|
Gerçek
Akrep Kral'ın Öyküsü
"Akrep
Kral - The Scorpion King" konusu açısından kurgusal bir film... Ancak
son zamanlarda yapılan arkeolojik araştırma sonuçları, antik Mısır tarihinde
bir Akrep Kral'ın gerçekten de var olduğunu, bu kralın ülke birliğinin
kurulması ve dünyanın ilk imparatorluğunun inşa edilmesinde hayati rol
oynadığını gösteriyor. Arkeologların inancına göre, Akrep Kral'ın düşmanlarına
savaş meydanlarında zafer kazandığı Mısır çöllerinde elde edilen bulgular,
aynı zamanda dünya tarihinin en eski tarihsel belgelerini oluşturuyor.
Akrep
Kral'ın mezarında elde edilen yeni keşifler, uygarlığın gelişiminin en
önemli göstergesi kabul edilen yazının da o dönemde bulunmuş olabileceğine
işaret ediyor. Akrep Kral'ın Abydos çölünde bulunan mezarında elde edilen
bulgular bu kadarla sınırlı değil. Antik çağın mimarları diyebileceğimiz
tasarımcıların çizim yaptığı levhalar, daha sonraki yüzyıllarda inşa edilen
Giza'daki Büyük Piramit'in de müjdecisi kabul ediliyor. Kısacası Akrep
Kral, Mısır uygarlığının atalarından birisiydi. Günümüzden 5.000 yıl önce
yaşamış olan Akrep Kral'ın hüküm sürdüğü dönemde sağlanan gelişmeler birer
efsane olarak bugünlere ulaştı.
Mısır
iki ayrı krallığa bölünmüştü
Akrep
Kral'ın hüküm sürdüğü dönemde Mısır ülkesi iki ayrı krallıktan oluşuyordu.
Nil nehrinin üst kısımlarında Yukarı Mısır yer alırken, bugünkü Kahire'nin
kuzeyinde bulunan bölgede ise Aşağı Mısır yer alıyordu. Uzun yıllardan
beri antik Mısır'la ilgili çeşitli araştırmalar yapıldı. Antik Mısır tarihçisi
Manetho'nun kral tapınaklarında bulduğu listelerde, ülkenin ilk gerçek
yasa koyucusunun Kral Menes olduğu ortaya konulmuştu. Menes aynı zamanda
Mısır tarihinin ilk firavunuydu. Yukarı ve Aşağı Mısır'ı birleştiren ilk
kralın da Menes olduğu düşünülüyordu. Ancak 1898 yılında Yukarı Mısır'daki
Hierakonpolis'te yapılan kazılarda Mısır uygarlığının başlangıç dönemlerine
kadar giden birtakım kutsal nesnelere ulaşıldı. Bu nesnelerin en önemlilerinden
birisi, tarihçiler tarafından Narmer Tableti adı verilen bir nesneydi
ve Mısır tarihçileri tarafından ismi hiç anılmamış bir kralı betimliyordu.
Bulunan
tablette resmi görülen Kral Narmer'ın özelliği, kırmızı - beyaz renkli
bir taç giymiş olmasıydı. Aşağı Mısır'ın simgesi sayılan beyaz ile Yukarı
Mısır'ın simgesi kırmızıyı birleştiren bir taç giymiş olması, iki ayrı
ülkeyi birleştiren kralın o olduğunu çağrıştırıyordu.Bazı bilim adamları
Narmer ile Menes'in aslında aynı kişi olduğuna inanırlar. Diğerleri ise
Narmer'ın Menes'ten daha önce yaşadığını, bu nedenle de isminin listelerde
yer almadığını iddia ederler.
Mısır'da
keşfedilen en eski asa
1898
yılında gerçekleştirilen kazılarda ayrıca kralların geleneksel sembolü
sayılan bir de asa bulundu. Mısır tarihinin en eski asasında Yukarı Mısır'ın
beyaz tacını giymiş bir adamın portresi vardı. Buna kral ve akrep sembolleri
eşlik ediyordu. Her ne kadar destekleyici kanıtlar olmasa da arkeologların
birçoğu Akrep Kral'ın efsanevi bir figür olduğuna inandılar. Aradan 100
yıl geçtikten sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü mensuplarından Gunter Dreyer,
Ölüler Şehri adıyla bilinen Abydos yakınlarındaki çölde bir mezar keşfetti.
Dreyer'in Akrep Kral'a ait olduğundan kuşku duymadığı 12 odalı bu mezar,
çamur tuğlalardan inşa edilmişti. Mezarın soyulmuş ve içindeki mumyanın
çalınmış olmasına rağmen Dreyer orasının bir kraliyet mezarı olduğunu
gösteren fildişinden yapılma bir kraliyet asası buldu. Asa üzerinde Carbon
14 yöntemiyle yapılan deneylerde Milattan Önce 3250 yılına ait olduğu
ortaya çıktı. Böylece Mısır tarihinin en eski asasına ulaşılmış oluyordu.
Mezardaki
odalardan birinde kırık çömlek parçalarına rastlandı. Şarap doldurulan
bu çömlekler, ölümden sonraki hayatta kullanılmak üzere düşünülmüştü.
Çömleklerin üzerinde mürekkeple çizilmiş şekillerde ise akrep sembolü
görülüyordu. Bilinen ilk yazı örneği etiketler Dreyer'in mezarda rastladığı
en çarpıcı bulgulardan birisi de, 160 kemik ve fildişi etiketlerden oluşan
bir seriydi. Posta pulu büyüklüğündeki bu etiketlere oyularak çizilmiş
resimler, Dreyer'in inancına göre ilkel hiyeroglif örnekleriydi. Dreyer
elde ettiği bu bulgular sonucunda, yazının ilk olarak Mezopotamya'da keşfedildiği
biçimindeki kabul edilmiş teorileri çürüttüğünü ileri sürüyor.
British
Museum tarihçilerinden Renee Friedman da bu noktada bir spekülasyon yaparak,
kraliyet hazinesine yapılan vergi ödemelerini kayıt altına alınması için
yazının geliştirilmesinin bizzat Akrep Kral tarafından emredildiğini öne
sürüyor. Dreyer'ın söylediğine göre bu etiketlerde Akrep Kral'a verilmiş
olan keten ve gazyağıyla ilgili belgesel kayıtlar, kısa notlar, sayılar,
kralların isim listesi ve kurumların listesi yer alıyor.
Günümüzde
konuyla ilgili araştırmalara devam eden Yale Üniversitesi arkeologlarından
John Darnell ve karısı Deborah Darnell, Nil nehrininin Quena adını taşıyan
kolu yakınlarında yer alan kayalıklarda yeni bulgular elde ettiler. Kaya
üzerine oyulmuş yazıların, o dönemde Abydos ve Hierakonpolis krallıklarını
yöneten Akrep Kral'ın, kaos tanrısı Set'in hüküm sürdüğü Naqada kenti
üzerinde kazandığı zaferin anısına yazıldığı ortaya çıktı.
Kazınan
resimler birliği temsil ediyor
Bu
yazıların bilinen en eski tarihsel belge olduğuna inanan Darnell, Yukarı
Mısır'ın birleşme tarihinin, Kral Narmer'ın tüm ülkeyi birleştirdiği tarihin
150 yıl öncesine denk geldiğine inanıyor. Naqada kentini fetheden Akrep
Kral, bu sayede Nil nehri bölgesinin kontrolünü almakla kalmadı, aynı
zamanda doğudaki Kızıldeniz'e uzanan kritik yolların ve batıdaki çöllerde
bulunan vahaların da denetimini ele geçirdi. Akrep
Tableti olarak adlandırılan bu tablette Yukarı Mısır'ın beyaz tacını giymiş
olan Akrep Kral'ın elinde bir asa tuttuğu, bu asayı vahşi görünümlü bir
esirin üzerine doğru uzattığı görülüyor.
Darnell bu
tablet konusunda, "Nasıl yorumlanması gerektiğini tam olarak bilemiyorum
ama buradaki esir figürünün Naqada'nın yenik kralını temsil ettiği söylenebilir"
ifadesini kullanıyor. Bu
figürün hemen yanında yılan yiyen bir leyleğin resmi var. Buradaki leylek
resmi, Abydos'un koruyucu tanrısı Horus'u temsil ederken, yılan da Naqada'nın
koruyucu tanrısı Set'i simgeliyor. Bu sembol hiyeroglif yazı dilinde daha
sonra zaferi simgeleyen ortak görüntüye dönüştü.
Birinci
Hanedandan önce Sıfırıncı Hanedan vardı.
Mısır
tarihiyle ilgili görüşlerini açıklarken, "Mısır'ın birleşme süreci
Birinci Hanedan'dan önce başladı. Güneyin birliği sağlanmadan önce Sıfırıncı
Hanedan vardı" ifadesini kullanan Darnell, "Böyle bir birliğin
sağlandığını biliyoruz ama nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz" diyor
ve sözlerini şöyle noktalıyor: "Akrep Kral ile ilgili olarak yapılan
keşifler, neler olup bittiği konusunda şu an için en azından bir dayanak
noktası oluşturuyor."
Diğer Özel Dosyalar için tıklayınız...
|