KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

Maceraperest, kadın avcısı, cesur savaşçı: Fanfan la Tulipe!
Çok Modern Bir kahraman İki Yüz Yaşında...

Genç ve tedbirsiz, genç bayanların peşinden ayrılmayan, hakl nedenleri savunmaya her zaman hazır ve güç istismarı karşısında asla geri çekilmeyen yapısıyla, Fanfan, gerçek bir Fransız kahramanıdır. Karakter ilk kez 18. yüzyılda ortaya çıkar. Kimileri onun, 17 Mayıs 1745'te İngilizler'e karşı yapılan Fontenoy Savaşı'nda kahramanlığıyla ön plana çıkan gerçek bir şahıs olan Çavuş La Tulipe'e dayandığını iddia eder. Ama mit kısa sürede gerçeğin önüne geçer. Fanfan La Tulipe'e rütbe olarak örnek Fransız şövalyesi arketipi layık görülür.

Maceraları, askeri birliklerde popüler olan şarkılara konu olur. Bunların arasında en başarılı olanı Debraux tarafından 1818'de yazılanıdır. Diğer besteci ve söz yazarları, Fanfan'ı, üstlerini sürekli aptal yerine koyan asi biri olarak tanımlamışlar.

Şarkılar kısa süre içinde daha geniş kitlelere yayılır ve Fanfan, Fransa'nın dört bir yanındaki tiyatrolarda sahneye davet edilir. Fanfan, kimi zaman askeri birlikler, kimi zaman gezgin kumpanya oyuncuları tarafından yetiştirilmiş ve hatta asil ailesi tarafından terk edilmiş bir çocuk olarak anlatılır.. Ama Fanfan'a atfedilen değerler hep aynı kalır.

Bu karakteri konu alan oyunlardan en popülerleri, Louis-Bernard Emile'in (1820) yazdığı "Fanfan la Tulipe sortant de la Porte St. Martin", Yine 1820 yılında Frédéric tarafından yazılan tek perdelik "En Avant!", Paul Meurice'in ilk kez 1858'de sahnelenen ve düzenli olarak temsil edilen yedi perdelik oyunu ve Paul Ferrier'nin 1882 yazdığı üç perdelik komik operasıdır.

1896'da, Paul Bilhaud, Fanfan'ın Job tarafından resmedilen ilk maceralarını yayımlar. 1925'te, Simon Bridier, "Le Grenadier Fanfan la Tulipe"i yazar. Fanfan, daha sonraları aralarında Benjamin Rochefort'un "Les 1001 Folies de Fanfan la Tulipe"inin de (1979) bulunduğu çeşitli çizgi romanlarda sürekli görülen bir karakter halini alır..

Televizyon da bu popüler kahramana el atmakta gecikmez. 1925'te, René Leprince'in 8 bölümlük televizyon dizisinde Fanfan'ı, Aimé Simon-Girard canlandırır. Alışılmışın dışında bir uygulamayla, Leprince'in filmi kitaba da dönüştürülür. Pierre Gilles'in 1926'da yazdığı bu kitap, filmden resimlerle süslenir.

Mart 1952'de, Christian-Jaque'ın ünlü siyah-beyaz versiyonu gösterime girer. René Wheeler, René Fallet, Henri Jeanson ve Christian-Jaque tarafından ortaklaşa yazılan "Fanfan la Tulip" Fransız yıldız Gérard Philippe'e unutulmaz rollerinden birini canlandırma fırsatı verir. Filmde Adeline rolünü, Gina Lollobrigida; Fier-à-Bras rolünü de Noël Roquevert canlandırır. Altı milyon yedi yüz binden fazla kişi filmi izler. Zaman içerisinde filmin televizyonda tekrar tekrar yayınlanması sonucunda, Gérard Philippe, Fransız ulusunun bilincine Fanfan olarak kazınır.

Jean Cosmos ile Luc Besson'a 50 yıl aradan sonra bu efsanevi kahramana ve maceraya renk katma ilhamını veren de işte bu filmdir. Yeni filmi bu kez Gérard Krawczyk yönetir.

Modern Ritm Modern Araçlar

"Hem Fanfan'ın maceralarını bilenleri, hem de bu karakteri ilk kez keşfedecek olanları memnun etmeyi hedefledik" diyen Michel Feller, sözlerini şöyle sürdüyor: "Bu filme, Christian-Jaque'ın ünlü filmine ihanet etmeden, modern bir hava vermemiz gerektiğini biliyorduk. O film 50 yıllıktı ve o zamandan beri değerler, algılamalar ve daha bir çok şey önemli ölçüde gelişim gösterdi. Öte yandan şurası da açıktı ki, heyecan verici aksiyonuna karşın, filmin nabzını, aktörler belirleyecekti. Bu yüzden, hem büyük setlerde çekilecek sahnelere, hem de samimi ya da komik sahnelere hakim olabilecek bir yönetmene ihtiyacımız vardı. Gérard Krawczyk, tam bu işin adamıydı".

Vincent Perez'in konuyla ilgili yorumları ise şöyle: "Sanırım Gérard'ın ilk filminin adı "I HATE ACTORS" (OYUNCULARDAN NEFRET EDİYORUM)du. Bu doğru değil. Aksine onlardan çok hoşlanıyor. Kameranın önünde iki kişi de olsa, iki yüz kişi de, sükûnetini her zaman koruyor ve önerilere açık oluyor. Ne istediğini biliyor ve oyuncuların film için ellerinden geleni yapmalarını sağlayacak bir ortam yaratıyor. Çok insancıl ve samimi. Bu çapta bir filmin yükünü, nasıl böyle sakin bir şekilde taşıdığını hep merak ettim. Sete ilk gelen ve son terk eden oydu. Gözünden hiçbir şey kaçmıyordu. Görev dağılımını, ne zaman geri çekileceğini ve işin özüne nasıl ineceğini çok iyi biliyor".

Michel Feller de "Vincent ve diğer oyuncular gerçekten de yerden 10 metre yüksekte bir çatıda dövüştüler. Hakiki bir tehlike duygusu vardı. Bu film, türünün en asil şekliyle izleyiciyi eğlendiriyor. Çocukluk oyunlarının zevklerini yaşatıyor. Bence tüm ebeveynler, gençliklerine damgasını vuran hikayeleri yeniden yaşamak isterler. Bu film bunu yapmalarına olanak tanıyacak. "Fanfan La Tulipe" hoş bir gelenek ile zekice eğlence arasında bugün gerekli olan bir köprü.". diyor.

Fanfan'ın Cazibesi ve Canlılığı

Aktör şöyle diyor: "Menajerim Bertrand de Labbey'nin ofisinde Gérard Philippe'in başrolünü üstlendiği, Christian-Jaque filminin bir posterini bulunduruyor.. Yıllar boyunca, o ofisteki her toplantımızda o posteri gördüm ve itiraf etmeliyim ki, çoğu zaman bu rolü canlandırmayı hayal ettim. Benim için, Fanfan'ı canlandırmak, bir çocukluk düşünün gerçekleş olması gibi ".

Adeline'i canlandıran Penélope Cruz ise şunları ekliyor: "Vincent'ın yüreği ve enerjisi muazzam. Adeta bulaşıcı. Her yeni güne, yeni bir mücadele olarak baktı ve bu mücadelenin ortasına yüzünde bir tebessümle attı.".

Fanfan'ın can dostu Tranche-Montagne'ı canlandıran Michel Muller ise rol arkadaşı için şunları söylüyor: "Vincent, çekilmez biri. Morali her zaman yerinde, hatta sabahları bile! Asla sinirlenmiyor. Hava kötü de olsa, ortalıkta dolaşıyor! Yakışıklı, atletik; kadınlar, çocuklar ve hatta atlar bile onu seviyor. Gerçek bir baş belası! Mesela beni alın. Çok dırdırcı olabilirim; bazen de günlerce tek kelime etmeyebilirim. Ama o beni bile kıskacına aldı! İki gün içinde, çekimlere hükmeden havaya kendimi kaptırıverdim!".

Michel Feller da, "Vincent, elinden gelen her şeyi yaptı. Karakterin, doğuştan gelen kaygısızlığını yansıtabilmek için çok çalıştı ve ışıklar saçan, çekici ve risk alan bir Fanfan'a dönüştü. Karaktere hayat verdi " diyor.

Vincent Perez, bu rol için forma girmek amacıyla 4 ay çalıştı. Stunt ve dövüş koordinatörü Michel Carliez'in aktörle ilgili düşüncesi de şöyle: "Vincent, doğuştan büyük bir yeteneğe sahip. İyi bir binici ve eskrimci; ama bizim öğretimizden de yararlanmak istedi".

Aktör, bunu şöyle açıklıyor: "Bildiklerim sayesinde, rahat edip kenara çekilebilirdim; ama karakteri çok daha ileri götürmek istedim. Her sahnede enerjik ve şevk sahibi olmasını istedim".

Michel Carliez, bir kez daha söze giriyor ve "Jonglörlük yapmayı, ip üzerinde yürümeyi ve trapezle uçmayı da öğrendi. Hatta trambolin bile öğrendi. Ona, pek çok sirk tekniği öğrettik; ve o da çok çalıştı. Özel bir dövüş sahnesinde ve stunt'ta yer almadığı halde, kendine güven duymasını sağladı ve bu hareketlerini olumlu etkiledi. Sürekli kendini gösteren bir zerafete ulaştı; kılıcını çekerken, havada kılıç yakalarken, atının üzerinden yere inerken ya da bir çatıya atlarken... Tıpkı bir kedi gibiydi".

Michel Feller, konuyu şöyle özetliyor: "Vincent'ı sette izlemek, bir aktörün işini ciddiye alışını izlemekten çok daha fazlasıydı. Komple bir aktörün ve ona mükemmel uyan bir rolün bir araya gelişine tanık oldum".

Altı yaşından daha fazla olamaz. Çocuk, alayın bahçesinde, dönemin kostümleri içinde, kameraların çalışmaya başlamasını beklerken etrafta dolanıyor. Gözleri faltaşı gibi açılmış bir şekilde, yetişkinlerin çatıda kılıçla dövüşünü izliyor. Ağzı bir karış, gördüğü şeye kitlenmiş. Kılıçlardan çıkan sesleri, şakırtıları ve bağırışları, ve çekim bittiğinde attıkları kahkahaları duyuyor. Bir rüya aleminde. Onun hemen yanında, ilk gördüğünde bile kendini aynı ölçüde etkileyen devasa bir top var. Çatıdaki dövüş yeni bir şevkle tekrar başlıyor. Ardında biri boğazını temizliyor. Arkasına dönüyor. Penélope Cruz gülümsüyor ve kollarını açıyor. Çocuğun adı Julien. Hızla Cruz'a doğru koşuyor. Onun ünlü biri olduğunu bilmiyor, ama bunun önemi yok. Bu anları asla unutmayacak.

Aksiyona Kaptırmışken

Bir kalenin surlarında koşturmak, kayaların üzerinde sıçrayarak ilerlemek; gizli geçitlerde ya da güneşin yıkadığı çatılarda kılıç dövüşü yapmak; dört nala giden bir atlıyı kovalamak ya da askeri birliklerle dolu bir savaş alanında, çapraz ateşlerden yara almadan kurtulmak... İşte Fanfan ve yandaşlarını bekleyen görkemli meydan okumalardan bir kaçı.

"FANFAN",büyük gişe hasılatı yakalayan aksiyon filmlerinde olduğu gibi, çok sayıda kameranın kullanıldığı, ender kostümlü filmlerden biri. Bu çekim tekniği, dönemin atmosferi ile 'state-of-the-art' tarzı film yönetimi arasında hoş bir tezat sunuyor.

Filmin tüm stunt ve dövüş sahnelerini Michel Carliez ve ekibi hazırladı. "Hemen hemen bütün olası stunt ve dövüş tiplerini kullandık. Filmde şovun durduğu pek çok an var. Senaryonun ritmi ve modern çizgisi, filmin ruhuna ihanet etmeden tozu dumana katmamıza izin verdi. Elbette dövüş sahnelerini bir Hong Kong aksiyon filmindeki gibi yapmamıza imkan yoktu, ama türe farklı bir soluk vermeyi başarabildik" diyen Carliez, açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Stunt sahnelerinin üzerinden geçtik ve dövüş sahnelerinin setten önce kapalı alanda provalarını yaptık. Fanfan ile Fier-à-Bras arasında çatıda geçen düellonun provasını yapabilmek için, setin bire bir kopyasını yaptık. Vincent zaten profesyonel bir eskrimciydi, ama Philippe Dormoy bu konuda yeniydi. Tastamam olana kadar birlikte çok çalıştılar. Sahnenin çekimi başladığında, prova odasından çıktılar ve kendilerini rüzgarın dövdüğü, kaygan bir çatıya tünemiş buldular. Ama bunu sorun etmediler. Filmde can düşmanı olan ikili, diğer zamanlarda mükemmel bir ikiliydi hem de olağanüstü bir ikili. Hava şartları işlerimizi çok zorlaştırdı, ama oyuncular ellerinden gelen her şeyi yaptı".

At sırtındaki stuntlar ve atların yer aldığı diğer tüm sahneler için, yapım ekibi tarafından Mario Luraschi'i kadroya dahil edilmiştir.

Luraschi, 'ÇAPKIN AŞIK / FANFAN LA TULIPE' içinde aksiyon ve macera için muazzam boşlukların olduğu bir film. Atlarla bir şeyler yapmak için harika bir fırsattı. Kadroda Vincent Perez gibi iyi bir binici olduğu için şanslıydık. Sınırlarımızı olabildiğince ileri götürme ve normalde dublörle asla yapılamayacak hedeflere ulaşma imkanına sahip olduk. Bu durum filme hiç beklenmedik bir gerçekçilik kattı" diyor.

"ÇAPKIN AŞIK / FANFAN LA TULIPE", film yapımında kullanılan pek çok şeyi hatta biraz daha fazlasını hayata geçirdi. Sette, şiirsel isimleri geçmişte kalıp unutulmuş olan, ama aslında çok ciddi bir işlevi yerine getiren profesyoneller vardı. Bunlardan bazıları, örneğin bulut yıkayıcılarının işi bulut kapatıcılardaki boşlukları tespit ederek, ekibin çekim yapabilmesini sağlamaktı. Ve bir de yaprak boyacıları vardı ki onlar da ormandaki ağaçların sarı tonlarını oraya yerleştiriyorlardı. Tabii kirleticilerden de bahsetmek gerekiyor (dirsekler, dizler, vs. gibi uzmanlık alanları olabilir). Onlar da çamurlu su ya da toprak dolu kazanlar taşıyarak, yepyeni kostümleri birkaç saat gibi bir süre içinde yıpranmış giysilere dönüştürürdü…

Fanfan Dönemi

Yapım tasarımcısı Jacques Bufnoir, film hakkında şunları söylüyor: "Film için iki ana tip setimiz vardı. Aralarından bazılarının devasa boyutta olduğu, stüdyoda inşa edilmiş setler ile dışarıda zaten var olan mekanlardaki setler. Kalenin içinin tamamı, Epinay'deki stüdyolarda inşa edildi. Fanfan alayının kamp alanı, Rodez'in birkaç kilometre dışında bulunan, hakiki bir 16. yüzyıl kalesinin dibine kuruldu. Bazı şeyleri, sıfırdan inşa etmemiz gerekti, çünkü buna mecburduk, ama bazı durumlarda da var olan öğeleri bütünleştirmek ya da uyarlamak olanağını da bulduk".

Fanfan ile Fier-à-Bras'nın kıyasıya düellosunun gerçekleştiği çatı için, Jacques Bufnoir'ın iki ayrı yaklaşım benimsemesi gerekir. Bunu şöyle açıklıyor: "Zemin kat sıradan bir yapı iskelesinin kaplanmasıyla oluştu. Ama üst kat için, orijinal ve sağlam bir ahşap yapı inşa etmemiz gerekti. Buranın ne tür hava şartlarına ya da yönetmenin beklentileri doğrusunda ne tür darbelere maruz kalacağını bilmiyorduk; bu yüzden özellikle sağlam inşa etmemiz gerekiyordu".

Michel Feller, set hakkında, "Birkaç hektarlık bir alana yayılan bu muazzam seti görmeye gelen herkes çok etkilendi. Gerçek bir kalenin dibinde, sıra sıra çadırlar ve eğitim kampı vardı. Bunun da ötesinde, Aquitaine bölüklerinin alay binaları, kocaman bir giriş kapısı, iplerde asılı çamaşırlar, saman balyaları, ahırlar ve bir de çamaşırhane vardı. Ama esas etkileyici olan şey, tüm bunların arasında hangisinin asırlardır orada olduğunu, hangisinin bizim eklediğimiz setler olduğunu kimsenin anlamamasıydı".

Saat sabahın üçü. Kostüm departmanı, Rodez'in yakınındaki Laissac jimnastik salonunu merkez üssü olarak kullanıyor. Yüzlerce kostüm, düzenli bir şekilde sıra sıra asılmış. Ekibin kalan kısmı uykudayken, düzinelerce kostümcü harıl harıl çalışarak ertesi gün askerlerin tekrar giyecekleri üniformaları temizliyor ve onarıyorlar. Her şeyin üç saat içerisinde, şafak sökmeden, ilk figüranların giyinmek için gelmesinden önce hazır olması gerekiyor. 800'ün üzerinde kostümün tek tek kontrol edilmesi, yamanması ve bazı durumlarda ütülenmesi gerekiyor. Gözler yorgun ama hareketler her zamanki kadar düzgün. Gecenin bu saatinde kimse konuşmuyor. Herkes elindeki işe yoğunlaşmış. Jimnastik salonunun diğer ucunda, biri ıslıkla Fanfan marşını çalışıyor…

Kraldan Dilenciye Herkes Giydirildi

Yüzlerce kostümüyle "ÇAPKIN AŞIK / FANFAN LA TULIPE", kostüm tasarım sanatı için başlı başına gerçek bir inceleme vakası. On altı başrol oyuncusu ile yüzlerce figüranı giydirme görevi, Olivier Beriot ve ekibine verildi. Yaptıkları çalışma için: "Tüm kostümler özel olarak bu film için yaratıldı. Savaş alanındaki bazı arka plan figüranlarının giydikleri dışında hiçbir şey kiralamadık, bu da filmin geçtiği dönem için oldukça alışılmadık bir şey" diyen Beriot, açıklamalarını şöyle sürdürüyor: "Filmin diğer ekiplerinde olduğu gibi bizim de en büyük kaygımız, hem kostüm tasarımlarının tarihe uygun olması, hem de tarihi açıdan yaratıcılığımızı sınırlamamasıydı. Tarihsel gerçeklik açısından kendimize belli bir özgürlük tanıdık ama dönemin ruhuna da sadık kaldık. Örneğin savaş sahneleri için, iki tarafı çok net bir şekilde ayırt etmemiz ve belirginleştirmemiz gerekiyordu. Renk seçiminde, kostümü giyecek olan karakterin kişiliğini temel aldık. Bunun renkli çekilen ilk "FANFAN" filmi olduğunu unutmamalısınız!"

Kumaşlar dikkatle araştırılır, seçilir ve aralarında Hindistan'ın da bulunduğu bir düzine ülkeden getirtilir. Kostümler, daha sonra Fransa'da dikilir. Olivier Beriot: "Kral'dan dilenciye, dönemin tüm sosyal sınıflarını giydirmemiz gerekiyordu. Meslekteki tüm uzmanlık alanlarına başvurduk. Bir masada terziler en ince el işi nakışlarla uğraşırlarken, bir diğer masada dilenciler için dikilen kıyafetleri eskitmekle uğraşıyorlardı".

Fanfan'ın kostümleri diğerlerinkinden biraz daha fazla uğraş gerektirir. Kostüm tasarımcısı, bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Vincent'ın kostümlerinin sadece karaktere ve döneme uygunluk göstermesi gerekmiyor, aynı zamanda da aksiyonun gereği olan tüm hareketleri rahatça yapabilmesine olanak tanıması gerekiyordu. Onun karakteri, sürekli hareket hâlinde. Vincent için çok kumaş harcadık…". Beriot sözlerini sürdürüyor: "Adeline için iki ayrı çizgide çalıştık. Çok güzel bir kadın ; ama biraz erkek fatma !. Bu yüzden ona çok romantik gece elbiselerinin yanı sıra, dar pantalonlar ve dizin üzerine kadar çıkan botlar gibi erkeksi kıyafetler de hazırladık. Penélope Cruz'u giydirmek gerçek bir zevk. Her giysinin içinde harika görünüyor".

Çekimlerin 5 aydan fazla sürmesi, çok büyük bazı sahneler içermesi ve bir de değişken hava durumu etmenleri bir araya gelince, tüm kostüm departmanının bütün bu süre boyunca, kıyafetlerin tamiratı, tadilatı ve uyarlanmasıyla uğraşması gerekir.

"Her zaman kolay değildi ; ama böyle bir projede çalışmak ve sürekli olarak böylesine yüksek bir kaliteyi hedeflemek kaçırılmayacak bir fırsattı!" diyerek sözlerini noktalıyor Olivier Beriot.

Kısa süre sonra hava kararacak. Ağaçlık vadiye bakan tepenin üzerinde, Gérard Krawczyk tek başına . Ayakta ufku seyrediyor. Bulutlar batan güneşi yansıtıyor. Arkasında, biraz geride, güçlü bir ışıkla aydınlatılan yerde, set çalışanları ertesi gün çekilecek düğün sahnesi için geniş kraliyet locasının hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyor. Serin bir esinti var. Zaman zaman, Gérard elindeki aletle bölgeye bakarak kameraları tam olarak nereye yerleştireceğini belirliyor. Tıpkı savaş öncesinde bir general gibi planının son rötüşlarını yapıyor. Yarın, çadırlar orada olacak, atlar oradaki toprağı eşeliyor olacak… Tüm başrol oyuncuları sette hazır bulunacaklar.

Bu akşam, sahneyi kafasında canlandırmak ve seçimlerini yapmak için kendi başına kalıyor. Yarın, bu yalnızlık, final sahnesi için toplanan 500 kişinin varlığıyla yer değiştirecek…

Fransa'nın Dört Bir Yanından Çekimler

Beş aydan fazla bir süreye yayılmış, 85 günde, "ÇAPKIN AŞIK / FANFAN LA TULIPE" ekibi, Fransa'nın en güzel yerlerinde çekim yapar. Mekan seçiciler, ünlerini tehlikeye atarak, aksiyon sahneleri için muhteşem görüntüler sağlayacak el değmemiş yerlerin arayışına girerler.

Görüntü yönetmeni Gérard Simon, bunu şöyle açıklıyor: "Bu bir dönem filmi. Dış mekanlardayken sadece güneş ışığını hissetmeliyiz; iç mekanlardayken de ışık sadece kandillerden, şamdanlardan ya da meşalelerden geliyor gibi gözükmeli.Yönetmen, benden başka ne isterse istesin, her zaman bunları tek ışık kaynağıymış gibi göstermeye çalıştım. Işığın hem doğal, hem de filmin genel havası ve her bir karakterin ruhsal durumuyla uyumlu olması gerekiyordu. Ay ışığını, sıcak güneş ışıklarını ve ateşlerin kıvılcımılarını yeniden yarattık…"

Yüzün üzerinde teknisyen, set çalışanı, boyacı ve kostümcü, oyuncu ordusunun peşine takılarak Rodez'den, Aveyron bölgesindeki Najac Şatosu'na, Fontainebleau ormanından d'Angers Şatosu'na ülkenin dört bir yanını gezer.

Her seferinde düzinelerce kamyon, gerekli araç gereci taşımak üzere yola koyulur. Her çekim mekanında, oyuncuların karavanları, aksesuar departmanı, atölyeler, prodüksiyon ofisleri, ahırlar ve kantin için yer bulmak gerekir.

Michel Feller, "Filmin gerçek bir ferahlık duygusu vermesini, sıcak yaz renkleriyle ve güneş ışığıyla yıkanan gerçek kır görüntüleri sunmasını istedik. Hepimizin kafasında filmle ilgili oluşan görüntüde bol bol yakıcı güneş vardı... Sonuçta, istediğimizi elde ettik, ama o kadar kolay olmadı" diyor ve ekliyor: "İzleyicilerden hiçbirinin 2002 yazında havanın gerçekten ne kadar berbat olduğunu tasavvur edebileceğini sanmıyorum. Bazı günler, ihtiyacımız olan yarım saatlik güneş ışığını yakalayabilmek için beş saat beklediğimiz bile oldu".

Yapımcı sözlerini şöyle noktalıyor: "Artık film tamamlandı.Şimdi beni en çok mutlu eden şey :Çocukların ve yetişkinlerin gidip, filmi izleyerek eğlenebileceği düşüncesi. Bu, tüm aileye hitap eden bir film. İçinde herkese göre bir şey var. Farklı nesillerin bir araya gelerek aynı hikayeyi paylaşabilecekleri düşüncesi hoşuma gidiyor. Ebeveynlerin, çocukların, büyükanne ve büyükbabaların hep birlikte izleyebileceği fazla film yok. 'ÇAPKIN AŞIK / FANFAN LA TULIPE', herkes için 95 dakikalık bir eğlence".


Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.