|
Andrei Konchalovksy
ile "Deliler Evi - House of Fools" üzerine...
Bu
filmi yapmak konusunda ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
1995 yılıydı,
televizyonda haberlerde İnguş bölgesindeki bir akıl hastanesinde Çeçen
sınırına yakın bir yerde hastaların savaş yüzünden kaçan hastane personeli
olmadığından bir süre yalnız kalmak zorunda olduklarını duydum.Bu Çeçen'lerin
İnguş bölgesine girmelerinden hemen önce gerçekleşen bir olaydı. Hastalar
tam beş gün boyunca yalnız kalmışlar ve her htiyaçlarını, yemekten ilaca
, kendi başlarına halletmişlerdi. Ve hastaneden hiç kimse ayrılmamıştı.
Konu oldukça dikkatimi çekti. Hemen o günlerinde Tataristan'ın topraklarında
olan bölgeye küçük bir ekip yolladım ve görüntüler istedim. Ve Amerika'ya
dönmeden önce senaryo üzerinde çalışmaya başladım.
Rusya'ya
döndüğümde sinemanın daha kişisel formları üzerine çalışmayı tercih ettim.
Hazırladığım senaryoyu bazı Çeçenlere gösterdim. Bana bu filme asla gitmeyeceklerini
zira senaryodaki Çeçenler hakkındaki herşeyin tmamaen yanlış ve kurgu
olduğunu söylediler. Ben de Çeçenlere ait kısmı tekrar yazdım. İlerleyen
günlerde Çeçenler hakkında kitaplar yazan ve Radio Liberte'de program
yapan gazeteci Anna Politkovskaïa ile görüşme fırsatım oldu. Onun tavsiyeleri
ile başka değiiklikler de yaptım. Bana Afganistan'da Çeçenler ve Rusların
birlikte savaştıklarını ve bu savaşın hikayelerini anlattı. Son versiyonu
ise bir KGB görevlisine okutma fırsatım oldu. Ciddiye aldığım bazı önemli
notlarla geri döndü. Ve böylece haberin yayınlanmasından tam 5 yıl sonra
bu senaryo üzerinde çalışmalarımı tamamlamış oldum.
Filminizin
Rusya ve Çeçenistan için mesajlar içerdiğini söyleyebilir miyiz?
Muhtemelen
ama bu mesaj açık olarak verilmiyor. Film duyguların üzerine kurulu bir
film. En önemli şey izleyicinin ne hissedeceği, ne düşüneceği değil. Birinin
çekici olması ya da olmaması onun ırkı ile ilgili olan bir özelliği değildir
diye düşünüyrum. Bu tamamaen duyguların getirdiği bir sonuçtur. Basit
olarak insanları sevmeliyiz diye düşünüyorumve izleyicimizin de onları
sevmesini sağlamalıyız.
Filminiz
normal ve anormal arasında çok ince bir çizgi olduğunu da anlatıyor...
Günlük
hayatımızda da akıl hastanesinde yaşayan fakat her gün karşılaştığımız
insanlardan çok daha akıl sağlığı yerinde insanlar yok mu? Fakat ekstrem
durumlarda bir çok şey değişir, örneğin savaş sırasında... Davranışlar
ve etkilenmeler oldukça farklıdır. Normal hayatta vereceğimiz tepkilerden
çok farklı, düşünemeyeceğimiz tepkilerle karşılaşabiliriz.
Akıl hastası
karakterlerin rollerini nasıl yazdınız?
Senaryoyu
bir çok psikiyatriste gösterip onların fikirlerini aldım. Çok şaşırdığım
konu konuştuğum tüm psikiyatristlerin benim kafamdan uydurduğum hastalıkların
tümünün gerçek olduğunu ve tüm septomlarının da tam olarak benim kullandığım
gibi olduğunu söylemesiydi. Bazen de gerçeklerle çatışan durumlara rastladık
senaryoda. Örneğin ben kadın ve erkek hastaların yemeklerini bir arada
yediklerini düşünüyor ve bunun gerekli olduğuna inanıyordum. Oysaki dünyanın
hiç bir yerinde bu böyle değilmiş. Ancak deneysel araştırmalar sırasında
bu tarz bir yemek stili düşünülebilirmiş. Fakat bir süre sonra bu fikirden
yola çıkılarak yazılan tıbbi bir makale ile karşılaştım Amerika'da tıp
dergisinde.
Janna
karakteri nasıl oluştu?
Yıllar
önce bana fanatik derecesinde tutkun bir izleyicim vardı. 20 yıl boyunca
beni aradı. İlk zamanlar gece yarısı arayıp sessiz telefonlar açıyordu.
Daha sonra içindekileri bu telefonlarda itiraf etmeye başladı. Aslında
bir pop şarkıcısına aşıktı ve ona karşı hissettiği hastalıklı aşkı bana
yöneltmişti.
House
of Fools'un senaryosunu yazarken onu düşündüm. Janna "İsa'nın Gelini
compleksi" hastasıydı. Uluslararsı bir pop idolüne aşık olduğunu
zannediyordu. Bir Rus pop starını bu karakter için kullanamayacağımı fark
ettim.Bu yüzden sanki başka dünyadan gelmiş gibi hayranlıkla baktığımız
uluslararası bir yıldız ile bu konuda söz birliği etmeye karar verdim.
Bryan Adams bu rolü oynayabileceğini söyledi ve Don Juan de Marco filmindeki
şarkısını teklif etti. Hemen kabul ettim.
Julia
Vysotsky'i nereden buldunuz?
İlk
olarak Sotchi Film Festival'inde karşılaştık ve kısa bir süre sonra da
evlendik.Senaryonun ikinci halini yazmakta olduğum dönemde Julia'ya bu
rolden bahsettim. İyi bir oyuncu olduğunu ve yeteneğini biliyordum fakat
bu rolün altından kalkıp kalkamayacapından emin değildim. Julia duygusal
olarak kendisini çıplak hale getirip sonra da üstleneceği role giyinmekten
korkmayan oyunculardan biridir. Sonra birlikte prova yapmaya başladık.
Tekrar tekrar aynı sahneleri prova etmekten asla yorulmuyordu. Bazen ona
yanlış tavsiyelerde bulunuyordum ve ondan tepki alıyordum.
İyi
oyuncular av köpekleri gibidir: Sadece kokuyu ve yönü doğru göstermeniz
yeterlidir. Elde edecekleri ava ulaşana kadar koşmaktan ve aramaktan yorulmazlar.
Eğer bir şey bulamadan geri dönerlerse bu kez farklı bir yöne yine aynı
tazelik ve hırsla koşmaya başlayacaklardır. Janna karakteri canlandırılşması
zor bir roldü. Bir palyaço gibi olmalıydınız, çocuk, yetişkin, genç kız,
yaşlı kadın. Bir palyaçonun maskesi arkasında sakladığı yüzde nasıl gerçeği
göremezsek onda da gerçeği görmeniz oldukça zordu.
Oyuncular
ve akıl hastaları ile nasıl çekim yaptınız?
Moskova'nın
dışında bir psikiyatri kliniği ile görüştü. Burası sadece akıl hastalarının
tedavi edildiği değil aynı zamanda tüm yıl boyunca kalabildikleri bir
evdi. Oyuncuların bir kısmı akıl hastalarını canlandırırken , gerçek akıl
hastaları ise bir çok rolde filmin oyuncuları oldular. Julia bu akıl hastaları
ile toplam iki ay boyunca birlikte yaşayıp çekim öncesi denemeler yaptı.
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|