|
Michael Douglas
Seçim hakkımız olsa ve Michael Douglas'ı baba olarak seçsek...
Bir an için bu dünyaya gelirken babamızı seçme şansına sahip olduğumuzu
düşünelim… Evet böyle bir seçim hakkımız olsa ve Michael Douglas'ı baba
olarak seçsek... Kuşkusuz birçok insan gibi sizin de yüzünüz ekşidi.
Oyunculuğu takdir edilse de; sert yüz hatları ve canlardığı karakterler
sayesinde uyandırdığı "kibirli" intiba, izleyicilerde ona karşı açıklanamaz
tuhaf bir hoşnutsuzluk uyandırmakta. Seyircinin özdeşleşeceği kahramanı
da oynasa, onun karakterine yakınlık duymamız zordur çünkü hayat verdiği
karakterler genelde duygularını aşılması ve yıkılması zor bir duvarın
arkasına gizlerler. "Mesafe" anahtar kelimedir Douglas'ın tipleri için.
Yine
de Michael Douglas hakkında bir yazı yazmaya karar verdiğimden beri, çizdiği
tiplerdeki özelliklere rağmen "baba" kelimesi peşimi bırakmadı. Belki
de Michael Douglas denilince aklımıza gelen özellikler, çağrıştırdığı
duygu; babayla çocukları arasındaki ilişkiyi dair bir şey söylüyordur.
Çocukken daha yakın olup, beraber olmak için can attığımız babamız; büyümeye
başlayınca artık model aldığımız kişiden çıkıp, kaçınmaya başladığımız,
aramıza mesafenin girdiği kişi haline gelir. Douglas, oyunculuğuyla
gücü yansıttığı gibi bu mesafeyi de tipinin de yardımıyla üst düzeyde
hissettirir.
Michael
Douglas, sinema efsanesi olan bir babanın (Kirk Douglas) oğlu olarak sinema
dünyasına adım attı. Kısa zamanda oyuncu olarak yer bulduğu bu arenada,
ne tesadüftür ki babasının haklarına sahip olduğu "Guguk Kuşu"nu ondan
satın alarak, filmi hayata geçirdi ve yapımcı olarak bir Oscar sahibi
oldu. Böylece Hollywood'da yerini bir hayli sağlamlaştırdı. Belki de elde
ettiği bu güç, onu babasının gölgesinden sıyırıp daha da güçlendirdi.
80'lerde Kathleen Turner'la başrolünü oynadığı, "Romancing The Stone"
ve "The Jewel Of The Nile" gibi macera filmleri onu büyük bir star haline
getirdi. Artık adı babasından bağımsız ayrı bir güç olmuştu.
Bu
güç, fiziksel özelliklerinin de etkisiyle onu zengin adam rolleri için
biçilmiş kaftan haline getirdi. 1987 yılında Adrian Lyne'ın yönettiği
"Fatal Attraction-Öldüren Cazibe"de dengesiz Glenn Close'la yaşadığı
bir gecelik ilişki sonrası hayatı alt üst olan ve ailesi yıkılma noktasına
gelen bir yuppie'ye hayat verdi. Ailesinin değerini yitirme noktasına
geldiğinde anlayan ve hem karısı hem de çocuğuyla mesafesini kırmak için
yoğun bir çaba harcayan Dan Galleger rolünde harikalar yaratıyordu. Baba
olarak çocuğuna olan ilgisi, ancak başına bir felaket gelip onu kaybetme
tehlikesi ortaya çıktığında artıyordu. Yine aynı yıl rol aldığı "Wall
Street - Borsa"da canlardırdığı acımasız borsa simsarı Gordon Gekko rolünde
o kadar başarılıydı ki hem Oscar aldı hem de tüm seyircilerde karaktere
verdiği 'soğuk duruş' sayesinde korku yarattı. Adeta duyguları olmayan,
buz gibi bakışlarıyla herkesi delip geçen ve "Greed is good- Hırs iyidir"
felsefesiyle hareket eden, gözünü para bürümüş borsa simsarı rolüne kattığı
yorum o kadar üzerine oturdu ki, Michael Douglas denilince akla gelen
hep bu karakter oldu bir dönem. Nerdeyse karakterin duruşu, mesafeler
ötesiydi ve Douglas bunu seyirciye mükemmel aktardı.
80'leri
aynı zamanda çok yakın dost olduğu Danny De Vito'nun yönettiği "War
Of The Roses - Güllerin Savaşı"yla kapattı. Evlilik üzerine yapılan
bu kara komedide Douglas; karısını anlamaktan uzak, sadece işini düşünen
hırslı avukat rolünde her zamanki mesafeli yorumuna bu sefer ironi de
katıyordu. Çocukları ufakken onlarla ilgilenmek yerine işine yoğunlaşmayı
tercih eden Rose karakteri, çocuklarına sevgisini ancak eşiyle ayrıldığında
gösteriyordu.
90'ların
ilk yarısında rol aldığı "Basic Instinct - Temel İçgüdü" ve "Disclosure
- Taciz" nedeniyle bir dönem hakkında seks tedavisi görüyor söylentileri
çıkarıldı. Her iki filmde de canlardığı karakterlerin, fettan kadınlar
(Sharon Stone ve Demi Moore) yüzünden hayatı kararıyordu. "Taciz"de yine
ailesini geri kazanmak için çaba harcıyordu. Bu sefer sistem tarafından
baskı altına alınan bireyin sıkıntısını yansıttı. Yaptığı hata nedeniyle
karmaşaya dönüşen ilişkilerini tekrar yoluna koymak için çabalayan karakterleri,
bu sayede Michael Douglas'la cisimleşen mesafeyi kırmaya çalışırlar. Hem
etrafa hem de hayata karşı… "Falling Down - Sonun Başlangıcı"nda saçlarının
biçiminden, giyimine kadar tamamen sıradan bir Amerikalının (D-Fens),
sadece evine gitmek isterken nasıl yavaş yavaş zıvanadan çıktığını gösterdi.
D-Fens'in tek amacı kızının doğumgününe gitmektir ama tüm herşey bunu
engeller. Mesafeyi kırmak için çabalar ama başaramaz.
"The
Game - Oyun"un başkarakteri olan yalnız, zengin ve güçlü adam Nicholas
Von Orton için Michael Douglas'dan daha uygunu olmazdı. Kendi yarattığı
bir kalede yaşayan ve hayata en uzak yerde duran bu kişinin dramını, dönüşümünü
Douglas incelikle yorumladı. Canlandırdığı karakterler arasında mesafenin
en ön planda olduğu ve bunun çok net kırıldığı kişilik Nicholas Von Orton'du.
Michael
Douglas'ı en son sinemalarımızda uyuşturucuya karşı savaşan komisyonun
başındaki yargıcı canlardığı "Traffic - Trafik"te izledik. Uyuşturucuya
karşı savaş açan yargıcın dramı ise kızının uyuşturucu bağımlısı haline
gelmesinde yatıyordu. Douglas'ın karakteri yine en yakınlarına bile bu
kadar uzakta olduğu için kızının durumunu geç farkediyordu. Fakat büyük
bir güçle de kızını kurtarmak için savaşmaya başlıyordu. Douglas'ın
karakterleri hayatla mesafeli de olsalar, bunu bir şekilde farkettiklerinde
güçleriyle bu mesafeyi kapamaya çalışıyorlar.
Catherine Zeta-Jones'dan olan son çocuğuyla ilgili olarak, "ilk çocuğumda
iyi bir baba değildim ama bu sefer fırsatı kaçırmayacağım" diyor Douglas.
Zaten oynadığı tipler de değişmeye başlıyor artık. "Wonder Boys"da dahi
çocuğa yardımcı olan hoca rolündeydi. Kim bilir belki de bir süre sonra
Michael Douglas denilince sıcak, içten, iyi aile babası olan karakterler
gelir akla…
Filmografisi
Don't
Say a Word (2002)
One Night at McCool's
- Onunla Bir Gece (2001)
Traffic - Trafik (2000)
Wonder Boys (2000)
A Perfect Murder - Kusursuz Cinayet (1998)
The Game - Oyun (1997)
The Ghost and the Darkness - Hayalet ve Karanlık (1996)
The
American President - Amerikan Başkanı (1995)
Disclosure - Taciz (1994)
Falling Down - Sonun Başlangıcı (1993)
Basic Instinct - Temel İçgüdü (1992)
Shining Through - Karanlığın Ötesi (1992)
Black Rain - Kara Yağmur (1989)
The War of the Roses - Güllerin Savaşı (1989)
Wall Street - Borsa (1987)
Fatal Attraction - Öldüren Cazibe (1987)
A Chorus Line (1985)
The Jewel of the Nile - Nil'in İncisi (1985)
Romancing
the Stone (1984)
The Star Chamber (1983)
It's My Turn (1980)
Running (1979)
The China Syndrome (1979)
Coma (1978)
Napoleon and Samantha (1972)
San
Francisco Sokakları (1972-76) TV Dizisi
Summertree (1971)
Adam at 6 A.M. (1970)
Hail, Hero! (1969)
Where's Jack? (1969)
Michael Douglas ile ilgili benim de söyleyeceklerim var diyorsanız, söz
sizin...
|