KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
  Söyleşi
Christophe Gans

İlk filmi "Crying Freeman - Samurayın Gözyaşları" ile dikkatleri üzerine çeken Fransız yönetmen Christphe Gans, ikinci filmi "Le Pacte Des Loups - Kurtların Kardeşliği" ile de yeni hayranlar edindi... Ganz, yeni filmiyle ilgili soruları yanıtlıyor...

Bir önceki çalışmanız 'Crying Freeman'in uluslararası başarısından sonra 18. yüzyıl Fransa'sında geçen bir öyküyü çekerken esin kaynağınız ne oldu?
Senaryoyu okuduğumda karakterlerin sayfalardan adeta kanat çırptığını gördüm. Gévaudan Canavarı'yla ilgili öyküyü zaten biliyordum. Çocukken ailem bu öyküyü anlatırdı. Ayrıca 60'lı yıllarda bu konuyla ilgili olarak hazırlanmış siyah-beyaz bir belgesel dramayı da televizyonda izlediğimi anımsıyorum. Kısacası öyküyü çok iyi biliyordum.
Ayrıca 'Crying Freeman'i dikkatlice incelerseniz, bir gangster filmi olmasına rağmen, tarihsel filmlerin stiline sahip olduğunu görürsünüz. Hatta gangster filmi kılığına girmiş bir kostümlü dram olduğu söylenebilir. Bu yüzden kostümlü bir film yapma fikri bana hiçbir zaman çok uzak olmadı.
Senaryoyu okuduğumda çekici gelen yanlardan birincisi, bıçakların kullanıldığı dövüş sahnelerini çekme fırsatını sunan bir tarza sahip olmasıydı. Üstelik Asya tarzına başvurmayı da gerektirmiyordu.
İki filmimi karşılaştıracak olursam; 'Crying Freeman'de Orta Çağ'da eşdeğeri bulunan birtakım fikir ve efsaneleri keşfe çıkmıştım. 'Brotherhood of Wolf'ta ise tam tersini yaptım ve tarihsel perspektif aracılığıyla çağdaş temaları keşfe çıktım. Beni heyecanlandıran da buydu." ·

Filmin ne kadarlık kısmında 200 yıl önce yaşanan olaylar temel alınıyor?
Birinci üçte birlik bölümde gerçek olaylara sadık kaldık. Mani karakterini saymazsak diğer tüm karakterler gerçekten var olmuştu. O dönemde Gévaudan Canavarı bir devlet meselesi haline gelmişti. İngilizlerle savaştaydık ve bir kurdu bile yakalamaktan aciz kaldığımızı söyleyerek bizimle alay ediyorlardı. Bunun üzerine Kral, herhangi bir kurdun öldürülmesini ve canavar niyetine sarayda sergilenmesini emretti. Ancak saldırılar daha sonra da devam etti.
Filmde sergilenen olaylar, hiç kuşkusuz bu sır konusunda bizim sunduğumuz çözümlerdir ama bu çözümlerin gerçeğe dayalı olduğunu söyleyebilirim. Saldırılara çağdaş gözle baktığımızda bunların herhangi bir kurdun yapabileceği bir iş olmadığını görürüz. İnsanoğlu, doğayı mahvetme konusunda daima büyük bir beceri sergilemiştir. Filmde biz kurtları kurban olarak gösteriyoruz.

Mani karakteri sizin açınızdan ne anlam ifade ediyor?
Filmleri yaparken her yaştan olabildiğince geniş izleyici kesimlerine seslenmesini hedefliyoruz. Ancak bence iyi bir serüven filminde de birtakım fikirlerin sunulabilmesi gerekir. Birbirinin kafasını kopararak insanlara göstermek iş değil. Karakterlerin birbirleriyle belirli bir insani fikir uğruna mücadele ettiğini göstermek bence çok daha ilginç.
Mistik bir savaşçı olarak tanımlayabileceğimiz Mani karakteri, hayatta inandığım bazı ideolojik terimleri simgeliyor. Nedir bunlar? İnsanın doğayla ve hayvanlarla ilişkisi...
O aynı zamanda günümüzün genç insanlarının kolaylıkla ileşim kurabileceği bir karakter... Doğal çevreyle gizemli bir iletişim kurarken insanlara oldukça uzak duran şiirsel bir karakter... Çağdaş manga kültürünün tam içinden geliyor ki, bu kültür günümüz gençlerinin neredeyse resmi kimliği haline gelmiştir. Ayrıca bir video oyununun starı olabilecek yapıdadır.

Mani'yle kıyaslandığında Fronsac'ın nasıl bir kişiliği var?
Kahramanların kendi içsel çelişkileriyle mücadele etmesini daima beğenmişimdir. Fronsac karakterlerinin sevdiğim yönleri var. Örneğin cesur bir insan. Kişiliğinin sert ve bükülmez yanları var. Buna karşılık özellikle kadınlarla ilişkilerinde oldukça beceriksiz davranabiliyor. Kısacası yaşamında yaptığı herşey başka insanlar için iyi bir örnek sayılamaz.
Aslında seyirci bu tip kahramanları daha çok seviyor ve benimsiyor. Çünkü her insan hata yapabilir. Ayrıca bazen hata yapan kahramanların sunulması yoluyla seyirciye 'Siz de günün birinde kahraman olabilirsiniz' mesajının verilmesi mümkündür.

Bir kostümlü dramanın başrollerinde bu kadar çok genç oyuncunun yer alması çok rastlanan bir durum değil...

Senaryo taslağı üzerinde çalışmamızı ilerlettikçe genç karakterleri olayın ön cephesine daha çok çekmeyi başardık. Amerikalılar yeni starları, yeni yüzleri keşfetmekte çok başarılılar... Bu yolla genç izleyici kuşaklarının onlarla kolay bağlantı kurabilmesi sağlıyorlar. 'Brotherhood of Wolf' sayesinde bir dönem filmine genç aktörleri koyabilme şansını elde ettim.
Emilie Dequenne'i Cannes'da gördüğüm geceyi anımsıyorum. Genç yaşında en iyi kadın oyuncu ödülünü almıştı ve o ödülünü teslim alırken aynı heyecanı ben de oturduğum yerden paylaştım. 'Böylesine güzel ve enerjik bir oyuncunun bir dönem filminde oynaması iyi olmaz mıydı?' diye düşündüm o anda... Sinemaya yeni kan sağlamak için bu çok önemli...

Monica Belluci'nin portresini çizdiği Sylvia karakterini nasıl tasarladığınız?
Monica'nın canlandırdığı karakter, filmde çok önemli rol oynuyor. Monica Belluci, çevresine büyüleyici güzellik sergileyen bir oyuncudur. Güzelliğinin ardındaki zekasını sergileyebilmesi için bir şans vermenin iyi olacağını düşündüm. Monica her zaman güzel bir kadın oyuncu olarak tanınmıştır. 'Brootherhood of Wolf"ta portresini çizdiği Sylvia karakterinin özelliği ise, cazibesini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasını bilen bir kadın olmasıdır.
Tıpkı "Crying Freeman"de olduğu gibi kadınların da zevkle izleyebileceği bir aksiyon filmi çekmeyi hedefledim. Bunu yaparken Monica Belluci'nin sadece dekoratif güzellik unsuru gibi kalmamasına özen gösterdim. Aynı durum Emilie Dequenne'in canlandırdığı Marianne karakteri için de geçerli. Marianne, gönlündeki beyaz atlı prensinin gelmesini bekleyen masum genç kız değil. Güzelliğinin ve beyinsel gücünün farkında. Masallardaki kızlardan çok daha zevki ve akıllı.

Filmin başlangıcında ve sonunda bir anlatıcının devreye girdiği görüyoruz. Anlatıcı karakterini koyarken neyi amaçladınız?

Anlatıcının da filmde başrolü oynayan kişilerden birisi olduğunun farkına vardık. Buradaki anlatıcı, olup bitenlerle olacaklar arasında bir bağlantı noktası işlevini görüyor. Bu olaylar dizisi yaşandığında henüz Fransız Devrimi gerçekleşmemişti. Öyküsünü anlattığımız Gevaudan Canavarı, Fransız Devriminden 25 yıl önce ortaya çıktı. Bizim öykümüzde de insanlar, bu devrimin 25 yıl öncesinde haklarını elde etmek için mücadele ediyor ve direniyorlar.

Aksiyon ve dövüş sahnelerine yaklaşımınız nasıl oldu?
O dönemlerde silahlar henüz fabrikasyon biçimde üretilmiyordu. Bu yüzden iki kişinin düello sahnesinde ikisinin kılıçlarının birbirinden farklı olduğunu göreceksiniz. Dolayısıyla onlar çılgın silahlar kullanarak dövüşüyorlar. Bu silahlar belirli bir kişi için özel olarak tasarlanıyordu. Bu yüzden de o silahın kullanımını sadece tek bir kişi öğrenebiliyordu. Sözünü ettiğim tarzda vahşi ve sürprizli dövüş sahnelerine Asya filmlerinde rastlayabilirsiniz.
Filmimizin dövüş koordinatörü Hong Kong'dan geldi. O bazı ekstra şeyler getirdi. Bunları bizim yöntemlerimizle birleştirip yanyana dizdik. Canavarı ise digital yönlemlerle yarattık. Animatronik ve robotik teknikler sayesinde canavarı çarpıcı bir karışım şeklinde sunmayı hedefledik. Öykünün de iki unsurla uyumlu olmasını sağladık. Zaten senaryoyu ilk okuduğumda edindiğim ilk izlenim, böyle olması gerektiğiydi.

Çok uluslu bir teknik ekibiniz olduğunu görüyoruz. Kurgucunuz Hong Kong'dan ve görüntü yönetmeniniz...
Evet, o Danimarka'dan... 'Nightwatch - Gece Bekçisi' ve 'Mimic - Tehlikeli Yaratıklar' gibi çok iyi Hollywood filmlerinde çalışmış bir görüntü yönetmeni... Sinematografisinin çok şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum. Renk eklemeye gerek duymadan gölge ve ışığı sergileyebiliyor. Renk unsuru kameradan değil, doğrudan doğruya insanların ciltlerinden ve kostümlerinden geliyor. Filmleri değerlendirirken fark ettim ki, eğer görüntülemede hata yapılırsa sadece beş yıllık sürede filminiz modası geçmiş bir çalışma gibi görünebiliyor. Ben filmlerimin zamana dayanıklı olmasını istiyorum.

Bu yazıyı başkasına göndermek için


 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.