|
"Freaky
Friday - Çılgın Cuma"
"Freaky
Friday - Çılgın Cuma"nın uyarlama çalışmasına 2000 yılında Andrew
Gunn'ın, Walt Disney Stüdyolarıyla prodüksiyon anlaşması yapmasıyla başlandı.
Disney uzmanlarıyla beyin fırtınası yapmaya başlayan Andrew Gunn'ın aklında
iki farklı film projesi vardı. Bunlardan birisi "Escape to Witch
Mountain", diğeri ise "Freaky Friday"adlı projeydi. Bunların
her ikisi de geçtiğimiz yıllarda Disney tarafından çekilen filmlerin yeniden
yapımı şeklinde olacaktı.
Projelerini
sunduğunda gönlünün "Freaky Friday"den yana olduğunu belirten
Andrew Gunn, bunun sebebini şöyle açıklıyor: "Bence anne/kız ilişkileri
evrensel bir konudur. Annelerle kızların birbirleriyle ilişkisi babalarla
oğullarınkinden çok farklı olduğunu düşünüyorum."
Filmin prodüksiyon
amiri Mario Iscovich de aynı fikirde olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor:
"11 yaşında bir kızım var. Çoğu zaman annesiyle hiçbir şekilde uyum
içinde olmadığını görüyorum. Proje üzerinde çalışırken bu durum bana önemli
ölçüde ışık tuttu. Aslında bu 'kuşak farkı' dediğimiz problemden başka
bir şey değil. Anneler her zaman, 'Çocuklar beni anlamıyor' diye yakınırken
çocuklar da benzer şekilde, 'Annem beni anlamıyor' diye sızlanıp dururlar."
"Freaky
Friday"in senaryosunu kimin yazacağının tartışıldığı sırada Disney
uzmanı Kristin Burr ile ortak çalışma yapan Andrew Gunn, Disney/ABC Dostluk
Programı kapsamında çalışan genç yazar Heather Hach ile anlaşma yapma
yoluna gitti. Andrew Gunn ile Kristin Burr, bu zor görevin Hach'e verilmesi
için Disney Stüdyoları Başkanı Nina Jacobson'ı ikna etmeyi başardılar.
Böylelikle genç senaryo yazarı Heather Hach, kariyerinin ilk paralı işini
yapma şansını elde etti.
"Freaky
Friday - Çılgın Cuma"nın çıkış noktasında birbirlerinin bedenine
girerek çok farklı bir deneyim yaşayan anne-kızın öyküsü yer alır. Bu
konu Walt Disney Pictures'ın aynı adı taşıyan 1976 yapımı filminde işlenmişti.
Sözkonusu filmde başrolleri Barbara Harris ile o sıralar henüz ergenlik
çağında bir oyuncu olan Jodie Foster paylaşmıştı.
Yeni
"Freaky Friday"in senaryo yazarı Heather Hach, orijinal filmdeki
fantastik düşünceyi aynen koruduğunu vurgulayarak nasıl bir çalışma yaptığını
şu sözlerle anlatıyor:"Fiziksel komedi yaratmak için anne-kızın dönüşüm
öyküsü harika bir arena işlevini gördü. Ancak günümüze uygun bazı yeni
yaklaşımlar gerekliydi. Aslında modernize etmek için gerçek bir fırsat
vardı. Günümüzde kadının rolü artık çok değişti. Senaryoyu yazarken orijinaline
sadık kaldım ama en iyi komedi unsurlarının bile yenilenmeye ihtiyacı
vardır. Elimizdeki orijinal film, biraz daha derinlere dalarak günümüz
gençlerini keşfetmek için büyük fırsatlar sunuyordu."
Filmin prodüksiyon
amiri Mario Iscovich de bu görüşü paylaştığını belirterek şunları söylüyor:
"Materyal ilginçti. Aynı zamanda da başlangıç noktası olarak eğlenceliydi.
Bu yönlerinin günümüz dünyasında da geçerli olması nedeniyle elimizdeki
materyal çağdaş yapıdadır. Kısacası bu film annenizin 'Freaky Friday'i
değildir. Üstelik orijinal filmde anlatılan öykünün 70'li yıllardan daha
çok günümüze yatkın olduğunu düşünüyorum. Çünkü günümüzde herkes çok meşgul.
Çocukların anne-babalarının her ikisi de çalışma hayatında. Herkes her
an bir yerlere gitmek zorunda. Bu yüzdendir ki, yepyeni iletişim yöntemleri
geliştirdiğimiz halde günümüzde iletişim kurmak giderek zorlaşıyor."
Yapımcı Andrew
Gunn ise yeni filmde yapılan güncelleme çalışmasının günümüzü tam anlamıyla
yansıttığına dikkat çekerek bu konuda şu açıklamayı yapıyor:"Her
iki taraf için de son derece komplike bir dünya var. İnsanlar büyüyüp
de olgunlaşıncaya kadar anne-babalarının onlar için yaptıklarını anlayamazlar.
Bu gerçeği tüm yönleriyle göstermeyi istedik. Ayrıca günümüz gençlerinin
bundan 10 yıl öncesine göre çok farklı olduğunu düşünüyorum. Günümüz gençlerinin
bu farklı durumunu, filmdeki anneyi kızıyla yaşayan dul anne yaparak keşfetmeyi
denedik. Bu noktada şu soruyu sorduk: '15 yaşındaki bir genç kızın başına
gelebilecek en kötü şey nedir?' Bu sorunun yanıtı, 'annesinin tekrar evlenmeye
kalkışması' şeklinde ortaya çıktı."
Anne Jamie
Lee Curtis
"Freaky
Friday" projesinin gerçekleştirilmesinde anne ile kızını oynayacak
doğru oyuncuların bulunması hayati önem taşıyordu. Dr. Tess Coleman rolü
için film yapımcılarının tercihi Jamie Lee Curtis'ten yana oldu. Ünlü
kadın oyuncu bu teklifi aldığı günleri şöyle anımsıyor:"Yapımcılardan
telefon geldiğinde kitap tanıtım turunun tam ortasındaydım. Perşembe günüydü.
Pazartesi günü işe başlamıştım bile. Özellikle komedi olması nedeniyle
balıklama atladım diyebilirim. İnsanın bazen içgüdülerinin sesine kulak
vermesi gerekiyor. Senaryodaki fikirlerin hepsi hoşuma gitti. Ergenlik
çağında bir kızım olduğu için onların dünyasını yakından tanırım. Bu yüzden
senaryoda var olan potansiyel drama unsurlarını rahatlıkla görebildim."
Filmin
gerçekçilik temelinin olması konusunda yönetmen Mark Waters ile aynı fikirde
olduğunu belirten Jamie Lee Curtis, bu konudaki düşüncesini şu sözlerle
anlatıyor:"Bu film için sabun köpüğü komedisi diyebiliriz. Bununla
beraber anne ile kız arasında gerçek sürtüşmeler de var. Annesinin yeniden
evlenmeye kalkışması üzerine kızın mutsuz olması; annenin, kızının sevdiği
müzikten hoşlanmaması gibi unsurlar da filmin gerçek malzemesini oluşturur.
Aslında anneyle kız arasında çok büyük sorunlar yok. Sadece birbirlerini
anlayamıyorlar, hepsi bu... Filmde verilen mesaj ise, bir an için de olsa
karşınızdakini anlamaya çalışmanız ve bu sayede hayatta neler kaçırdığınızın
farkına varmanız üzerine kurulmuş. Komedi olgusunun tam ortasında gelişen
insanların birbirini anlayabilmesi olgusuna dayalı çok güzel bir mesaj
var."
Psikolog
Bile Anlayamazsa
Senaryo yazarı
Heather Hach'e göre, filmin konusunda ironik özellikler de var. Bunlardan
birisi de, kızıyla iletişim kurmayı bir türlü başaramayan annenin bir
psikolog olması... Heather Hach bu ironiyi nasıl kurduğunu şu sözlerle
açıklıyor:
"İnsan davranışlarını çok iyi bilmesi gereken psikologların kendi
çocuklarıyla sağlam ilişkiler kurması beklenir. Oysa buradaki psikolog
doktor annenin, kızıyla iletişim kurmakta zorlandığını görürüz. Bu noktada
komedi boyutunun çok iyi işleyebileceğini düşündüm. Çünkü psikolog annenin
kızının davranışlarıyla ilgili en küçük bir fikri yok. Böyle bir ilişkinin
portresini çizmek eğlenceli olacaktı."
Sözü bu noktada
devralan Jamie Lee Curtis, filmde sözü edilen olayların bazılarının psikolog
gözüyle değil, bir annenin bakış açısından verildiğini vurgulayarak şunları
söylüyor:"Olaya bir annenin gözünden bakacak olursak, kızımız 15-16
yaşına geldiğinde üniversiteye bir iki yıl kaldığını düşünerek çocuğumuzun
geleceğinin ne olacağını düşünmeye başlarız. Ergenlik çağına özgü bazı
davranışlarının ileride kalıcı olabileceğinden endişelenerek gerginleşiriz.
Çünkü ergenlik çağındaki çocuklarımız kelimenin tam anlamıyla dikbaşlıdır.
Onları değiştirmenin imkansız olduğunu fark edince daha da sinirleniriz.
Tüm anne-babalar böyle konularda sıkıntı duyarlar ve, 'Acaba doğru yapıyor
muyum?' diye kendi kendilerine sorarlar. Bu arada çocuklarımızda pozisyonlarını
koruma amacıyla giderek daha gürültücü ve tartışmacı bir hal alırlar."
Jamie
Lee Curtis filmle ilgili yorumlarına şöyle devam ediyor: "Duruma
Anna'nın gözünden bakacak olursak, filmin başlangıcında Dr. Tess'in yanlış
konularda odaklandığını görürüz. Öte yandan Anna'nın da birtakım çıkmazları
vardır. Çünkü büyüklerin dünyasına özgü bazı toplumsal veya duygusal konuları
algılamakta zorlanır. Örneğin annesinin sürekli olarak paradan, sağlıktan,
ipotek ödemelerini zamanında yapıp yapamayacağından söz etmesinin sebebini
kavrayamaz. Oysa babasının yokluğu nedeniyle büyük yara almıştır. Filmde
genç kızın bu durumu ön plana çıkarılır."
Lindsay
Lohan Yine Çifte Rolde
Filmin ikinci
baş karakteri olan Anna rolünü 16 yaşındaki genç oyuncu Lindsay Lohan
üstlendi. Lindsay'in işi oldukça zor görünüyordu. Çünkü hem ergenlik çağındaki
genç kızı, hem de kızının bedenine girmiş anne rolünü dönüşümlü olarak
oynaması gerekecekti.
Aslında Lindsay
Lohan bu tipte ikili karakterlerin yabancısı değildi. Bundan beş yıl kadar
önce yine bir Walt Disney Pictures komedisi olan "The Parent Trap"
filmende Annie ve Hallie Parker adlı ikizlerin portresini çizmişti. "Freaky
Friday" sayesinde kendi kişiliğinden farklı karakterlere dönüş yapmaktan
dolayı heyecan duyduğunu belirten genç oyuncu, filmle ilgili düşüncelerini
şöyle anlatıyor:"Anna'nın kişilik yapısı benimkinden çok farklı.
Daha sert mizaçlı bir kız diyebilirim. Konuşmadan önce durup düşünme gereğini
bile duymuyor. Tüm gençler gibi onun da kendisini ifade etme konusunda
sorunları var. Bu yüzden bir zırhın arkasına saklanma ihtiyacını duyar.
Böylelikle kişiliğinin bazı yönlerinin başkaları tarafından görülmesine
izin vermez."
Yapımcı
Andrew Gunn'un Lindsay Lohan ile ilgili görüşleri ise şöyle: "Bu
filmdeki Lindsay Lohan, 'The Parent Trap'ten anımsadığımız Lindsay değil...
Oradaki küçük kız artık büyüdü. Anna gibi asi ruhlu bir karakterin portresini
başarıyla çizdi. Bu zor işin altından kolayca kalkabileceğini zaten biliyorduk.
Ancak umduğumuzun ötesinde başarı sergilemesi karşısında şaşkınlığa düştük.
Bence Lindsay Lohan olağanüstü yetenekli bir genç oyuncudur."
Yönetmen
Mark Waters'ın değerlendirmesi ise şöyle: "Lindsay Lohan'ın filmde
portresini çizdiği Anna'dan çok farklı bir karakter yapısı var. Rock müzik
dinleyen punkçu bir kız değil. Buna rağmen öyle bir karakteri zekice bir
şekilde canlandırmayı başardı. Ayrıca bedeninin içine yerleşen annesinin
portresini de başarıyla çizdi. 'The Parent Trap'ten beri ikili rollerdeki
nüansları vurgulama deneyimi vardı. Bu yüzden anne ile kız arasındaki
ileri-geri adımları kesintisiz biçimde vermeyi başardı. Aynı zamanda gitar
çaldığı tüm sahnelerde de son derece inandırıcıydı."
Lindsay Lohan
ise bu konuda şunları söylüyor: "Anna'nın yaşamında müziğin çok önemli
payı var. Bu genç kız için rock'n'roll dinlemek içindeki öfke ve stresi
atmanın vazgeçilmez bir yoludur. Ancak annesiyle de bazı problemleri vardır.
Sebebini anlayamadığı bu sorunları bir türlü çözemez."
Lindsay'in
İlk Kamera Öpücüğü
Çekimler
sırasında Chad Michael Murray ile Lindsay Lohan arasında gelişen uyumlu
çalışma ortamı, Lindsay Lohan'ın sinema kariyerinde önemli bir adım daha
atmasına yardımcı oldu. Kamera karşısındaki ilk öpüşmesini bu filmde gerçekleştirme
cesaretini buldu. Oysa Murray için durum oldukça farklıydı. Daha önce
rol aldığı "Gilmore Girls" ve "Dawson's Creek" gibi
televizyon dizilerinde kadın rol arkadaşlarıyla defalarca öpüşen genç
aktör bu konuda deneyimliydi.
Lindsay Lohan kamera karşısındaki ilk öpüşmesi konusunda şunları söylüyor:
"Gayet masumca küçük bir öpücüktü ama sonuçta bir öpüşme sahnesiydi.
Eminim ki o sahne geldiğinde babam sinema salonunu terk edecektir. Kızının
öpüşmesini seyretmek gerçekten zor olacak."
Anna'nın
rock grubundaki iki arkadaşını Christina Vidal ile Haley Hudson canlandırdı.
Çekimler sırasında tanıştığı bu iki kızla kısa sürede çok iyi arkadaş
olduğunu belirten Lindsay Lohan, "Yaşıtlarımla beraber çalışmayı
seviyorum. Christina'nın mükemmel bir sesi var. Haley de çok tatlı bir
kız. Farklı dünyalardan gelen üç kızın bu kadar iyi anlaşmasına kolay
rastlanmaz" diyor.
Kızlar aynı zamanda hepsi 30 yaşın üzerinde olan senaryo yazarı, yapımcı
ve yönetmen için de önemli bir bilgi kaynağı işlevini gördüler. Yönetmen
Mark Waters bu konuda şunları söylüyor: "Çekimler sırasında ne zaman
içime sinmeyen bir şey olsa hemen kızlara soruyordum. Bizim gibi yaşını
başını almış insanlar için en can sıkıcı şey, gençler arasında artık kullanılmayan
söylemleri kullanmaya çalışmaktır. Kızlar kendi söylemlerini en dürüst
şekilde anlattılar."
Yapımcı Andrew Gunn'ın bu konudaki düşüncesi ise şöyle: "Prodüksiyonda
ergenlik çağındaki üç kızın yer alması çok özel bir durumdu. Özellikle
giyim kuşam ve saç gibi konularda kendilerine özgü fikirleri vardı. Hepsinden
fazlasıyla yararlandık. Yönetmenimiz Mark Waters'ın yeni doğmuş bir kız
bebeği vardı ve setteki arkadaşlar zaman zaman ona, 'Kızın büyüyünceye
kadar bekle' diye takılıyorlardı. O da bu takılmalara karşı, 'Benim zaten
üç tane kızım oldu' diye cevap veriyordu."
Avril
Lavigne Havası
Lindsay Lohan
bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: "Anna bu küçük
değişiklikleri yaparken annesinin göstermeye korktuğu yanlarını ortaya
koymayı hedeflemektedir. Anna kendisine özgü stili olan bir genç kızdır.
Aslında stilinin Avril Lavigne'ye benzediğini söyleyebilirim. Avril Lavigne'i
dikkatle izler ve onun müziğini örnek alır. Giyim stillerinin yanısıra
kendilerini ifade etme anlayışları bakımından da Anna ile Avril'in çok
sayıda ortak yönü vardır."
Yapımcı Andrew
Gunn kullanılan giysilerin öyküye katkısı konusunda şunları söylüyor:
"Herkes gibi giyinmeyen bir kızının olması bence bir anne için oldukça
zordur. Çünkü eğer kızı bir Sears kataloğundan fırlamış gibi giyiniyor
olsaydı ve rock grubunda çalıyor olmasaydı herşey daha kolay olacaktı.
Ancak Tess yaşadığı bu deneyimin sonucunda bir gerçeğin farkına varıyor
ve kızının hayatı boyunca daima doğru kararlar vermiş olduğunu anlıyor."
Avril
Lavigne tarzı bir görüntüye ulaşmak için Lindsay Lohan'da da birtakım
değişikler yapıldı. Genç oyuncu bunları şöyle anlatıyor: "Benim normal
görünümümden çok farklı bir görüntüye ulaştık. Normalde saçlarım kızıla
kaçan koyu kahverengidir. Anna'yı oynamak için sarıya boyatarak biraz
kısalttım. Benim için bir hayli zor oldu ama tüm yapılanlar Anna karakteri
açısından doğruydu."
Müzikler....
"Freaky
Friday"in olmazsa olmaz unsurlarından birisi de müzikti. Filmin oyuncularının
müzikal performans sergilemesinin yanısıra öyküyü sürüklemesi bakımından
da önemliydi. Filmin yapımında karşılaşılan zorluklardan birisi de, otantik
ve inandırıcı bir alternatif rock grubu yaratmak oldu.
Film için
doğru şarkılar seçme ve üç genç kızı bir rock grubunun üyelerine dönüştürme
görevini müzik süpervizörü Lisa Brown üstlendi. Müzik unsurunun filmde
başlıbaşına bir karakter olduğuna inanan Lisa Brown, üç kızın kurduğu
"Pink Slip" adlı rock grubunun seslendireceği iki özgün şarkı
için farklı bir yöntem izledi. Ülke çapındaki bestecilere bir çağrı yaparak
iki haftalık süre içinde öyküye uygun düşecek iki şarkı hazırlamalarını
rica etti.
Talep
üzerine gönderilen 64 orijinal şarkı arasında seçim yapan yapımcılar bunlardan
sekiz tanesini beğendiler. Filmde kullanılan "Ultimate" adlı
şarkı bu yolla ortaya çıktı ve Lindsay Lohan'ın canlandırdığı Anna karakterinin
filmin sonunda annesinin düğününde seslendirdiği şarkı oldu. "Take
Me Away" adını taşıyan ikinci şarkıyı ise Christina Vidal'in canlandırdığı
karakter yorumladı. Bu şarkı filmin iki farklı sahnesinde yer aldı. Bunlardan
birisi House of Blues adlı eğlence mekanı, diğeri ise garajda kızların
yaptığı prova sahnesiydi.
Sözkonusu iki şarkının çekim öncesinde hazırlanıp stüdyoda kaydedilmesi
görevini bugüne kadar Beck, Beastie Boys, Santana ve The Rolling Stones'a
yapımcılık yapmış olan Mike Simpson yaptı.
"Take
Me Away" adlı parçada çok önemli bir gitar solosu olması nedeniyle
Lindsay ve Jamie'nin kamera karşısında gitar çalmayı öğrenmesi gerekiyordu.
Onlara gitar çalmayı öğretme görevini Orgy adlı grubun solo gitarcısı
Amir Derakh üstlendi.
"Pink
Slip" adlı grubun üyelerini Anna ve iki yakın arkadaşı Maddie ile
Peg oluşturur. Bu sahnelerin otantik ve inandırıcı olabilmesi için her
üç oyuncunun da -Lindsay Lohan, Christina Vidal ve Haley Hudson- yoğun
bir prova döneminden geçmesi gerekliydi. Kızların provalarında davulcu
Chris Carlberg ile San Diego kökenli "F.o.N." adlı grubun bas
gitarcısı Danny Rubin görev yaptılar.
Bundan sonraki
filmi olan "Confessions of a Teenage Drama Queen"in soundtrack
albümünde şarkı söylemeye hazırlanan Lindsay Lohan, "Freaky Friday"de
kazandığı deneyimi şöyle anlatıyor:"Gitar öğrenmeyi ve şarkı söylemeyi
çok sevdim. Bu film her ikisini de öğrenmek açısından önemli bir fırsat
oldu. Yaptığımız pratikler sayesinde rahat olmayı öğrendik. Tüm provalar
bittikten sonra da kalabalık önüne çıkıp müzik yapmanın heyecanını tam
anlamıyla yaşadık."
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|