|
FEDERICO
FELLINI
"Onu herkes sevdi..."
İtalyan
sinemasının yetiştirdiği dünyaca ünlü yönetmen Federico Fellini 1920'de
Rimini'de doğdu. Bir süre Roma'da gazeteci, karikatürist, şarkı sözü ve
skeç yazarı olarak çalıştı. Sinemaya 18 yaşında başlayan ünlü yönetmen,
hayatı boyunca 27 film yönetmiş, 7 defa Oscar'a aday olmuş ve bunlardan
3'ünde ödülü almıştır. Dahi yönetmen, Oscar ödülünün yanısıra Cannes,
Moskova, Venedik gibi film festivallerinde de ödüller almıştır.
Fellini,
filmlerini çektikten sonra hiçbirini sinema salonlarına gelip izlemezdi.
Deyim yerindeyse, çekip, bir kenara atardı. Fellini bu tavrını eleştirenlere;
"Filmlerim bana ne uzak ne de yakındır, onlar benimdir..." demiştir.
Filmlerinde bazen taşralıların hayatını, bazen varoşları, bazen dolandırıcıları,
bazen de yalnızlığı ve sevgiyi anlattı. Motor!.. Hareket!.. Kes!.., bu
sihirli sözcükler bir yönetmen için çok şey ifade ediyor ve hayatında
da çok yer kaplıyor. Arzuları, sevgiyi, hırsı, intikamı, acıyı anlatmak
için ışıklardan eşyalardan, mekanlardan, insanlardan oluşan yeni ve
kusursuz dünyalar yaratıyor yönetmenler. Büyük Usta Fellini de bu
yaratıcılardan birisi işte...
Federico
Fellini, yeni gerçekçilik akımında yetişti ve filmleri ilk dönemlerde
bu akım içinde yer aldı. Ancak daha sonraki filmlerinde imgelerle ve fantazilerle
örülü bir anlatım biçimine geçmiştir. Fellini'den kendisini tanımlamasını
istediklerinde "sorumsuz, cahil, düzeltilmez geveze" tabirlerini kullanırdı.
Yönetmenin ilginç özelliklerinden birisi de rüya defteri tutmasıydı.
Bu defterde filmlerini eskizliyor, planlar yapıyordu. Bu durum prodüktörleri
endişelendirirken, eleştirmenleri şaşırtıyor, izleyiciyi ise memnun ediyordu.
Fellini
liseye kadar olan öğrenimini Amarcord'da tamamladı. Sonradan lise öğrenimi
için, "sınıfta çok şey öğrenmesem bile, çok eğlendim" diyecek olan
ünlü yönetmen, Amarcord'un kendisine gözlem yeteneğini kazandırdığını
söylemiştir. İtalya gibi futbol meraklısı bir ülkede hiç maç izlememiş
bir yönetmen olarak gördüğümüz Fellini, tesadüfen bir müsabaka (basketbol
vs.) seyretmek zorunda kalsa sıkılırdı. İnanç noktasına gelindiğinde Fellini'nin
dine inandığını ve yaşamı, dünyayı gizeme bürünmüş şeyler olarak algıladığını
görüyoruz.
Yönetmenliğin
gerektirdiği yaratıcılıkla ilgili olarak, "Bir düş görüyorum ya da
gözlerim açık, hayal kurduğum bir şeyin beni alıp götürmesine izin veriyorum
ve daha sonra, bir sözleşme imzalayarak, biraz tahta, iki güzel kız ve
bir çift projektör ile bu fantazmı somutlaştırmayı başarıyorum. Tıpkı
benim yaptığım gibi yaparak, uyuklayarak ya da hiç bir şey düşünmeyerek
herkes bu fantazmı görebilecektir. Yaratma macerasında bizi kim yönetiyor,
bütün bunlar nasıl olup bitiyor? Bizim içimizde gizlenmiş birine ya da
bir şeye duyulan inançla, bizi tanımayan bu yanımıza güvenerek, onu kendi
haline bırakarak yardımcı olduk. Bu güven duygusunda sanıyorum ki,
dinsel duygu görülebilir" diyen Fellini, filmleri için; "Sahip
olduğum araçları kesin bir biçimde uygulayarak aldatmamamın yetinmememin,
tanıklık etmenin sorumluluğunu duyuyorum. Zorunlu kalınca vazgeçmemek.
Bunun yanısıra sanatsal ifadenin oyuna benzer bir yanı olduğunu da hiç
unutmamak. Nesneler belli bir bakış açısı ile bakılmasını önerirken, başkalarına
küçücük bir iyi ya da kötü hali iletirken, insanları fantazinin oyunlarına
katılmaya çağırırım" diyor.
Kalabalık
ve gürültülü basın toplantılarını sevmeyen Fellini; "Sessiz bir basın
toplantısı çok hoşuma giderdi. Birbirimize baktığımız, gülümsediğimiz,
küçük dostluk jestlerinin hatta küçük armağanların karşılıklı yollandığı,
hiçbir şeyin söylenmediği, sonunda herkesin işine gittiği bir basın toplantısı..."
diyerek bu yöndeki arzusunu dile getirmiştir.
"Belli
bir tarihte bizim kuşağın başına geleni anlamaya çalışıyorum. Öyle ya,
birdenbire gençlere bilemediğim mutlak gerçeklerin habercileri gözüyle
bakılmaya başlandı. Gençler, gençler, gençler... sanki bu kişiler uzay
gemisinden çıkmışlar... Herşeyi biliyorlar, ne olursa olsun onlara
bir şeyler söylemenin gereği yok, cehaletimizle onları rahatsız etmeyelim...".
Fellini, gece meydanda, bir köşede ceketleri omuzlarından aşağı kaymış
halde şarkılar operalar söyleyen sarhoşları ve gençleri de operayla özdeşleştirmiştir.
Ünlü
yönetmen Federico Fellini'nin sevdiği ve sevmediği şeyleri kendi ağzından
dinleyelim; "....birşey hakkında fikrimin sorulmasını, Humphrey Bogart'ı,
küçük sınavları, resim sergilerine davet edilmiş olmayı, genel provaları,
el yazmalarını, çayı, papatya çayını, havyarı, her şeyin ilk gösterim
öncesi gösterimini, özdeyişleri, gerçek insanı, gençlerin filmlerini,
teatrallığı, ateşli çalışmayı, soruları, krep süzeti, güzel manzaraları,
para yardımını, siyasal filmleri, psikolojik fimleri, tarihsel filmleri,
kepenksiz pencereleri, bağlanmayı ve bağlanmamayı, ketçabı sevmem."
|