|
"Cennetten
Çok Uzakta - Far From Heaven"
Far From
Heaven 1950'lerin Amerika'sında yaşayan bir ev kadının hikayesini anlatmakta
ve o tarihlerin Holywood melodramlarının işleyiş tarzından esinlenmektedir.
Todd Haynes
yüzyılın ortalarında yaşanan seksüel tolerans ve ırk ayrımına gönderme
yaptığı, fakat tüm bunları hiçe sayan arzuları yansıtmaya çalıştığı filminde
duyguların koşullar ne olursa olsun sınır tanımayacağını ve bunun trajik
sonuçlarını anlatıyor.
Far From
Heaven oyuncu Julianne Moore, yapımcı Christine Vachon ve senarist /yönetmen
Todd Haynes'in 1995 yılı yapımı drama filmi SAFE'ten sonra ikinci kez
bir arada çalışmalarının eseridir. Film 2002 yılı Venedik Film Festivali'nde
En İyi Kadın Oyuncu dalında Julianne Moore'a Coppa Volpi Ödülü, Görüntü
yönetmeni Edward Lachman'a ise Individual Contribution Ödülü kazandırdı.
"Bugünün
adrenal çılgını duygu pompalanmış dünyasında 50'li yıllara ait bir melodram
yaratmak ve onu olduğu gibi aktarabilmek biraz kafa karıştırıcı bulunabilir.
Oysa ki en büyük melodramlar görünen kötülerin olmadığı, karakterlerin
arzuları ve istekleri yüzünden birbirlerini istemeden incittiği hikayelerdir.
1950'li yılların basit hayat tarzında ve dışarıdan görünen masumiyetinin
ardında da ırk ve seksüel tercihler en az bugünkü kadar değişkendi. Peki
ya bizim şu an yaşadığımız durgun olduğunu düşündüğümüz seçimlerimizin
o dönemdeki kadar yoğun bir düzlükte olmadığını hissetseydik... "
Yönetmen
/senarist Todd Haynes yeni filmi "Far From Heaven"da o eski
Hollywood melodramlarını en basit ve yalın hali ile tekrar ortaya koyuyor.
Film John Stahl'ın Jane Wyman ve Rock Hudson'ın başrollerini oynadığı
All That Heaven Allows, Fred MacMurray'nin There's Always Tomorrow gibi
filmlerinden esinlenilmiştir.
"Annelere
özgü dramalar, oldukça geleneksel bir Hollywood geçmişine sahiptir. Amerikan
sinema tarihinin başlangıcından beri bu tip filmler yapıla gelmiştir Biz
bu filmde bu tip filmlerde kullanılan tarzı, sinema dilini ve stili kullanmaya
çalıştık. Bugünün Amerikan sinemasının çoktan unuttuğu bir tarz olduğundan
aslında eski olan bizler için çok yeni oldu. Günümüz sinemasında kullanılan
illüstrasyon ustalarını ve yeni teknikleri rafine eden bir film yaratmaya
çalıştık. Günümüz filmlerinde de melodrama yakın öğeler bulmanız mümkündür.
Fakat karakterlerin yaşadığını filmi izlerken hissedebilmek duygusal olarak
konunun içine adapte olmak 50li yılların melodramlarına özgü bir özelliktir.
Bu tip filmler sosyal dinamizm içinde aslında hepimizin yaşadığı o günden
bugüne pek az değişen, hayal kırıklıkları, umutsuzluklar, aşk ve ihanet
gibi yaşantılara parmak basarken kendimizle yabancılaşmadan kendimizi
karakterler yerine koyabileceğimiz türdendir. Bu filmde yapmaya çalıştığımda
da seyirciyi filme yakın hissettirerek genel sosyal olgulara 50li yıllar
anlatmaktı." Diyor Haynes.
Yüzyıl
ortasındaki mükemmel ve birebir Hollywood stüdyolarının görselliğine ulaşabilmek
için Haynes film boyunca oldukça yetenekli bir kadro ile çalışmayı tercih
etmiş. Bunlar arasında yapım amiri Mark Friedberg(The Ice Storm), görüntü
yönetmeni Ed Lachman (Erin Brokovich), ve yönetmenin daha önce Velvet
Goldmine filminde de birlikte çalıştığı Oscar Ödüllü kostüm tasarımcı
Sandy Powell (Shakespeare In Love) sayılabilir. Işık, resim seçimi, set
tasarımları, kostümler, renk paletlerinin seçimi konusunda ekip bir araya
gelerek döneme ait her tür özelliği bir araya getirmişler.
"50'li
yılların melodramlarında görebileceğiniz en büyük özellik fazlasıyla gerçekçi
detaylar ve olaylardır. İşte bu yüzden onlara melodram diyoruz. Bir çoğu
özel hayatları anlatır. Örneğin ev hayatında yaşanan gerçek olayları ya
da bir kadın ya da erkeğin aşık olmasını." diyor Haynes.
Far From
Heaven'da bir çok sosyal tema incelenmiş: ırkçılık, homoseksüellik, kadının
aile içindeki yeri gibi. Haynes film yapımı esnasında 1950'li yıllarda
klişeleşmiş şehir dışı mutlu Amerikan aile tarzının 60'ların sonuna kadar
geçerli olduğunu ve bu kavramların o günkü toplum içinde şu anki gibi
kabul edilir ve alışıldık olmadığını vurgulamak zorundaydık. Aslında böyle
bir dönemde aynı yıllarda Maryln Monroe'nun en tepedeki yılları olması
ya da Joan Baez'in ilk albümünü çıkarmış olması bizim için şok edici detaylar
oldu. Bizim anlatmaya çalıştığımız da bir kadının hayatıydı ve bu iki
örnekle taban tabana zıt özellikler taşıyordu. "
Kadınların
kendilerini aileleri ve çocukları için feda ettikleri temalar Hollywood
melodramlarında kullanılmıştı. Bunlar arasında King Vidor'un STELLA DALLAS,
Sirk'in IMITATION OF LIFE filmleri sayılabilir. Far From Heaven'da da
Julianne Moore Cathy karakteri ile toplum tarafından fedakarlık yapmak
zorunda bırakılan taraf olarak işleniyor.
Far
From Heaven'ın 50'li yıllar filmlerinden farklı olağan dışı olan özelliği
seksüel bir temaya -ki o dönemde homoseksüellik bir hastalık olarak algılanıyordu-
sahip olmasıydı. 1960'lı yıllara kadar homoseksüellik bir Amerikan filminde
sadece ima yoluyla anlatılabiliyordu. Douglas Sirk 1954 yılında çok az
tanınan Universal'ın kontratlı oyuncularından birini bu türde bir filmde
oynatmış ve oyuncu Rock Hudson Magnificent Obsession adlı film ile büyük
beğeni toplamıştı. Filmin yapımcısı homoseksüel olduğunu açıkça söyleyebilen
nadir Amerikalı'lardan biri olan Ross Hunter'dı ve daha sonra Rock Hudson'ın
rol aldığı dört filme daha yapımcı olarak imza attı.
"Kamera
arkasında ve film yapım aşamasında birer gerçek olarak idrak edilirken
ne kadınların ne de erkeklerin homoseksüelliği açık açık filmlerde kullanılabilir
durumda değildi. Özellikle de George Cukor ve Vincente Minelli gibi yapımcı
ve yönetmenler bu tip tematik riskleri almak istemiyorlardı. Film işte
o dönemlerde yüzeye çıkarılmaktan çekinilen Amerika'yı da ortaya koyuyor."
Diye açıklıyor Haynes.
Filmde
Frank karakterini canlandıran Dennis Quaid canlandırdığı karakter ve film
için şunları söylüyor." Etrafında kendisine benzer ya da hissettikleri
ile ilgili pozitif düşünmesini sağlayabilecek hiç kimse olmayan biri.
Bunu kabullenmek ya da anlatmaktan bile çok uzak. Karısı ile paylaşmak
zorunda kaldığında ise bir hastalık olduğunu ve tedavi görürse ya da ilaç
içerse geçeceğini umabiliyor. Fakat geçmiyor, çünkü geçemez de... Todd'un
daha önceki filmlerini görmüştüm . Bence o bir sanatçı. Olaylara , insan
hayatına ve tabii ki sinemaya da çok farklı bir bakış açısı var. Senaryoyu
okuduğumda ilk tepkim böyle bir filmi yapmanın benim için iyi olacağıydı.
Çünkü daha önce karakter ilişkilerinin yönlendirdiği bir filmde rol almamıştım.
Dışarıdan Frank'in mükemmel bir hayatı var gibi gözüküyordu. Oysa içinde
çözemediği ve özel hayatını allak bullak eden duygularla yaşıyordu. Todd'un
yazdığı ve yönettiği bu senaryo ile bir komedi filmi yapmak ve bu insanlarla
alay ederek seyirciyi güldürmek çok kolaydı. Fakat o bunu seçmemiş ve
duygusal açıdan bu ilginç duruma bakmayı tercih etmişti. Olaylar insanların
herşeyi halının altına süpürüp yokmuş gibi davrandıkları 50'li yıllarda
geçiyordu. Belki de daha başka ne dramlar yaşanıyordu o zamanlar ve kimsenin
haberi yoktu. Şimdi aynı duygulara sahip insanlar çok daha açık ve rahat
hareket edebiliyor."
Filmin bir
diğer teması ise o yıllarda hala var olan ırkçılık problemi. Filmde Raymond
karakterini oynayan Dennis Haysbert daha önce "24" adlı TV dizisinde
rol almıştı. Hem dizi çekimlerini hem de filmin çekimlerini aynı anda
devam ettiren aktör, film için şunları söylüyor:" Filmin belki de
en duygusal yönünü Cathy ve Raymond'ın paylaştıkları etkileşimler oluşturuyor.
Yaşadıkları duygu tam anlamıyla karşılıksız aşk'tı. Ve canlandırdığım
karakteri çok sevdim. Julianne Moore ile birlikte rol almak her aktörün
hayalidir. "
Haynes
ise genç oyuncu için şunları söylüyor: " Filmdeki Raymond karakteri
çok kibar, akıllı ve ayakları yere basan gerçekçi bir adam. Bence Haysbert
tüm bu özelliklere kendi hayatında da sahip biri. Julianne 'da onunla
çok rahat çalıştı ve bence senaryonun getirdiği her şeyi çok kolay yansıtabildiler.
Raymond ve Cathy yanlış zamanda bir araya gelen doğru insanlar. Fakat
birlikte olmalarına imkan yoktur. Çünkü çevrelerinde fedakarlık etmeleri
gereken bir çok insan vardır ve onlarda kendi hislerinden fedakarlık ederler.
"
Cathy ve
Raymond karakterlerinin yaşadığı 50'li yılların imkansızı olarak adlandıracağımız
farklı ırkların birlikteliği filmin Hollywood melodramlarında yaşamak
olanaksızdır. O yıllarda yapılan filmlerde hiç görmediğimiz ama bir yerlerde
var olduğunu bildiğimiz zencilerin dünyası bu filmde beyazların dünyası
ile tezat oluşturabilecek kadar açık ve net olarak gözler önüne seriliyor.
Film 1957
yılı sonu ve 58 yılı başı arasındaki 6 aylık bir dönemi kapsıyor. Film
Hartford Connecticut'ta ve New Jersey'de çekilmiş. Filmin çekimleri sırasında
o yıllara ait temiz ve kusursuz kent dışı görünümleri için yeniden set
oluşturmak oldukça pahalı olacağından filmin bütçesine uygun olarak kullanılacak
dış mekanlar ve bina çehreleri temizlenerek zamanına uygun hale getirilmiş.
Yalnızca filmin kahramanı olan Whitaker ailesinin yaşadığı ve tüm Hollywood
filmlerinin olduğu gibi bu filminde kalbi olan ev yeniden inşa edilmiş.
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|