KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
  Kameranın Arkasındakiler

Shohei İmamura

Shohei İmamura 15 Eylül 1926'da Ohtsuka, Tokyo'da bir doktorun üçüncü oğlu olarak dünyaya geldi. Tiyatroya olan sevgisiyle edebiyat fakültesine yazıldı. Orada hem tiyatro hem komünist hareket ile ilgilendi. Oyunlar yazdı ve çekirdek bir aktörler grubuyla sahneye çıktı. Çoğu sonradan onun filmlerinde oynayacak bu aktörler arasında Takeshi Kato, Kazuo Kitamura ve Shoichi Ozawa da vardı. İmamura o sıralarda, çoğu Fransız ve Alman yapımları olmak üzere, film izlemeye de başladı. Ne var ki onu şoke eden ve en çok etkileyen Kurosawa'nın "Yoidore tenshi / Sarhoş Melek"i (1948) oldu.

Savaş sona erdiğinde, İmamura 18 yaşındaydı. Hemen herkesin olduğu gibi bu dönemde hayatı çok değişmişti. Ve pek çok kişinin yaptığı gibi, geçinmek için yasadışı yollara başvurdu. Amerikalı askerlerden içki ve sigara alıp bunları karaborsada sattı. Japon toplumunun alt sınıfına bu şekilde girişi, sinemacı yönünü çok etkiledi. Filmlerinin hemen hemen hepsi bu sıralarda karşılaştığı kişiler ve yaşadıklarıyla ilintilidir.

Önceleri sinemayla pek ilgilenmeyen İmamura, tiyatro yaparak geçinemediği için sinemaya adım attı. Böylece, 1951 Mart'ında Shochiku Film Şirketi'nde yönetmen yardımcısı olarak işe girdi. O sıralarda Shochiku, Hollywood'dan esinlenen gösterişli filmleri birbiri ardınca piyasaya sürüyordu. Aynı stüdyoda asistanlık yapan Nagisa Oshima bu burjuva sinemasına önce siyasi ağırlıklı yazılarıyla ve sonra da bir dönüm noktası oluşturan filmleriyle saldıracaktı.

İmamura'nın isyanı ise daha kişisel ve daha sezgiseldi. O daha çok Japonya'daki gündelik hayata ilişkin ayrıntılar, toplumun "tortu"su olan fahişeler, dalavereciler, pezevenkler ve ayyaşlarle ilgilenmek istiyordu. Daha sonra söylediği gibi, o "insan vücudunun alt tarafı ile, gündelik Japon yaşantısının gerçeğinin kendine dayanak aldığı toplumsal yapının alt tarafı arasındaki ilişkiyle" ilgileniyordu.

İmamura, 1954'te yeniden yapılanan Nikkatsu Film Şirketi'ne transfer oldu. Çok hayran olduğu ve hakkında bir kitap yazdığı popüler ve anarşik yönetmen Kawashima'yla dört yıl boyunca çalıştı ("Shinagawa Yolu"). 1958'de ilk filmi "Nusumareta yokujo / Çalınan Arzu"yu çekti. İmamura'nın ilk filmi, meslek hayatı boyunca devam edecek, henüz belirmeye başlayan bir çift motifi açığa vurmuştu. Japon kültürünün kıyısındakilerin şiveleri ve alışkanlıkları onun hep aklını çelmişti.

Bunun ilk örneklerini "Çalınan Arzu"da, Osaka'nın külhanbeyi eğlence semtindeki kaderin sillesini yemiş oyuncu topluluğunu resmetmesinde görürülür.

İmamura'nın ilk dört filmi, kaçınılmaz olarak, çabucak ve düşük bütçelerle yapılmış şirket siparişleriydi. Dördüncü filmi eleştirmenlerden övgüler aldığı ve ticari başarıya ulaştığı halde, 34 yaşındaki yönetmen bir daha ısmarlama proje kabul etmemeye karar verdi. Ondan sonra, kendi yolunu izleyen İmamura ilk olgun filmini 1961'de yaptı. Japonya'nın modernleşmesi üzerine ustaca kotarılmış, alaycı bir dram olan "Buta to gunkan / Domuzlar ve Savaş Gemileri". Domuzun pisliği, karakterlerinin doğası için kusursuz bir fon oluşturur.

İmamura'nın çileli Japon kadını Tome Matsuki'nin yaşamını anlattığı bir sonraki filmi "Nippon conchuki / Böcek Kadın"ın (1963), onun elinden çıkma "toplumdaki Japon kadını üzerine en eksiksiz portre" olduğu söylenmiştir. On dört Japon film ödülü alan "Böcek Kadın", tek bir boşa harcanmış hayatın aynasından yansıdığı şekliyle, kültürel değerlerin çöküşünü ayrıntılarıyla anlatır. Kurmaca film yönetmeni olarak kendini kanıtladıktan sonra, İmamura çok parlak belgeseller yapmaya başlar.

En kişisel ve "deneysel" filmi olan ve her yıl binlerce Japon'un kaybolduğu olgusunu vurgulayarak başlayan "Ningen johatsu / Bir Adam Kayboldu" (1967), zembille göğe çekilmiş gibi ortadan kaybolan bir satıcının geride kalan nişanlısı üzerine yoğun bir dramdır.

İmamura 1966'da Nikkatsu'yla olan kontratını fesheder, kendi şirketi İmamura Productions'ı kurar ve ilk bağımsız filmi "Jinruigaku nyumon / Pornocular"ı yapar. Film, pornografi endüstrisindeki ucuz, pis filmler yapan "zanaatkâr"ları bu işe neyin sevkettiğini araştırır. İmamura'nın eski dostu Shoichi Ozawa burada, kendi özel yaşamını suçlamaların üstünde tutma özlemi içindeki önemsiz bir pornocuyu oynar.

1968'de yönettiği "Tanrıların Derin Arzuları"nın ticari bir fiyasko oluşu, on yıl önce başlayan ve Nuberu Bagu ("Japon Yeni Dalgası") adı verilen bir dönemi de sona erdirmiş ve İmamura, bellibaşlı Japon stüdyolarının gözünde artık tükenmiş bir yönetmen olup çıkmıştır

Yönetmen daha sonra Japonya'nın kuzeyindeki bir köy üzerine yaptığı "Narayama Türküsü"nde de seyirciyi kaba, hayvanca bir dünyanın yakınına getirir. Film 1983 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülünü alır.

Filmde, 1958 yapımı ilk uyarlamada bulunmayan şoke edici birtakım şiddet ve törensel seks sahneleri yer alır. 19. yüzyılda kuzey Japonya'da ıssız ve son derece yoksul düşmüş bir dağ köyünde geçen film, mevsimlerin ve yaşamın çevrimi üzerinedir. Aynı ödülü ikinci kez 1997'de "Unagi / Yılan Balığı"yla alarak, çifte ödül alan 4 yönetmenden biri olacaktır.

1986 yılında İmamura, Yokohama'daki film okulunu, Tokyo dışındaki Kawasaki City'de, Shin-Yurigaoka'daki özel olarak yapılmış binaya taşıdı ve adını da Japon Görsel Sanatlar Akademisi'ne çevirdi. Hâlâ bu okulun başkanı ve yöneticisi olan İmamura'nın daha sonraki filmleri ona gittikçe daha büyük övgü getirdi: "Zegen / Pezevenk"(1987), "Kuroi ame / Kara Yağmur" (1989) gibi.

Sekiz yıllık sinematografik suskunluğun ardından İmamura 1997'de, insanlığın iniş çıkışları ve insanları harekete sevkeden gizli nedenler üzerine bir öyküyle geri döndü. Shochiku, bu ilginç yönetmene istediği romandan film yapma fırsatı verince, İmamura da Akira Yoshimura'nın bir kitabı olan Karanlıkta Kıvılcımlar'ı seçti ve adını "Unagi / Yılan Balığı" olarak değiştirerek, küçük bütçeli bir film yaptı.

Aşk, kurtuluş ve bir adamın çok sevdiği ehlileşmiş yılan balığı üzerine bu komik ama karanlık film, İmamura'ya Cannes'da ikinci Altın Palmiyesi'ni getirir. 2001'de çekildiği köşesinden çıkarak sürrealist bir aşk öyküsü olan "Akai hashi noshitano nurui mizu / Kızıl Köprünün Altından Akan Ilık Sular"ı yönetti.

Filmleri, çoğu, Japon orta sınıfının karşı karşıya olduğu sorunları ele alan İmamura, çoğu kez Japon alt sınıflarının nahoş üyeleri - pezevenkler, fahişeler, suçlular, katiller, psikopatlar - ya da ulusun içindeki birbirinden muazzam derecede farklı iki kültürün çatışması üzerinde odaklanarak, hem politika, din, tüccarlık, Batı etkisi ve insan ilişkileri gibi konuları incelemiş, hem de sinemanın en yoğun melodramlarından bazılarını kotarmıştır.

Festivalde yer alan filmleri

Domuzlar ve Savaş Gemileri (1961)
Böcek Kadın (1963)
Cinayet Niyetleri (1964)
Pornocular (1966)
Bir Adam Kayboldu (1967)
Tanrıların Derin Arzuları (1968)
Bir Konsomatrisin Ağzından Savaş Sonrası Japonya'sının Tarihi (1970)
İntikam Benim (1979)
Narayama Türküsü (1983)
Yılan Balığı (1997)
Kızıl Köprünün Altından Akan Ilık Sular (2001)

Diğer Yönetmenler için tıklayınız...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.