|
Sinema Tarihi - 7
Sinemanın tarihini merak edenlere müjde! "Özel Dosya"mızda
"Sinema Tarihi"ni özetlemeyi sürdürüyoruz... 1895'te başlayan
bu masalın ilk bölümü için lütfen tıklayınız...
Savaş
ve kötümserlik yılları...
50'li yıllar boyunca Amerikan sineması, özellikle televizyonun ortaya
çıkmasından ileri gelen bir bunalım dönemine girer. Başlıca firmalar,
sinemaskop ve technicolor halinde büyük yapımlara yönelirler. Özellikle
Donen ve Minelli ile müzikal filmler ve bunların yanında "kara film" yaygınlaşır.
Huston,
Losey, Kazan, Mankiewicz, Ray gibi yeni bir sinemacılar kuşağı Amerikan
sinemasını toplumsal eleştiriye, siyasal yergiye, ırkçılığın irdelenmesine
doğru yönlendirirler. Özellikle Western türü bu evrimi yansıtarak, serüvenlerin
yanı başında siyasal ve ahlaksal sorunları dile getirirler. Bu dönemde
sanatsal açıdan başarısız Wyler'ın "Ben Hur"u, ya da çok pahalıya mal
olan Markiewitz'in "Kleopatra"sı gibi süper yapımların yanı sıra, daha
özgür, daha doğal bir üslubun, televizyondan doğan yeni bir estetiğin
ortaya çıktığı gözlemlenir.
Hollywood geleneğinin gerilmeye başladığı sıralarda Fransız "Yeni Dalga"sının
uzantısı olarak "Underground-Yeraltı" sineması, Amerikan filmciliğine
değişik bir soluk getirir.
Televizyon, sinemayı etkiliyor...
John
Cassavetes'in 1960 yapımı "Shadows" filmiyle başlayan bu akım, bütünüyle
Hollywood karşıtı bir sinemayı amaçlar. Yeraltı sinemasının en önemli
özelliği, "resmi geçerli" olana karşı çıkmak, gelenekleri yıkmaktır. Çoğunlukla
tek heceli sözcüklerle konuşan saatlerce elde bira, TV karşısında oturan,
tüketim ve teknoloji toplumunun bezgin bireyleri, artık Hollywood'un ürettiği,
sürekli cinayetler, aşklar ve savaşlardan bıkmış cilalı ve sahte filmler
yerine, daha gerçek canlı filmler arayışına girmiştir. Bu yıllar Amerika'da
Vietnam savaşının toplum üzerindeki etkilerinin, rock müziğinin, hippi
hareketlerinin, uyuşturucuların, özgür ve çılgınca yaşam özleminin, eşcinselliğin
alabildiğine egemen olduğu yıllardır. Bu dönem Hollywood filmleri insansal
duyguları düzenli ve uzun diyaloglarla, zengin yakın planlarla anlatmayı
yeğlerken, "yeraltı" sineması daha çok, yaşamın heyecanlı görüntüleriyle
ilgilenerek "şaşırtmayı" amaçlar.
Bütün gürültüsü ve marjinalliğine karşın, yeraltı sineması, Hollywood'un
estetik bakımından modası geçmiş, dramatik yönlerden yüzeysel ve sıkıcı
olan "resmi sineması"na karşı yeni bir soluk getirmesi ve ilerki yıllarda
Amerikan filmciliğini etkilemesi bakımından büyük önem taşır.
Bu etkiler Amerikan sinemasında çeşitliliklere ve yeni biçimlerin doğmasına
yol açması açısından olumlu olmakla birlikte, "geceyarısı filmleri" adı
altında toplanabilecek bir başka türün de ortaya çıkmasına neden olur.
Hollywood'un açıkgöz yapımcıları özellikle 70'li yıllarda bir yığın cinsel
sömürü filmleri, ortalığın kan gölüne dönüştüğü korku - gerilim filmleri
yaparak büyük gelirler elde ederler. Popüler zevklerin lümpen öğelerle
kaynaştığı yasadışı bu filmler "yeraltı" sinemasının başkaldırı öğesinden,
zeka ve ciddiliğinden hayli uzak olup kendilerini toplum dışı hisseden
ergenlik çağındaki gençleri hedeflerler.
50'lerde televizyonun ortaya çıkması ve yaygınlaşması ile televizyondan
gelen yeni bir kuşak etkisini duyurmaya başlar. Bugüne kadar uzanan ve
günümüz Amerika sinemasına damgasını vuran bu yönetmenler TV'den getirdikleri
yalın, belgesele yakın bir sinema biçimiyle sinemaya başlamış, daha sonra
ise kendi bireysel biçimleriyle çalışmalarını sürdürmüşlerdir.
Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız...
|