KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"The Recruit - Çaylak"

"CIA'de eğitim almayla ilgili bir öykü yaratma fikri son derece büyüleyiciydi" diyen yapımcı Roger Birnbaum, böyle bir filmin yapım amacını açıklarken, "Kimdir bu insanlar? Çok az insanın yapmaya gönüllü olduğu bir işi neden yaparlar? Bu gizli örgüt eleman seçerken ne gibi mekanizmalar çalışır? İlk etapta akla gelen sorular bunlardı" diyor.

CIA merkezli bir öyküden yola çıkan filmin başrolünde Al Pacino'nun oynaması fikri, yapımcı Gary Barber'dan çıktı. Bu öneriyi hemen kabul ettiğini belirten yönetmen Roger Donaldson, film tarihinin en büyük aktörlerinden kabul edilen Oscar ödüllü aktör için şunları söylüyor:

"Bu film herşeyden önce bir psikolojik gerilim çalışmasıdır. Filmde öyle keskin dönemeçler var ki, kimin iyi kimin kötü olduğundan emin olamadığınız gibi, bir sonraki karede neler olacağını kestiremiyorsunuz. Filmin konusu büyük oranda CIA'in eğitim merkezinde geçmekle birlikte geçtiğimiz yıllarda 'No Way Out' ve 'Thirteen Days' gibi politik gerilim filmlerinde yıldızlaşan Al Pacino merkezli bir performans gösterisi olduğunu söyleyebilirim. Bir başka açıdan da babasını arayan genç bir erkeğin öyküsüdür. Babasının yokluğunu her zaman hisseden genç James'in yepyeni ufuklara doğru çıktığı yolculuk anlatılır."

Filmin diğer yapımcılarından Jeff Apple, "The Recruit"i şu sözlerle tanımlıyor: "Casusluk eğitimi kitaplardan öğrenilmez. Geçtiğimiz yıllarda yapımcılığını üstlendiğim 'In the Line of Fire' adlı filmde de gizli servislerin faaliyetlerini gözlemlemiştim. Bu eğitim birçok becerinin öğrenilmesini de beraberinde getirir. Bunlar arasında patlayıcı madde ve paraşütle atlama gibi fiziksel yönler olduğu gibi gerçek olanla olmayanı birbirinden ayırabilmek, değişik kimliklere bürünebilmek, rol yapmayı bilmek gibi ruhsal yönler de vardır. Kısacası bir ajanı herşeyden önce iyi bir aktöre benzetebiliriz."

CIA filme destek verdi...

CIA Sözcüsü Chase Brandon'un da filme önemli katkısı oldu. Kurumun tesisleri, yöntemleri ve karmaşık görevlendirme süreçleriyle ilgili bilgiler veren Brandon, CIA yetkililerinin adayları nasıl belirlediğini ve birer operasyon görevlisi haline nasıl getirdiğini tek tek anlattı.

"Kurumdaki eğitim modelleri çok ilginçtir. Operasyon görevlilerinin gizli eğitimi için kullandığımız özel bir bölgemiz vardır" diyen CIA sözcüsü Chase Brandon, kısaca "Çiftlik" olarak bilinen bu gizli eğitim merkezi konusunda şunları anlatıyor: "Gizli eğitim merkezimize 'Çiftlik' adını verdiğimizi bilmeyen kalmadığının farkındayım. Ancak bu konuda kurumun klasik yaklaşımını sergileyerek, böyle bir yerin varlığını ne kabul edeceğim ne de inkar edeceğim. Farz edelim ki böyle bir yer var ve burası için ilginç bir isim bulmamız gerekiyor. O zaman 'Çiftlik' en uygun isim olacaktı."

Brandon'ın film yapımcılarına sağladığı katkı bu kadarla sınırlı kalmadı. Virginia eyaletinin Langley kesimindeki CIA karargahını ziyaret etmelerine izin verdi. Film yapımcıları böylelikle öykü üzerine direkt etki yapacak bilgiyi gerçek mekanlarda alma fırsatını buldular. Bu ziyaretler sırasında ayrıca operasyonların nasıl yapıldığını, daha da önemlisi kurumda çalışanların nasıl insanlar olduğunu yerinde görme fırsatını elde ettiler.

"The Recruit"in yönetmenlik koltuğu Roger Donaldson'a verildi. Donaldson'un en belirgin özelliği, çektiği gerilim filmlerinde ince nüansları yakalayan bir ortam yaratmasıydı. Bunun en belli başlı örneği ise "No Way Out" adlı çalışmasıydı. Yönetmenin o çalışmasının "The Recruit" ile benzer karakteristik özelliklere sahip olduğunu gören Barber ile Birnbaum, projenin başına Roger Donaldson'u getirmekte bir an bile tereddüt etmediler. Üstelik geçmişte de "White Sands" adlı gerilim filminde onunla birlikte çalıştıkları için yabancılık çekmeyeceklerdi.

Gerilim filmi çekmeyi çok sevdiğini belirten Donaldson, "Bugüne dek gerilim tadını veren birçok film çektim. Hatta drama filmlerinde bile daima tehlike, şiddet ve entrika unsurlarını kullandım" diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Washington üzerine üç film yaptım. 'Thirteen Days'in konusu Beyaz Saray'da; 'No Way Out'unki Pentagon'da geçiyordu. 'The Recruit' ise CIA'i anlatıyor. Bu üç kurum sadece Washington ve ABD için önemli olmakla kalmayıp dünya üzerindeki etkisi de büyük olan kurumlardır. Bu kurumları anlatan filmlerin de ilginç olması kaçınılmazdır."

Neden Al Pacino?

Donaldson'a ayrıca filmin oyuncu kadrosu da çekici geliyordu. CIA eğitmeni Walter Burke rolünde Al Pacino'nun, mesleğe yeni başlayan genç ajan James Clayton rolünde de Colin Farrell'in oynayacak olmasının sadece düşüncesi bile bu projeye sıcak bakması için yeterli oldu.

Yapımcı Roger Birnbaum bu tercihlerin sebebini şu sözlerle açıklıyor: "Al ve Colin'in ikisi de kusursuz aktörlerdir. İşlerine karşı sonsuz bağlılık duyarlar. Al Pacino'nun kişiliğinin, otorite ve gizem boyutuyla elele giden canlı ve değişken bir doğası vardır. Al Pacino konuşurken seyirci bazı tuhaf hislere kapılır. Sanki söylenmeyecek şeyleri de bildiği gibi bir hava vermesini bilir. Böyle özelliklere sahip olduğuna göre, bir casusu ondan daha iyi kim oynayabilirdi?"

Genç aktör Colin Farrell ise, Al Pacino gibi efsanevi bir aktörle karşı karşıya oynamanın getirdiği duyguları şu sözlerle ifade ediyor: "Onunla çok iyi anlaştım. İnanılmaz zeki ve yetenekli bir aktör. Doğrusunu söylemek gerekirse çekimlere ara verildiğinde böylesine eğlenceli bir insan beklemiyordum. Bizi bol bol güldürdü. Ondan çok şey öğrendim. Al ile çalıştığım süre boyunca kendimi bulutlar uçuyor gibi hissettim. O bir efsane, bir dahidir…"

Genç aktör filmde portresini çizdiği James Clayton karakterini şöyle tanımlıyor: "Yaşamında önemli değişiklikler olan karakterleri oynamayı severim. Burada portresini çizdiğim James henüz 12 yaşındayken babasını bir uçak kazasında kaybetmiş. 14 yaşındayken de annesi ölmüş. James'in genelde hiçbir şeyi umursamaz gibi bir havası olmakla birlikte aslında herşeyi ciddiye aldığını görüyorsunuz. Küçük yaşlarda yaşadığı bu acı deneyimler sonrasında benliği hasar görmüş. Bu yüzden de 25 yaşına geldiği halde henüz kendi kimliğini bulamamış. Yaşamında belli refarans noktaları bile yok. Çünkü anne-babasını hatırlayamıyor."

Colin Farrell'in kreatif hassasiyetine denk düşen bir başka unsur da, filmin dramatik özü oldu. Genç aktör bunu şu cümlelerle açıklıyor: "Portresini çizdiğim karakterle bir noktadan diğerine gitmek son derece hoş bir olaydır. Herhangi bir noktadan başlayıp ilerlersiniz ve sonunda farklı bir noktada bitirirsiniz. Böyle bir yolculukta olayların akışı aslında karakterin yeniden biçimlenmesine hizmet eder. Karakterin öykünün hizmetinde olduğu filmler yerine bu tip karakter ağırlıklı filmlerde oynamayı her zaman tercih ederim."

Kadın ajanın Aşkı ve Kariyer Tutkusu

Kuruma yeni giren CIA görevlisi Layla Moore rolünde ise Bridget Moynahan oynadı. Senaryonun farklı versiyonlarına okuduğunu, canlandıracağı karakterin her aşamada aynı kalmasından çok etkilendiğini belirten Bridget Moynahan, Layla'nin özelliklerini şöyle anlatıyor: "Layla çok akıllı, tutkulu ve kararlı bir kadın. Kesin bir planı var. Yoluna çıkacak bütün engelleri aşmaya kararlı. Aynı zamanda yüreğinin sesini dinleyerek hareket etmeyi seviyor. Yüreğiyle beyninin çatıştığı noktalarda son derece hassas ve mücadeleci tavır sergiliyor. Kariyer tutkusu olan güçlü kadınlarda bu tüp çatışmaların sıkça olduğunu biliyorum. Ben de kariyere önem veren bir kadın olduğum için Layla karakterine ısınmam zor olmadı."

Layla rolünün filmdeki öneminin büyük olması nedeniyle bazı kriterlerin olması kaçınılmazdı. Film yapımcıları bu kriterlerin Bridget Moynahan'da fazlasıyla var olduğunu görünce Layla rolünü ona vermekte bir sakınca görmediler. Yapımcı Gary Barber bu tercihin sebebini şöyle açıklıyor:"Layla rolü için genç bir kadın oyuncu arıyorduk. Kesinlikle genç kız olmamalıydı. Bridget güzelliğiyle zekasını kişiliğinde birleştiren iyi bir oyuncu. Hem beyinsel hem de fiziksel güce sahip. Layla karakterini ancak onun gibi bir kadın oyuncunun hayata geçirebileceğine düşündük."

Oyunu kuralına göre oynamak

"The Recruit"in bir başka önemli karakteri de Zach rolüydü. Clayton'da birtakım kuşkular uyandıran Zach karakterini Gabriel Macht'in oynamasına karar verildi. Zach karakteri konusunda Gabriel Macht'in düşünceleri şöyle:
"Zach rolü fazlasıyla ilginçti. Çünkü Burke'un dikkatini çekme konusunda James ile yarış halindeydi. CIA için Zach gibi birisinin mükemmel bir aday olduğunu düşünüyorum. Oyunu kurallarına göre oynuyor. Ayrıca ergenlik çağından itibaren hep böyle bir pozisyon istemiş. Ayrıca CIA kurumunun burada sunulan görüntüsünü de çok sevdim. Hiç kimse diğer arkadaşının nereden geldiğini bilmiyor. Zach'in çift taraflı çalışan bir görüntü verdiğine tanık oluyoruz. Zaten filmdeki gerilim unsurunun bu tip dönüşümler sayesinde giderek arttığını görüyoruz."

Konuyla ilgili araştırma yapmak için aktörlerin önündeki zaman sınırlıydı. Buna rağmen hazırlık sürecini çok sayıda kitap okuyarak değerlendirdiler. Bunlardan birisi de Gabriel Macht'ti. Genç aktör hazırlık sürecinde neler yaptığını şu sözlerle açıklıyor: "Araştırma yaparken birçok kitap okudum. Örneğin Bina Cady Kiyonaga'nın yazdığı 'My Spy - A Memoir of a CIA Wife' ve Ted Gulp'un yazdığı 'The Book of Honor' vardı. Bu ikincisinde CIA görevlilerinin gizli yaşamlarıyla ölümlerinin keşfine çıkılıyordu. Ayrıca CIA, NSA, MIG ve FBI'ın faaliyetlerini ayrıntılarıyla anlatan bilgi dolu bir istihbarat dergisini okudum."

Gabriel Macht sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçtiğimiz yıl bunra benzer bir filmde oynamıştım. Orada insan izleme uzmanı olarak çalışan bir CIA görevlisini canlandırıyordum. O filme hazırlanırken Delta Force üzerine bazı kitaplar okumuştum. Ayrıca konuştuğum bir ordu mensubu da orduya ve sonra da CIA'e girişte uygulanan eğitim konusunda sayısız öyküler anlatmıştı. Tüm bunların yararını bu filmde de fazlasıyla gördüm."

Filmin kadrosunda yer alan oyuncular beyazperdede casusları canlandırmanın tadını çıkardılar ama hiçbirisi gerçek yaşamında da bu rolünü deneme isteği duymadı. Oyuncuların yaşadığı bu ikilemi Bridget Moynahan şu sözlerle dile getiriyor: "Gizli ajanların yaşamına ilişkin öyküleri okurken beni en çok tedirgin eden yanı, en sevdiklerine bile yalan söyleyebilme yeteneğine sahip olmalarıydı. İki kutuplu bir yaşam sürebileceğimi düşünemiyorum bile. Evet, her mesleğin kendisine göre özelliği vardır ama sevdiğin insanlara yalan söylemek zorunda kalmak gerçekten güç olmalı…"

Öğrenci olmanın getirdiği duyguyu yakından hissetmek isteyen Colin Farrell'in ziyaret ettiği yerlerden birisi de MIT kampüsü oldu. Ayrıca rolünün gereği olarak aksan dersleri de aldı. Bu konuda diyalog hocası Michael Buster ile çalışma yaptı. Aralarında "Minority Report"un da yer aldığı ABD'deki ilk beş filminde de Michael Buster ile çalıştığı için bu konuda yabancılık çekmedi. Çekimler öncesindeki üç hafta boyunca çalışma yaparak Farrell'in konuşmasındaki İrlanda aksanını ortadan kaldırdılar. Böylelikle de Buster'ın "herhangi bir bölgeye mal edilemeyecek ortalama Amerikalı aksanı" olarak tanımladığı konuşma biçimine ulaşmayı başardılar.

Çekim Mekanları

Yönetmen Roger Donaldson en ince ayrıntıları bile en doğru biçimde sunmaya kararlıydı. Bu yüzden Toronto'daki bir çiftlik evinde çekimlerin başlamasına kadar olan sürede haftalarca hazırlık yapıldı. Ekran üzerinde gerçekçiliği yaratmaya önem verdiğini belirten yönetmen, "Seyircinin kendisini gerçekten orada gibi hissetmesini istedim. İlk bakışta bu kolaymış gibi görünebilir ama hedeflediğiniz sonuca ulaşabilmeniz son derece zorlu bir çalışmayı gerektirir" diyor.

Bu zorlu süreçte prodüksiyon tasarımcısı Andrew McAlpine ve görüntü yönetmeni Stuart Dryburgh'un önemli katkısı oldu. Her ikisi de yönetmenin istediği gerçekçi görünüme ulaşma görevine sıkı sıkıya sarıldı. Prodüksiyon tasarımcısı Andrew McAlpine nasıl bir çalışma yaptığını şu sözlerle anlatıyor: "Kurgusal bir dünyanın gerçekçi tanımlaması adını verebileceğim bir görünüm yaratmak için birçok film izleyip resimler üzerinde çalışma yaptım.

Senaryoda sözü edilen 'çiftlik' bizler için hayali bir yer gibiydi. Kısacası 'çiftlik' adı verilen bu eğitim merkezinin nasıl bir yer olduğunu bilen yoktu. Bu esrarengiz dünyanın içini hayal gücümle doldurma şansım vardı."

McAlpine'in hayal gücü önemliydi ama bir yandan da CIA'in gerçekleri söz konusuydu. Kısaca CIA olarak bilinen Amerikan Merkezi Haberalma Ajansı'nın geleneğinde kuruluşundan beri hep gizlilik ve entrika unsurları ön plandaydı. Bu yüzden de çok sayıda senaryo ve kitap yazarının esin kaynağı olmuştu. Hollywood'dan gelen ortak çalışma teklifine CIA yetkililerinin uzun yıllar boyunca "yorum yok" veya "Ne onaylıyoruz ne de reddediyoruz…" şeklinde kalıp cümlelerle tepki vermesi karşısında CIA'in kapalı kapılar arkasındaki dünyası her zaman esrarengizliğini korumuştu.

CIA İmaj değiştiriyor

Yıllarca süren sessizlikten sonra CIA'in bu geleneği değişti ve kurumun kamuoyundaki imajını yenileme konusunda çalışmalar başlatıldı. Örneğin CIA bünyesinde film endüstrisiyle ilişkiler bölümü açıldı ve bu bölümün başkanlığına da Chase Brandon getirildi. "The Recruit"in çekimleri sırasında danışman olarak da görev yapan Chase Brandon, bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunu şu sözlerle açıklıyor: "Eski yapı devam etseydi senaryo ve roman yazarlarının hayal gücü ve yorumlamaları karşısında savunmasız kalmaya devam edecektik. Kuruma karşı negatif bakış açısıyla çekilen filmlere hiç tepki vermemekle aslında en büyük yanlışı yapıyorduk. Bizden ses çıkmayınca yazarlar kurumumuzdaki ajanların gerçek görevini yanlış yorumlamayı sürdüreceklerdi. Mensuplarımızda var olan gerçek vatanseverlik, kahramanlık, onur ve dürüstlük gibi kavramlar göz ardı edilecekti."

Chase Brandon sözlerini şöyle sürdürüyor: "Operasyonlarımızın gizli yapısının halkın hayal gücünü olumsuz tetiklediğini fark edince kurumumuzun halkla ilişkiler bölümünde bir yenilik başlatıldı. Film endüstrisindeki insanlarla yoğun diyalog sürecine girildi. Şu andaki duruma göre herhangi birisi eğer CIA kurumunu konu alan bir televizyon programı, belgesel veya konulu film yapmak istediğinde bize başvurabiliyor ve belli dengelerde kalmak kaydıyla yardımcı oluyoruz. Onlara sağladığımız şanslar ise akılcı düzeyde destek veya projeye katılım şeklinde gerçekleşiyor."

Film dünyasının kendisine özgü yapısını anlamaya çalıştıklarını belirten Brandon, "Dramatik öykü anlatımını anlıyoruz ve bu tür anlatım biçiminde gerçek olgularla abartılı anlatımın kolkola gittiğinin farkındayız" diyor ve filmden bir örnek vererek sözlerine devam ediyor: " Örneğin CIA bünyesindeki hiçbir ajanımız, filmde Colin Farrell'in başına geldiği türde ağır fiziksel tacize uğramamıştır. Ancak taktik eğitim olgusunun gerçekçi portresinin çizilmesinde gerek yapımcıların gerekse yönetmenin çabasını takdir etmeliyim. 'The Recruit'te çizilen CIA portresinin geçmişteki benzeri filmlerin hepsinden daha gerçekçi ve dürüst olduğunu söylemem gerekiyor."

Brandon sözlerini şöyle noktalıyor: "CIA yetkililerinin herhangi bir projeye destek kararı almasından sonra bu desteğin boyutları belirlenir. Örneğin bir fotoğrafçının CIA binasına girip çekim yapmasına izin verilebilir. Çekilen bu fotoğrafların daha sonraki set tasarımlarında yardımcı olması hedeflenir. Ayrıca bazı özel durumlarda filmin oyuncuları da CIA binasına girebilir. 'The Recruit'in çekimleri öncesinde yönetmen binamıza gelip burasının neye benzediğini ve nasıl çalışıldığını gördü. Böylelikle buraya ilk kez gelen bir insanın nasıl duygular yaşayacağı konusunda gerçek deneyim elde etti."

Güvenlik nedeniyle film yapımcılarının binada daha fazla kalmasına izin verilmediği durumlarda da Brandon'un prodüksiyona yardımcı olma görevi devam etti. Ancak bunu daha farklı bir boyutta yaptı. Set tasarımında faydası olabileceğini düşündüğü bazı hesaplamaları kendisi yaptı. Örneğin eski CIA mensuplarının anısına dekore edilmis duvardaki yıldızlar arasındaki mesafeleri ve lobideki heykellerin boyutlarını kendisi ölçtü. Bunları yaparken sanat departmanında ve set tasarım bölümünde çalışanların işine yarayacak ayrıntıları bulup onlara sunmayı amaçladı. Yapılan bu çalışmaların sonucu öylesine otantik oldu ki, CIA'in kıdemli uzmanları bile kurulan setleri görünce gözlerine inanamadılar.

"Çiftlik" Nasıl tasarlandı?

Prodüksiyon tasarımcısı McAlpine'in yaratıcı vizyonunun bir başka ürünü de, kısaca "Çiftlik" olarak bilinen eğitim alanının iç mekan tasarımları oldu. McAlpine bu konuda nasıl bir çalışma yaptığını şöyle anlatıyor: "İç mekanları ilk kez görecek olan izleyicinin soluğunun kesilmesini hedefledim. 'Çiftlik'in faydacılığı ön plana alan dış mekanlarının dramatik açıdan zıttı olmasını istedim. Buna materyal çelişkisi de diyebiliriz."

Donaldson'un gerçekçi ve keskin görünüm yönündeki talebine en iyi yanıt elbette ki görüntü yönetmeni Stuart Dryburgh'tan geldi. Dryburgh nasıl bir çalışma uyguladığını şu sözlerle açıklıyor: "Bu filmin tanımlarken bir casusluk filminin estetiğini kulanan, CIA dünyasında kurgulanmış bir insani drama olduğunu söylemek gerekir. Eğitim sahneleri için gri ve mavilerden oluşan kış renk paletiyle çalıştık. Sonra kentsel bölgelere kaydığımızda koyu turuncu ve kirli sarı kullandık. Filmin doruk noktasında ise yeşil, cyan mavisi ve grilere geçiş gerçekleşti."

Gerçeklik konusunda ayrıntılara bağlı oluşuyla tanınan Donaldson, film karelerine yansıyan hareketler için de sınırsız özgürlük sağlamayı istedi. Filmin büyük bölümünde kamera James'in bakış açısında kalırken bazı belirli sahnelerde sanki bir başkasının gözetlemekte olduğunu çağrıştıracak açılardan çekim yapıldı. Bu noktada Donaldson'un çekim yapanlara verdiği tek bir talimat vardı: "Kameranızı özgürleştirin. Rahat ve serbest davranın." Toronto'da 10 hafta devam eden çekimlerden sonra prodüksiyon ekiplerinin yeni çalışma merkezi Washington D.C. oldu. Bu kentte dış mekan çekimleri yapıldı. Çekimlerin çoğunda hava soğuk ve yağmurluydu. Ancak hava koşullarının kötü olması, tarihsel açıdan dramatik görüntülere sahip bir kentte çekim yapmanın keyfine engel olamadı.

Yönetmen Roger Donaldson'un setteki ortamla ilgili son sözleri şöyle: "Ardarda gelen zorluklarla boğuşmak zorunda kaldığımız günler oldu ama sette her gün neşeli bir ortam hakimdi. Bu da hem aktörlerin hem de teknik ekiplerin görevlerine sonuna dek bağlı kalması sonucunu getirdi."

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.