|
"Collateral"
"Collateral"in
konusu Michael Mann'in "vazgeçiilmez evim" dediği Los Angeles
kentinde ve tek bir gecede geçer. O tek gecede iki insanın hayatı bir
daha geri dönülemez şekilde değişir.
Yönetmen
- Yapımcı Michael Mann, "Collateral" projesinin doğuşunu şu
sözlerle açıklıyor: "Beni bu projeye çeken unsurların başında 'sıkıştırılmış
zaman' olgusu var. Filmde herşey tek bir gecede olup biter. Akşam üstü
6'da başlayan olaylar dizisi sabaha karşı 4'te noktalanır. Olayların tamamı
Pasifik sahilinde ve çağdaş denilen bir Amerikan kentinde geçer. Pasifik
sahilindeki caddelerde çok ilginç tablolara tanık olmak mümkündür. Caddelerde
uluyan çakalların sesleri, sanki oradaki uygarlığın geçici olduğunu, vahşi
ortamın her an geri dönebileceğini ima eder gibidir."
Max ile Vincent'in
öyküsünün böyle bir ortamda geçmesini istediğini söyleyen Mann, bu konudaki
düşüncesini şu sözlerle ifade ediyor: "Bu iki insanın yaşamındaki
herşey o gece değişir. Hem de tümüyle ve sonsuza kadar... Burada anlatılan
olay, iki insanın hayatının çok ekstrem koşullar altında çarpışmasıdır.
O güne kadar sahip oldukları herşeyin tek bir gecede yaşanan olaylar sonucunda
çöküp yok olmasıdır. Ben bu öyküdeki sıkıştırılmışlığı, yoğunluğu ve ivedilik
olgusunu çok sevdim."
"Collateral"in
senaryosundaki farklı yapıya da dikkat çeken yönetmen Michael Mann, "Birçok
filmin senaryosunda giriş - gelişme - sonuç üçlüsünden oluşan standart
bir yapı vardır. 'Collateral'de bu klasik akışın ihlal edildiğini daha
ilk anda fark edeceksiniz" diyor ve şöyle devam ediyor: "Filmi
izleyenler sanki filmin başlangıcından önce iki bölüm daha varmış gibi
bir izlenime kapılacak. Öyküsü anlatılan insanların yaşadığı bütün olaylar
daha önceden olup bitmiş. Bu filmde o olayların sonucu var diyebiliriz.
Başka bir deyişle, filmin tamamı üçüncü perdeyi, yani sonuç bölümünü oluşturuyor.
Bu yapıdaki bir senaryo bana son derece çekici geldi. Ancak bu noktaya
nasıl gelindiğini izleyicinin merak etmesine gerek kalmayacak. Çünkü o
geceye gelinmesine yol açan olaylar dizisinin tamamının, filmin öykü akışı
içerisinde son derece net olarak kendilerine verildiğini görecekler."
Ünlü yönetmen
filmin konusunu ise şu sözlerle özetliyor: "Los Angeles sahillerinde
faaliyet gösteren uyuşturucu kartelinin bazı adamları sorguya çekilmek
üzeredir. Bu durum karşısında tedirgin olan uyuşturucu patronları, bir
operasyon düzenlenerek beş tanığın ortadan kaldırılmasına karar verirler.
Çok geniş ve limitsiz bütçeye sahip oldukları için Vincent gibi piyasanın
en iyi kiralık katilleriyle anlaşma yapabilecek güçtedirler. Bu operasyonu
düzenlemek için aylarca hazırlık yapıldığı, ön çalışmanın tamamlandığı
bellidir. Şimdi artık sıra operasyonun gerçekleşmesine gelmiştir. Vincent
o gece işi bitirmek amacıyla kente gelir. Ancak hesapta olmayan gelişmeler
sonucunda Max adlı bir taksi sürücüsünü rehin almak zorunda kalır."
Filmin senaryo
yazarı Stuart Beattie "Collateral"ı şu sözcüklerle anlatıyor:
"Max kendi taksisinde rehin konumuna düşer. O andan itibaren Vincent
cinayet işleyeceği yerlere kendisini götürmesi için onu zorlamaya başlar.
Öykü akışı içerisinde bu iki karakter arasında kelimenin tam anlamıyla
bir kedi-fare oyunu gerçekleştiğine tanık oluruz."
Senaryo
yazarı Stuart Beattie, filmin öyküsünü yazarken ağırlığı kiralık katilden
çok taksi sürücüsüne verdiğini vurgulayarak bu konudaki yaklaşımını şu
sözlerle anlatıyor: "Filmin senaryosunu yazarken bir kiralık katilin
beyninin derinliklerine inmek gibi bir derdim olmadı. Ben daha çok sıradan
bir taksi sürücüsünün gün içinde karşılaşabileceği risklerle ilgilendim.
Geçenlerde havaalanından kente gelirken taksi tutmuştum. O gün yaşadığım
deneyim önemli ölçüde esin kaynağı oldu. Yol boyunca taksi sürücüsüyle
gevezelik ettik. Evime vardığımızda sanki kırk yıllık dost gibiydik. Oysa
taksi sürücüsü açısından ben herhangi bir insandım ve nasıl bir insan
olduğum konusunda hiçbir fikri yoktu. Yol boyunca sırtı bana dönüktü.
Zevk için adam öldüren manyağın birisi olabilirdim. Birbirini hiç tanımayan
iki insanın belli bir süreliğine aynı mekanı paylaşması, üstelik bunlardan
birisinin sırtının diğerine dönük olması fikrinin çok ilginç bir potansiyel
taşıdığını düşündüm. 'Collateral'in çıkış noktasını, farklı yaşam biçimlerinden
gelen ve yolları Los Angeles'ta tek bir gecede kesişen iki insan arasındaki
temel diyalektik oluşturdu."
Tom Cruise
İlk Kez Kiralık Katil Rolünde
"Collateral"in
iki baş rolünden kiralık katil Vincent rolünde Tom Cruise kamera karşısına
geçti. Portresini çizdiği bu soğukkanlı kiralık katili hiçbir zaman siyah-beyaz
terimlerle değerlendirmediğinin altını çizen ünlü aktör, bu karakteri
oynarken nasıl bir yaklaşım uyguladığını şöyle anlatıyor: "Bugüne
kadar çok çeşitli kahraman ve anti-kahramanları oynadım. Vincent hepsinden
farklı bir karakter oldu. Herşeyden önce çok dinamik yapısı var. Özellikle
bazı anti-sosyal davranış biçimleri sergilemesi nedeniyle Vincent'ın kişilik
yapısını bütün yönleriyle keşfetmeye, onu anlamaya çalıştım. Yapmaya çalıştığım
şeylerden birisi de, bu karakterin ahlaksal kodunu bulmaktı. Her insanın
bir ahlaksal kodu vardır. Bunu onaylayıp onaylamamak bizim sorunumuzdur.
Vincent o işi yapması için kiralanmış. Dolayısıyla o işi yapmaması, kendi
moral kodunu ihlal etmesi anlamına gelir. O profesyonel bir katil. Bu
karakteri canlandırırken duruma bu açıdan bakmaya çalıştım."
Yönetmen
Michael Mann bu rol için neden Tom Cruise'u düşündüğünü şu sözlerle açıklıyor:
"İnsan denen varlığın son derece karmaşık yapısı vardır. Ayrıca insanların
iş başındayken yaptığı şeyler bazen çok etkileyici olabilir. Aslında Vincent
karakteri, Tom'un şimdiye kadar hiç oynamadığı türden bir karakterdi.
Bu rolü oynamasında hatırı sayılır risk unsuru sözkonusuydu. Bu karakterde
var olmasını istediğim iktidar ve otorite gibi niteliklerin hepsi Tom'da
vardı. Dıştan bakıldığında seçkin bir görüntü sergileyen Vincent'ın iktidar
ve otorite gibi niteliklere sahip olduğu hemen görülebilir. Gaddarca işler
yapan şık giyimli bir insan olduğunu kısa sürede fark etmek mümkün"
Michael Mann
sözlerini şöyle sürdürüyor: "Çelik grisi saçları ve dört günlük hafif
sakalıyla Vincent'ın dış görünümü de önemli bir çıkış noktası oluşturdu.
Tom Cruise'un her zamanki halinden çok farklı görünen bir karakter olmasını
istedim. Dış görünümünde yapılacak bazı düzenlemelerin Tom Cruise'u belli
oranda anonim kılacağını düşündüm. Giysiler de çok önemliydi. Vincent
filmin tamamında hep aynı kıyafetle dolaştığı için üzerindeki giysinin
çok pahalı özel kesim olması gerekliydi. Üstelik bu giysi Birleşik Amerika
veya Avrupa'da kolayca bulunur tarzda olmamalıydı. Kowloon gibi çok özel
mağazalarda paranın satın alabileceği en iyi özel dikilmiş giysi olmasını
düşündüm."
Kiralık
katil Vincent rolünü üstlenen Tom Cruise'un bu konudaki düşünceleri şöyle:
"Michael bu karakterin görsel tasarımını, saçıyla, sakalıyla, giysisiyle
tam olarak hazırlamıştı. Öncelikle bilgisayar üzerinde çalıştık. Michael'ın
bakış açısının ne kadar mükemmel olduğunu o anda anladım. Onunla çalışmak
çok hoşuma gitti. Vincent karakterinin geçmişini birlikte oluşturduk.
Bu arka plan öyküleri sayesinde, Vincent'ın geçmişiyle ilgili çok sayıda
referans noktası elde ettik."
Yönetmen
Michael Mann ise, Vincent karakterini dinamik ve anlaşılır kılmak için
haftalarca çalıştıklarını belirterek nasıl bir çalışma yapıldığını şöyle
anlatıyor:
"Vincent karakterinin geçmişine yönelik boyutları filmin genel yapısı
içinde çok fazla tartışılmaz. Ancak Vincent'ın yaptığı herşeyde bunlardan
bir parça vardır. Öykünün başladığı noktada Vincent'ın o gece yapacağı
katliamı geçmişle ilişkilendirecek herhangi bir reaksiyon, bir davranış
veya diyalog yoktur. Filmin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş küçük küçük
ayrıntılar sayesinde bu karakterin benliğinde neler olup bittiğini sezebiliriz.
Bu insanın kişiliğinin derinlerde bir yerlerinde sürekli yer değiştiren
tektonik kaya tabakaları var olduğunu hissetmeye başlarız."
Bundan
sonrasına Tom Cruise şu sözlerle devam ediyor: "Her zaman tartıştığımız
konulardan birisi de, Vincent'ın gösterişli maskesinin gerisinde ilk çatırtıların
başladığı anlar oldu. Vincent, filmin başlangıcında mükemmel görünümlü
bir insandır. Kente gelmiş gümüş tilki de diyebiliriz. Ancak taksi sürücüsü
Max'in, Vincent üzerinde önemli etkisi olduğuna inanıyorum. Max ile tanıştığı
andan itibaren bu kiralık katilin yüreğinde insanlığın ölmediğini gösteren
çatırtıların başladığını görürüz."
Michael Mann'in
bu konudaki görüşleri ise şöyle: "Vincent zeki bir adam. Ancak son
altı-yedi yıl boyunca hayatının geçim kaynağını hep başka insanları öldürmek
üzerine yapılandırmış. Böyle bir iş yapması nedeniyle kişiliği zaman içinde
aşınıp yıpranmış. Bu yüzdendir ki, Vincent'ın pozisyonunda bir adam için,
Max gibi birisiyle aynı taksi içinde geceyi geçirmekten daha kötüsü olamazdı."
İyi Niyetli
Taksi Sürücüsü
Filmde, Vincent
'ın rehin aldığı taksi sürücüsü Max rolünde Jamie Foxx oynadı. Yönetmen
Michael Mann bu tercihin sebeplerini şu sözlerle açıklıyor: "Bu rolde
Foxx'un oynamasını mükemmel bir tercih olarak görüyorum. Jamie her rolün
üstesinden rahatça gelebilecek müthiş bir yetenek, pırıl pırıl bir aktördür.
Aslında film bir komedi filmi olmadığı halde Jamie ile Tom arasındaki
bazı sahneler son derece eğlenceliydi. Böyle dakikaları tam bir ustalıkla
oynaması için Jamie Foxx'tan daha iyisi düşünülemezdi. Jamie ile Tom'un
canlandırdığı karakterlerin birbirine taban tabana zıt olması nedeniyle
iki aktör arasındaki uyum çok önemliydi."
Michael Mann,
Max karakterinin özelliklerini ise şu sözlerle tanımlıyor: "Max orta
sınıftan gelme bir karakterdir. Muhafazakar eğilimlere sahiptir. Toplumsal
görev kavramına yürekten inanır. İyiliksever bir yapısı vardır. Hayatı
boyunca hiçbir şiddet olayına tanık olmamıştır. Bu yüzden taksisinin arka
koltuğunda oturan bu taş yürekli katille yakınlık kurmakta sakınca görmez."
Taksi
sürücüsü Max rolünde oynayan Jamie Foxx, portresini çizdiği bu karakterin
Vincent ve diğer müşterilerle ilişki boyutunu şu sözlerle değerlendiriyor;
"Filmin başlangıcında arka koltukta oturan adamla ilgili olarak Max'in
hiçbir fikri yoktur. Sadece herhangi bir müşteridir. Benim düşünceme göre,
Max gibi bir adamın hayatında özel veya heyecan verici bir şey olmaması
gerekir. Ancak onu diğer taksi sürücülerinden farklı kılan özelliği hayalci
bir kişiliğe sahip olmasıdır. Vincent'ın taksiye bindiği andan itibaren
hayatı sonsuza kadar değişecektir. Ancak bu olayda gözardı edilmemesi
gereken bir gerçek daha olduğuna inanıyorum. O geceden itibaren Max -
Vincent ikilisi için birçok şey değişecektir. Bundan sonraki hayatlarını
ne şekilde sürdüreceklerine karar vermek için her ikisi de birbirine ihtiyaç
duyacaktır."
Karakterler
Çekimler
öncesindeki hazırlık aşamasında Michael Mann'in uyguladığı yöntem, Jada
Pinkett Smith'in gerçek bir avukatla; Mark Ruffalo'nun da gerçek bir gizli
polisle sürekli yan yana bulunarak onların dünyasını yakından gözlemlemesi
şeklindeydi. Böylelikle her iki oyuncunun, portresini çizeceği karakterleri
daha yakından tanımasını, o karakterin derinliğine inmesini sağladı.
Ünlü yönetmenin
Tom Cruise ve Jamie Foxx için öngördüğü yöntem ise, canlandıracakları
karakteri daha yakından tanımaları için bireysel eğitime alınmaları şeklinde
oldu. Ünlü aktöre bu konudaki eğitimi İngiliz Özel Hava Kuvvetlerinin
eski mensuplarından Michael "Mick" Gould verdi.
Ateşli silahlar
konusunda otorite kabul edilen Gould, ordudan ayrıldıktan sonra kariyerine
filmlerde danışman olarak devam etti. Daha önce Michael Mann'in "Heat"
adlı filminde de danışmanlık hizmeti veren Gould, "Collateral"de
film endüstrisinin en büyük yıldızlarından Tom Cruise'u tehlikeli bir
kiralık katile dönüştürmek için gereken herşeyi yaptı.
Tom
Cruise bu eğitimlerle ilgili izlenimlerini şu sözlerle anlatıyor: "Silahların
patladığı sahneler için gerçek mermilerle eğitim yaptık. Böylelikle gerçek
silah kullanmanın nasıl bir duygu olduğunu yakından deneyimledim. Kurusıkı
doldurulmuş silahlarla bu duyguyu edinebilmem imkansızdı. Her ne kadar
çekimlerde kurusıkı kullanılsa da, gerçek mermi kullanımının aktörlerde
silaha saygı kavramını uyandırdığını düşünüyorum. Daha önceki filmlerimde
de silah kullandım ama hiç bu şekilde eğitim almamıştım. Mick mükemmel
bir eğitmendi. Kendi stilimi bulmamda yardımcı oldu. Eğitimi o kadar iyi
verdi ki, silah kullanırken kendimi tam emniyette hissettim. Hata yapmam
sözkonusu olamazdı. Çünkü ateş ederken kurusıkı kullansanız bile insanları
yaralamanız mümkündür. Sıra çekimlere geldiğinde kendime güvenim artmıştı.
Düşünmeye bile gerek duymadan silahı elime aldım."
Cruise'un
silah eğitimi aldığı sıralarda Jamie Foxx da Willow Springs Yarış Pistinde
eğitim almakla meşguldü. "Dürüst olmak gerekirse, bu eğitim için
neden yarış pistinin seçildiğini anlayamadım" diyen Jamie Foxx, pistteki
çalışmalarla ilgili izlenimlerini şu sözlerle aktarıyor: "Ancak Michael
böyle bir çalışmaya gerek olduğunu ısrarla söyledi. Taksi sürücülüğünün
benliğimin ayrılmaz parçası haline gelmesi gerektiğini; kesinlikle rol
yapıyormuşum izlenimi vermemem gerektiğini anlattı. Bu çalışma sonucunda
şunu öğrendim: Eğer rol yapıyorsam taksinin varlığını hep hissederim.
Eğer benim doğal bir parçam haline gelmişse, taksinin kendisini bile fark
etmeden kullanırım. Araba hızlı giderken rahat olmam gerektiğini; hangi
hızda hangi dönüşün nasıl yapılacağını bu eğitimler sırasında öğrendim.
Sonuçta o yarış pistinde çok keyifli günler geçirdik."
Yönetmen
Michael Mann ise bu eğitimin önemini şu sözlerle ifade ediyor: "Bence
çok önemliydi. Eğer günde 12 saat, haftada 5 gün araç kullanıyorsanız
ve bunu yıllardır yapıyorsanız artık içgüdüleriyle hareket eden bir sürücü
haline gelmişsiniz demektir. Jamie herşeyden önce bir aracı nasıl kontrol
edeceğini; ağırlık transferini nasıl yapacağını öğrenmek zorundaydı. Zaten
bütün bunlar yarışçılığın temellerini oluşturur. Yarış pistinde bunların
hepsini teker teker öğrendi."
Los Angeles'ta
Geceler
"Collateral"in
çekimlerinin tamamı Los Angeles kentinde ve gece saatlerinde yapıldı.
Michael Mann'in bu kenti, diğer bütün çağdaş yönetmenlerin hepsinden daha
iyi tanıdığını ifade eden Jamie Foxx, bu konudaki izlenimlerini şu sözlerle
dile getiriyor:"Michael Mann bu kenti o kadar iyi tanıyor ki, varlığından
bile haberdar olmadığım yerleri bildiğini gördüm. Yaptığımız bir sohbette
söz Los Angeles'ın kenar mahallerinden açıldığında, 'Mike, benim getto
geçmişim vardır' dediğimde, 'Sen gettodan değilsin. Ben gettoları çok
iyi bilirim. Sana oraları göstermemi ister misin?' dedi. Sonra da kolumdan
tuttuğu gibi oralara götürdü. Öyle tablolar gördüm ki, 'Biz nereye geldik
böyle?' dedim kendi kendime. Onun filmlerini izlerken kendinizi Los Angeles'ın
tam içinde hissedersiniz ve bu büyüleyici kenti çok iyi bilen bir yönetmenin
anlatımıyla bir kez daha tanıma fırsatını bulursunuz. Zaten Michael'ın
dehası buradadır."
Filmin
prodüksiyon tasarımlarını gerçekleştiren David Wasco'nun bu konudaki düşünceleri
şöyle: "Birçok yönetmen, Los Angeles'ın akla gelebilecek her açıdan
gösterildiğini, geriye pek bir şey kalmadığını düşünür. Oysa hala keşfedilmemiş
çok fazla yer vardır. Michael Mann'in ustalığı da, kent içinde varlığını
sürdüren kültürel çeşitliliği iyi ve kötü yanlarıyla ortaya koyabilmesindedir."
Michael Mann
ise, Los Angeles konusundaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: "Bu
kenti hiç görmemiş insanların kafasındaki Los Angeles sadece palmiye ağaçları
ve Malibu'dan ibaret gibidir. Ancak asıl Los Angeles çok geniş bölgeleri
kapsar. Ayrıca gecenin 3'ünde sokak ışıklarının bulutlara yansıması sonucunda
Los Angeles semalarında çok ilginç tablolar ortaya çıkar. Çok karanlık
gecelerde bile palmiye siluetlerinin gökyüzüne yansıdığını görebilirsiniz."
Dijital
Kameralar İş Başında
Los Angeles
gecelerine üç boyutlu bir hava veren bu tabloyu film karelerine tam anlamıyla
yansıtmanın yolunu arayan Michael Mann, bunun 35 mm.lik standart film
kameralarıyla mümkün olamayacağının farkındaydı. Bu yüzden filmi digital
kamerayla çekmeyi tercih etti. Böylelikle uzun metrajlı bir filmin hemen
hemen tamamını digital kamerayla çeken ve gün batımı ile şafak arasındaki
gece saatlerinin izleyiciye yansıtılmasında Thomson Grass Valley Viper
FilmStream kamerayı kullanan ilk yönetmen ünvanını elde etti.
Ünlü
yönetmen bu tercihin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: "Gece saatlerinde
gözlerimizin gördüğü birçok şeyi film kameraları kaydedemez. Bu filmi
yüksek çözünürlüklü digital video ile çekmemin sebebi buydu. Çıplak gözle
görülebilen herşeyin yansımasını istedim. Filmi izleyenler, tuhaf ışık
oyunlarının eşlik ettiği tepecikleri ve ağaçları sanki çıplak gözle izlermiş
gibi görebilecekler. Vincent ile Max'in hareket ettiği dünyanın tam anlamıyla
film karelerine yansımasını hedefledim."
Çekimlerinin
yüzde 80'den fazlası digital yöntemlerle gerçekleştirilen "Collateral",
bu haliyle bir multimedya film projesine dönüştü. Aralarında Viper FilmStream
ve Sony CineAlta yüksek çözünürlüklü kameranın da yer aldığı farklı tipte
kameraların geleneksel film kameralarıyla dengesi sağlandı. Viper FilmStream
kamerasının getirdiği en önemli olanaklardan birisi de, kent gecelerinin
niteliğini belirleyen renk paletlerinin kaydedilebilmesi oldu. Özellikle
portakal rengi, sarı ve kırmızı gibi renklerin şimdiye kadar görülmemiş
şekilde farklı kaydedilmesi sağlandı.
Los Angeles
gecelerinin kendisine özgü havasını digital kameralar yardımıyla yakalamayı
başaran Michael Mann'in önem verdiği hususlardan birisi de, bu çevrenin
karakterler üzerindeki etkisini yansıtabilmek oldu. Karakterleri sarmalayan
atmosferin doğru yansıtılması kritik önem taşıyordu. Los Angeles gecelerini
heyecan verici bulduğunu her fırsatta söyleyen Michael Mann, cilalı yüzeyin
hemen bir kat altında hüküm süren vahşiliği çağrıştıran bir öykü anlatmayı
istedi.
Michael
Mann'in sözünü ettiği vahşi ortam, Max ile Vincent'ın bulunduğu taksinin
önüne üç tane çakalın çıkıvermesiyle yansıtılır. Ünlü yönetmen bu sahneyi
kendi deneyimlerinden yola çıkarak filme koyduğunu belirterek şunları
söylüyor: "Bir gece arabamla geç saatlerde evime dönüyordum. Kırmızı
ışıkta durduğumda caddeyi çapraz geçen üç çakal gördüm. Sanki o kavşağın
sahibi onlarmış gibi rahat hareket ediyorlardı. O sahneyi asla unutamadım.
Yaşadığım o olayı, kentin göbeğinde vahşi hayvanların boy göstermesi şeklinde
basite indirgeyemem. Çakalların davranış biçimi sanki kentin sahibi onlarmış
gibiydi. Bu kentteki uygarlığın geçici olduğunu, aslolanın vahşi yaşam
olduğunu hissettim."
Film hakkında bilgi için tıklayın...
|