|
"Yeni
Başlayanlar İçin İtalyanca"
Lone
Scherfig, altı hüzünlü karakterin içiçe geçen öykülerini anlatıyor...
"İnsanın
ruhuna iyi gelen efervesan tablet tadında bir film yapmak istedim.
Filmde
kullandığım mizahın dengesini tutturmak oldukça zordu. Ben de bu
yüzden öyküyü tasarlarken yapıyı mümkün olduğunca sade tutup, öykünün
hızlıca karakterleri sarmasını sağlamaya çalıştım."
"Filmin
tüm aşamaları benim için heyecan verici oldu. Tıpkı benim gibi oyuncularım
da karakterlere sevgiyle bağlandılar. Belki de filmdeki karakterlerin
oyuncularımla yakın yaşlarda olmaları ve tüm hüzünlü geçmişlerine
rağmen mutlu olmayı seçebilmiş olmaları onları özdeşleşilmesi keyifli
kişiliklere çevirdi."
Dogme
manifestosu, gerçek dünyayı yeniden yaratan, büyük ve kontrollü
Hollywood stüdyolarına karşı. Scherfig'e çekimlerin ne kadarının
doğal ortamlarda gerçekleştirildiğini soruyoruz;
"Filmin
hikayesini yazarken, çekimlerin geçeceği yer belliydi zaten. Çoğu
sahnede, gerçek hayata ait mekanlar, kıyafetler hatta isimler kullanıldı.
Filmin çekileceği mekanı değiştirmeye kalkmak yerine, mekanın filmin
dokusuna nüfuz etmesini tercih ettik. Tüm bunlara karşın elbette
çekim için bir takım düzenlemelerde bulunuldu. Bazı şeyleri doğrudan
filmde kullanmayı tercih ederken, bazılarını değiştirmek zorunda
kaldık."
"Filmin
çekim aşaması kadar konusu da mümkün olduğu kadar gerçek hayata
paralel çizildi. Film genelde sevgi üzerine kurulu diyebiliriz.
Film geneli boyunca aşkın ve cinselliğin insan doğasında görmezden
gelinemezliği, arkadaşlık ve aile bağları gibi her gün karşılaştığımız
sorunlarla boğuşan ortayaşlarına yaklaşan karakterlerin etrafında
dönüyor. "
Dogma
manifestosu ile film çeken ilk kadın yönetmen ünvanına sahip olan
Scherfig'e Dogma filmi çekmenin kendisi üzerindeki etkilerini soruyoruz.
"Aslına
bakacak olursanız Dogma'nın en ciddiye aldığım ilkesi hikayenizi
mümkün olan en gerçekçi ancak en az klişe yolla anlatma prensibiydi.
Sonuçta benim de istediğim temelde kameranın merceğinden mümkün
olan en direkt yoldan karakterlerime bakmaktı. Karakterlere bu kadar
odaklanmam benim için pek de yeni bir olgu sayılmaz. İlk filmim
'Kaj'in Doğumgünü'nde de çoğunlukla karakterler üzerine odaklanmıştım"
Scherfig'e
karakterlerini nasıl geliştiridiğini sorduğumuzda oldukça ilginç
şeyler söylüyor.
"Benim
filmimde Dogma'nın etkisinin baskın olarak hissedildiği yer zaten
filmin çekim sürecinden çok senaryo sürecinde oldu. Herşeyden önce
bu film Danimarka'nın banliyölerinde yaşayan altı karakter ve onların
birbirleriyle olan ilişkileriyle ilgili. Bunun üzerine temel hikayeyi
inşa ettikten sonra oyuncularla karakterleri üzerinde neredeyse
doğaçlama sayılacak çalışmalar geliştirdik. Örneğin
Halv-finn karakteri. Bu karakteri oynacak olan Lars da, ben de başından
beri, etrafındakileri diliyle canından bezdiren birisini yaratmak
istiyorduk. Bu fikir üzerinden karakteri geliştirmeye başladık.
Lars karakterin, Halv-finn adında bir tanıdığının isminde olmasını
istedi. Juventus posterleri ise çekimi yapacağımız kafede asılı
durumdaydı. Juventus'un bir maç için bulundukları yere geldiğinden
beri posterleri indirmediklerini öğrendiğimiz de bunu da karaktere
dahil etmeyi istedik. Tüm bunların dışında Lars'ın İtalyanca konuşabiliyor
olması da hikayeyi başka bir yöne çekti. Böylece Halv-finn karakterinin
hikayesi kabaca belirmiş oldu. Sizin anlayacağınız oyunculardan
karakterlere bürünmeleri istenmedi. Bunun yerine karakterler oyunculara
göre şekillendirildi."
Lone
Scherfig Dogma kurallarında bir film çekmeyi yönetmeni özgürleştirici
ve olumlu bir tecrübe olarak gördüğünü söylerken başlangıçta durumu
ürkütücü bulduğunu da itiraf ediyor.
"Dogma
95 manifestosuna uygun bir film çekmem için teklif getirildiğinde,
kabul etmeden önce bir miktar tereddüt ettiğimi itiraf etmeliyim.
Teklife evet demek, çok ama çok kötü bir film yapma riskine de evet
demek olacaktı. Ama neyse sonuç benim umduğumdan bile daha iyi oldu"
Scherfig'den teredütleri konusunu açmanızı istediğiniz de şöyle
diyor.
"Herşeyden
önce Dogma'ya uygun film çekerken kendinizi veya yeteneğinizi maskeleyebilceğiniz
her türlü olasılık ve araca baştan veda etmek durumundasınız. Sizden
dışardan hiçbir etki olmadan ve tuşların sadece bir kısmını kullanarak,
tüm bir konçertoyu çalmanız bekleniyor. Hatalarınızı kapatmanıza
yarayacak tüm klavyenin tuşlarından baştan feragat ediyorsunuz"
Basın
kitapçığında "Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca"nın türü
için her ne kadar `romantik komedi` deniliyorsa da, yönetmen Lone
Scherfig'in gönlü bu tanımlamadan yana değil. Zaten filmin bağlı
bulunduğu akımda tür filmlerini red ediyor. Ancak film sonrasında
seyircinin yüzlerinde asılı kalan gülümseme ve kalplerinde bıraktığı
sıcak duygular filmin ister istemez romantik komedi sınıfına dahil
edilmesine neden oluyor.
Filmin
öyküsü nedir diye yönetmene sorduğunuz da ise Scherfig şöyle açıklıyor.
"Ortayaşlarına
varmış ancak henüz ne hayatın ne de aşkın sırrına vakıf olamamış
altı hüzünlü karakterin içiçe geçen öyküleri"
Karakterleriyle
arasındaki bağ sorulduğunda Scherfig şunları söylüyor.
"Aslında
ben onların hayatlarındaki altı aylık bir kesitin içinde bulundum.
Onlarla ilk tanıştığımda, bu altı ayın başında, artık neredeyse
kabullendikleri hayalkırıklıklarıyla yaşayan karakterlerdi. Onları
bıraktığım yerde ise birbirlerine göz kulak olan ve biri yeni bir
hayat başlamış umut dolu insanlar. Henüz İtalyanca konuşamıyorsalar
da, birbirlerinin dilini konuşmayı öğrendiler. O yüzden gözüm arkada
değil."
"Yeni
Başlayanlar İçin İtalyanca"yı çekmenin üzerindeki etkilerini
şöyle açıklıyor
"Önümüzdeki
bir kaç sene boyunca sanırım 'burada' ve 'şimdiki zamanda' geçen
filmler yapmaya devam edeceğim. 'Morten Korch'u çekerken dönem filmlerine
bir süre için tövbe ettim diyebiliriz. Dogmanın gerçek hayatı temel
alan yapısıyla çalışmaktan memnunum. Yeteneğim göreceli olarak kısıtlı
ya da farklı olduğu için bir projeye damgamı vurabilmem için çalışırken
özgür olmam ve işe kendi karakterimi yansıtmam gerekiyor. 'Yeni
Başlayanlar İçin İtalyanca' şu ana kadar çektiğim en kişisel filmim
oldu diyebilirim. Eğer bu senaryo bir başkası tarafından getirilse
ve düşük bir bütçe ile filmi kotarmam istenseydi de ortaya çıkan
sonucun çok farklı olacağını sanmıyorum."
Scherfig'e
filmde kendisine ait var olan en önemli unsur sorulduğundaysa..
"Samimi
belki biraz da bayağı sayılabilcek mizah anlayışım ki ben bunun
izleyicimden de karşılık bulduğuna inanıyorum' diye yanıtlıyor."
Kısaca
Lone Scherfig :
- Lone
Scherfig--Yönetmen1976 ve 1980 yılların arasında Kopenhag üniversitesinde
sinema okudu.
- 1984'de
Danimarka Ulusal Sinema Okulu'ndan da mezun olan Scherfig bu tarihten
itibaren senartistlik ve yönetmenlik yapmaya başladı.
- İlk
uzun metrajlı filmi "Doğumgünü Gezisi - KAJS FODSEELSDAG"
ile önemli bir yönetmen olacağının işaretlerini vermeye başladı.
- Film,
Berlin, New York gibi önemli festivallere katıldı. Rouen'de iki
dalda en iyi oyuncu ödülüne layık görüldü.
- Bir
çocuk filmi olan, ikinci filmi "Tek Başımıza - NAR MOR KOMMER
HJEM" Amsterdam ve Montreal gibi festivallere katıldı.
- Dünya
üzerinde büyük ses getirirek kendisinin geleceği en parlak yönetmenler
kategorisine girmesini sağlayan "Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca"
yönetmenin üçüncü filmidir.
- Yönetmen'in
bir sonraki projesinin ismi ise "Wilbur Kendini Öldürmek
İstiyor - WILBUR WANTS TO KILL HIMSELF
|