KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Monster - Cani"

Yazar - yönetmen Patty Jenkin'in yeni filmi "Monster - Cani", çok konuşulmuş anti-kahramanı kadar rahatsız edici ve karmaşık. In Cold Blood, Badlands, The Executioner's Song ve Dead Man Walking gibi taviz vermeyen filmlerin ruhunu geri çağıran "Monster - Cani", bir katile ve içinde yaşadığı topluma tarafsız bir bakış atıyor ve bir şekilde farklı bir empati seviyesi yakalamayı başarıyor.
Filmin başarısının anahtarı ise The Cider House Rules, Şeytanın Avukatı / Devil's Advocate ve İtalyan İşi / The Italian Job filmleri ile tanınan cesur ve güzel oyuncu Charlize Theron'un esrarengiz performansı.

İnce Efektlerin yarattığı Büyük Değişim

"Charlize, Patty ve makyöz Toni G.'nin yarattığı bu olağanüstü değişimi hiçbirimiz beklemiyorduk." diyor yapımcı Clark Peterson ve ekliyor "Efektler çok küçük ve inceydi ama sonuçta yaratılan değişim had safhadaydı. Sanırım bu birçok kişiyi şaşırtacak."

Theron'u, Wuornos karakterinde ilk kez gördüğü anı Peterson şöyle anlatıyor: "Deneme çekimlerinin ilk günü, önümüzden bir kadın geçti. Hepimiz Charlize'in yerini alacak bir dublör olduğunu düşündük. Aklımdan ne kadar Aileen'e benziyor diye geçirdiğimi hatırlıyorum. Onun Charlize olduğunu anlamam için aradan bir süre geçmesi gerekti. Kontak lensleri, saçı bir yana Charlize bir şekilde kendini öyle bu karakter ile özdeşleştirmişti ki, bütün vücut dili, konuşması, duruşu ona benzemişti. Buna tanık olmak inanılmazdı."

Kariyerine ülkesi, Güney Amerika'da modellik yaparak başlayan ve dansçısı olduğu Joffrey Bale Topluluğu ile ABD'ye gelen Theron, Wuornos rolü için 11 - 13 kilo aldı. Aynı derecede alışılmadık makyaj sanatçısı Toni G.'nin çabası da bu inanılmaz değişimde rol oynadı. Toni G.'nin en büyük referansı, Ron Howard'ın Dr. Seuss' How The Grinch Stole Christmas ve Tim Burton'ın Maymunlar Cehennemi / Planet of the Apes'inde birlikte çalıştığı Akademi Ödüllü makyaj ve özel efektler sihirbazı Rick Baker'dı.

Toni G., ekibin ilk toplantısının ardından "Patty ve Charlize'in bu proje için duydukları kimya ve tutkudan çok etkilenmiştim. Sanki aşk birlikteliğinden dünyaya gelmiş bir çocuk gibiydi proje. Bu pek sık rastlanmayan, olağandışı bir durumdur." diyordu. Projeye dahil olduktan sonra Toni G. ilk olarak başrol oyuncusunun fotoğraflarını, canlandıracağı kadının fotoğrafları ile karşılaştırdı. "Aileen ve Charlize'in fotoğraflarına bakmaya başladığımda aklıma gelen ilk şey bulabileceğim en iyi heykeltıraşa ihtiyacım olduğuydu, çünkü kötü bir diş işçiliği izleyenleri anında filmden koparacaktı."

Toni G., Baker stüdyolarında birlikte çalıştığı bir heykeltıraş Art Sakamoto'yu yeteneklerine dayanarak çağırdı. Theron için iki farklı takma diş yapıldı. Biri uzun süreli çekimlerde, diğeri ise yakın çekimlerde kullanılacaktı. "Dişler dizayn ettiğimiz en sıkıntılı işçilikti çünkü Charlize, diş teli ya da takma diş takmış biri gibi bunlarla konuşmayı öğrenmek zorundaydı. Bu dişlerle ağzınızda normalden daha farklı bir artikülasyon alanı oluşuyor." diye açıklıyor Toni G. ve ekliyor "Ancak Charlize bunları kullanmakta başarılı oldu. Sanırım, sonunda bu dişlikler onun konuşma şeklini yarattı; provalarda bile bu dişlikleri kullanıyordu." Rolü için ünlü dialektik hocası Brooks Baldwin ile de çalışan Theron "Kontak lensleri ve dişleri çıkarmadan ve makyajım silinmeden 16 saat çalıştığım oluyordu ama hiçbir zaman bundan rahatsızlık duymadım." diyordu.

Toni G.'nin artistik yeteneklerini gösteren bir diğer ayrıntı ise Theron'un yüzünde, dişlerden başka görüntüsünü değiştirmek için hiçbir araç veya protez kullanılmamış olması. En ağır makyaj göz altlarına ve etrafına uygulandı. Yorgun bir görüntü yaratmak için jelatinden göz altı torbaları eklendi. "Bunlar dışında her şey boya ile yaratıldı." diye açıklıyor Toni G. ve ekliyor "Hedefimiz görüntüyü mümkün olduğu kadar temiz ve doğal kılmaktı. Ama bunun için o güzel ve temiz cilde birçok tabaka eklemek zorunda kaldık. O güzel yüzü alıp yerine bozuk ve ağır bir cilt yarattık."

Toni G. bu etkiyi yaratmak amacıyla, deri dokusuna temel bir katman yaratacak, kurutulmuş temiz deri ile işe başladı. "Daha sonra, bir protezi nasıl boyuyorsam o şekilde yüzünü boyadım" diyerek, nasıl çilli ve güneşten zedelenmiş görüntüsü verdiklerini anlatıyor. 1,5 - 2 saat süren ve kırmızı tonlardan oluşan havalı boya tabancaların kullanıldığı bu işleyişi anlatırken şöyle devam ediyor: "Yüzü, boynu, elleri, her yerini en azından bir kat ile kapladık. Ve özellikle vurgulamak istediğim yerlerini, örneğin burun kıvrımını derinleştirmek gibi, ek gölgeler ve tüyler yardımıyla kendi ellerimle boyadım."

Gerçek Hayattan Kesitler

Wuornos'un hikayesi halka mal olmuş olsa da "Monster - Cani"'de yer alan karakterlerin birçoğunun ismi değiştirildi. Dramatik unsurlar katmak amacıyla birkaç tane de kurgu ve/veya karma karakterler yaratıldı.

Gerçekten yaşamış birini canlandırıyor olmayla ilgili ilk baştaki endişeleri sorulduğunda Theron endişelendiğini açık yüreklilikle kabul ediyor. "İlk başta ödünüz kopuyor! En büyük sorumluluk, artık hayatta olmayan birinin hayatını canlandırmak; insanların bu deneyimini doğru bir şekilde tasvir edebiliyor olmalısınız ve buna saygı göstermek zorundasınız. Çekimler başlamadan bir hafta önce gerçekten panik olmaya başlamıştım." diyen oyuncu ekliyor "Bu kadının derisinin içine sızabilmiş olmak için dualar ediyordum. Performansım, aldığım bilinçli kararlarla ortaya çıkıyordu. Birçok yeni duyguyu da ilk defa yaşıyordum; sürekli sabahın 3'ünde Patty'e telefon ediyordum. Ancak eğer yeterince şanslı iseniz ve dersinizi iyi çalışıp, iyi bir alt yapı kurmuşsanız nasıl rol yapacağınızı bilinçli bir şekilde düşünmezsiniz, artık bilinç altından hareket edersiniz."

Yönetmen Jenkins'in filmin bu hassas konusu hakkındaki görüşleri ise şöyle: "Kendimi inanılmaz derecede izleyiciye karşı sorumlu hissettim. Wuornos'un, çok korkunç şeyler yapmış olduğunu; yaptıklarının ne kadar korkunç şeyler olduğunu bildiğini çok açık ifade etmeliydim. Yüceltilmiş bir seri katilin hikayesini değil de, daha büyük bir gerçeği vurgulamalıydım. Bu kadın, her ne kadar birçok açıdan kendisi bir kurban olsa da, masum insanları öldürmüş, insanların hayatını yıkmıştır. Bütün bunlar benim için inanılmaz önemliydi, bunları büyük bir sorumlulukla yakalamaya çalışmalıydım."

1994 yılında Amerika'ya göç etmiş bir Güney Afrikalı olan Theron, CANİ / MONSTER filminden önce Wuornos'un hikayesini duymamıştı. Theron şöyle ekliyordu: "Doğru bir hikaye anlatmak istiyorduk. 'Hadi bu zavallı seri katil için üzülelim' filmine dönüşmemeliydi. Gerçekleri açık açık anlattığınızda ve olayları yakından gözlemlediğinizde zaten ister istemez bir empati oluşuyor."

Araştırmalar

Wuornos, 12 yıllık ölüm bekleyişi sırasında çocukluktan tanıdığı, en iyi arkadaşına mektuplar yazmaya başladı. (Wuornos idamdan önceki son saatlerini, tutuklandıktan sonra tekrar görüşmeye başladığı, bu arkadaşı ile geçirmeyi seçmişti.) Bu süre boyunca Jenkins, her iki kadının da arkadaşlığını ve güvenini kazandı ve onları dürüstlüğüne inandırmayı başardı. Bunun sonucu olarak da Wuornos, idamından bir önceki gece, film ekibinin mektuplarına bakmasına izin verdi. Jenkins ve Theron bu sayede Wuornos'un hapiste kaldığı 12 yıl boyunca yazdığı mektuplarına dalmış buldular kendilerini.

"İdamına yaklaştığı son yıllarında, Aileen kendini etkili bir şekilde ifade edebilen inanılmaz bir yazar haline geldi. Başına gelenleri anlattığı, hatıraları ile dolu bu çok uzun mektupları yazabiliyordu artık." diye açıklıyor Jenkins ve ekliyor: "Bazıları çocukluk anılarıydı ve çok iç parçalayıcıydılar ki bunların çoğu film boyunca kullanılan kafa sesinde etkili oldu. Wuornos'un başına gelen bu korkunç anlar hakkında tarafsız bir şekilde, sanki başka bir şey hakkında bir hikaye anlatıyormuş gibi bahsetmesi çok üzücüydü."

Kendilerini Wuornos'un hapishane mektuplarına gömdükleri bu süreçte, Theron bu kadının konuşma şekli, ifadeleri ve yanlış kullandığı sözcüklerle ilgili birçok ipucu buldu. Bu bulgular daha sonra metin üzerinde ve kafa seslerinde kullanıldı. Theron "Wuornos, 'Hepsi caz bunun' sözünü sürekli kullanıyordu ve ayrıca bazı ifadeleri verebilmek için kelimelerin kendi aralarında yerini değiştiriyordu. Ben de bunu yapmaya başladım." diye ekliyor.

Belki de daha dramatiği, senaryodaki bazı sahnelerin bu mektuplardaki ayrıntılara dayanarak genişletilmesi ve hatta bazı durumlarda değiştirilmesiydi. Jenkins'e göre mektuplarda anlatılan bazı sahneler senaryoda olduğundan çok daha ilginç ve güçlü olabiliyordu. Hem Jenkins'in hem de Theron'un filmdeki en dokunaklı ve yaralayıcı sahne olarak gördükleri otobüs durağı sahnesi de direk olarak Wuornos'un mektuplarından alınarak yazılmıştır. "Biliyorduk ki Aileen, Selby'i evine geri göndermişti. Ancak mektuplarda o olayın nasıl olduğu bütün ayrıntıları ile anlatılmıştı. Patty ve ben, sette birkaç anda ona olan sorumluluğumuzun farkına varmıştık ve bu sahne de onlardan biriydi." diye ekliyor Theron.

Wuornos'un "The Last Resort" barında ve hücredeki çekimleri, gerçek mekanlarda çekildi. Amerikan Film Enstitüsü'nün Yönetmenlik Programından mezun olan ve güzel sanatlar üzerine bir altyapısı bulunan Jenkins, filmin genel ortamı hakkında fazlasıyla bilinçliydi. Jenkins, "Prodüksiyon Tasarımcısı Ed McEvoy ve ben mekanların gerçek görüntülerini bulmak için çok uğraştık. Motellerin, barların, yaşantının o yıllara uygun olması çok önemliydi. "Monster - Cani"nin yanlış mekanlarda çekilmiş bir film olmasından o kadar korkuyordum ki… Örneğin 89 Daytona Sahilinde, 7 - 11 tarzı mağazalar, benzin istasyonları ve ücretsiz otobanlar vardı. Florida o zamanlar, bereketli ve karmaşık değildi. İlginç, hiç değildi." diyordu.

"Cani"nin Aşk Hikayesi

Theron "Monster - Cani" birinin hayatını ve aşk arayışını anlatıyor; ve bu derinlik de sevilmek zorunda." diyor ve ekliyor: "Bu haliyle, çok güzel bir aşk hikayesi aslında. Sadece bir seri katil filmi değil."

"Monster - Cani"'de, suçu ispatlanmış bir seri katilin hikayesi anlatılırken aynı zamanda klasik Hollywood filmlerindeki romantizme de yer verilmiş. Örneğin bir sahnede, sevgililer, 80'lerin ünlü grubu Journey'in bir şarkısı eşliğinde, kendilerinden geçmiş bir şekilde flört ediyorlar. "Bazı sahneleri düşünüyorum da eğer iki kadın yerine, bir erkek ve bir kadın ile çekilmiş olsalardı çok basit görünebilirlerdi. Ama bu metnin içindeki sahneler o kadar güçlü ki… Her ikisi de, bu eskimiş tarz romantizmi tekrar hayata getiriyor." diyor Jenkins.

Dern, aynı zamanda filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Jenkins'in en çok etkilendiği Amerikan film ve sinema yapımcılarının birçoğu ile ilişkili. Amerikan sinemasının Rönesans dönemi olarak bilinen 1970'li yılların, "Monster - Cani"nin tarzında etkili olduğuna dikkati çeken Jenkins şöyle devam ediyor: "Elia Kazan ve Hal Ashby en sevdiğim sinemacılardır. Bruce'un her ikisi ile de çalışmış olması benim için çok ilham vericiydi. (Kazan'ın Vahşi Nehir / Wild River'ı ve Ashby'nin Eve Dönüş / Coming Home'u). Bruce benim en sevdiğim insanlardan biri, manevi babam gibi. Birçok konuda o kadar müthiş bir insan ki… Senaryoya ilk başından beri çok duygusal tepkiler verdi. Canlandırdığı bütün karakterleri referans alırsak bunu beğenmesi benim için inanılmaz."

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.