KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
  Özel Dosya

Gerçek Akrep Kral'ın Öyküsü

"Akrep Kral - The Scorpion King" konusu açısından kurgusal bir film... Ancak son zamanlarda yapılan arkeolojik araştırma sonuçları, antik Mısır tarihinde bir Akrep Kral'ın gerçekten de var olduğunu, bu kralın ülke birliğinin kurulması ve dünyanın ilk imparatorluğunun inşa edilmesinde hayati rol oynadığını gösteriyor. Arkeologların inancına göre, Akrep Kral'ın düşmanlarına savaş meydanlarında zafer kazandığı Mısır çöllerinde elde edilen bulgular, aynı zamanda dünya tarihinin en eski tarihsel belgelerini oluşturuyor.

Akrep Kral'ın mezarında elde edilen yeni keşifler, uygarlığın gelişiminin en önemli göstergesi kabul edilen yazının da o dönemde bulunmuş olabileceğine işaret ediyor. Akrep Kral'ın Abydos çölünde bulunan mezarında elde edilen bulgular bu kadarla sınırlı değil. Antik çağın mimarları diyebileceğimiz tasarımcıların çizim yaptığı levhalar, daha sonraki yüzyıllarda inşa edilen Giza'daki Büyük Piramit'in de müjdecisi kabul ediliyor. Kısacası Akrep Kral, Mısır uygarlığının atalarından birisiydi. Günümüzden 5.000 yıl önce yaşamış olan Akrep Kral'ın hüküm sürdüğü dönemde sağlanan gelişmeler birer efsane olarak bugünlere ulaştı.

Mısır iki ayrı krallığa bölünmüştü

Akrep Kral'ın hüküm sürdüğü dönemde Mısır ülkesi iki ayrı krallıktan oluşuyordu. Nil nehrinin üst kısımlarında Yukarı Mısır yer alırken, bugünkü Kahire'nin kuzeyinde bulunan bölgede ise Aşağı Mısır yer alıyordu. Uzun yıllardan beri antik Mısır'la ilgili çeşitli araştırmalar yapıldı. Antik Mısır tarihçisi Manetho'nun kral tapınaklarında bulduğu listelerde, ülkenin ilk gerçek yasa koyucusunun Kral Menes olduğu ortaya konulmuştu. Menes aynı zamanda Mısır tarihinin ilk firavunuydu. Yukarı ve Aşağı Mısır'ı birleştiren ilk kralın da Menes olduğu düşünülüyordu. Ancak 1898 yılında Yukarı Mısır'daki Hierakonpolis'te yapılan kazılarda Mısır uygarlığının başlangıç dönemlerine kadar giden birtakım kutsal nesnelere ulaşıldı. Bu nesnelerin en önemlilerinden birisi, tarihçiler tarafından Narmer Tableti adı verilen bir nesneydi ve Mısır tarihçileri tarafından ismi hiç anılmamış bir kralı betimliyordu.

Bulunan tablette resmi görülen Kral Narmer'ın özelliği, kırmızı - beyaz renkli bir taç giymiş olmasıydı. Aşağı Mısır'ın simgesi sayılan beyaz ile Yukarı Mısır'ın simgesi kırmızıyı birleştiren bir taç giymiş olması, iki ayrı ülkeyi birleştiren kralın o olduğunu çağrıştırıyordu.Bazı bilim adamları Narmer ile Menes'in aslında aynı kişi olduğuna inanırlar. Diğerleri ise Narmer'ın Menes'ten daha önce yaşadığını, bu nedenle de isminin listelerde yer almadığını iddia ederler.

Mısır'da keşfedilen en eski asa

1898 yılında gerçekleştirilen kazılarda ayrıca kralların geleneksel sembolü sayılan bir de asa bulundu. Mısır tarihinin en eski asasında Yukarı Mısır'ın beyaz tacını giymiş bir adamın portresi vardı. Buna kral ve akrep sembolleri eşlik ediyordu. Her ne kadar destekleyici kanıtlar olmasa da arkeologların birçoğu Akrep Kral'ın efsanevi bir figür olduğuna inandılar. Aradan 100 yıl geçtikten sonra Alman Arkeoloji Enstitüsü mensuplarından Gunter Dreyer, Ölüler Şehri adıyla bilinen Abydos yakınlarındaki çölde bir mezar keşfetti. Dreyer'in Akrep Kral'a ait olduğundan kuşku duymadığı 12 odalı bu mezar, çamur tuğlalardan inşa edilmişti. Mezarın soyulmuş ve içindeki mumyanın çalınmış olmasına rağmen Dreyer orasının bir kraliyet mezarı olduğunu gösteren fildişinden yapılma bir kraliyet asası buldu. Asa üzerinde Carbon 14 yöntemiyle yapılan deneylerde Milattan Önce 3250 yılına ait olduğu ortaya çıktı. Böylece Mısır tarihinin en eski asasına ulaşılmış oluyordu.

Mezardaki odalardan birinde kırık çömlek parçalarına rastlandı. Şarap doldurulan bu çömlekler, ölümden sonraki hayatta kullanılmak üzere düşünülmüştü. Çömleklerin üzerinde mürekkeple çizilmiş şekillerde ise akrep sembolü görülüyordu. Bilinen ilk yazı örneği etiketler Dreyer'in mezarda rastladığı en çarpıcı bulgulardan birisi de, 160 kemik ve fildişi etiketlerden oluşan bir seriydi. Posta pulu büyüklüğündeki bu etiketlere oyularak çizilmiş resimler, Dreyer'in inancına göre ilkel hiyeroglif örnekleriydi. Dreyer elde ettiği bu bulgular sonucunda, yazının ilk olarak Mezopotamya'da keşfedildiği biçimindeki kabul edilmiş teorileri çürüttüğünü ileri sürüyor.

British Museum tarihçilerinden Renee Friedman da bu noktada bir spekülasyon yaparak, kraliyet hazinesine yapılan vergi ödemelerini kayıt altına alınması için yazının geliştirilmesinin bizzat Akrep Kral tarafından emredildiğini öne sürüyor. Dreyer'ın söylediğine göre bu etiketlerde Akrep Kral'a verilmiş olan keten ve gazyağıyla ilgili belgesel kayıtlar, kısa notlar, sayılar, kralların isim listesi ve kurumların listesi yer alıyor.

Günümüzde konuyla ilgili araştırmalara devam eden Yale Üniversitesi arkeologlarından John Darnell ve karısı Deborah Darnell, Nil nehrininin Quena adını taşıyan kolu yakınlarında yer alan kayalıklarda yeni bulgular elde ettiler. Kaya üzerine oyulmuş yazıların, o dönemde Abydos ve Hierakonpolis krallıklarını yöneten Akrep Kral'ın, kaos tanrısı Set'in hüküm sürdüğü Naqada kenti üzerinde kazandığı zaferin anısına yazıldığı ortaya çıktı.

Kazınan resimler birliği temsil ediyor

Bu yazıların bilinen en eski tarihsel belge olduğuna inanan Darnell, Yukarı Mısır'ın birleşme tarihinin, Kral Narmer'ın tüm ülkeyi birleştirdiği tarihin 150 yıl öncesine denk geldiğine inanıyor. Naqada kentini fetheden Akrep Kral, bu sayede Nil nehri bölgesinin kontrolünü almakla kalmadı, aynı zamanda doğudaki Kızıldeniz'e uzanan kritik yolların ve batıdaki çöllerde bulunan vahaların da denetimini ele geçirdi. Akrep Tableti olarak adlandırılan bu tablette Yukarı Mısır'ın beyaz tacını giymiş olan Akrep Kral'ın elinde bir asa tuttuğu, bu asayı vahşi görünümlü bir esirin üzerine doğru uzattığı görülüyor.

Darnell bu tablet konusunda, "Nasıl yorumlanması gerektiğini tam olarak bilemiyorum ama buradaki esir figürünün Naqada'nın yenik kralını temsil ettiği söylenebilir" ifadesini kullanıyor. Bu figürün hemen yanında yılan yiyen bir leyleğin resmi var. Buradaki leylek resmi, Abydos'un koruyucu tanrısı Horus'u temsil ederken, yılan da Naqada'nın koruyucu tanrısı Set'i simgeliyor. Bu sembol hiyeroglif yazı dilinde daha sonra zaferi simgeleyen ortak görüntüye dönüştü.

Birinci Hanedandan önce Sıfırıncı Hanedan vardı.

Mısır tarihiyle ilgili görüşlerini açıklarken, "Mısır'ın birleşme süreci Birinci Hanedan'dan önce başladı. Güneyin birliği sağlanmadan önce Sıfırıncı Hanedan vardı" ifadesini kullanan Darnell, "Böyle bir birliğin sağlandığını biliyoruz ama nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz" diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor: "Akrep Kral ile ilgili olarak yapılan keşifler, neler olup bittiği konusunda şu an için en azından bir dayanak noktası oluşturuyor."

Diğer Özel Dosyalar için tıklayınız...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.