tasarımında göz önünde bulundurulan özel bazı noktalara da değiniyor: "David Goyer, Phoenix Kuleleri'ni avlu, lobi ve çatı katı gibi çeşitli mekanlar olarak yazdığı için, daha en başından, final sekansının çekilebileceği üç katlı geniş bir set yaratmanın iyi olacağına karar verdik" diyen Gorak, şöyle devam ediyor: "Vampirlerin ilginç yanı, UV ışığıyla öldürülebilmeleri. İronik ama, Phoenix Kuleleri'nin çatı katı güneşe en yakın yer. Kendimize şöyle dedik: 'Tamam! Vampirler dünyanın tepesinde, cam bir çatı katında yaşıyorlar. O halde ne yapmalıyız?'. Bu, tasarımı daha ilginç kılacak bir meydan okumaydı. Onları bir gökdelenin tepesinde kara bir kutuya koymak çok sıradan olurdu. Şöyle düşündük: Vampirler bu geniş çatı katına yerleşmiş ve daha sonra çatıya güneş yansıtıcıları koymuş olsunlar. Bundan yola çıkarak, NASA'nın kullandığını düşündüğümüz termal teknolojiyi, güneş yansıtıcılarını, ve vampirlerin UV ışınından ölmeleri düşüncesini ileri götürebilecek şeyleri araştırdık. Sonunda, tüm Phoenix Kuleleri binalarını güneş yansıtıcıları ve panjur sistemleriyle donattık. Bu çizgiyi tasarıma da uygulayarak, duvarlarda yeni ve heyecan verici dokular yaratma imkanı bulduk".

Filmin ana setlerini inşa etmek çok büyük çaplı bir işti, ve sadece inşaat ve boyama departmanlarında yüzden fazla insanın çalışmasını gerektirdi. "Phoenix Kuleleri'nde büyük bir çelik üretim ekibimiz vardı" diyen Gorak, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu uzmanların eğitimi şehrin dört bir yanındaki pek çok köprüde ve popüler hâle gelmeye başlayan yeni mimarilerin çoğundaki çelik yapılar üzerineydi. Yani elimizde çok yetenekli çelik ustaları bulunuyordu".

Phoenix Kuleleri'nin benzersiz yönlerinden biri tam olarak gerçek bir bina gibi inşa edilmiş olması. Bu amaçla iki mimar görevlendirildi. Bunlardan biri, binanın iskeletini denetledi, öbürü ise diğer konularla ilgilendi. Binanın tüm mühendislik standartlarına uyması gerekiyordu ki bu da inşaat sürecini daha zorlaştıran öğelerden biriydi. İnşaatta tek bir çivi bile kullanılmadı. Her şey kalıp ya da sıva betonla yapıldı. Yapının inşaatı tamı tamına üç buçuk ay sürdü.

Gece Avcıları'nın çok daha düşük yaşam standartlarını yansıtmak için, komuta merkezlerine mekan olarak su kenarında bir tersanenin dev mavnası seçildi. İlk olarak Vancouver'daki Expo 86'da McDonald's restoranı olarak kullanılan "McBarge", 2 katlı, 65 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde bir yapı. Neredeyse tamamen terk edilmiş olan dev mavna yıllardır Vancouver sahilinde yatıyordu. "Esasen burası bizim için bir kabuk gibiydi" diyor Gorak ve ekliyor: "Burayı temizledikten sonra da, Gece Avcıları'nın tüm teknolojik araçlarını, bilgisayarlarını, silahlarını, tıbbi laboratuar ve revirlerini, kısacası vampirleri avlamak ve hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları her şeyi içeri yerleştirdik".

Set tasarımı yapımın ayrıntılara özel bir önem gösterilmesi gereken tek öğesi değildi. Filmin müziklerinin kayıt aşamasına gelindiğinde, yönetmen David Goyer filmin müziğinin görüntülerine benzersiz bir şekilde eşlik etmesini istedi, ve sıradışı bir hip-hop bestecisi ve Wu-Tang Clan üyesi olan RZA'le temasa geçerek, kendisinden "Blade: Trinity"nin müziklerini yapmasını istedi. RZA, filmin müziğini yaparken Ramin Djawadi'yle birlikte çalıştı.

"RZA'yle çalışmak muhteşemdi çünkü onun sound'unun uzun süredir hayranıyım. O bir dahi" diyen Goyer, sözlerini şöyle noktalıyor: "'Kill Bill' filmlerindeki ve 'Ghost Dog'daki çalışmaları inanılmazdı, ve biliyordum ki RZA bizim filmimize benzersiz bir nitelik katacaktı. Onun eserlerinde otantiklik, ortama kattığı bir ayrıcalık var. RZA'in kulağı sıradışı olanı duyuyor, ve ben bunu filmin tamamı için istedim. Bu yüzden de, RZA'in sound'unu daha geleneksel orkestra müziğiyle harmanla düşüncesi hoşuma gitti. Müziğinin de ötesinde, RZA bu gezegendeki en sıkı adamlardan biri".

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.