|
"Changing
Lanes - Çarpışma"
"Changing
Lanes", 1999 yılında çektiği "Notting Hill" adlı romantik
komediyle hem izleyicinin hem de eleştirmenlerin beğenisini kazanan ödüllü
İngiliz yönetmen Roger Michell'in ABD'deki ilk yönetmenlik sınavı... Aynı
zamanda da Oscar ödüllü senaryo yazarı Michael Tolkin'in (The Player)
ile işbirliği yapan ve dinamik yazım tekniğiyle Michell'in dikkatini çeken
Chap Taylor'ın ilk senaryo çalışması...
"Senaryoyu
okuduğum anda hayal gücüme seslendiğini hissettim" diyor yönetmen
Roger Michell ve devam ediyor: "Rastlantı sonucunda meydana gelen
bir karşılaşma sonucunda iki insanın yörüngesinden çıkmasını anlatıyor.
Bu iki insanın
davranış kalıpları bir anda değişiyor ve akıl dışı, tuhaf, şiddet yüklü
yöntemler kullanmaya başlıyorlar. Olayların akışını izlerken bir adım
sonrasında nasıl davranacaklarını kestiremez hale geliyorsunuz."
29 yaşındaki
avukat Gavin Banek rolünü Oscar ödüllü aktör Ben Affleck üstlendi. Mesleğinin
basamaklarında hızla yükselen yakışıklı avukatın herşeyi var gibidir.
Güzel karısı, pahalı Mercedes'i ve satın almaya hazırlandığı lüks yatıyla
kusursuz bir yaşamı vardır. Ancak görev yaptığı avukatlık firmasının ona
ahlaki açıdan sorgulanabilecek bir davayı vermesiyle birlikte daha önceden
hiç karşılaşmadığı türden ahlaki sorunlarla yüzyüze gelir.
Avukat Gavin
Banek rolünün uzun süredir beklediği tarzda bir rol olduğunu belirten
Ben Affleck, "Bu türdeki senaryolar insanın daha sıkı çalışmasını
ve daha çok düşünmesini gerektirir" diyor ve devam ediyor: "Böyle
bir rolü oynarken kendi deneyimlerinizi ve projeye katabileceğiniz duygusal
birikiminizi düşünmeniz gerekir. Her defasında daha zor bir rolü aldığımda
aktörlüğümün iyiye gittiğini düşünüyorum. Bu konuda Roger Michell'in de
büyük yardımını gördüm. O olmasaydı performansım bunun yarısı kadar bile
olamazdı. Filme önemli katkılar sağladı."
"PEARL
HARBOR"IN SETİNDE OKUDU:
"Changing
Lanes"in senaryosunun ilk kez "Pearl Harbor"da oynarken
eline geçtiğini ve o filmin setinde ardarda patlayan bombalar arasında
okuduğunu belirten genç aktör, o gün neler hissettiğini şu sözlerle dile
getiriyor:
"Senaryoyu okurken bir nakliye uçağındaydım. İnsanların birbirlerinden
nasıl ayrı düşebildiğini dürüstçe anlatmasını etkileyici buldum. Çekici
gelen yanlarından birisi de, şimdiye dek yaptığım filmlerden tamamen farklı
olmasıydı. Ortada tarihi ya da politik önem taşıyan büyük bir olay yoktu.
Epik bir öykü de değildi. İki erkeğin hızla çözülmesini anlatan kişisel
bir öykü vardı karşımda. Bugüne kadar yapma fırsatını bulamadığım tarzda
bir roldü. Böyle bir rolü üstlenmenin oyunculuk açısından kaçırılmayacak
bir fırsat olduğunu düşündüm."
Ben Affleck
filmde canlandıracağı karakter için özgeçmiş geliştirirken Gavin Banek'in
fakülte yıllarında son derece tutkulu ve idealist bir hukuk öğrencisi
olduğunu hayal etti. Ancak okulu bitirip diplomasını aldıktan sonra çalışmaya
başladığı avukatlık şirketinde idealleri yavaş yavaş eriyecekti. Çünkü
iş hayatında çalışılan kurumlar insanlardaki hümanizmi yok ediyorlardı.
Çarkların dönebilmesi için çoğu zaman ahlaki değerler kurban edilebiliyordu.
Filmde en
az Gavin Banek kadar kompleks bir karakter de, Samuel L. Jackson'ın portresini
çizdiği Doyle Gipson karakteriydi. Alkol tedavisi görmesi nedeniyle karısı
dava açmış, mahkeme kararıyla çocuklarını elinden almaya çalışıyordu.
Hayatında en çok değer verdiği varlıkların birer birer elinden kayıp gittiğini
hisseden Doyle Gipson'ın acılarla dolu bir yaşamı vardı.
Yapımcılar
bu rolde Samuel L. Jackson'ın oynaması üzerinde görüş birliğine vardı.
Yönetmen Michell, "Neden Samuel L. Jackson?" sorusunun yanıtını
şu sözlerle veriyor: "Sam'in mükemmel bir aktör olduğuna kuşku yok.
Şimdiye dek oynadığı 'Shaft', 'Jackie Brown' ve 'Pulp Fiction' gibi filmlerde
daima soğukkanlı kişilik portreleri çizdi. Ancak bu kez tam tersi bir
rol var. Doyle karakterinin soğukkanlı bir tip olduğu söylenemez. O beceriksiz
ve sakar denebilecek bir adam. Dolayısıyla daha önceden oynadığı rollerden
tamamen farklı."
Samuel L.
Jackson da, bu filmde üstlendiği karakterin değişik olduğunu kabul ediyor
ve Doyle Gipson'ın kişilik yapısını şu sözlerle betimliyor:"Doyle
sokaklarda her gün gördüğümüz, çoğu zaman farkına bile varmadığımız türden
bir adam. Sıradan giyim tarzıyla, saç kesimiyle ve gözlükleriyle hiç dikkat
çekici değil. Kendi kontrolü dışında gelişen olaylar sonucunda ansızın
değişir ve bambaşka bir insan olur. Böyle bir kişiliği keşfetmenin çok
ilginç olacağını düşündüm. Çünkü bu tür karakterleri canlandırmak her
zaman kısmet olmaz."
SEYİRCİ
HANGİSİNİ DESTEKLEYECEK?
Samuel
L. Jackson'ın görüşüne göre izleyiciler bu filmde taraf tutma durumunda
kalacaklar. Kimileri Gavin'i desteklerken kimileri de Doyle'un tarafına
geçecek. İzleyicilerin büyük bölümünün tercihi ise Doyle'dan yana olacak.
Ünlü aktör bu öngörüsünün sebebini şu sözlerle açıklıyor: "Gavin'in
güçlü avukat statüsünde olması, başka insanlara zarar verebilme ihtimalini
de beraberinde getiriyor. Kısacası Gavin, Doyle'ın yapamayacağı birçok
şeyi başarabilecek güçte bir avukat. İstediği an haince davranabilir ve
onun yaptıklarının Doyle'ın yaşamında uzun dönemli yan etkileri olabilir.
Bu yüzden izleyicilerin zayıf konumda gördüğü Doyle'un tarafını tutacağını
düşünüyorum."
Gavin'in
giderek darmadağın olan yaşamında aklın sesini temsil eden bir kadın vardır.
Meslektaşı ve eski metresi olan bu kadın Michelle'dir. Ancak aynı kadın
Doyle'ın itibarını yok etmesi için Gavin'i yönlendirecektir. Bu kompleks
karakterde Toni Collette kamera karşısına geçti.
Toni Collette
filmde portresini çizdiği Michelle karakterinin Gavin ile ilişkisini şöyle
değerlendiriyor: "Gavin'in sadece siyah ve beyazlardan oluşan net
bir yaşam tarzı varken Michelle ona renk katar. Gavin açısından iyiliğin,
vicdanın ve inancın sembolü olduğunu söyleyebiliriz. Michelle'in tek amacı
var. Gavin'in mümkün olduğunca iyi bir insan olabilmesi..."
Gavin'in
başarıya duyduğu ihtiyacı her ne pahasına olursa olsun körükleyen insanlardan
birisi de, patronu ve kayınpederi Delano'dur. Tecrübeli aktör Sydney Pollack'ın
portresini çizdiği Delano, başarının gerçek anahtarının ahlaki konularda
olabildiğince esnek davranmakta olduğuna inanır. Bu yüzden de çevresine
kendi dünya görüşünü kabullenebilecek insanları toplamıştır.
Portresini çizdiği Delano karakterini, "Toplumsal değerleri hiçe
sayan bir realist" olarak tanımlayan Sydney Pollack, bu karakterin
diğer özelliklerini şu sözlerle anlatıyor: "Delano hırslı ve tutkulu
bir adam. Yüksek oranda rekabetçiliğe dayalı bir dünyada başarının sırrının
duygusallıktan uzak durmaktan geçtiğine inanıyor. Delano'ya göre ahlak
denilen olgu, sadece bir dengeleme olayıdır. Ahlaki kuralları ara sıra
çiğnemekten fazla bir zarar gelmez. Sahibi olduğu avukatlık şirketini
de bu inanç doğrultusunda yönettiğini görüyoruz. Ben onun düşüncelerine
katılmıyorum ama sözlerinin tamamen yanlış olduğunu da söyleyemem. En
azından Delano'nun felsefesininin özellikle finans çevrelerindeki hırslı
insanlar arasında kabul gördüğünü biliyorum."
"Out
of Africa" filminin Oscar ödüllü yapımcı ve yönetmeni Sydney Pollack,
"Changing Lanes" ile bir kulvar değişikliği yaptı ve kamera
önüne geçerek aktörlük yeteneğini sergiledi. Bundan büyük keyif aldığını
gizlemeyen Pollack duygularını şu sözlerle dile getiriyor: "Oyunculuk
yönüme çok fazla ağırlık vermem ama bu kez iyi bir sebep vardı. Aktörlüğün
de ayrı bir keyfi vardır. Ne zaman aktör olarak kamera karşısına geçsem,
yönetmenlik kariyerimde işime yarayacak birçok şeyi öğrenme fırsatını
bulurum. Roger Michell gibi başarılı bir yönetmenle çalışmak da benim
için yararlı oldu. Roger ne istediğini bilen bir yönetmen. Her teklife
açık davrandı. Ayrıca kendine özgü açık ve net düşünceleri vardı. Bundan
büyük keyif aldım."
İNTİKAM
VE ÖÇ ALMANIN GÖRSEL ANLATIMI:
"Changing
Lanes"te öykü akışının en belirgin yanlarından birisi de intikam
ve öç alma duygularının hızla tırmanmasıydı. Bunların görsel açıdan yorumlanması
için başarılı bir prodüksiyon tasarımcısı gerekiyordu. Yönetmen Michell,
bu görev için "Philadelphia" ve "The Silence of the Lambs"
gibi filmlerde başarısını kanıtlayan prodüksiyon tasarımcısı Kristi Zea'yı
tercih etti.
"Changing
Lanes"in prodüksiyon tasarımlarını hazırlarken karşısına çıkan en
büyük zorluğun Gavin ile Doyle'un farklı dünyalarını çizmek olduğunu belirten
Kristi Zea, nasıl bir çalışma tekniği uyguladığını şu sözlerle anlatıyor:
"Seyirciler bu iki erkeğin neden birbirine düşman kesildiğini hemen
anlayabilmeliydi. Ancak aynı zamanda onların farklı kişiliklere sahip
oldukları halde bazı benzerlikleri paylaştığını da vurgulamam gerekiyordu.
Benzerlikleri tanımlamak için öncelikle iki erkeğin Kafka tarzı kökenlerine
indim. Örneğin büyük bir sigorta şirketinde çalışan Doyle'un orada küçücük
bir odası vardı. Buna karşılık Gavin'in özel ofisi, Manhattan'a tepeden
bakan manzaralı bir odaydı. Şirket içi statü farkına karşın her ikisi
de büyük şirketler için hizmet veren işçi arılar gibiydi. Benzerlik de
buradaydı."
"BÜYÜK
BİRADER" TARZI OFİSLER:
"Changing
Lanes"in öykü akışında Doyle'un çalıştığı yerin çok önemli bir rolü
olmaması nedeniyle ana mekan olarak Gavin'in görev yaptığı avukatlık şirketinin
ofisleri kullanıldı. Sonsuzluğa uzanan labirentleri andıran cam bölmeli
çalışma alanlarıyla bu ofisler, ahlaki değerlerin paramparça olduğu "Büyük
Birader" tipi ortamları çağrıştırıyordu.
Ancak böylesine
büyük bir miktarda camın kullanılması bazı sorunları da beraberinde getirdi.
İstenmeyen yansımalar meydana gelebileceğini tahmin eden görüntü yönetmeni
Salvatore Totino, kamera ekiplerinin koyu renk giyinmesini sağlayarak
bu olumsuz etkiyi en aza indirmeyi başardı. Ancak cam bölmeli ofislerin
getirdiği bazı kolaylıklar da vardı. Totino böyle bir set içinde çekimlerini
hiçbir engelle karşılaşmadan rahatlıkla yapabiliyordu.
"Changing
Lanes"in seti gerçekten görkemliydi. Brooklyn'in Williamsburg bölgesindeki
Marcy Avenue üzerinde yer alan 100 yıllık tarihi bir yapı içine kurulan
setlerde binlerce metrekare plastik yer döşemesi kullanıldı. Setin üç
cephesi Manhattan'ı tepeden gösteren dev fotoğraflarla kaplandı. Cam bölmelerin
kırılgan olması gözönüne alınarak öncelikle yer ve tavan döşemeleri kaplandı.
Daha sonra cam bölmelerin yerleştirilmesine geçildi.
Avukatlık
şirketi seti için renk seçimleri yapılırken çağdaş sanatın popüler biçimlerinin
sergilenmesine özen gösterildi. Bunun sebebini prodüksiyon tasarımcısı
Kristi Zea şu sözlerle açıklıyor: "Bugünlerde avukatlık şirketlerinin
geniş sanat koleksiyonlarına sahip olduğunu görüyoruz. Günümüzün modası
bu... Aslına bakarsanız bir avukatlık ya da yatırım şirketine gittiğinizde
sanata verilen önemi görmemek olanaksızdır. Günümüzde sanat artık tıpkı
bir araba gibi statü sembolü oldu. Aynı şekilde filmlerde de başlıbaşına
bir karaktere dönüştü. Sinema seyircileri artık bu ofislerin duvarlarında
neler olduğuna önem veriyor. Prestijli şirketler dünyaya karşı ne kadar
duyarlı olduklarını sanat aracılığıyla müşterilerine göstererek onları
etkilemeyi hedefliyorlar."
KUTSAL
CUMA'DA 36 SAAT:
"Changing
Lanes"in konusu ilkbahar aylarındaki Kutsal Cuma'da 36 saatlik bir
zaman dilimi içinde geçer. Ancak filmin konusunun ilkbaharda geçmesine
rağmen çekimler kış aylarında, Aralık'tan Mart'a kadar uzanan bir süreçte
gerçekleştirildi. Çekim takviminin hava koşullarına tam olarak uydurulması
nedeniyle hiçbir sahnede tek bir kar tanesi bile görülmedi. Düzenli yağmur
gerektiren sahneler için ise dev fıskiyeler aracılığıyla yapay hava koşulları
yaratıldı.
Roger Michell
ve prodüksiyon ekibini bekleyen bir başka görev daha vardı. Filmde iki
tane de otomobil kazası gerekiyordu. Bunlardan birincisi, filmin ana temasını
oluşturan tampon tampona çarpışma sahnesiydi. Diğeri ise Gavin'i ölümün
eşiğine getirebilecek kadar ciddi bir kazaydı. Bunu başarmak için filmin
çekimlerinin büyük bölümü Çarşamba'dan Pazar'a uzanan çekim takvimine
göre yapıldı. Ayrıca New York'un ana trafik arterlerinden birisi olan
FDR Caddesi trafiğe kapatıldı. Böyle bir olay New York'ta çekilen filmler
tarihinde bir ilki oluşturdu.
"Changing
Lanes" projesine başlarken Michell'in vizyonu, düşüncelere seslenen
bir film yapmaktı. Bir yandan belirsiz hava koşullarıyla mücadele etmenin,
bir yandan hafta sonlarında çalışmak zorunda olmanın getirdiği stresli
ortam, yönetmenin bu vizyonunu hiçbir aşamada olumsuz etkilemedi.
Yönetmenin
filmle ilgili son sözleri şöyle: "Hayatımız birtakım küçük kazalarla
doludur. Tıpkı bu filmdeki iki adamın belalı sularda yüzmesine yol açan
kaza gibi... Burada iyi adam / kötü adam öyküsü sözkonusu değil. Biz bu
filmde doğruyu yapmak ya da yapmamak ikileminin eşiğinde duran insanların
öyküsünü anlattık."
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|