KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

Vizyon Programı
Gelecek filmlerin vizyon tarihleri...

Film Arşivi

Haberler
Sinema dünyasında neler oluyor?

Kamera Arkası
Yapım aşamalarına ait ilginç ayrıntılar...

Kameranın Arkasındakiler
Yönetmenler hakkında bilmek istedikleriniz.

Tanıdık yüzler
Sinema oyuncularını yakından tanıyın...

Foto-klik

Gereksiz Bilgiler

Replik

Özel Dosya

Söyleşi

Sektör

 
  Tanıdık yüzler

Anthony Perkins
Masum Bir Sapık...
Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız...

Gözlerine baktığınızda hem korkuyu hem de sevgiyi barındırdıklarını, içe dönük bir insana ait olduklarını görürsünüz.
Bir de gözlerin yanına yüzüne yerleştirdiği utangaç gülümseyi eklerseniz, sizde uyandırdığı duygu ancak "tuhaf" kelimesiyle açıklanabilir. Rol aldığı 60'ın üzerinde filme, oynadığı onlarca oyuna karşın Antony Perkins, her zaman Hitchcock'un klasikler arasında yer alan başyapıtı "Psycho - Sapık" da canlandırdığı Norman Bates olarak hatırlanacak. İnce uzun fiziği, az rastlanan ve hatırda kalan kemikli yüzü, duygularını devamlı bastırıyormuş gibi duran ifadesiyle Perkins, Bates karakterinde o kadar başarılı oldu ve onla o kadar özdeşleşti ki, yıllarca hep bu tür rollerin oyuncusu olarak anıldı.

Norman Bates, baskıcı bir annenin kurbanıydı, duygularını geliştirememiş, dışa vuramamış, başka bireylerle ilişkiye geçememiş bir karakter. Başka kadınlara ilgi duyduğunu farkettiğinde korkuyla annesi aklına geliyor ve eğer bu ilgi artarak sürüyorsa kadınları yok ederek duygularını öldürmeye çalışıyordu. Kendisi için rahatlıkla tuhaf, karanlık, içine kapanık denilen Perkins, doğal olarak bu rolle fiziğini ve eşine az rastlanır oyunculuk gücünü de katarsak çok iyi örtüşüyordu. Şüphesiz sadece bunlar da neden Bates karakteriyle Perkins'in bu kadar örtüştüğünü anlatmıyor. Ama çocukluğunu, gençliğini araştırdığınızda, kendi yaşamıyla ilgili söylediklerini okuduğunuzda oyuncuların canlardırdıkları karakterlerle ne kadar paralellikler yaşayabileceklerine şahit oluyorsunuz.

Perkins, sahnede büyük başarılar kazanan, 20'lerin sonu ve 30'ların başında filmleriyle de tanınan oyuncu Osgood Perkins'in tek çocuğu olarak 1932'de doğdu. Babası sık sık turnelerde, setlerde olduğu için evden uzaktaydı ve Perkins devamlı annesiyle beraberdi. Pekins bu dönem için, "Anormal bir şekilde annemle yakınlaşmıştım. Babam ne zaman eve dönse kıskançlığa kapılıyordum. Bu Oidipus denen şeyin belirgin bir formuydu. Babamı seviyordum ama aynı zamanda onun ölmesini istiyordum, böylece annem tamamen bana ait olacaktı" diyordu. Böyle düşünürken 5 yaşında babasını kaybetti. Bunun etkileri ise uzun yıllar peşini bırakmadı. "Çok korkmuştum. Benim isteğimin onu öldürdüğüne inanıyordum ve anneme olan sevgim daha tehlikeli bir hale gelmişti. Geceleri saatlerce ağlıyordum, yıllarca babamın ölmediğine inanmak istedim çünkü onun filmleri görüyordum ve yaşadığını düşünüyordum. Benim için giderek korkutucu bir mit haline gelmeye başlamıştı."

Bu gizli suçun ağırlığını yıllarca üzerinde hissetti. Babasının ölümünden sonraki çocukluk ve ilk gençlik döneminde ise annesinin baskıcı ve güçlü kişiliğini hep üzerinde hissetti, tıpkı Bates gibi… Bu konuda söylediği en önemli şey ise annesinin, düşüncelerine hatta hislerine kadar kendisini baskı altına aldığıydı. Yıllarca düşünce ve duygularını dile getiremeyip, gösterememenin acısını çekti ve çevresinde hiç yakın arkadaşı olmadı.

Belki de kendini ifade edememe onu oyunculuğa itti. 20 yaşında tiyatroya adım attı, bir yıl sonra 1953 yılında "The Actress" ile sinemada boy gösterdi. 1956'da Gary Cooper'ın pasif, zayıf oğlu rolündeki performansı ona bir Oscar adaylığı getirdi ve tüm dikkatleri üzerine çekti. Ardından ne tesadüftür ki yine baba - oğul ilişkisini merkeze alan gerçek bir kişiyi anlatan "Fear Strikes Out" (1957) geldi. Bu filmde baskıcı babasının (Karl Malden) etkisini hep üzerinde hisseden, sinirleri bozuk beyzbol oyuncusu Jimmy Piersall'ı canlandırdı. Aslında kariyerinin başında rol aldığı ve baba - oğul ilişkilerini ele alan bu filmler, hem kendisiyle hem de oyunculuğu seçme nedeniyle yakından ilintiliydi. Yine sözü ona bırakırsak babasının etkisini şöyle açıklıyor, "Tüm yaşamım boyunca babamla ilgili başarı hikayeleri dinledim. O'nun ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğu, herkesin O'nu nasıl sevdiğini, her istediğini nasıl yaptığını dinledim. Babamın öyküsü başarı, övgü ve özgürlük içeriyordu. Bende ne yapacağımı bilemiyordum ama başkası olma fikri beni mutlu etmişti ve oyuncu olmaya karar verdim. Kafamda bir tek düşünce vardı, babamdan daha büyük bir oyuncu olmak."

Sonraki yıllarda "Matchmaker" ve Jane Fonda'yla beraber rol aldığı "Tall Story" gibi komedi filmleri geldi. Yine bu dönemde Sophia Loren'le "Desire Under The Elms"i çevirdi. Oyunculuğu övgü ve takdir topluyordu ama bir gerçek daha vardı; Perkins perdede güzel kızın yanındaki yakışıklı star olarak durmuyordu. Çok iyi bir oyuncuydu ama aşk sahnelerinin unutulmaz starı değildi. Belki de bunun sebebi, yine çocukluğu ve annesiyle ilintiliydi. Annesinin kendisine sevgi ve şefkatten daha da fazlasını içeren öpücükleri ve okşamaları Perkins'in ilerki yıllarda da kadınlardan korkmasına ve çekinmesine yol açtı. Nerdeyse 40 yaşına kadar kadınlara ilgi duyamadı, daha doğrusu kadınları çekici bulmaktan korktu.

Ve nihayet 1960'da "Sapık"la Norman Bates olarak sinema tarihine adı kazındı. Bates karakterindeki muhteşem performansıyla sadece sinema tarihinde yer almakla kalmadı, sonraki yıllarda sapık, katil vb. canlandıran oyunculara adeta örnek teşkil edip rehber oldu. "Sapık - 2" yi yöneten Richard Franklin, "Antony Perkins'in Norman Bates'i canlandırmada esrarengiz bir sezgisi var, sanki bu rolü oynamak için doğmuş" derken belki de bilmeden Perkins ve Bates'in yaşamları arasındaki üzücü benzerliğe işaret ediyordu. Kim bilir, belki de ancak suçluluk duygusuyla büyüyen, annesinin üzerindeki kontrolünü hep hisseden, duygularını hep bastıran, içine kapanık, kadınları çekici bulmaktan korkmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen biri Bates'i böylesine derinden kavrayarak canladırabilir ve O'nun gerçekliğiyle izleyiciyi etkiliyebilirdi.

1963'te üç büyük ismin, Kafka,Welles ve Perkins'in birlikteliği "Dava" olarak başyapıta dönüştü. Gerçekten de dahi yazar Kafka'nın romanına, hem kitaba bağlı kalıp hem de özgün bir biçim katan Welles, Kafka'nın kendisine asla açıklanmayan bir suç nedeniyle tutuklanan talihsiz kahramanı Joseph K.'yı Perkins'i teslim ediyor ve ortaya bir klasik çıkıyordu. Işığı, setleri ve havası 20'lerin sessiz filmlerini hatırlatan "Dava" da Perkins'in parlak performansı ancak Fritz Lang'in başyapıtı "M"deki Peter Lorre'yle kıyaslanabildi. Perkins, masum, çaresiz, şaşkın yanlarını Joseph K. olarak ortaya döktü ve herkesi kendine hayran bıraktı.

Perkins, sonraki yıllarda üzerinde hep "Sapık"ın başarısının baskısını ve etkilerini hissetti. Kendisine önerilen ve canlardığı bir çok karakterde herkes Bates'i aradı. Örneğin "Mahagony", "Crimes Of Passion - Tutku Suçları", "Edge Of Sanity" de hep Norman Bates'in etkisi hissedildi. "Sapık" devam filmlerinde rol aldı ve ayrıca üçüncüsünü yönetti. Ayrıca 1973 yılında az sayıda yakın arkadaşlarından biri olan söz yazarı Stephen Sondheim'la "The Last Of Sheila" yı yazdı. Sondheim'a göre son derece parlak ve grifit bir aklı olan Perkins'in katkısı, esrarengiz ve karanlık bir öyküsü olan filmin ortaya çıkmasını sağladı. 1988'de "Luck Stiff" adlı kara komediyi yönetti.

40 yaşından sonra evlendi ve aradığı mutlu, huzurlu aile ortamına kavuştu. Oğluna babasının adı olan Osgood ismini verdi ve belki de geç de olsa babasıyla arasındaki sorunları, suçluluğu halletti. Anthony Perkins 1992 yılında AIDS'den öldü. Ölümünden kısa bir süre önce söyledikleri ise, yakalandığı AIDS'e ve tüm yaşamına bakışı ortaya koyuyordu : "AIDS denilen büyük macerayı içeren dünyada karşılaştığım insanlardan sevgi, paylaşım, hümanizm ve insanı anlama konusunda öğrendiklerim, tüm yaşamımı harcadığım yarışmacı, rekabete dayalı ve yıkıcı dünyada öğrendiklerimden çok daha fazlaydı."
Filmografisi
Oyuncu filmografisi
Los Gusanos no llevan bufanda (1991)
Der Mann nebenan (1991)
Edge of Sanity (1989)
Destroyer (1988)
Psycho III - Sapık 3 (1986)
Crimes of Passion - Tutku Suçları (1984)
Terror in the Aisles (1984)
Psycho II - Sapık 2 (1983)
Double Negative (1980)
ffolkes (1980)
Winter Kills (1979)
Black Hole, The (1979)
Twee vrouwen (1979)
Remember My Name (1978)
Mahogany (1975)
Lovin' Molly (1974)
Murder on the Orient Express (1974)
The Life and Times of Judge Roy Bean (1972)
Play It As It Lays (1972)
La Décade prodigieuse (1972)
Quelqu'un derrière la porte (1971)
WUSA (1970)
Catch-22 (1970)
Pretty Poison (1968)
Le Scandale (1966)
Paris brûle-t-il? (1966)
The Fool Killer (1965)
Une ravissante idiote (1964)
Le Glaive et la balance (1963)
The Trial - Dava (1963)
Le Couteau dans la plaie (1963)
Phaedra (1962)
Goodbye Again - Brahms'ı Sever Misiniz? (1961)
Tall Story (1960)
Psycho - Sapık (1960)
On the Beach (1959)
Green Mansions (1959)
Desire Under the Elms (1958)
The Matchmaker (1958)
This Angry Age (1958)
Fear Strikes Out (1957)
The Tin Star (1957)
The Lonely Man (1957)
Friendly Persuasion (1956)
The Actress (1953)

Yönetmen filmografisi
Lucky Stiff (1988)
Psycho III - Sapık 3 (1986)

Senarist filmografisi

The Last of Sheila (1973)

Anthony Perkins ile ilgili benim de söyleyeceklerim var diyorsanız, söz sizin...

Diğer Tanıdık Yüzler için tıklayınız...

Bu yazıyı başkasına göndermek istiyorum!
   
Adınız ve Soyadınız:
Yazıyı göndermek istediğiniz kişinin e-mail adresi:
İletmek istediğiniz düşünceleriniz:
 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
 
Copyright © 2000-2003 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.