Mafya arasına karışan gizli FBI ajanı Donni Brasco'yu canlandırdığı
"Köstebek"te (1997), kimliği ortaya çıktıktan sonra mafya üyeleri
birbirlerine soruyorlardı; kimdi Donnie Brasco ? Anne Heche'in canlandırdığı
karısı da tam olarak ne yaptığını bilmediği kocasına ulaşmaya çalışırken
içten içe kocasının gerçekte kim olduğunu soruyordu. Film boyunca
Depp'in karakteri, ailesi, gerçek işi ve işi dolayısıyla girdiği ama
gerçekte ait olduğunu gördüğü mafya dünyası üçgeninde parçalanıp kendini
bulmaya uğraşıyordu. Aslında Johnny Depp hakkında sorulacak en önemli
soruyu, filmdeki diğer karakterler Depp'in canlardığı Donnie Brasco
için soruyorlardı; kimdi bu adam? Aile babası mı, mafya üyesi mi yoksa
FBI ajanı mı ? Peki Johnny Depp kim gerçekte? Neden diğer starlardan
bu kadar farklı?Nedir onu diğerlerinden ayıran?
Filmografisine göz attığımızda 90'ların en farklı ve kült filmlerine
rastlamak mümkün; "Edward Scissorhands - Makas Eller" (1990),
"Arizona Dream - Arizona Rüyası" (1993), "Ed Wood" (1994),
"Dead Man - Ölü Adam" (1995), "Fear And Loathing In Las
Vegas - Las Vegas'da Korku ve Dehşet" (1998) gibi. Yine çalıştığı
yönetmenlere bakacak olursak, çoğunun da (başta Tim Burton olmak üzere)
kendilerine has üslüplarıyla sinema dünyasında farklı bir yer edinmiş
isimler olduğunu görüyoruz. Johnny Depp sadece doğuştan sahip olduğu
"cool" luğu, etkiliyiciğiyle değil, canlandırdığı karakterleri yüreklerinden
kavrayan, onları içlerinden sarıp dışarıya tüm farklılıklarıyla sunacak
kadar güçlü oyunculuk gücüyle de günümüzün diğer starlarından farklı.
Hiçbir zaman yüksek gişe hasılatı yapan blockbusterlarda oynamadı
ama yine de Depp Hollywood'da kendi kuşağında adı saygıyla anılan
az sayıdaki stardan biri. Depp'le üç kere çalışan ("Makas Eller",
"Ed Wood" ve "Sleepy Hollow - Hayalet Süvari") Tim Burton onun
için, "kendisini canlandıracağı karaktere sokmak için hiçbir şeyden
kaçınmıyor ve korkmuyor, bukelemun gibi" diyor.
Adı ilk zamanlarda kavgacılığı, sevgilileri, dövmeleriyle anılan hırçın
çocuktu, şimdi ise oyunculuğuyla anılan büyük bir aktör.
Sürekli değişen bir yapısı var, o yüzden devamlı farklı rollerde ve
gerçekten ilgisini çeken projelerde onu izliyoruz. "Değişim"
kelimesi belki de Johnny Depp için anahtar kelimelerden biri. İlk
karısı sayesinde tanıştığı Nicholas Cage'in yardımıyla girdiği sinema
dünyasında Depp'i ilk olarak kabus adam Freddy tarafında yatağında
yenilen bir genç olarak izledik ("A Nightmare On Elm Street - Elm
Sokağında Kabus",1984). Daha sonra "Platoon - Müfreze"de (1986) ufak
bir rolü olduğunu ise ancak ünlü olmaya başladıktan sonra farkettik.
Esas çıkışını ise bizde de gösterilen Tv dizisi "21 Jump Street
- 21. Cadde" yle (1987-1990) yaptı ama tabii ki televizyon bu
değişken ruhlu adam için çok cazip değildi ve kendini bir daha çıkmamak
üzere filmlere attı.
Oynadığı karakterler kendi ifadesiyle, "çok derinden yaralanmış
ve zarar görmüş karakterler"di. Tıpkı herkesin dikkatini kendi
üzerine çevirmesine neden olan "Makas Eller"deki Edward gibi. Herkes
Edward'dan önceleri farklı olduğu için korkar, ama Edward'ın duyarlı
"insan" yanınıgörünce bu yaratığı sevmeye başlarlar. Herkes
farklı olan Edward'dan korkar ama herkesin görmediği şey, Edward'ın
da herkesden korktuğudur. Yaşadığı yerden kopmuştur ve yeni yerinde
de herkesten farklı olduğu için uyum sağlayamaz, daha doğrusu yine
diğerleri onu kenara iter. Sinema dünyasında adının duyulmasını sağlayan
bu filmde Johnny Depp, kendisi gibi herkesten her yönüyle farklı ve
farklılığı yüzünden uyum sorunu çeken, duyarlı Edward'ı başarıyla
canlardı. 90'ların ilk yarısında canlardığı karakterler, tıpkı "Arizona
Rüyası"ndaki Axel'in filmin sonunda yaşadığı bir macerayla ilgili
olarak dediği gibi; Depp'i okyanusa hazırlayan rollerdi. Axel, filmin
başlarında kendini gözlerinden ruhlarını okuduğu ve her şeyi bildiklerine
inandığı balığa benzetiyordu, filmin sonunda ise artık kendini bir
balık gibi hissetmiyordu, bu sadece okyanus için bir hazırlıktı. Bu
dönemdeki karakterleri daha çılgın, daha yolun başında tiplerdi. Zaman
geçtikçe sanki içinden konuşan, farklılığını, değişimini gözleriyle
anlatan Depp karakterleri gelmeye başladı.
Aklı karışık, duyarlı ama çılgın "balık" Axel'i canlardığı "Arizona
Rüyası"ndan sonra yine bir Tim Burton filmi olan "Ed Wood"a
sıra geldi. Tüm zamanların en kötü yönetmeni olan ama ikinci bir Orson
Welles olmak için Hollywood'un orta yerinde çabalayan Ed Wood'un traji-komik
hikayesinde Johnny Depp, hem Ed Wood'un garipliğini, farklılığını
hem de çelişkileriyle, hüznünü bir potada eritip önümüze sundu. Çoğu
Depp karakteri gibi Ed Wood'un da en önemli özelliği yaşadığı dünyayla
uygunsuzluğunu gidermek için başa çıkmaya çabalamasıydı. Ed Wood,
hem kişiliğiyle hem de olmak istediğiyle orantısız olan yeteneğiyle
uyumsuzdu çevresine. Karakterleri tıpkı "What's Eating Gilbert
Grape?"te (1993) olduğu gibi, normal dünyayla uyumsuzluklarını
gidermek için çok çabalasalar da sonunda olanı kabullenmek zorunda
kalıyorlardı. Şişman annesi ve gerizekalı kardeşinden utanan Gilbert
da filmin sonunda ailesinin ve kendisinin uyumsuzluğuyla barışarak
bu dengeyi buluyordu. "Ed Wood"un bir sahnesinde; Wood çektiği filmin
bitimini kutlamak için düzenlenen eğlencede tüm ekibin önünde dans
edip soyunuyordu. Johnny Depp'in sihri, bu sahnede olduğu gibi karakterlerini
izleyicinin gözünde soyup ne kadar farklı olsalar da onları kendileriyle
ve izleyiciyle barıştırmaktan ileri geliyor. Derinden yaralanmış karakterlerini,
içindeki değişime uygun olarak derinden kavrayıp onları sıkıca kavrıyor.
Johnny Depp tüm herkesi şaşırtmayı başaran bir oyuncu, çünkü her seferinde
tam bir önceki Johnny Depp'e alışırken tamamen farklı bir karakteri
alıp içinden farklı bir yüz çıkarabiliyor ve hepimize "bu adam şimdi
ne oldu" diye sordutabiliyor. Biz hep Johnny Depp'i izliyoruz ama
onun farkı kendiyle çok oynayıp bize değişik yüzlerini göstermesinde
çünkü bir çok oyuncunun korktuğu beğenilmeme korkusunu duymuyor, duysa
da buna aldırmamayı başarıyor.
1995 yılında William Blake'i canlardığı Jim Jarmush imzalı westernde
("Dead Man") izledik Depp'i. Aynı yıl bir işadamını canlardığı "Nick
Of Time" da farklı bir Johnny'i denedi. Gerçek bir yaşamöyküsünden
uyarlanan "Donnie Brasco - Köstebek" de nereye ait olduğunu bulmaya
çalışan, hayatı ve kimliği paramparça olmuş Donnie Brasco'yu canladırırken
Al Pacino'yla karşılıklı döktürüyorlardı. Gerçekten de Johnny
Depp'in, canlandırdığı karakter gibi nereye ait olduğu belli değil.
Hiç bir özelliği star gibi olmayan bir star, Amerikalı gibi olmayan
tam bir Amerikalı, Hollywood'a ait değilmiş duran 90'ların Hollywood
starı. Amerika'yı seviyor ama Paris'de yaşıyor, serseri bir görünümü
ve yapısı var ama şu an hayatındaki en büyük mutluluğunun ailesiyle
olmak olduğunu defalarca belirtiyor. Tüm zıtlıkları, değişimleri ve
farklılığıyla karakterlere sihrini bulaştırıyor.
Yine 1997 yılında "Brave"le ilk yönetmenlik ve senaristlik denemesini
yaptı. Ardından karısı ve kızıyla yaşadığı Paris'de geçen Polanski
imzalı "The Ninth Gate - Dokuzuncu Kapı"da şeytanın peşine
düşen şaşkın kitap komisyoncusu Dean Corso'yu canlardırdı. Aynı yıl
Tim Burton imzalı "Hayalet Süvari" de tamamen bilimsel gerçeklere
inanan ve olayları bu şekilde çözen Müfettiş İchabod Crane rolünde
New England kasabasında efsanelere konu olan başsız süvarinin peşine
düştü. Müfettiş bilime inanıyordu ama olayı farklı yollarla çözmek
zorunda kaldı ve üstüne bir de aşka düştü. Canlandırdığı karaktere
her zamanki gibi ince bir mizah boyutunu eklemeyi başardı. Yine bu
dönemde oynadığı "The Astronout's Wife - Astronotun Karısı"
nda da dıştan herkesin saygı duyduğu, güzel de bir eşi olan ama içinde
bir yaratığı taşıyan yani içi ve dışı tamamen farklı olan Astronot
Spencer Armacost'u canlardırdı. Gerçekten de bu karakterde Johnny
Depp'le paralellikleri bakımından ilginç bir duraktı. Johnny Depp'e
dışardan bakınca tüm her şeyiyle bir star gibi ama içinde taşıdıkları
tamamen farklılıklar içeriyor. Biz belki de bu yüzden onu farklı buluyoruz;
içindeki yüzleri, kapalılığı, açıklığı canlandırdığı karaktere bazen
zıtlıklarla bazen de duygusal taşkınlıklarla taşıdığı için.
Geçen sezon Johnny Depp'i "Çikolota"da geldiği kasabanın tadını
kaçıran çingene rolünde izledik. Alışılmış kalıplara uymaması, kurallarla
uyum sağlayamaması onu her zaman kasabanın hep merak edilen, ulaşılmaya
çalışılan ama öbür yandan da korkulan çocuğu yapıyor. "Ed Wood" da
rol arkadaşı olan usta Martin Landau onun için, "James Dean gibi"
yorumunu yapmıştı. Gerçekten de doğuştan sahip olduğu karizması
ve asi çocuk imajı buna uygun duruyor ama Johnny Depp her zaman için
asi çocuktan daha fazlası.
İki yıl önce doğan kızı Depp için bir dönüm noktası olmuş, "27 Mayıs
1999'dan önce (kızının doğum tarihi) yaptığım her şey bir çeşit ilüzyon
gibiydi. Ama kızımın doğumu bana kendi hayatımı verdi" diyerek kızının
hayatındaki önemini altını kalınca çizerek belirtiyor. Johnny Depp'i
en son ABD'ye kokaini sokan, zamanının en büyük uyuşturucu satıcısı
George Jung olarak izledik. Gerçek bir kişiyi anlatan filmde, Depp'in
karakteri her şeyi bırakıp kendini kızına adamaya karar verdiğinde
hapse düşmekten kurtulamıyor ve finalde de hala hapishanede kızının
kendisini ziyarete geleceği hayaliyle yaşıyordu. Herhalde kendi kızını
da yüreğinin sahibi olarak gören Depp'in baba kız ilişkisi boyutunu
da yürek sızlatıcı bir biçimde işleyen bu filmde rol alması da onun
her zamanki gibi hangi karakteri ne zaman canlandıracağını çok iyi
seçtiğini gösteriyor.
Filmografisi
Domestic Disturbance (2001) Swordfish
- Kodadı Kılıçbalığı (2001)
Lucky Numbers (2000)
Battlefield Earth (2000)
The General's Daughter - Generalin Kızı (1999)
A Civil Action - Dava (1998)
The Thin Red Line - İnce Kırmızı Hat (1998)
Primary Colors (1998)
Mad City - Çılgın Şehir (1997)
Face/Off - Yüzyüze (1997)
She's So Lovely - O Çok Sevimli (1997)
Michael (1996)
Phenomenon - Mucize (1996)
Broken Arrow - Kırık Ok (1996)
Get Shorty - Tut Şu Bücürü (1995)
White Man's Burden - Beyaz Öfke (1995)
Pulp Fiction - Ucuz Roman (1994)
Look Who's Talking Now - Bak Şimdi Konuşana (1993)
Boris and Natasha (1992)
Shout (1991)
Eyes of an Angel (1991)
Look Who's Talking Too - Bak Bu Da Konuşuyor (1990)
The Experts (1989)
Look Who's Talking - Bak Şu Konuşana (1989)
That's Dancing! (1985)
Perfect (1985)
Two of a Kind (1983)
Staying Alive (1983)
Blow Out (1981)
Urban Cowboy (1980)
Moment by Moment (1978)
Grease (1978)
Saturday Night Fever - Cumartesi Gecesi Ateşi (1977)
Carrie (1976)
The Devil's Rain (1975)