|
Siz
bir önceki çalışmanız 'Grinch'ten sonra tamamen farklı bir proje
olan 'A Beautiful Mind - Akıl Oyunları'na yöneldiniz. Sizi bu projeye
çeken ne oldu?
Gerçekten de 180 derecelik bir dönüş bu... Aslında tercihlerimde
yaratıcılık açısından karışımlar yapmayı severim. Elimden geldiği
kadar en iyi seçimleri yapmaya çalışırım. Çünkü yeni bir film için
sözleşme yaptığımda bunun hayata geçirilmesi bir ya da bir buçuk
yıllık bir süremi alır. Bu da tüm enerjimi yönettiğim projeye aktarmak
anlamına gelir ki, elime bir fırsat geçtiğinde bunu mümkün olduğunca
farklı alanlara yöneltmem gerekir. Bu proje birçok açıdan farklı
alternatifler sunuyordu.
Bu materyale ilk bakışta matematiği ele alan bir film yapmanın zor
olduğunu düşünüyoruz. John Nash her ne kadar ünlü bir matematikçi
olsa da projenin zorluğu ortada... Bu aynı zamanda derinlemesine
bir kişisel öykü... Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İnsani deneyimin ilginç kesitlerini aydınlatan öyküleri severim.
Burada ayrıca mücadelelerle dolu, rekabetçi ve gerçekten büyüleyici
bir dünyaya dönüşen bir kültür var. Her konuda olduğu gibi burada
da öncelikle beklentilerinizi bir yana bırakmanız ve araştırdığınız
olgunun derinlerindeki gerçeği bulmanız gerekiyor. O noktada insanoğlunun
kimi zaman karmaşık, kimi zaman eğlenceli, çoğunlukla da rekabete
dayalı dünyası var. Tüm bunlar duygusal birer mayından farksız...
Buna
benzer bir durumla "Apollo 13'ü çekerken görev kontrolörlerinin
öyküsünde karşılaşmıştım. O filmi yaparken astronotların işinin
zorluğu beni hiç şaşırtmadı. Astronotlarda birtakım korku, endişe
ve zayıflıkların olmasını zaten bekliyordum. Beni asıl şaşırtan
ise yeryüzünde bu uzay yolculuğunu yöneten görev kontrolörlerinin
yaşadığı gerilimli ortam olmuştu. NASA'da çalışan o insanlar görevi
başarıyla bitirebilmek için çok yoğun bir baskı hissediyorlardı.
John Nash'in yaşadığı dünyaya bakınca onun gençlik döneminin dünya
tarihinde çok ilginç bir noktaya denk geldiğini görürüz. Atom bombalarının
patlatıldığı İkinci Dünya Savaşı'ndan yeni çıkmış ve Soğuk Savaş
ortamını yaşamaya başlamış bir dünya bu... Teknoloji dar boğazdan
geçiyor ve bilim olgusu birdenbire büyük önem kazanarak pırıltılı
bir döneme doğru yol alıyor. Bilim adamları en önemli dergilerde
boy gösteriyor ve onların hakkında birçok yazı yazılıyor. Nash bu
genç bilim adamlarından birisi... Ancak bu ilgiyle beraber birçok
baskı da geliyor. Çünkü toplumun ondan ve diğer bilim adamlarından
büyük beklentileri var.
Ancak bu film büyük oranda insanlarla ilgili... Matematik olgusunu
sınıflardaki kara tahtalardan alıp başka boyutları götüren bir durum
sözkonusu...
Evet,
burada onların yaşam biçimi veriliyor. Bence filmin isminde akıl
olgusunun ön plana çıkarılması çok önemli. Nash'in olağanüstü bir
akıl düzeyi var. Bu sayede yalnızca büyüleyici düzeyde çalışmalar
yapma gücünü elde etmekle kalmıyor, aynı zamanda bilim dünyasının
ön saflarında çarpışıyor olmasının getireceği tehlikeler karşısında
hayatta kalabilmesini de sağlıyor. Bir başka deyişle, hayatta kalabilmenin
gerektirdiği gücü yine beyni sayesinde elde ediyor.
Nash çok dayanıklı bir insan... Karısı Alicia da aynı derecede dayanıklı...
Onlar saygı duyulması ve ayakları yere bastığı için takdir edilmesi
gereken insanlar. Buna bir çeşit Ying - Yang durumu da diyebiliriz.
Ying - Yang olayında öyle bir denge sözkonusudur ki, beyniniz ne
kadar güçlü olursa olsun yine de kendinizi son derece yıkıcı yalıtılmışlık
koşulları içinde bulabilirsiniz. Burada Nash'in beyninin eninde
sonunda dengeyi bulduğunu görüyoruz ama çok uzun bir yolculuktan
sonra...
Kadroyu
oluştururken neden Russell Crowe ve Jennifer Connelly'i seçtiniz?
Russell'ın yaratıcı cesaretinin oldukça kaydadeğer olduğunu düşündüm.
Onu her zaman takdir etmişimdir. Filmlerini uzunca bir süredir izliyordum.
Çok karizmatik bir aktör. Ancak 'The Insider - Köstebek'teki rolüyle
derinlik ve ayrıntıya önem veren, yaratıcı cesaret sahibi bir aktör
olduğuna beni ikna etti. John Nash rolünün riskli olması nedeniyle
risk almaya istekli bir aktöre ihtiyacımız vardı.
Peki ya Jennifer Connelly... O her zaman büyük bir kadın oyuncu
oldu ama öyle görünüyor ki, bu film sayesinde starlık düzeyine yükselecek…
Bu rol Jennifer için büyük bir rol...Ancak o her zaman bizim filmlerimizde
oynadı. Yıllar önce Imagine Entertainment'ın çektiği 'Inventing
the Abbotts'ta da oynamıştı. Jennifer'ın kariyerini her zaman dikkatle
izledim. Daima iyi çalışmalarda oynamış bir oyuncudur. Sonra 'Requiem
for a Dream'de gördüm. Yine son derece cesur bir performans sergilemişti.
Tanıştığımda ne kadar iyi eğitimli ve zeki bir insan olduğunu anladım.
Bu filmin ne denli zor bir yapım olacağını hemen kavradı. İnsan
zekasıyla yüreği ve ruhu arasında bir denge gerektiriyordu. Tüm
bunları kolaylıkla kavrayınca ortaya çok iyi bir iş koydu.
Film setindeki karmaşa ve hareket arasında sanatsal vizyonunuzu
sürdürmenizi sağlayacak kendi içsel momentumunuzu ve dengenizi nasıl
korudunuz?
Akiva Goldsman'ın yazdığı senaryo müthişti. Akiva'nın bu materyale
yaklaşımını geliştirme konusundaki tercihlerinin ve senaryonun mükemmel
olduğunu düşünüyorum. Elinizde güven duyabileceğiniz bir materyal
varsa herşey harikadır. Bu materyal ile derinlemesine ilgilenme
fırsatını bulduk. Aceleyle çekip bitireceğimiz türden bir film değildi.
Materyal üzerinde düşünecek zamanımız oldu. Aslına bakarsanız bu
kadarı da bana yetmedi. Özellikle de bu türden karmaşık konuları
ele alan filmler sözkonusu olduğunda zaman bana hiçbir zaman yeterli
gelmez. Ancak ortaya iyi düşünülmüş ve iyi prova edilmiş bir yapım
koymayı başardık. Tüm bunlar da elimizde olabilecek en yüksek düzeyde
yazılmış bir senaryo olması sayesinde gerçekleşti.
Bu filme standart biyografi filmi diyemeyiz. Alışkanlıklara ve
geleneklere kesinlikle uymayan birtakım tercihler sözkonusu. Hadi
bunu da bir yana bırakalım. Bu film gösterime girdiğinde sizin yaklaştığınız
ruha uygun biçimde değerlendirileceğine inanıyor musunuz? Yoksa
tarihi ele alan başka filmlerin karşılaştığı engellere mi çarpacak?
Bunu bilemiyorum. Birçok açıdan muhalif bir film olabilir ama sanırım
insanlar bunun özgün bir biyografi yapımı olmadığını anlayabilecekler
ve böyle olması da hoşlarına gidecek. Eğer onun tüm yaşamını filme
çekmeye çalışsaydık ortaya en azından bir mini dizi çıkabilirdi.
Oysa biz burada Nash çiftinin birlikte yaşadığı yaşamı ele alıyoruz.
Bu yolculuğun ruhunu yakalıyoruz. Böyle bir yaklaşımın büyük oranda
otantik olduğunu düşünüyorum.
Ele aldığımız konunun bazı yönleri sembolik yaklaşımla anlatılıyor.
Başarının en yüksek düzeylerinde dolaşan bir insanın beyinsel açıdan
hasta konuma gelmesiyle birlikte baskı altındaki bir insanın beyninin
içinde neler olup bittiğini nasıl anlayabilirsiniz? Elimizdeki senaryoda
birtakım önermeler getiriliyor ama tümüyle doğru biçimde anlatabilmek
imkansızdır. Senaryoda sunulanların büyük çoğunluğu Nash'in yaşamının
çeşitli görünümlerinin sentezi gibidir.
Ama eğer Nash'in yaşamını tam anlamıyla öğrenmek istiyorsanız Sylvia
Nasar'ın biyografi kitabını okumalısınız. Gerçekten çok iyi bir
çalışma olan o kitabın filmden oldukça farklı olduğunu göreceksiniz.
Sonra da "Akıl Oyunları"nı çekerken yaptığımız tercihleri değerlendirirsiniz.
Eğer bu karşılaştırma sonucunda bizim filmimizi heyecan verici ve
ilginç bir film olarak görürseniz benden mutlusu olmayacaktır.
Önemli bir konu daha var. Filmde matematikle ilgileniyoruz ama büyük
seyirci kitlelerinin ulaşabileceği biçimde. "Good Will Hunting -
Can Dostum"'dakine benzer bir yöntem uyguladık. Eğer böyle bir yöntem
uygulanmasaydı "Can Dostum" seyredilmesi çekilmez bir film olurdu.
Bu filmi yapan herkesin amacı belliydi. Seyirciyi takdir ettiğimiz
için onlara iyi anlatılmış bir öykü sunmayı hedefledik.
Filmin genel görünümü için ne diyorsunuz?
Görüntü yönetmenimiz Roger Deakings gerçekten büyük iş yaptı. Filme
müthiş bir görünüm sağladı. Daha önce Coen kardeşlerin birçok filmini
de çekmişti. Stilistik açıdan farklı olmakla birlikte "The Shawshank
Redemption - Esaretin Bedeli" ve "Dead Man Walking - Ölüm Yolunda"nın
da görüntü yönetmeni oydu.
Onunla çalışmamıza öncelikle konu üzerinde konuşarak başladık. Sonuçta
bu filmde anlatılan öykünün birkaç zaman diliminde birden geçtiğine,
dolayısıyla değişik zaman dilimlerinde geçen sahnelerin birbirinden
farklı görünüme sahip olması gerektiğine karar verdik. Hepsinden
önemlisi de filmin müthiş bir öyküye sahip olması, oyuncular açısından
da birçok fırsatı da beraberinde getiriyordu. Nash'in yaşamının
çeşitli aşamalarında yaptığımız sinemasal işlemler mükemmel oldu.
Filmde
öyküsü anlatılan John Nash, yaşamının uzunca bir bölümünü şizofrenik
fanteziler dünyasında geçirmiş bir insan... Filmin bitmiş halini
perdede gördüğü zaman tepkisinin ne olacağını düşünüyorsunuz?
Nash anlayışlı bir insan... Bu yüzdendir ki, yaşamının her nüansını
ve ayrıntısını vermeyişimizden herhalde keyif alacaktır. Biz onu
daha çok bir figür, bir çeşit sembol olarak kullandık. Kendi yaşamının
ve Alicia ile birlikte olan yaşamının en önemli dilimlerinin çoğunu
kullanıyoruz. Bunlar filmimizin sağlam zeminini oluşturuyor.
Biz burada onun yaşamını oldukça otantik biçimde anlatmaya çalışıyoruz
ki, seyircimiz kolaylıkla geçiş yapabilsin ve onu anlamaya başlayabilsin.
Ancak tabii ki bütünüyle anlayamayacaklar. Zaten böyle bir şeyi,
yani bir başka insanın yaşamını tamamen anlamayı hiç kimse başaramaz.
Nash filmin şu andaki durumundan tatmin olmuş görünüyor. Yaklaşımımızdan
da memnun. Çalışmamızın en keyifli yanı bence onun yaşamındaki çeşitli
katmanların bazı sürpriz unsurlarını da beraberinde getirmesiydi.
Ayrıca iki yetişkin insan arasındaki gerçekten ilginç aşk öyküsü
de var. Üstelik buradaki aşk öyküsü son derece karmaşık bir ilişki...
Matematik insana okulu anımsatır. Peki sizin için ne anlama geliyor?
Öğrenciyken matematiğe mi yoksa sanata mı meraklıydınız?
Sanatla ilgiliydim. Böyle bir konuya el atmak gazetecilik açısından
hayli zor oldu.
Matematikle ilgili öyküsü anlatmak mı?
Evet. Demek istediğim bu. Ancak Nash'in büyük yardımını gördüm.
Bazı seanslar düzenleyip Nash'in bizi matematik konusunda eğitmesini
istedik. Bazı önemli denklemleri bize açıklaması gerekiyordu. Bunu
yaparken son derece sabırlı davrandı. En sabırlı insanlar bile bu
kadarını başaramaz. Birçok matematik problemini anlayamıyorduk.
Ancak durumun en umutsuz göründüğü anlarda bile sabrı elden bırakmadığını
gördük. Matematik derslerini izlerken bir yandan da video çekimleri
yaptık ve kara tahtaya yazdığı yazıları filme aldık. Filmde bu sahneleri
de göreceksiniz.
Eminim ki okuldaki matematik öğretmeniniz bu filmi izlerken heyecanlanacaktır.
Filmin ilk gösteriminde ben en arka sırada oturdum. Matematik öğretmenimi
de davet etmiştim ama gelip gelmediğinden emin değilim.
|