|
Michael Haneke
Seyircisini sarsmayı seven bir usta...
Michael
Haneke, filmlerinde seyircisini eğlendirmeyi değil, sarsmayı amaçlıyor.
Onların rahatını bozmaktan hiç rahatsız olmuyor. Londra'daki Orta Avrupa
Kültürü Festivali'nde gösterilen beş filmlik retrospektifini izleyen seyircilere
filmlerini "Size huzursuz seyirler dilerim" diyerek sunmuştu. Viyana Üniversitesi'nde
felsefe eğitimi görmüş olan yönetmen, filmlerinden söz ederken de anlaşılması
zor kavramlara başvuruyor : "Kendi kendine yabancılaşmak, duygusal buzlaşma,
gerçeklik duygusunu yitiren gerçeklik" gibi.
Oysa
Haneke'nin filmleri, basit olmamakla birlikte, seyircinin kolayca ulaşabileceği,
anlaşılabilir filmler. Michael Haneke, artık sevmesini, hatta nefret
etmesini bile bilmeyen bir toplumu anlatıyor. Amacı ise çevremizdeki
dünyaya karşı duygu ve tepkilerimizi bilemek, çünkü özellikle medyanın
onları kütleştirdiğine inanıyor. Zamanlama, gerilimi tırmandırma ve mantıklı
bir olay örgüsü kurma gibi standartları reddediyor; izleyicilerini sıkmak,
kızdırmak ya da hayal kırıklığına uğratmaktan çekinmiyor. Haneke bizi
kendi sinema dünyasının içine çektikten sonra birden geri çekiliyor ve
hem aldatılıp kandırıldığımızı, hem de bunu yapanlarla suç ortaklığı ettiğimizi
gösteriyor. Medya çağının bir yönetmeni için hayli sıradışı bir yaklaşım.
Avusturyalı
yönetmenin sinemaya girişi de sıradışı olmuştu zaten. 1974'ten beri TV
senaryoları yazmakta olan Haneke, sinemaya ve yönetmenliğe ilk kez 20.
Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde de izlediğimiz "Duygusal Buzlaşma"
üçlemesinin ilk filmi "Der Siebente Kontinent / Yedinci Kıta"yla 1989'da
başladı. Filmi gerçek bir öyküye, orta sınıftan Viyanalı bir ailenin intiharına
dayanıyordu. Üçleme 1992 yapımı "Benny's Video / Benny'nin Videosu" ve
Haneke'nin iki yıl sonra çektiği "71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls
/ Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası" ile tamamlandı. Bunlar, tutkudan
tamamen yoksun filmlerdi. İnsanlar, hiç kastetmedikleri özürleri monoton
bir şekilde mırıldanıyorlardı : sözde karısına "seni seviyorum" diyen
erkek aslında bira bardağına bakıyordu ve bir baba bir kızı öldürmüş olan
oğlunu, sanki sıradan bir kabahat işlemiş gibi azarlıyordu. Ama Haneke
ısrarla iyimser olduğunu söylüyordu. "Kötümser olanlar, eğlencelik filmleri
yapanlar" diyordu. "İyimser kişi, insanları sarsıp kayıtsızlıktan kurtarmaya
çalışır."
Yönetmenin
filmografisinde, beş yıl önce gerçekleştirdiği Kafka uyarlaması "Das Schloss
/ Şato" da var. Haneke, edebi uyarlamalara alışkın biri, varoluşçu
yanı da filmlerinde kendini hemen belli ediyor. Buna rağmen eleştirmenler,
Festival programında yer alan "Şato" filmiyle onun farklı bir yöne gittiğini
düşündüler. Ama önceki yıl ülkemizde "Ölümcül Oyunlar" adıyla izlediğimiz
"Funny Games" (1997) bütün kuşkuları sildi. Michael Haneke, formunun
zirvesindeydi. Temiz yüzlü iki delikanlı sayfiyedeki bir ailenin evine
ödünç yumurta istemeye gelip onları esir alıyordu. Delikanlılar esir aldıkları
aileyle oyunlar oynarken Haneke de bizimle gönlünü eğliyordu. Seyircisini
rahat sinema koltuğunda rahatsız ederek, aslında filmin kahramanlarının,
kanın akmasını başlatan kişilerin bizler olduğumuzu hatırlatıyordu. Şiddete
gerçek özelliklerini kazandırıyor, onu sinemasal taklitlerden uzaklaştırıyordu.
Bazı
ülkelerde sansür, Haneke'nin şiddeti eleştirmek için şiddet kullanmasına
karşı çıktı ama, yönetmen başka bir yol olmadığı görüşünde... Ona
göre, Wim Wenders'in filmi "The End of Violence / Şiddetin Sonu" yeterince
etkili değil, çünkü o filmde sadece konuşuluyor. "Mesele, neyi gösterebileceğimde
değil. Daha çok, seyirciye var olanın yerine neler gösterildiğini fark
etme fırsatı verip vermemekte. Özellikle şiddet konusunda mesele,
şiddeti nasıl gösterdiğimde değil. Mesele, seyirciye şiddet ve şiddetin
anlatılması konusunda kendi konumunu nasıl gösterdiğim .."
Michael
Haneke 1942'de Almanya'nın Münih kentinde doğdu. Viyana'da felsefe, psikoloji
ve tiyatro eğitimi gördü. Mezun olduktan sonra 1967-70 arasında Südwestfunk
Theater Company ile çalıştı, Alman televizyonuna senaryolar yazdı. Birçok
oyun da sahneledi. 1970 yılından beri, hem sinema, hem de televizyon için
yönetmen ve senarist olarak çalışıyor. 1989 yılında "Yedinci Kıta" ile
Locarno Uluslararası Film Festivali'nde Ernest Artaria Ödülü'ne layık
görülmesinin ardından, çeşitli festivallerde yine yönetmen ve senarist
olarak ödüller aldı. Bunların arasında "Yedinci Kıta"yla 1989 Locarno
Uluslararası Film Festivali'nde aldığı Bronz Leopar; "Benny'nin Videosu"
(1992) ile 1993 Avrupa Film Ödülleri'nde kendisine verilen FIPRESCI Ödülü;
"Bir Şans Kronolojisinin 71 Parçası" (1994) için 1994 Katalonya U luslararası
Film Festivali'nde kazandığı En İyi Film ve En İyi Senaryo ödülleri, Katalan
Senaristler, Eleştirmenler ve Yazarlar Birliği Ödülü; "Ölümcül Oyunlar"ın
(1997) layık bulunduğu 1998 Fantasporto Festivali Eleştirmenler Ödülü,
Uluslararası Fantastik Film Özel Jüri Ödülü, Flanders Uluslararası Film
Festivali FIPRESCI Ödülü, 1997 Chicago Uluslararası Film Festivali Gümüş
Hugo - En İyi Yönetmen Ödülü ile 2000 Cannes Film Festivali'nde son filmi
"Code Inconnu - Bilinmeyen Kod" (2000) ile aldığı Hıristiyan Birliği
ödülü de var.
Filmografisi
La Pianiste (2001)
Code
inconnu - Bilinmeyen Kod (2000)
Das Schloß - Şato (1997)
Funny Games - Ölümcül Oyunlar (1997)
Lumière et compagnie (1995)
Wolfzeit (1995)
71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls - Tesadüfi Bir Kronolojinin
71 Parçası (1994)
Benny's Video - Benny'nin Videosu (1992)
Der Siebente Kontinent - Yedinci Kıta (1989)
|