KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
  Söyleşi

Yönetmen Dario Argento ile "The Card Player - Rest" üzerine...

The Cardplayer kurbanlarını öldürmek ve polisi yanıltmak için interneti kullanan bir katilin öyküsü... Ancak Argento " Filmlerimde kötü bir adam olduğumu kabul ediyorum. Ama gerçek hayatta herkese yardım etmek için uğraşırım." diyor.

Filmleriniz için daha önce bir kısmı aşk, bir kısmı korku, bir kısmı şok, bir kısmı gerilim demiştiniz. The CardPlayer tüm bunları kapsıyor mu?

Sanırım evet. Bir İngiliz turistin kaçırılması ile başlayan polis araştırmasını anlatıyor. Fidyeci bir elektronik dehası ve yüksek teknoloji aletler kullanıyor. Polisi kendisi ile bir video oyunu oynaması konusunda ikna ediyor. Eğer polis kazanırsa kaçırdığı kızı serbest bırakacağını eğer kaybederse kızı öldüreceğini söylüyor. Film boyunca bu gerilimli oyun devam ediyor. Ve polis kaybediyor, Katil polise kurbanını nasıl öldürdüğünü anlatan bir video gönderiyor.

Bu filmde cinayetler ve kan görecek miyiz?

Elbette ki her korku gerilim tarzı filmde olduğu gibi polis ve katil arasında bazı sahneler var. Fakat diğer filmlerime oranla daha az kan göreceksiniz. Filmin gerilim sahnelerinin yarattığı korku kana değil durumun ve sürpriz değişimlerin yarattığı gerilimler. Elbette diğer filmlerimde olduğu gibi bu filmimde de kabuslar ve rüyalara ayrılmış bölümler var. Fakat bu gerçek bir dedektif polisiye ... Filmin sonunda her şey seyirciye çözülen birer düğüm olarak sunuluyor. En sevdiğim yazar olan Conan Doyle'un kitaplarındaki gibi tam bir matematik teoremi çözülüyor.

Diğer filmlere göndermeler var mı?

Her filmimde Conan Doyle'un kitaplarına göndermeler ya da alıntılar vardır. Bunu herkes fark etmez. Yalnızca bazı eleştirmenler örneğin festivallerde karşılaştığım Alberto Frossino bunları istinasız yakalar ve her festivalde kendisi ile saatlerce Conan Doyle tarzı hikayelerden bahsederiz.

Filmde Amerikan filmlerinde olduğu gibi iyi ve kötü var mı?

Hayır filmin hiç bir ögesi Hollywood'dan bir iz taşımıyor. Video oyunları dışında en ufak bir özel efekt yok. Bunlar da çok basit ve ilkel efektler. Tamamen iyi olan bir kahraman yok. Polis müfettişleri ki bu filmde iyi adam olmasını bekleyeceğimiz karakterler onlar; içki içiyorlar, sorumluluklarını boş veriyorlar... Yani herkesin bir karanlık tarafı var.

Peki ya Stefania Rocca'nın canlandırdığı kadın kahraman?

Stefania Anna karakterini canlandırıyor. Bir polis müfettişi. Oldukça soğuk kanlı, profesyonel biri... Fakat onun da karanlık tarafları var. Karanlık bir geçmişe sahip.

Neden doğal ışık kullanmaya karar verdiniz?

Çünkü bu farklıydı. Bilinçaltının uyarılarını hızlandıracak ve seyirciye gerilim ve gizem duygusunu yaratacak görüntüleri böyle elde edebilirdim. Bu bazı filmlerde oldukça güçlü bir duygu yaratır. Örneğin Soderbergh'in Traffic filminin bazı bölümleri de doğal ışıkla çekilmiştir. Ve bence çok başarılıdır. Bazen renkleri çok doğal olan resimlere bakarken kendinizi rahatsız olmuş ve resmin içinde kaybolmuş hissedersiniz. Bu onun gibi bir şey.

Fransa'da çok popülersiniz, Chaier sizi idol haline getirmiş durumda. Amerika'da hakkınızda kitaplar yazıldı. Herkes sizi çok iyi tanıyor. Peki ya İtalya'da?

Şikayetçi olamam. Benim yaptığım işleri beğenen eleştirmenler var. Elbette ki halkım çok değişti. İlk başarımı 70'li yıllardaki filmlerimle elde etmiştim. Deep Red, Suspiria, The Bird With The Crystal Plumage bunlardan bazılarıydı. O yıllarda bu film tarzı aşılacak çok uzun bir yol ve bir sürü yenilik demekti. De Palma ve Carpenter bu konuda birer uzman olmaya adaydılar. Özellikle erkek izleyiciler için muhteşem bir yeni dünyaydı korku filmleri. Günümüzde ise korku filmi denince Amerikan yapımı özel efektlere dayalı ilginç çalışmalar akla geliyor. Ben tüm bu zaman boyunca kendi yolumda ilerledim ve fark ettim ki benim izleyicim sadece erkekler değil aynı oranda kadınlardan da oluşuyordu. Kim bilir belki de bu yüzden filmlerimde çoğu zaman kadın kahramanlar kullanmışımdır.

Hiç iyilik hakkında filmler yapmayı düşündünüz mü?

Filmlerim benim iç dünyamı ve karanlık tarafımı yansıtıyor. Hikayelerim sinema perdesine aktarılmış düşüncelerimden ibaret. Ve bence kendime ait bir tarzım var bu konuda. Böyle düşününce kendimi Stephen King'e yakın görüyorum. Filmlerimden ve onun hikayelerinden oturup çok bahsederiz. Hatta dört kez hikayelerini film yapmamı önerdi. Fakat bunu yapamam . Çünkü biliyorum ki hikayeyi alacak, kesip biçip değiştirip sonra da kendime uygun bir hale getireceğim. Fakat ona ve kitaplarına çok büyük saygı duyduğum için bunu yapamam diye düşünüyorum. Bu onun eserlerine haksızlık olur. Çünkü onlar da onun karanlık tarafının aynaları.

Film hakkında bilgi için tıklayın...

 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.