KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

'Noi Albinoi - Buzdan Hayaller'

Yönetmen Dagur Kari ile 'Noi Albinoi - Buzdan Hayaller' üzerine...

Danimarka'da okurken vatanınıza, İzlanda'ya dönüp film çekmeyi düşünüyor muydunuz?

Danimarka film okuluna girdiğimde sene 1995'ti. 1999'da Danimarka'da çektiğim 40 dakikalık "Lost Weekend" ile de mezun oldum. Filmlerimin mutlaka İzlanda'da geçmesi gerektiğini düşünmüyordum. Ancak Noi Albinoi, çok uzun zamandan beri aklımda olan ve İzlanda ile arasında derin bağlar kurduğum bir projeydi. En başından beri ilk filmimi geldiğim yerde çekmek istiyordum.

Noi Albinoi projesi nasıl doğdu?

Noi Albinoi karakteri yıllardır içimde yaşıyordu. Noi'nin doğumu, benim sinemaya ilgi duymamdan öncesine rastlar. Başlarda onunla ilgili bir çizgi film veya karikatür yapmayı tasarlıyordum. Aradan geçen yıllar boyunca Noi'nin etrafından pek çok fikir biriktirdim. Okulu bitirdiğimde tüm bu fikirler bir senaryoyu oluşturacak kadar olgunlaşmıştı.

Sizin için hava koşulları hikayenin ne kadar merkezindeydi?

Senaryonun ilk halinde olaylar kar nedeniyle izole olmuş bir kasabada geçmiyordu. Benim aklımda daha çok Rejkavik vardı. Ancak sonraları Rejkavik'in gerçekle fazla bağlantılı olduğunu düşündüm. Ben var olmayan, ancak var olması son derece mümkün olan yeni bir evren yaratmak istiyordum. Batı fiyordları ürpertici atmosferi, güzelliği ve olağanüstü görsel dokusuyla ilgimi çekiyordu. O bölge ülkede karın en çok yağdığı bölgedir. Kışın bazen bölgenin dış dünya ile tüm bağlantısı kopar.

Oyuncu seçimini nasıl yaptınız?

İzlanda küçük bir yer. Herkes, herkesi tanır. Eğer bir barda yeterince oturup beklerseniz tüm tanıdıklarınıza rastlayabilirsiniz. Noi için ünlü starlar aramadım. Filmdeki oyuncuların hemen hiçbiri daha önce kamera karşısına çıkmamıştı. Doğru kişileri bulmak konusunda çok titiz davrandım. Bu yüzden ekipte hem profesyonel hem de amatör oyuncular yer alıyor. Büyükanneyi oynayan kadın Lina, bizim mahallede postacılık yapıyor. Iris'i oynayan oyuncumla bir vejetaryen lokantasında tanıştım. Ekipteki pek çok başka kişi de aslında arkadaşlarım, filmdeki psikolog mesela... Noi'ye gelince, başından beri karakterin mesafeli ve farklı görünmesi gerektiğini biliyordum. Buna karşın İzlanda'da o yaşlarda, oyunculuk yeteneği olan Albino bir genç de olmadığından Tomas Lemarquis'le çalışmaya karar verdim. Sadece çok yetenekli ve işine bağlı bir oyuncu olduğu için değil aynı zamanda tam da benim hayalimdeki Noi'ye benzediği için onu seçtim.

Noi'nin müziklerini de siz mi bestelediniz?

Evet, arkadaşım Orri ile beraber besteledik. Beraber kurmuş olduğumuz "slowblow" adında bir grubumuz var. Hayatta müzikle uğraşmak kadar keyif aldığım çok az şey var. Bu nedenle müziğin, 'iş' olan kısmından şiddetle kaçınmaya çalışıyoruz. Müzik profesyonel yaşantımıza ara verdiğimiz bir tatil bizim için. Bu yüzden müziğin verdiği keyfi bozacak hiçbirşeyi istemiyoruz. Bütün bu keyfekederliğimize karşın iki albüm çıkarmayı başardık. Bir diğeri de yakında piyasaya çıkacak.

Filmin tema müziği sizce de biraz fazla İzlanda'lı değil mi?

Tipik bir İzlanda filmi yapma düşüncesi ile yola çıkmadım. Dış dünya ile bağlantısı kesilmiş bir mikrokozmozda geçen, tam anlamıyla bildiğimiz gerçeklikle bağlantılı olmayan aynı zamanda sürreal de olmayan kapalı bir dünyada geçen bir öykü anlatmak istedim. İki dünyanın arasında bir yerde geçen bir film daha çok.... Bütün bunların dışında film defalarca anlatışmış bir hikayenin bir kez de benim yorumumla anlatılmasından ibaret. Çevresine uyum sağlayamayan genç asi, kaçmaya çalışır... Oldukça eski bir klişe ama ben bu hikayenin benim elimden çıkmış bir versiyonunu çekmek istedim.

Bu İzlanda'da sık sık gözlemlenebilir bir durum mu? İnsanların bulundukları yerden kaçmak, uzaklaşmak istemeleri?

Pek çok insan hayatının bir kısmında İzlanda'dan uzaklaşır. Dünyadan izole edilmiş bir adada yaşıyorsanız bu ister istemez bir gereklilik haline geliyor. Ama sonunda hemen herkes tekrar geri döner. Ancak eğer bu film için konuşuyorsak ben İzlanda'ya özgü bir durumu anlatmaya çalışmıyordum. Hikayenin kendine özgü bir evreni olmasını hedefledim.

Bir yönetmen olarak sizi etkileyen şeyler neler?

Filmler hariç herşey. Film yapmayı çok seviyorum ancak onları seyretmek benim için artık matematik problemi çözmeye benziyor. Sanırım bu benim film yapmayı bir meslek olarak seçmiş olmamdan kaynaklanıyor çünkü eskiden kesinlikle böyle değildim. Şu suralar sitcom'lara kaptırmış durumdayım. Simpsonlar'dan film çekmekle ilgili pek çok şey öğrendim örneğin.

Noi'nin babası hatta Noi gibi kaybeden tipler mi size ilham veriyor?

Bence kahramanlar yani herşeye kadir karakterler son derece sıkıcılardır. Benim için iletişim kurma konusunda sorun yaşayan insanlar ve sorunlarıyla nasıl başa çıkacağını bilmeyen kişiler daha ilginçler. Tıpkı her bölümde aynı problemle baş etmeye çalışan sitcom karakterleri gibi. Asla ders almazlar ve on yıl boyunca aynı sorunla karşı karşıya kalırlar. Eğer bir kahraman olarak yazılmış olsalardı, tek bölümde sorunlarının üstesinden gelip hayatlarına devam ederlerdi.

Filminizde İncil'e ya da metafizik bir inanca uzanan bir metafordan bahsetmek mümkün mü?

Bilinçsiz bir şekilde mitlerle çalışma fikrini çok heyecan verici buluyorum. İzleyicinin kendi vicdanı, duyguları, korkuları ile mitsel bir evren vasatısayla bağlantı kurmasını istiyorum. Ancak film izlerken bu durum entelektüel bir farkında olma durumuna dönüşürse bence o zaman yapılmaya çalışılan şey de başarısız olunuyor. Bence bariz bir şekilde İncil'e ya da başka kaynaklara göndermeler yapan öyküler kadar acınası bir durum olamaz. Eğer bir filmdeki karakterin adı Havva ise ve bu karakter yerden bir elma alıp yemeye başlarsa, o an sinemayı terkederim.

Filmin sonunda olan olaya Noi'nin sebep olduğunu söyleyebilir miyiz? Bunu bir tür ceza olarak algılamak mümkün mü?

Filmin sonunun çifte anlamı var. Bazen başınıza gelebilecek en kötü şey, yeni bir başlangıca yol açar. Herşeyinizi kaybedersiniz ve bu korkunçtur ama öte yandan sınırsız bir özgürlüğe de kavuşursunuz. Benim bakış açıma göre Noi için tek kaçış yolu buydu ama bundan fazla bir şey söylemek istemiyorum. Durum yoruma açık, seyirci kararı kendisi verecek.

Hikayenin içinde komik hatta absürd unsurlar bulunuyor. Filmin çok fazla trajik olmaması için özellikle mi böyle bir seçim yaptınız?

Bence söylediğinizin tam tersi geçerli. Aslında komik olarak nitelendirilebilecek bir hikayenin içinde bir takım trajik unsurlar var. Ben her zaman için mizahtan yola çıkar hikayeyi yok saymaya çalışırım. Filme yine de kesin bir son yaratmak istedim. Bir filmi, bir sitcomun ilk bölümünden ayıran şey budur: kesin bir son. Noi Albinoi'de de "Lost Weekend"deki gibi tuhaf ve komik durumların ardından korkunç bir son gelişiyordu. Hep bu yapıyı kullandım ve görünen o ki gelecekteki filmlerimde de durum farklı olmayacak. Garip olan şu ki senaryolarım daha çok çizgi romanlara benziyor ancak sonuçta ortaya çıkan filmler hep beklenenden çok daha ciddi şeyler oluyor, buna ben de dahil. Neden böyle oluyor bilmiyorum. Bu tamamen benim kontrolüm dışında gerçekleşen bir şey.

Bu kabullendiğiniz mi yoksa karşısında durduğunuz bir şey mi?

Kesinlikte bilinçli olarak yaptığım bir şey değil ama kabul etmeliyim ki bu fikir hoşuma gidiyor. "Lost Weekend"i çekerken çok komik bir şeyin ortaya çıkacağını düşünüyordum ancak çekimler başlayınca gördüm ki, oyuncular son derece yavaş konuşuyor, yavaş hareket ediyorlardı. Onlara böyle davranmalarını söylememiştim. Davranışları açıkça komedinin doğasına aykırıydı. Sonunda herşeyi oluruna bırakıp, sonuçta ne çıkacağını beklemeye karar verdim.

"Albino Noi"de de işler böyle mi yürüdü?

'Lost Weekend'dekindeki kadar olmasa da evet. Belki de bu "Lost Weekend"in tamamen kendine özgün, keskin bir atmosferi olan tek bir mekanda geçmesinden kaynaklanıyordu. Sonuçta bu durum ister istemez kendine özgü bir his yaratıyor. Noi'de durum biraz daha farklıydı. Pek çok farklı mekan olduğu için izleyici filmde tek bir hissin etrafına saplanmıyor.

Çekim sürecini nasıl tanımlardınız?

Oldukça zorlu. Başından sonuna kadar kar yağacağı fikrine göre planlarımızı yapmıştık. Ama tuhaf bir şekilde o kış hiç doğru dürüst kar yağmadı. Aslına bakacak olursanız inanılmaz şanslıydık; ne zaman dış çekimleri yapacak olsak kar yağıyor ardından yağış duruyordu. Film boyunca hiç yapay kar kullanmak zorunda kalmadığım için çok mutluyum. İç mekanlarda geçen sahnelerin de hemen tamamı aynı bölgede çekildi. Çekim takvimimiz çok sıkışıktı. Eğer iç mekanlar için o kasabayı kullanmasaydık hedeflediğimiz tarihte filmi bitirmemiz imkansızdı. O yörede bizden önce hemen hemen hiç film çekilmemiş. İnsanlar bu nedenden ötürü son derece yardımsever ve ilgililerdi. Başka bir ülkede canavarca bürokratik engellerle boğuşurken, burda çekim yapmak için tek bir telefon açmanız yeterli olabiliyor. Aklınıza gelebilecek her türlü sorunun çözümü en fazla bir telefon kadar uzağınızda.

Kar ve buz filmin genel atmosferini nasıl etkiledi?

Kar filme çok farklı bir doku kattı. Sonuçta kar ve buz hareketi kısıtladığı için filme fiziksel bir derinlik katılmış oldu. Bu özellikle de araba takip sahnesinde kendini belli ediyor. Böyle doğası olan bir yerde, hiçbir yere kaçamazsınız. Kovalamaca sahnesi için, karı bir süpriz öğesi olarak kullanıp, B-filmlerindeki araba takip sahnelerine benzer bir atmosfer yaratmaya çalıştım.

Karın yarattığı teknik zorluklar gözünüzü korkutmadı mı?

Evet korkuttu. Aletlerin soğuktan dolayı ne kadar zarar göreceklerini bilip, ekibin o soğuk altında çalışmaktan ne kadar zorlanacağını tahmin edip yine de havanın bozmasını ummak çok tuhaf bir duyguydu. Özellikle görüntü yönetmeninin işi karda çok zorlaşıyordu. Kar görüntünün kontrastını o derece artırıyordu ki ard arda pek çok önlem almak durumunda kalıyorduk.

Görüntü yönetmeniniz Rasmus Videbæk'le ne zaman tanıştınız?

Rasmus'la Danimarka Film Okulu'nda tanıştık. Kurgucumuz Daniel Denick'le de orada tanıştım. Dört yılı bir okulda beraber geçirmek, aramızda okuldan sonra da sürecek güçlü bağlar oluşmasını sağladı.

Çekimleri Danimarka'da yapılacak olan bir film projeniz var. İleride tekrar İzlanda'da film çekmeyi düşünür müydünüz?

Önümde çekilmeyi bekleyen iki, üç proje duruyor ancak hiçbirisi İzlanda'da geçmiyor. İçlerinden birisi Danimarka'da geçen bir Dogma filmi. Ülke dışında yabancı bir dille film çekmek bence işleri oldukça kolaylaştırıyor. İzlanda'dayken buranın diline, doğasına ve insanına o kadar aşinayım ki; çevreyle aramda, kendime yeni bir evren bir inşa edecek kadar mesafe koyamıyorum.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.