KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
   Kamera Arkası

"Çılgın İkili 2 - Bad Boys 2"

Columbia Pictures'ın 1995'te en yüksek hasılatlı ve en kazançlı filmi 'Bad Boys/Çılgın İkili'yle tarih yazan, Jerry Bruckheimer ve ekibi, yönetmen Michael Bay, ve yıldızlar Martin Lawrence ve Will Smith'ten oluşan grubun tekrar bir araya gelmesi tam sekiz yıl sürer. Bay, Lawrence ve Smith'in kariyerine güldürü açısından büyük katkı sağlayan film, bu süre içinde video, DVD ve kablolu yayında en çok aranan yapımlar arasında kalmayı başarır ve ilk filmin önemli isimlerine öylesine büyük bir talep olur ki ikincisinin çekilmesi kaçınılmaz olur. Bruckheimer'ın düşüncesine göre "Bad Boys II / Çılgın İkili II"nin tüm öğelerinin nihayet bir araya gelişi Columbia Pictures'ın Başkanı Amy Pascal'ın kararlılığı sayesinde olur. Bruckheimer "Amy bu işe gerçekten ön ayak oldu" diyor ve ekliyor: "Gelişim sürecini inatla takip etti ve nihayet hem Martin, hem Will, hem de Michael'ın aynı anda boşluğunu yakalayabilmemizi ve fırsatı kaçırmamamızı sağladı".

1995'te Lawrence ve Smith sinema konusunda deneyimleri sınırlı olan büyük birer televizyon yıldızıydılar; Bay ise ülkenin en önde gelen reklam yönetmenlerinden biriydi ve sinemaya geçmek için fırsat kollamaktaydı. Bruckheimer ve merhum ortağı Don Simpson, Lawrence ve Smith'i bir araya getirmeyi planladıkları yeni projeleri "Bad Boys/Çılgın İkili" için Bay'in doğru yönetmen olduğunu düşündüler.

"Michael 'Days of Thunder' filmimiz için harika bir video çekmişti" diyen Bruckheimer, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Martin hit bir televizyon dizisindeki rolü ve başarılı konser turnesiyle dikkatleri üzerine toplamıştı; Will ise izleyicilerin çok sevdiği 'The Fresh Prince of Bel Air'deki karizmasıyla bizi etkilemişti. Zekiydi ve kazanma arzusu oldukça etkileyiciydi. Cesur bir aksiyonu çok komik bir mizahla birleştirmeyi becereceklerini ve muhteşem bir ikili oluşturacaklarını hemen fark ettik. Michael ortaya, izleyicileri kıskacına alan bir film çıkardı. Yıllardır onları ne zaman tekrar bir araya getireceğimiz soruldu. Beklentiler öylesine büyüdü ki, bu filmde çıtayı daha yukarı çıkarmamız gerektiğini biliyorduk".

"Bad Boys II/Çılgın İkili II"nin başlangıcında, Marcus Burnett (Lawrence) aile hayatının doğal olarak getirdiği bir baskı altındadır: Ergenlik çağında çocukları, evinin taksitleri, kendi geleceğine ilişkin endişeleri, ve asla büyümeyen ve kendine ait bir düzeni olmayan ortağı Mike Lowrey'nin (Smith) vurdumduymaz maskaralıklarıyla daha da körüklediği endişeleri vardır.

Bruckheimer'ın yapımcılığını üstlendiği sayısız sinema filminden öğrendiği şey ise şudur: "Yetenekli iki aktörü bir araya getirdiğinizde, her ikisi de kendilerini aşarlar. Eğer şanslıysanız, ve bu ikili Will ile Martin gibi birbirine saygı ve sevgi duyarlarsa, harika bir dostluk oluşur". Yapımcı sözlerini şöyle sürdürüyor: "Onları provalar sırasında izlemek inanılmazdı. Hatta birbirleri için fikirler üretiyorlardı. Aralarında bencilliğe dayanan tek bir an yoktu".

"Bad Boys II/Çılgın İkili II"de, Bay ilk filmdekinden farklı bir ton aradı. "İlk film daha sansasyoneldi. Bunu biraz daha heyecanlı ve gerçekçi yapmaya çalıştım. Nasıl 'The Rock/Kaya"da Sean Connery ve Nicolas Cage'in etrafını gerçek deniz komandolarıyla doldurduysam, bu filmde Will'le Martin'in çevresini de gerçek polislerle doldurdum. Muazzam bir fark yarattı".

Filmde gösterilen T.N.T. [Taktiksel Narkotik Ekibi] üyeleri gerçek hayatta da Miami-Dade Polis Gücü'nde çalışıyorlar. Memurlar, gizli görevde olan meslektaşlarıyla birlikte (malum nedenlerden dolayı onlar kaydedilmedi), oyuncuların çalıştırılmasına yardımcı oldular. Bruckheimer ve Bay'in 'The Rock/Kaya"yı çekerken tanıştıkları Harry Humphries, "Bad Boys II/Çılgın İkili II"de süpervizör teknik danışman olarak görev aldı. Miami-Dade T.N.T. biriminin eski komutanı Çavuş William Erfurth, hem senaristlere, hem de oyunculara, yapımın her aşamasında sağladığı yardımlarla filme çok önemli katkıda bulundu. Erfurth diyalog ve prosedürün gerektirdiği cevap şekilleri konusunda yardım etmekle kalmadı, aynı zamanda, T.N.T. personelinin en iyi üyelerinin çalışma saatlerini ayarlayarak, yapımcıların bu gerçek subayları Marcus ve Mike'ın çok iyi eğitimli birimi olarak kullanmalarını sağladı.

"Bill Erfurth, Miami-Dade polis gücünde ve teşkilatta parlak bir üne sahip" diyen Bruckheimer şöyle devam ediyor: "Araştırmamızı yaparken, T.N.T.'yi onun yönettiği dönemde, tutuklamaların ve mahkumiyetlerin tavana vurduğunu fark ettik. O ve Harry Humphries, Özel Birim ve T.N.T. ekiplerini kullanmak söz konusu olduğunda, mümkün olduğunca gerçekçiliğe sadık kaldığımızdan emin olmak istediler. Eğer biraz fazlaca yoldan çıkmayı deneseydik, bizi tekrar yola sokacaklardı! Yani bu filmde ne zaman üniformalı birini görseniz, o kişinin şehir ya da bölge teşkilatında çalışan gerçek bir polis olma ihtimali oldukça yüksek".

Produksiyon için yaptığımız ön çalışmalar sırasında, sanat ve yaşam içiçe girdi. Bruckheimer ve Bay kurşun geçirmez yelekler giyerek Çavuş Erfurth'la birlikte devriye gezdi. Polis departmanının "Ride Along" (Birlikte Gezelim) programı sırasında, Bay, polisin yerini bulmaya çalıştığı bir adamın tanımına uyan masum görünüşlü bir yayayı işaret ederek, gerçekten de aranan bir suçlunun tutuklanmasına yardım etti. Polisler şimdi ona 'Yüzbaşı Bay' diyorlar".

Humphries ve Erfurth beraberce Lawrence, Smith, ve yardımcı oyuncular Yul Vázquez, Jason Manuel Olazábal ve Gabrielle Union için kısa ama yoğun bir çalışma programı hazırladılar. Lawrence ve Smith ilk günü bir grup seçkin silah uzmanıyla geçirdi. Grup, ikilinin ilk filmde silah kullanışlarıyla ilgili birkaç iğneli laf etmeden duramadı. "Martin ve Will şaka kaldıran insanlar" diyor Erfurth ve devam ediyor: "Bu kez silahın nasıl tutulacağını bilmelerini sağladık. Bu çok basit bir kas hafızası taktiği meselesi: Silahı çekmeye, kılıfına sokmaya, baş parmakla durdurmaya, silahın kendisine ve onu elinizde hissetmeye alışma gibi. Onlara silah doldurma tekniklerini, şarjörü yuvaya takmayı, kurşunu namluya sürmeyi öğrettik ki bunlar bir alışkanlık olsun ve kas hafızasının doğal bir parçası hâline gelsin. Her şey tekrardan ibaret. Bunu yapmalarını sağladık ki silahı ellerine aldıklarında rahat olsunlar ve korkmasınlar ya da sakarlık etmesinler. Eğitimde öğrendikleriniz, son derece stresli bir duruma düştüğünüzde refleks olarak yaptığınız bir şey hâline gelmeli. Düşünmenize gerek bile kalmamalı, çünkü her şey kas hafızası aracılığıyla otomatik olarak su yüzüne çıkmalı".

T.N.T. ve Özel Tim üyeleri işe tam olarak alışabilmek için ayda bir, hatta iki haftada bir çeşitli silahlarla uygulama taktikleri, araçlı saldırılar gibi çalışmalar yaptılar. Eğitim her şeyin anahtarı. Bu felsefeye uyan aktörler de, ellerinde en rahat hissettikleri tek bir silah seçtiler. Her aktör eğitim döneminden çekimlerin sonuna kadar aynı silahı kullandı.

Kısa süre önce "The Sopranos"da değişken Ralphie karakterini canlandıran ve "Bad Boys II/Çılgın İkili II"de tekrar Yüzbaşı Howard rolünü üstlenen deneyimli aktör Joe Pantoliano, karakterinin ilk filmden bu yana gelişimini değerlendirirken şunları dile getiriyor: "Yüzbaşı Howard umutsuz bir şekilde metotlarını sürekli değiştirmeye çalışıyor. Yaşamın daha yumuşak, daha güvenli yanını kucaklıyor ve Marcus'u da aynısını yapması için yüreklendiriyor. Yazarların bu kendinin farkına varma modasını hafiften ti'ye alışları beni özellikle eğlendirdi".

Pantoliano yönetmen ve yapımcıdan da övgüyle söz ediyor: "Bu kez daha da iyi bir film yapmaya niyetliydiler. Son derece işbirlikçiydiler ve hatta fikirlerimi eklememe bile izin verdiler. Örneğin Budist öğretisine uygun bir yaklaşımla, ayakkabılarımı çıkarıp, kristaller asıp, tütsüler yakmak suretiyle Yüzbaşı Howard'ın fiziksel yaşama başkalaşımını göstermenin ilginç olabileceğini düşündüm ve onlar da bu görüşüme katıldılar".

Filmde Union güzel D.E.A. ajanı Syd Burnett rolünü canlandırıyor. İlk "Bad Boys/Çılgın İkili II" gösterime girdiğinde, henüz bir üniversite öğrencisi olan Burnett, "Will'in gömleğinin önü açık, çıplak göğsü meydanda bir şekilde caddede koştuğu sahnenin çok hoş olduğunu düşünmüştüm. İnsanlar onu ilk kez o zaman bir seks sembolü olarak görmüştü" diyor göz kırparak. Smith de bu sahnenin yarattığı etkilerden gülerek söz ediyor: "İlk kez kadınların bana böyle tepki verdiklerine tanık oldum. Bir sinemada arka sıralarda oturmuş, seyircileri dinliyordum. Bir kızın şöyle söylediğini duyduğumda dondum kaldım: 'Um hmm, çok şeker. Koş, Will, Devam et, koş!'. Çok tuhaftı, çünkü o güne kadar hep şapşal komedyendim. Beni Michael Bay seksi yaptı".

Syd ile Mike çıkmaya başladığında, aralarındaki ilişki farklı bir boyut kazanır. Mike bu özel kızla gönül eğlendiremeyeceğine ve belki de sonunda bir yuva kurabileceğini kanaat getirir. "Marcus, Syd'in savcılıkta bir masa başı işinde çalıştığını ve sadece tatil için Miami'de olduğunu sanıyor" diye açıklıyor Union ve ekliyor: "Ama D.E.A.'da gizli ajan olan Syd, ecstasy kaçakçılığı yapan bir çetenin varlığını keşfediyor ve terfi edebilmek için boyundan büyük işlere kalkışıyor".

Bay ise "Gabrielle'in yoğun enerjisine bayılıyorum. Onun çok iyi eğitimli, zeki biri olduğunu fark edebiliyor, yükselmekte olan bir D.E.A. ajanı olduğuna inanıyorsunuz" diyor.

Gerçek hayatta olduğu gibi, filmde de farklı yasa koruyucu teşkilatların yetki alanları birbiriyle sık sık çakışıyor. Bruckheimer'a göre bu kısmen bu teşkilatların güçlerini koordine etmemeleri ya da edememelerinden kaynaklanıyor. "Bazen istemeden birbirlerinin alanlarına giriyorlar; uzun bir süredir New York'un dışında bir dava için çalışan Syd'in başına gelen de bu. Sonra araştırmaları onu Miami'deki bir uyuşturucu çetesine götürüyor. Aynı dönemde, Mike ve Marcus da aynı suç grubunun çevresinde dönmekteler. Yolları kesiştiğinde ortaya çıkan durum oldukça beklenmedik ve tuhaf" diyor yapımcı.

Ortak yapımcı Don Ferrarone (Kendisi ABD Eyaletler Arası Polis Gücü ve D.E.A.'in ABD-Meksika sınırından sorumlu biriminin eski şefidir) Miami bölgesini ithalat-ihracat merkezi olarak kullanan çeşitli karteller üzerine yaptığı uzun süreli soruşturmalardan çıkan sonuçları yapım ekibine verdi. Gerek merkezî, gerek federal güçlerin uyuşturucu trafiğini kesme konusundaki yoğun çabalarına karşın, bu, ülkenin tüm büyük şehirlerinde yaygın bir sorun olmaya devam ediyor. Gerçi "Bad Boys II/Çılgın İkili II" sadece bir kurgu, ama senaryoda ayrıntıları verilen pek çok durum, hatta komik olanlardan bir kısmı bile, gerçek dava dosyalarından esinlenildi.

"Bad Boys II/Çılgın İkili II"de, Jordi Mollà'nın canlandırdığı Tapia karakteri doğu yakasının en büyük kartelini yönetiyor. Mollà'nın Johnny Depp'le birlikte büyük tepki uyandıran güçlü dram yapımı "Blow"da görünmesinden önce, doğduğu ülke olan İspanya'nın ve Avrupa'nın dışında pek az izleyici kendisini tanıyordu. Pek çok farklı karakterler canlandırmış olan yetenekli aktör, ülkesinin en popüler erkek yıldızı olarak kabul ediliyor. "Jordi 'Blow'da çok ilginç bir karakter canlandırdı" diyen Bay, şöyle devam ediyor: "Onda gençliğin canlılığı ve çarpıcı bir kişilik var. Bunu performansının kalitesinde hissedebiliyorsunuz. Bukalemun gibi bir aktör. Çok yetenekli bir oyuncu, ve çok da havalı".

"Çekimlerin başlamasından üç gün önce, Michael benim Küba aksanıyla konuşmam fikrini ortaya attı" diye anımsayan Mollà, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bunun daha komik olacağını düşündü, çünkü ben bu aksana aşina değildim. Önce bu fikre direndim. Ama sonra düşününce, denemeye karar verdim. Yul Vázquez'i (Detektif Reyes'i canlandıran Küba doğumlu aktör) aradım ve yardım istedim. Benim İngilizce ve İspanyolca repliklerimi kasede okudu; sanırım bu süreç işe yaradı. Yaklaşık iki günde karakteri oturttuk".

"Bad Boys II/Çılgın İkili II"deki daha önemli rollerden birini Miami'nin kendisi üstleniyor; daha doğrusu, Miami Beach, Coral Gables ve Coconut Grove gibi güney Florida bölgeleri ile Ft. Lauderdale, Hallandale ve Hollywood gibi kuzey kesimleri.

"Miami son derece büyük bir uluslararası liman" diyen Bruckheimer'ın büyük rating alan dizilerinden biri olan "C.S.I.: Miami"de bu şehirde çekilmekte. Bruckheimer "Opolis teşkilatındaki bağlantılarımız Güney Florida'ya çok büyük miktarda para akışı olduğunu ve bunun büyük bir kısmının yasa dışı yollarla geldiğini söylüyor. Bu miktar bölgedeki iş hayatında dönen paradan daha fazla. Bu istatistiklerin kişiler ya da yerel yönetimler konusunda gösterge olduğunu sanmıyorum. Sadece yasa koruyucuların kozmopolit bir toplumda kaçakçılıkla umutsuzca mücadele etme çabalarını gösteriyor" diyor.

Florida'daki mekanlar arasında dünyaca ünlü Viscaya Malikanesi (müze ve bahçeler) ve Coconut Grove'daki Carrollton School of the Sacred Heart, Miami Kumsalı'ndaki Versace malikanesi, Kuzey Miami Kumsalı'ndaki Oleta Eyalet Parkı, Biscayne Alışveriş Merkezi, McArthur Mandırası, Van Orsdel Cenaze Merasim Evi, Greenwich Stüdyoları ve Miami'nin merkezindeki pek çok cadde, geçit ve kavşak bulunmakta.

Oyuncular ve çekim ekibi, Tapia'nın 1. Route üzerindeki malikanesini çekmek üzere kuzeye enfes Del Ray Kumsalı'na gittiler. Florida'da dört ay geçirdikten sonra, yapımın son haftasını geçirmek üzere Puerto Rico'daki San Juan'a giden film şirketi böylece ana çekimleri tamamlamış oldu. Küçük bir kasabanın caddelerinde gerçekleşen ve filmin en ilginç arabalı kovalamacalarından biri olan bölüm inşaat departmanındaki yetenekli ustalar tarafından yapılan bir sette çekildi. Şirket, ayrıca, Simi Valley-Kaliforniya'daki 700 dönümlük nefes kesici Big Sky Hayvan Çiftliği arazisindeki Gitmo Deniz Üssü'nde geçen çeşitli sahneler için Sony'nin 27 no'lu platformunu kullandı.

İlk filmde kamera operatörlüğü görevini de üstlenen Bay şunları söylüyor: "Hatırlıyorum da Will bir arabanın üzerinden atladığı sırada lensten bakıyordum. Kendi kendime dedim ki: 'İşte bu çocuk bir film yıldızı'. Ne diyebilirim ki? Adeta benimle özdeşleşen bir başka çekim ise kalkarlarken Will ve Martin'in etrafına, tıpkı arka planda çevremizi saran binalar gibi, bir helezon oluşturmaktı. Herkes benim çılgın olduğumu düşündü ve çekimi yapacak vaktimiz olmadı. Ama ben 'Bana güvenin. Jeneriklik bir sahne olacak bu' deyip durdum. Ve öyle de oldu".

Yönetmenin aksiyon konusundaki açıklamaları ise şöyle: "Mekan ararken kafamda pek çok aksiyon yaratıyorum. Bana şahsen ilginç gelen türde aksiyon yaratmaktan hoşlanıyorum. Aksiyon sahnelerimin tamamını kendim yazıyorum. Aksiyona, daha önce ne yapmadığımı düşünerek yaklaşıyorum, ve olayları daha heyecan verici hale getirmek için onları nasıl değiştirebileceğimi bulmaya çalışıyorum. Aksiyon yaratmak resim yapmaya benziyor. Fikir üretmek için mekanları geziyorum ve üzerlerinde çalışmak üzere binlerce fotoğraf çekiyorum. Çoğu zaman, o mekanın sunduklarından yola çıkarak düşünceler geliştiriyorum".

"Bad Boys II/Çılgın İkili II"de Bay, Miami Beach şehri olarak bilinen yarımadayı Julia Tuttle Köprüsü ve Venetian Kazıklı Yolu'yla birlikte Miami şehrine bağlayan MacArthur Kazıklı Yolu'na büyük ilgi duydu.

Yapım ekibi geçen yaz, MacArthur Kazıklı Yolu'nun Biscayne Boulevard'dan Fountain Street'e (Palm ve Hibiscus Adaları) doğuya giden şeritlerini burada geçen bölümü çekmek üzere üç gün için trafiğe kapattırdı. Ekip tüm sürücüleri (özel ve ticari araçların yanı sıra kamyonları da) I-195 karayoluna yönlendirmek için çeşitli levhalar koydu. Yolun trafiğe kapalı olduğu süre boyunca, yapım şirketi Geçidi kullanan tüm taşıtların geçiş ücretini ödedi. Miami şehri, Miami Beach ve Metro Dade'in polis teşkilatları ile Florida Otoban Devriyesi trafik akışını kontrol etmede yardımcı oldu ve Deniz devriyesi de su yollarını kontrol etti. Yapım ekibi olası aksaklıkları asgariye indirmek için Florida Taşımacılık Departmanı'yla işbirliği yaptı.

"Her iki şehre de olabildiğince kolaylık sağlamaya çalıştım" diyor Bay ve ekliyor: "Çekim yapmadığımız sürelerde, trafik akışına izin verdik. Taşımacılık Departmanı'nın karmaşık bir trafik planı vardı ve 90'ın üzerinde polis memurunun yanı sıra, çok sayıda kurtarma ve itfaiye ekibi tuttuk. Halkın güvenliği ve olabildiğince az rahatsız olması için muazzam çaba harcadık. Ne yazık ki, köprüde olduğumuz dönemde çok fazla yağmur yağdı. Bu da çekim yapmamızı çok zorlaştırdı; daha da kötüsü yolların bazı bölümlerinde engel teşkil etti".

"Kazıklı Yol'u kapamak takım çalışması açısından çok önemli bir çalışmaydı" diyen Bruckheimer ise bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Başarılı olacağımızı umarak, durumun gerçekliğini ve mekandan sorumlu departmanımızın üstlendiği işin büyüklüğünü gözden kaçırmadan, filmin olabildiğince iyi olması için hep zirveyi hedefliyoruz. Kazıklı Yol'un kapanmasında rol oynayan tüm birimler -Florida Eyaleti, Miami Beach, Taşımacılık Departmanı ve diğer gruplar- otoyolu dört gün boyunca kesintisiz olarak kapamamıza izin verdiklerinde, sevinçten havalara uçtuk, çünkü aksiyona yapacağı muazzam katkı bir yana, iki şehri tüm dünya görebilecekti. İzleyiciler MacArthur Kazıklı Yolu'nu görüp, filmdeki taşıtlarla bu yolda ilerlediklerinde, hiç kuşku yok ki kendilerini Güney Florida'da hissedecekler".

Köprüdeki karmaşık araba kovalamacısının bir bölümünde, kovalamacaya bulaşmış klasik bir Mustang'i süren dublör koordinatörü Andy Gill, gri füme renkte bir 575 Maranello Ferrari olan 'kahraman' arabayla potansiyel bir çarpışmayı önlemek için yoldan çıkarak, aracını yol kenarındaki bir lambaya doğru sürmek zorunda kaldı. Pek çok haber kanalı sahnenin çok kötü geçtiğini bildirdi, ama aslında Gill Mustang'i yoldan çıkararak hem günü, hem de Ferrari'yi kurtardı.

"Bir kaç kamera kaybetmeyi göze almıştık" diyor Bay ve ekliyor: "Ama bir Ferrari kaybetmeyi hiç ummadık. Bu kadar yüksek süratte, çok tehlikeli olmasına karşın, Andy günü kurtardı".

Yoğun aksiyon sahneleriyle tanınan Bay, "Bad Boys II/Çılgın İkili II"deki aksiyon sahnelerinin ilk film için tasarladıklarının heyecanını aşmasını istedi. Arabaların yarı açık bir araba taşıyıcısından uçması fikri Bay ve uzun süredir birlikte çalıştığı "storyboard" sanatçısı Robbie Consign'ın kovalamaca sahnesi için beyin fırtınası yaparak ve daha önce görülmemiş bir konsept bulmaya çalıştığı sırada ortaya çıktı.

Bay ayrıntıları şöyle anlatıyor: "Bir kamyonu aldık ve üçlü bir donanım kurduk. Kamyonun ön kasasının, bir üçgen gibi, sürücüyü çevreleyen üç dev direği vardı, ve ön çamurluğun üzerine 5 adet kamera yerleştirdik. Kovalamaca sırasında, saatte 70 km. hızla ilerleyen dev taşıyıcıdan arabalar düşmeye başladığında, dublör sürücülerin görevi bu arabalara çarpmaktı. Arabalar kelimenin tam anlamıyla taşıyıcıdan zıpladıkça, taşıyıcının ardında seyreden diğer arabalar düşenlerle ya kafa kafaya çarpışıyor ya da vurup geçiyorlardı. Bu esnada 'kahraman' arabamız da kaosun içerisinde ilerlemeye çalışıyordu. İnanılmaz bazı görüntüler çektik; kameraların bir kısmını kaybedeceğimizi zaten biliyorduk".

Yapımcılar, dublör koordinatörleri Andy Gill ve Steve Picerni oyuncuların ve ekibin güvenliğinden emin olmak için test üzerine test yaptılar. Ünlü dublör Henry Kingi'nin sürdüğü Ferrariler bir havalimanında hız, doğruluk ve manevra açısından test edildi. Araba taşıyıcı da, arabaların taşıyıcıdan ne kadar hızlı düşeceklerini, kaldırıma çarptıklarında nasıl döneceklerini, itilen arabaların taşıyıcının sürat ve yönünü nasıl etkileyeceğini görmek üzere test edildi; ve tabi, dublör ve teknisyenler de taşıyıcıya özel güvenlik düzenekleriyle bağlandı.

Taşıyıcı ile, dublörlerin sürdüğü bir düzine araba, ve 35 kiloluk Panavision kameranın monte edildiği platformu, yönetmeni, sekiz kamerayı ve ses teknisyenlerini taşıyan kamyon arasındaki uygun mesafenin belirlenmesi için çok büyük bir planlama yapıldı. Florida Eyaleti Taşımacılık Departmanı'nın mühendisleri köprünün hasar görmeyeceğinden emin olmak için de bir dizi test yapılmasında ısrar etti.

Picerni ile Gill, Bay ve Bruckheimer için pek çok projede çalışmışlardı. Önlerinde uzanan görevin, sayfadan taşıp gelen bir aksiyon yaratmak olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden, dublör ekibi, dört gün süren çekimler için 25-30 sürücü daha getirdiler.

"Her şeyin çok üst düzey olması gerekti" diyen Gill, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Michael için senaryoda yazılı her şeyin on kat fazlası yapılmalıydı. Bir tehlikeli sahneden diğerine geçilmeliydi. Öte yandan, Michael'ın nasıl aksiyon çekileceğini bilmesi işi kolaylaştırdı. Doğru açıları biliyordu. Esas iş onun bir adım önünde olup, her şeyi önceden hazırlamaktı, çünkü istediklerinin çoğu kafasındaydı, ve kameralar yerleşene kadar kimse tahmin yapmaktan öteye geçemiyordu".

Picerni de Gill'e katılıyor: "Michael görselliğe çok düşkün, ama pek çok yönetmenin aksine stunt konusuna hakim. Dolayısıyla, ona bir sahneden söz ettiğimizde, o stunt'ın gerçekleşmesi için teknik açıdan neyin gerekli olduğunu anlıyor. MacArthur Kazıklı Yolu'nda geçen senaryonun bir sayfasını çekmek 4 gün sürdü, ama kafasında canlandırdığı görüntüleri yakaladık".

Seneryonun bir sayfasını çekmek için 4 gün uzun bir süre gibi görünebilir. Ama sahnenin lojistiği çok kapsamlı ve zordu. Picerni bu konuda şu açıklamayı yapıyor: "Her çekim denemesinden sonra bütün arabaların yeniden yerlerini almaları gerekiyordu. Ve bir de tekrar çekime başlamadan önce, çekim ekibinin bir önceki denemeden kalan döküntüleri temizlemesi şarttı. Tüm bunlar çok fazla zaman alıyordu".

Gill, Picerni'nin sözlerine şunları ekliyor: "Her çekim büyük bir çekimdir. Michael'la çalışırken her şey hazırlık üzerine kurulmuştur. Taşıyıcıdan atılmak üzere, parçalanmaya hazır, kafesli 15 arabamız vardı, ve Michael'ın kaç kez deneme çekimi yaptıracağını bilmediğimiz için de hareket etmek için bekleyen arabaların içine yerleştirilmiş 25 takım kalın kolonlarımız vardı".

Çekim ekibi aksiyonu görüntüleyebilmek için 35mm.'lik bir kamerayla donatılmış ve taşıyıcının yanında saatte 150km. hızla ilerleyen küçük bir go-cart arabası kullanarak, aşağı açıdan muhteşem çekimler yaptılar. Ama Bay, hızlı, süper yakın ve birinci şahıs yoğunluğunu yaratacak görüntüler alabilmek için, çekim ekibinin "Bay Rammer" adını verdiği özel donanımlı bir araç kullandı. Stunt ekibi aracın sadece dışını olduğu gibi bırakıp, içini tamamen boşalttılar ve daha sonra (bu tür tehlikeli araba sahnelerinde her zaman yapıldığı gibi) sürücü için otomobilin içini özel bir kafesle güçlendirdiler, ve aynı şeyi aracın dışına monte edilen üç adet kamerayı korumak için de yaptılar.

Aracı kullanan Picerni gülerek "Bir 'Mad Max' (Çılgın Max) aracına benzedi" diyor ve ekliyor: "Tamamen kafesle çevrilmiş bir tank gibiydi. Bu aracın Ferrari olduğu izlenimini yaratmaya çalıştık. Bir aracın havaya uçup bana çarptığını ya da üzerimden geçtiğini gördüğümüzde, bu aslında Ferrari'nin başına gelen şeylerdi".

"Michael çarpışma anına kadar gerçekten alçak, sarsıcı, hızlı açılı çekimler istiyor" diyen Gill ise bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Böylece izleyici, sanki gerçekten Ferrari'nin içinde Martin ve Will ile berabermiş gibi her bir manevranın ve çarpışmanın etkisini yaşayabiliyor. Bence kullandığımız araçla bu amacımıza ulaştık".

Dublör ve özel efekt departmanının aşırılıklarından bir diğeri de Del Ray Beach'te kumsala bakan bir malikanenin cephesinin yıkılmasıydı. Coca-Cola'nın varislerinden üç iş adamı tarafından satın alınan bitmemiş ev yıkılıp, yerine üç ayrı mülk inşa edilecekti. Mülk sahiplerinden biri, yıkım masraflarını bedavaya getirmek için, Hollywood Reporter'a ilan verip mülkü kullanmak isteyecek prodüksiyon aramaya karar verdi. Bay ilanı okuduğunda, Tapia'nın malikanesini bulduğunu anladı.

"Michael'ın yardımcısı Carolyn beni arayıp, bana bir evin fotoğraflarını göndereceğini söylediğinde, Hawaii'de bir film üzerinde çalışıyordum. Michael'ın Florida'da bir ev almayı düşündüğünü sandım ve Carolyn'e evin Michael için fazla büyük olduğunu düşündüğümü söyledim. Ama Carolyn gülerek, 'Oh, o evde yaşamak istemiyor, sadece evi havaya uçurmak istiyor!' diye yanıt verdi" diyor özel efekt süpervizörü John Frazier gülerek.

Yıllardır efekt uzmanı olarak çalışan Frazier, Tapia'nın malikanesini havaya uçurmanın en zor işlerinden biri olmadığını, ama kesinlikle en keyiflilerinden biri olduğunu ifade ediyor.

"Michael hakkında bilmeniz gereken ilk şeylerden biri 'küçük' kelimesinin onun lûgatında yazmadığıdır" diyen Frazier, şöyle devam ediyor: "Will ile Martin de sürekli olarak çalışmaya devam etmek ve hep daha fazlasını yapmak istedikleri için, pek çok durum hayal ediyorlar ve bu da çalışma gününü daha bir güzelleştiriyor. Bu üçlüyle çalışırken, senaryoyu asla okumasanız da olur. Bütün oyuncaklarınızla orada olun yeter".

Dublör ekibi gibi, Frazier da güvenliğe çok önem veriyor. 15.000 metrekarelik malikane sağlam betondan yapılmıştı. Yapım ekibinin çekime başlamak üzere malikaneye yerleşmesinden önce, mülk sahipleri pahalı ve yerine konamayacak şeyleri yerinden sökmeye başlamıştı. Süslemeli ahşaptan yapılmış pervaz, korniş ve süpürgeliklerin yanı sıra, diğer iç süslemeleri ve tavandan yere kadar uzanan renkli çift camlı pencereleri çıkarmışlardı. Yapım ekibinin, vilayet ve eyaletin, vahşi yaşam organizasyonlarının ve yerel film komisyonunun aylar süren planlaması sonucunda, çekilecek sekansın güvenli bir şekilde gerçekleşmesi ve bölgedeki hiçbir insan ve hayvanın zarar görmemesi sağlandı.

Frazier, "Çalışmalara çok önceden başladık" diyor ve ekliyor: "Önceden pek çok kesme ve delme işlemi yapmak zorundasınız. Çatıda her biri 15 kilo ağırlığında Terracotta kiremitler vardı. Onları çıkarıp yerine çok hafif olan karton taklitlerini koyduk. Ayrıca binanın içinden dışına pek çok yere yüzlerce patlayıcı yuvası hazırladık. Ama dinamitleri sekansın hemen öncesine kadar yerleştirmedik, çünkü bizim açtığımız yuvaları görmedikleri için evin güvenli olduğunu düşünen pek çok kişi eve girip çıkıyordu. Bu evin kumsalda olması bizim avantajımızaydı, zira patlamayı okyanusa doğru yapabilecektik".

Tapia'nın malikanesinin muhteşem bir şekilde yok edilişi sırasında, on ayrı kamera çalışarak, patlamanın olası her açısını kaydediyordu.

Oyuncular ve çekim ekibi açısından en rahatsız mekan Oleta Eyalet Parkı'ydı. On gün süren çekimlerde Marcus ve Mike'ın bir Ku Klux Klan toplantısını basışı çekildi. Geceleri bile, hava sıcaklığı 30 dereceyi buldu ve nem de sıcağa eşlik etti. Olaylar bataklık bir bölgenin içi ve çevresinde geçmesi, yörenin böcek nüfusuna ziyafet sağladı. Sahnenin çekimlerinde teknelere ve sallara monte edilen kameralar kullanıldı.

Beş ay süren yapım, Miami'de San Juan-Porto Rico'ya gidilerek filmin en tehlikeli sekanslarından birinin çekilmesiyle son buldu. Filmin yetenekli sanat departmanının bu bölüm için hazırladıkları, bir yamacın işlenmemiş ve kayalık arazisinde inşa edilen barakaların arasındaki dar ve dolambaçlı yollarında sürülecek araçlar için özel bir sürücü ekibi oluşturuldu. Hummer'ın ve diğer kamyonun dublör sürücüleri, NASCAR başlıklarıyla kendilerini yönlendiren kişiler aracılığıyla zorlu yollarda ilerlediler. Sekans havanın bozmasıyla daha da zorlaştı; ve çekimlere bir günü aşkın bir süre ara verildi.

"Sürücüler barakaların arasında araçlarını sürerken aslında kör gibiydiler" diyen Bay, sözlerini şöyle noktalıyor: "Göremiyorlardı; bu yüzden de kendilerini yönlendiren kişilere güvenmek zorundaydılar. Bir ara yönlendiriciler onları gözden kaybetti ve araçlar yanlışlıkla yer değiştirdi; dolayısıyla, sürücüler yanlış talimatları aldılar, ama sonra kasedi izlediğimizde, harika olduğunu gördük. Aslında bu sahneyi bir buçuk günde çektik. Bir sinema mucizesiydi".

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.