| |
|
|
|
William
Powell
Sararmış Fotoğraflarda Hala Yaşayan Centilmen
"Yaptığım hiç bir işi William Powell ile yaptığım çalışmalardan daha
zevk verici bulmadım. Harika bir aktör, arkadaş ve gerçek bir centilmendi"
Sahnelerin,
sessiz ve siyah-beyaz filmlerin güvenilen karizmatik oyuncusu William Powell
29 Temmuz 1892'de Pittsburg Pennsylvania'da dünyaya geldi. Derler ya, "oyuncu
olunmaz doğulur" diye, işte burada da böyle başlar hikaye. Muhasebeci olan
babası ve alaylı bir müzisyen olan annesinin tiyatro ve oyunculukla hiç
ilişkileri olmamıştı. Ailenin tek çocuğu olan William Horatio Powell babasının
bütün israrına rağmen liseden sonra tiyatro eğitimi almak için gayret sarfetmekten
geri kalmaz. Hukuk eğitimi görmesini isteyen babası onun tiyatro eğitimi
masraflarını karşılamaya yanaşmayınca, teyzesinin hamiliğinde New York'daki
Amerikan Drama Sanatları Akademisine kayıt olur.
Elbette baba Powell oğlunun bir gün zamanının en çok kazanan aktörlerinden
biri olacağını bilemezdi; William'ın 1940'da oyunculuktan kazandığı parayla
anne-babasına Hollywood'da lüks bir ev alacağını, babasını da menajer yapacağını
aklının ucundan dahi geçiremezdi.
1912'de
okuldan mezun olan Powell ilk yıllarında vodvillerde ve kumpanyalarda iş
bulur. Ama Hollywood'da görünmeye başlaması tam 10 senesini alacaktır. İlk
filmi "Sherlock Holmes"tür ve Powell 30 yaşındadır. İlk önemli çıkışını
ise "The Last Command" filmindeki yönetmen tiplemesiyle yapacaktır.
Sinema tarihinin ilk Oscar'ının da bu filmin başrol oyuncusu Emil Jannings'e
verildiği dikkate alınacak olursa çıkışının önemi daha iyi anlaşılır.
Her
türlü rolün altından başarıyla kalkabilen Powell siyah-beyaz perdede kimi
zaman dedektif rollerinde kimi zaman ise sevimli gangster tiplemeleriyle
gözüktü. Özellikle Philo Vance ve Nick Charles gibi dedektif tiplemeleri
Büyük Buhran yıllarında Amerikan izleyicisini sinema salonlarına çeken en
önemli etkenler arasında gösteriliyordu. Kanun adamı ve kanunsuz adam
arasındaki bu ustalıkla yapılan gel-git hamleleri otuzlu yılların izleyicilerinin
onu bazen tıpkı "One Way Passage"da olduğu gibi hasta bir kızı sevdiği için
kaçtığı halde teslim olan müebbete mahkum bir suçlu, bazen de "Manhattan
Melodrama"da olduğu gibi en yakın arkadaşını idama göndermek zorunda kalan
bir hukuk adamını oynarken izlemesi gibi görsel bir zenginliği sunuyordu.
Bu her türlü rolün altından başarıyla kalkabilme yeteneği daha sonraları
sinemada aynı fonksiyonu üstlenen Robert Duvall ve Sir Alec Guinness gibi
her mevsimin adamı oyuncuların ortaya çıkmasının da önünü açmıştır.
Ancak
ailenin tek çocuğu olarak büyüyen bu adam sinemada takım oyunun da en güzel
örneklerinin de ortaya konmasında büyük özen gösterecektir. Özellikle
Myrna Loy ile birlikte çevirdiği 13 yıl boyunca devam eden "The Thin Man"
serisi büyük sükse yapmıştır. Tek farkları bu seride onlara eşlik eden
1930'ların en meşhur köpeklerinden Astra'nın da yanlarında olmasıydı. Bu
dizi daha sonra başrolünü Robert Wagner-Stephanie Powers'ın oynadığı "Hart-To-Hart
- Teklike Çemberi"nin de bir nevi prototipi gibiydi.
1930'lu
ve '40'lı yılların önemli film prodüksiyonlarının ve projelerinin aranılan
ismi olan William Powell yıllar sonra yeniden uyarlanan ve uyarlanması muhtemel
olan yapıt ve karakterlere de hayat vermiştir. Bunlardan ilk akla geleni
Ziegfeld gibi revü ve kumpanya sahibi zengin bir işadamı rolüdür. Bir diğeri
ise "Uşağım Godfrey"de canlandırdığı zevk için uşaklık yapan çılgın bir
zengin rolüdür. Ziegfeld o kadar tutmuştur ki Vincente Minelli'nin yönettiği
"Ziegfeld Follies"de aynı rolü oynamıştır.
En
son çevirdiği iki önemli film 1947 yapımı "Life With Father" ile 1955 yapımı
"Mr. Roberts"dır. Elizabeth Taylor'ın babasını oynadığı "Life With Father"da
akılda kalan en önemli ayrıntı ise yıllar sonra vaftiz olmak zorunda kalan
ve bundan dolayı hiddetlenen bir babayı oynamasıydı. Bu iki filmde de yaşlı,
müşfik ve sevimli adam rollerini başarıyla oynar.
"The
Senator Was Indiscreet-Büyüklük Deliliği"nde başkan olmaya kararlı çılgın
bir politikacıyı, Mr. Peabody and the Mermaid-Denizkızı'nda bir denizkızıyla
ilişki yaşadığını hayal eden bunalmış bir kocayı, "Dancing in the Dark-Şahane
Dans"ta yıllar sonra yönetmen olarak dönüş yapan ünlü bir sessiz film yıldızını
oynadı. "The Girl Who Had Everything-Şımarık Kız"da Elizabeth Taylor'un
avukat babasını, "How to Marry a Millionaire- Milyoner Avcıları"nda Marilyn
Monroe'nun yaşlı milyoner 'daddy' sini canlandırdı.
Powell,
bir zamanların ideal genç erkek figürü gibi, ideal baba rollerini de canlandırmıştı.
Amerikalılar onu öylesine seviyorlardı ki, çoğu önemli olmayan bu filmlerdeki
varlığı ile seyirci çekiyordu. Ama sağlığının giderek bozulması artık çalışmasına
imkan bırakmadı. 1955 yılında John Ford'un hatırı için katıldığı "Mr. Roberts-Belalı
Kaptan" filminde, bir savaş gemisinin doktorunu oynadı. Öylesine sıcak ve
insancıl bir oyun verdi ki, onca ünlü oyuncuya karşın, film onsuz olmaz
gibi durdu. Bu filmden sonra, 1984'te 92 yaşında ölümüne dek sinemadan uzak
yaşayacağı köşesine çekildi.
Powell,
üç kez en iyi erkek oyuncu Oscar'ına aday oldu: "The Thin Man - Hayal Adam",
"My Man Godfrey - Bulunmaz Uşak" ve "Life With Father - Baba Evinde Hayat"
filmleriyle. Ama ödülü alamadı. 1930'ların iki unutulmaz sarışınıyla
ilişkisi olmuştu: Carole Lombard'la evlenip ayrılmış, Jean Horlow'la ise
erken ölümünün eşiğinde evleneceğini açıklamıştı. Üç tane evlilik yapmıştı;
ölene kadar evli kaldığı Diana Lewis ile evlendiklerinde birbirlerini sadece
6 haftadır tanıyorlardı.
1984 yılında ölümünden hemen önce yayınlanan biyografisi "William Powell,
Centilmen" adını taşıyordu. Nitekim sinema tarihçisi Leslie Halliwell de
ona olan sempatisinin nedenini şöyle açıklıyor: "Kibar yakışıklılığını tüm
30'lu yıllara yaydığı ve bir smokinin içinde bile son derece rahat durabildiği
için."
Diğer Tanıdık
Yüzler için tıklayınız...
|
|
|
|