|
Yazar/yönetmen Tom McCarthy ile "Station Agent - Hayatın İçinden"
üzerine
Senaryoyu
yazmaya nasıl başladınız?
Newfoundland
tren istasyonu senaryoya ilham kaynağı oldu. Batı New Jersey'de bir göl
evi almış olan erkek kardeşimi ziyarete gidiyordum ki o istasyonu gördüm.
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerin ortasında kendi başına öylece duran
bu terk edilmiş istasyon beni o anda derinden etkiledi. Orası adeta bir
yadigârdı. Sahibinin kim olduğunu araştırırken 'tren yolu fanatikleri'nin
alt kültürüyle tanıştım. 'Tren yolu fanatikleri' Amerikan tren yollarının
geçmişine ve kültürüne hayranlık duyan insanlar için kullanılan bir terim.
Tren yollarının bu ülke insanlarını birbirlerine bağlamakta üstlendikleri
rol beni büyüledi.
Filmin
oyuncu seçimlerini nasıl yaptınız?
Fin, Olivia
ve Joe karakterlerini özellikle bu rolleri canlandıran oyuncular için
yazdım. Peter Dinklage'ı ortak yazarlığını yaptığım "The Killing
Act" adlı oyunda yönetmiştim. Bobby Cannavale'yle de birlikte oynamışlığımız
vardı. Patricia Clarkson'ın da büyük bir hayranıydım. Diğer roller için,
New York'taki oyuncu arkadaşlarımı çağırdım. Aklımda bir oyuncunun olmadığı
roller için ise kast yönetmeni kullandım.
'Fin'
rolünde oynayacak kişiyi nasıl seçtiniz?
6-7
yıl kadar önce ortak yazarlığını yaptığım "The Killing Act"te
Peter Dinklage'ı yönetmiştim. O zamandan beri dostuz. Ama Fin rolü ilk
önce aklımda Peter yokken oluşmuştu. Sadece, kendini soyutlamak niyetinde
olan bir karakter yaratma istemiştim. Sonra bir gece, Peter'la içki içerken
cüce olduğu için üzerine topladığı ilgiyi ve istediğinde bunu ekarte etmekte
ne denli usta olduğunu fark ediverdim. Aklıma hemen kendini soyutlama
konusunda uzman olan Fin geldi.
Patricia
Clarkson'ın projedeki yerini anlatabilir misiniz?
Patty'yi,
New York'ta, Richard Greenberg'in "Three Days of Rain"in de
seyrettim. O sıralar senaryoya yeni başlamıştım. O andan itibaren aklımda
onun sesi vardı. Menajerlerimiz aynı olduğu için, senaryoyu bitirir bitirmez
kendisine ulaştırdım. Patty senaryoyu okudu ve kadroya katıldı.
Trenler
sizin için neyi temsil ediyor?
Trenler
geçmişimizle aramızdaki bağı temsil ediyor. O dönemlerde seyahatler çok
daha keyifli, daha şık, daha romantikmiş. Öte yandan, trenler aynı zamanda
seyahat ve keşif ruhuyla ilgili daha çocuksu bir heyecanı da temsil ediyorlar.
Tren yolculuğu farklıdır çünkü arkanıza yaslanıp, yanınızdan geçen dünyayı
izlemeniz daha kolaydır. Araba kullanıyor ya da uçakla seyahat ediyorsanız,
tüm küçük ayrıntıları gözden kaçırırsınız.
Kurgu
süreci nasıldı?
Acımasız
ve harika. Bir süre için tek görebildiğim şey sadece kendi hatalarımdı.
Sonra birden bire sadece olasılıkları görebilir hâle geldim. Kurgumuzu
yapan Tom McArdle, kurgu odasında çok dengeleyici bir güçtü. Bu süreçte
genelde çok iyi vakit geçirdik. Aramızda pek çok alış veriş oldu. Sanırım
daha ilk andan itibaren, performanslara ve görüntü yönetimine bakarak
elimizde çok özel bir şey olduğunu hissettik.
Kameranın
arkasına geçtiğinizde bir aktör olarak en çok neye şaşırdınız?
Sette
bazı anlar vardı ki dünyanın başıma yıkılıyor olduğunu hissettim. Oyunculara
baktığımdaysa, gölün kenarına oturmuş sigara içiyor ve gülüşüyorlardı.
Yanlarına koşup, "Ben de sizden biriyim! Artık o ekipte olmak istemiyorum!"
diye bağırmak istedim. Sette dikkatinizi yöneltmeniz gereken çok fazla
olay var ve oyunculara biraz da olsa yardımcı olabilmek için o anda çekilen
sahneye ve olup bitene odaklanmak muazzam bir zorluktu.
Film bazı
açılardan tek başına olmak ile yalnız olmanın birbirinden çok farklı olabileceğini
konu alıyor…
Senaryoyu
yazmaya başladığım an, çok yakın olduğum biri oldukça hastaydı. Genç ve
canlı bir kadınken yavaş yavaş kendini dış dünyaya kapatmaya başlamıştı.
İnsanların kendisine yaklaşmaması ve ulaşmaması konusunda bilinçli bir
seçim yapmıştı. Birden bire bağlarını koparıvermişti. Ama tek başınayken
de acınası bir hâldeydi. Sanki bir şekilde yaralandığı için kendini toplumdan
uzaklaştırma içgüdüsünün kurbanıydı. Sonra fark ettim ki insanlar farklı
boyutlarda da olsa bunu her zaman yapıyorlardı. Kötü dönemlerde rahat
bırakılmak isteriz. Esas konu tek başımıza ne kadar dayanabileceğimiz.
Film hakkında
bilgi için tıklayın...
|