Penelope
Cruz
Penelope
Cruz "Vanilla Sky"da ikinci kez Sofia rolünde... Alejandro
Amenabar'ın 1997'de çektiği "Abre Los Ojos - Aç Gözünü"de
de aynı rolü üstlenen Cruz, 1974 yılında İspanya'da doğmuş. Hollywood'da
üst üste rol aldığı "Woman On Top - Üstteki Kadın", "All
The Pretty Horses", "Blow - Beyaz şeytan", "Captain
Corelli's Mandolin - Corelli'nin Mandolini" gibi filmlerle ününü
arttıran Cruz, başrollerini Tom Cruise ve Cameron Diaz'la paylaştığı
"Vanilla Sky"la ilgili soruları yanıtlıyor... |
|
Sizi
bu filme çeken ne oldu?
En başta Cameron Crowe geliyor. O günümüzün en iyi senaryo yazarı
ve yönetmenlerinden birisi. Bir oyuncu için onunla çalışmak müthiş
bir olaydır. Çalışma sırasında anlattığı herşey hazine gibidir.
Ayrıca karşısındakini nasıl dinleyeceğini bilir ve oyunculara karşı
derin bir saygı besler.
Bu
rolün peşinden siz mi koştunuz, yoksa teklif Cameron'dan mı geldi?
Setteki herşey filmin daha iyi olması üzerine kurulmuştu. Hepimiz
bu filme yüreğimizi koyduk. Herkesin fikrine saygı duyuldu ve dinlendi.
Her filme böylesine katılmak çoğu zaman mümkün olmaz ama bu başarıldığında
harika sonuç çıkar. Cameron ile Tom setteki herşeyi paylaşıma göre
ayarlamışlardı. Sonuç tabii ki büyüleyici oldu.
Filmin setinin de eğlenceli olduğunu duyduk.
Evet. Çok eğlenceliydi. Herkese birer takma isim verildi. Benimki
Lupe'ydi. Bir gün bir de baktım ki beni bu şekilde çağırıyorlar.
Sanırım bu, Guadalupe'ın kısaltılmış şekli. Çok geçmeden ailem ve
arkadaşlarım da beni Lupe diye çağırmaya başladı.
Bir Amerikan filminde ilk kez bir İspanyol kadınını oynadığınız,
değil mi?
Evet. Madrid'li bir kızı canlandırdım. Zaten Madrid'li olduğum için
zor olmadı. Oynadığım diğer Amerikan filmlerinde hep farklı uluslardan
kızları oynamıştım. Bu filmde kendi şehrimden gelen bir kızı canlandırdığım
için kendi aksanımla konuştum. Böylece farklı bir aksan üzerinde
konsantre olmama gerek kalmadı ve performansım üzerinde odaklanabildim.
Kısacası üstlendiğim karakteri en derin boyutlarıyla keşfetmek için
bol bol zaman kazandım.
Farklı
rollerde oynamak hoşunuza gidiyor mu, yoksa aksan konusu problem
mi oluyor?
Oyunculuğa 16 yaşımda başladığım günden beri hep farklı karakterleri
oynamayı istemişimdir. Zaten oyunculuğun en çekici yanının da bu
olduğunu düşünüyorum. Oyunculuğumu geliştirmek için sürekli çalışıyorum.
Burada kendi aksanımla konuşmanın yararı, canlandırdığım karakterin
farklı renklerini bulabilmem için beni özgürleştirmesi oldu. Zaman
içinde aksanımı tümüyle kaybeder miyim, bunu bilemiyorum. Aslında
bu konuda ne yapmak istediğimi de bilmiyorum. Ancak olabildiğince
farklı karakterlere bürünebilmek amacıyla aksanımı kullanacağımı
düşünüyorum.
Bize biraz da Sofia karakterini anlatır mısınız?
Sofia ilginç ve çok yönlü bir kadın. Bir aktrist, bir dansçı, bir
fotoğrafçı. Kısacası çok özel bir kadın. Ondaki tüm bu özellikler
David'e çekici geliyor. Kendisine saygı duyan bağımsız bir kadın
olduğunun farkına varıyor. Ayrıca müthiş bir mizah gücü de var.
Zaten Sofia karakterinin en çok bu yönünü, mizah gücünü sevdim diyebilirim.
Sofia ile David nerede tanışıyorlar?
Bir partide. Sofia gittiği o partide hiç kimseyi önceden tanımadığı
halde David'i gördüğü andan itibaren sanki daha önce başka bir yerlerde
tanışmış gibi bir duyguya kapılıyor. Ancak bunun ne zaman ve nerede
olduğunu çıkaramıyor. David de buna benzer duygular hissediyor.
O andan itibaren ikisinin de yaşamının değiştiğini görüyoruz.
Tom Cruise'un 'Vanilla Sky'daki çalışması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tom'u bir aktör olarak daima takdir etmişimdir. Şimdiye dek oynadığı
tüm filmleri gördüm ama bu filmdeki oyununun mükemmel olduğunu düşünüyorum.
Beyazperdeyi adeta bütünüyle fethediyor. Kendisini bütünüyle rolüne
verdi. Bugüne kadarki en iyi filmi bence.
Peki
ya kız arkadaşı Julie?
Julie acılarla dolu bir kadın. Cameron Diaz bu rolde çok iyi bir
oyun ortaya koydu. Sanıyorum ki her kadın onu anlayabilecektir.
Bu filmin en iyi yanlarından birisi de, tam anlamıyla iyi ya da
kötülerin olmaması. Herşey son derece karmaşık. Herkesin belli sebepleri
var. O tehlikeli yolculuk sırasında arabanın içinde David'i baştan
çıkartmaya çalışırken de David'in o arabaya neden bindiğini anlayabiliyor
ve bu noktada Julie'nin acısını hissedebiliyorsunuz.
Alejandro Amenabar'ın 'Open Your Eyes' adlı çalışmasında da Sofia'yı
siz oynamıştınız. İki Sofia arasında fark var mı?
Filmin konusunda bazı benzerlikler var ama diğer önemli karakterlerde
olduğu gibi Sofia'nın kişiliğinde de önemli farklar sözkonusu. Cameron
Crowe olayı iyi kavramış. Alejandro'nun filmine saygı duyduğunu
söylüyordu. Kafasındaki fikri anlatırken bunu müzikte daha önce
yapılmış bir şarkının yeniden kaydedilmesine benzetmişti. Ayrıca
tamamen kendisine ait bir film olmasını başkasının yaptığının taklidini
yapmayacağını söylemişti. Sanırım bu düşüncelerinin hepsini başardı.
Tematik açıdan bakınca Cameron Crowe'un 'Vanilla Sky' ile ne
anlatmak istediğini düşünüyorsunuz?
Çevremizde olup biten herşeye karşı kendimizi açık tutmalıyız. Çünkü
o kadar çok olay oluyor ki... Ayrıca gündelik yaşamımızda verdiğimiz
anlık kararların aslında ne kadar önemli olduğu konusunda da düşünmemizi
sağlıyor. Çok küçük sayılabilecek zaman dilimlerinde vermiş olduğumuz
bazı kararlar tüm yaşamımızı baştan başa değiştirebiliyor. Tıpkı
David'in o arabaya Julie ile birlikte binmeye karar verdiği an gibi.
Sizce seyirci bu filme nasıl tepki verecek?
İlginç bir soru bu... Çok özgün bir film olduğu için bunu şimdiden
söylemek zor. Ayrıca doğrusunu söylemek gerekirse bu konuda tam
anlamıyla objektif olamayacağımı hissediyorum. Ancak madem ki sordunuz,
filmle aramda belli bir mesafe bırakmaya çalışarak yanıtlayayım.
En azından 5-10 kez izlemek isteyeceğim bir film diyebilirim. Çünkü
çok zengin ve katmanlı bir film ve her defasında farklı bir katmanı
keşfedebilirsiniz. Sürprizler bir an bile kesilmiyor. Bence seyirciye
en ilginç gelecek yanı da, insanların birbiriyle nasıl tanıştığını,
yeni bir ilişkiyi yaratabilmek için ne çetin mücadeleler verdiklerini
anlatan büyüleyici bir aşk öyküsüne yer vermesi.
Bazı
özel sahnelerin çekimi sırasında Cameron Crowe'un sette ortam oluşturmak
amacıyla birtakım özgün yöntemler kullandığını duyduk...
Evet. Çok ilginçti. Bazı günlerde sete geldiğimizde bizimle hiç
konuşmadan direkt olarak 'Buraya gelin ve şu şarkıları dinleyin'
diyordu. Sonra bir şarkı çalıyordu ve o andan itibaren o sahnede
ulaşmayı hedeflediği ortamın havasına tamamen girdiğimizi hissediyorduk.
Bence duyguların iletişiminde çok güçlü bir yöntemdi bu... Çünkü
doğrudan doğruya kalplerimize hitap ediyordu. Bence bu filmde yer
alan müzikler, bugüne kadar çıkmış en iyi soundtrack albümünü oluşturacak."
|