John
Travolta
Kariyeri en çok dalgalanan yıldız...
Resimleri
büyütmek için üzerlerine tıklayınız...
Yıldız oyuncuların kariyerlerini incelediğimizde çoğunlukla benzer
hikayeler çıkar karşımıza. Ya sıfırdan figüran veya yan rollerle başlayıp,
televizyonla veya bir filmle gelen beklenmeyen başarı, ardından zirveye
tırmanma ve oraya yerleşme şeklinde özetlenebilicek bir seyirdir bu.
Tabii ki zirveden sonra inişe geçen kariyerler de vardır; çoğu geçmişin
sayfalarında kalır ve bir daha bir türlü çıkış yapamazlar. John Travolta'nın
kariyeri bu iki kutbun bileşiminden oluşmuştur sanki. 70'lerin ikinci
yarısında tüm dünyanın tanıdığı, yıldızı parlamış bir oyuncu olarak
açılan kariyeri, 80'lerin özellikle ikinci yarısından itibaren inişe
geçti, hatta neredeyse hafızalarda sadece çok iyi dans eden eski bir
figür olarak kaldı. Zirveden hızla inen ve bir daha kimsenin bir çıkış
yapabileceğini düşünmediği aktör, "Pulp Fiction - Ucuz Roman"la 94
yılında öyle bir dönüş yaptı ki, hızla indiği yıldızlık mertebesine
uzun bir aradan sonra tekrar uzandı. Herhalde kariyerinde bu kadar
fazla sıçrama olan oyuncu sayısı fazla değildir...
Travolta, 1975 yılında oynamaya başladığı bir televizyon dizisiyle
("Welcome Back, Kotter") adını duyurdu. 1976 yılında rol aldığı De
Palma başyapıtı "Carrie" ile sinema dünyasına ilk ciddi adımını attı.
Canlardığı kötü, bıçkın, liseli serseri tiplemesinde oldukça başarılıydı.
Zaten 70'lerin ikinci yarısında Amerikan ikonu haline gelmesini sağlayan
karakterlerin öncüsüydü bu rol. Tüm yüzüne yayılan gülümsemesi,
geniş çenesi ve dalgalı ve biryantinli esmer saçlarıyla liseli sert
çocuk karakterlerinde tam oturuyordu. "Carrie"deki rolüyle
ilgili olarak da daha sonra, "De Palma'yla çalışmayı çok istiyordum
çünkü film ilginç ve dikkat çekici olacaktı" diyecek ve De Palma'yla
işbirliğini 1981'de çekilen "Blow Out" ile sürdürecekti.
Travolta'ya esas ün getiren, onu yıldızlık mertebesine taşıyan
ve Oscar adaylığı getiren film ise "Saturday Night Fever - Cumartesi
Gecesi Ateşi" (1977) oldu. Bu filmde canlardığı disco çapkını
Tony Manero karakteri özellikle de danslarıyla kadınların kalbinde
taht kurdu. Hatta öyle ki oyunculuğundan çok müthiş dans yeteneği
herkesin diline dolandı, Prenses Diana en büyük hayalini soran bir
gazeteciye Travolta'yla Beyaz Saray'da dans etmek diye cevap veriyordu.
Tüm bunların üzerine liseli sert, bıçkın ve Olivia Newton-John'a aşık
delikanlıyı canlardığı Broadway müzikalinden uyarlama "Grease"
(1978) ile yıldızlık statüsünü pekiştirdi. Filmin şarkıları, dansları
yıllarca unutulmadı. Belki de birçok insan, Travolta'yı dans edip
şarkı söylerken görmek için sinemalara akın etti.
"Grease"den hemen sonra çevirdiği filmler Travolta'ya pek uğurlu
gelmedi. "Moment by Moment" (1978) gişede tam anlamıyla fiyaskoyla
sonuçlandı. "Urban Cowboy" (1980) ve her ne kadar De Palma'nın iyi
filmlerinden de olsa "Blow Out" (1981) Travolta için uzun dönem gölgede
kalacağı yılları başlatan filmler oldu. Sanki büyülü dansçı, bıçkın
serseri gitmiş, yerine yetenekli de olsa bir türlü tekrar başarıyı
yakalayamayan bir oyuncu gelmişti. Her ne kadar yeteneği tartışılmasa
da neden kariyerinin bu döneminde böylesine bir iniş yaşadığını Travolta
şanssız seçimlerde bulunmasıyla açıklıyor. Aslında haksız da sayılmaz
çünkü o dönemde reddettiği "Days Of Heaven" (1978), "American Gigolo"
(1980) ve "An Officer and a Gentleman - Subay Ve Centilmen" (1982)
çok başarılı olmuş ve bu filmlerde Travolta'nın reddetmesiyle başrol
oynayan Richard Gere'ı yıldızlığa yükseltmişti. Kaderin garip bir
cilvesi Travolta zirvedeki yerini yine kendi seçimleri sonucu başka
birine bırakıyor ve sinema dünyasında neredeyse unutulma noktasına
kadar geliyordu.
1989 yılında rol aldığı "Look Who's Talking - Baş Şu Konuşana"ya
kadar kayda değer bir başarı elde edemedi. Bu filmin başarısı,
ardından iki de devam filmine yol açtı. Travolta bu serinin filmleriyle
kariyerine tutunmaya çalışırken kimsenin aklına bile getirmediği bir
şey oldu ve Tarantino imzalı "Uzuz Roman"daki (1994) Vincent Vega
karakteriyle tekrar tüm ilgiyi üzerine çekmeye başardı. Bu rol
hem Oscar adaylığı getirdi hem de ücreti $20,000,000 olan yıldızlar
statüsüne geri dönmesinin yolunu açtı. Travolta'yı zirveye çıkaran
karakterler Amerikan pop kültüründen fırlamalardı ve Travolta hem
görünümü; hem dans, hem de değeri yeniden keşfedilen oyunculuk yeteneğiyle
bu karakterleri sinema için unutulmazlar arasına soktu.
94'den sonra John Woo'lu aksiyonlar ("Broken Arrow - Kırık Ok", "Face
Off - Yüzyüze"), "Michael" gibi romantik komediler, "Mad City - Çlgın
Şehir" gibi oyunculuğunu konuşturduğu dramlar ve "General's Daughter
- Generalin Kızı" gibi A sınıfı filmlerde boy gösterdi ve yerini sağlamlaştırdı.
Hala zaman zaman "Battlefield Earth" ve "Lucky Numbers"
gibi fiyaskolarla karşılaşsa da, Travolta en yükseği de en dibi
de kariyerinde tutarsız sıralarla yaşamış ama aynı zamanda canlardığı
kimi karakterlerle de Amerikan kültürüne yerleşmiş bir oyuncu ve artık
bir daha düşmemek üzere zirvede…
Filmografisi
Domestic Disturbance (2001) Swordfish
- Kodadı Kılıçbalığı (2001)
Lucky Numbers (2000)
Battlefield Earth (2000)
The General's Daughter - Generalin Kızı (1999)
A Civil Action - Dava (1998)
The Thin Red Line - İnce Kırmızı Hat (1998)
Primary Colors (1998)
Mad City - Çılgın Şehir (1997)
Face/Off - Yüzyüze (1997)
She's So Lovely - O Çok Sevimli (1997)
Michael (1996)
Phenomenon - Mucize (1996)
Broken Arrow - Kırık Ok (1996)
Get Shorty - Tut Şu Bücürü (1995)
White Man's Burden - Beyaz Öfke (1995)
Pulp Fiction - Ucuz Roman (1994)
Look Who's Talking Now - Bak Şimdi Konuşana (1993)
Boris and Natasha (1992)
Shout (1991)
Eyes of an Angel (1991)
Look Who's Talking Too - Bak Bu Da Konuşuyor (1990)
The Experts (1989)
Look Who's Talking - Bak Şu Konuşana (1989)
That's Dancing! (1985)
Perfect (1985)
Two of a Kind (1983)
Staying Alive (1983)
Blow Out (1981)
Urban Cowboy (1980)
Moment by Moment (1978)
Grease (1978)
Saturday Night Fever - Cumartesi Gecesi Ateşi (1977)
Carrie (1976)
The Devil's Rain (1975)